18 Ekim 2011

İki kaleci, bir kırmızı kart ve Fenerbahçe!

Mert Nobre'den başlayalım....

Yokluğunu dün çok hissettik.Maçtan önce, oynamayacak haberini aldığımda, taktiksel bir hamle diye düşünmüştüm fakat sakatlığı ciddiydi ve 2 hafta forma giyemeyecekti.Yerine Amoah oynar diye düşünmüştük ama Nurullah Hoca, daha iyi tanıdığı Beto'yu sürmüştü sahaya...

Maça dönecek olursak...

İstatistikler Mersin İdman Yurdu'nun daha çok topa sahip olduğu yönünde.(Mersin %53, Fenerbahçe %47).Pozisyonlarda ise topa daha az sahip olan takım Fenerbahçe'nin bariz üstünlüğü söz konusu.(Mersin 2, Fenerbahçe 10) Ayrıca sahada birden fazla kaleci bulunduran takımda Fenerbahçe idi ve bunuda ayrıca dipnot etmek gerek.(Bekir İrtegün'ün ceza sahası içinde topu eliyle kesmesi...)

İ.B. Belediyespor, Antalyaspor ve Fenerbahçe ( belki bunlara iki sezondur Kayserispor'u ekleyebiliriz ) ligimizin son sezonlarda sistem üzerine kurulmuş ve saat gibi işleyen takımları.(Antalyaspor zaman zaman istikrarsızlık yaşasa da son 3,5 sezondur aynı teknik adam ve aynı iskelet kadroyla yarışıyorlar.)
Rakibimiz 2003 yılında kabuk değiştirerek yıldız oyuncuya bağlı bireysel futboldan, daha çok takım oyuncusu tercihiyle, sistemli futbola geçiş yaptı.Ülkemizde çok beğenilmeyen ve çok eleştirilen Daum'un kurduğu bu sistem zaman zaman değişikliğe uğrasa da hala işlevliğini koruyor.Bu sistemle Fenerbahçe 4 şampiyonluk 2 ikincilik birde 4.lük kazandı.

Peki neydi bu sistem...

Birbirini tamamlayan dörtlü savunma, iki sağlam ön libero ve bir 10 numara ( Alex ve diğerleri olarak tanımlayabiliriz.) bir santrafor.

Dün de aynı dizilişle sahadaydılar.Deplasmanda 12 maçtır yenilmiyorlardı ve kazanmaya çok alışmışlardı.Zaten sahada da rahatlıkları hemen gözüme çarpmıştı.Bizim takımın kalecileride onlara çalışınca tam oldu.Kimseyi hedef göstermek niyetinde değilim de lakin Hakan Arıkan bu ligin kalecisi değil.Hele Mersin İdman Yurdu'nun hiç değil.Dün de rakibin ekmeğine yağ sürdü resmen.Erken gelen golün rahatlığını yağan yağmur bozdu da biraz rahatladık.Yağmur olmasa belki ilk yarı 3 faklı skoru yakalayabilirlerdi.Artık sayısını hatırlamıyorum kaçıncı Hakan Arıkan faciası yaşardık bilemiyorum.Bizler tribünde ölüyoruz sahada ki arkadaşları O'na nasıl güveniyor acaba!

İlk yarıyı yağmurdan önce ve yağmurdan sonra diye ikiye ayırabiliriz.Maça kontrollü başladık ama henüz 4. dakikada yediğimiz gol planlarımızı bozdu.Hemen arkasına yağan yağmur ve saha avantajını kullanarak rakibe baskı kurduk.Pozisyonlarda bulduk ama golle sonuçlandıramadık.Beto gol atmasına rağmen hava toplarında çok etkili olamadı.Birde Nduka ile çok fazla oynamaması burda etkiliydi.Nobre rakip defans oyuncularını çok yıpratan ve arkadan gelen arkadaşlarına boş alan yaratan bir oyuncu.Dün bunu Beto ile gerçekleştiremedik.

İkinci yarıya Hakan Arıkan'ın sakatlanmasından dolayı mecburi iki değişiklikle başladık.Burda Ben Yahia tercihi değilde Moritz tercihi olsa sanırım kırmızı kart olmazdı.Orta sahada, pek görünmese de, Ben Yahia çok iyi alan daraltıyor ve rakibi bozuyor.O çıkınca Emre o bölgeyi daha çok parselledi.Nihayetinde de gereksiz yapılan bir faulden sonra İ.Kaş'ta ikinci sarıdan kırmızıyı gördü.10 kişi kalmamıza rağmen, taraftarında bitmeyen desteğiyle karşı alanda daha çok oynadık.Bal yapamasak ta mücadele azmimiz yeterliydi.Kalemizde de pozisyonlar versek te, Joseph Boum'un 2 değil 3 kişilik oyunu sayesinde olası bir 3. golü önledik.Uzatmalarda rakibinde maç bitti havasına bürünmesiyle golü bulduk ama yeterli olmadı.

Her şeye rağmen mücadele gücü yüksek ve çok güzel bir yağmur altında zevkli bir maç izledik.Fenerbahçe kadro kalitesiyle zaten bizden bir adım öndeydi ve bu avantajını da iyi kullandı.Dikkatli olsak bizimde puan çıkarabileceğimiz bir maçtı.Olmadı.Önümüzdeki hafta Beşiktaş maçının önemi artık iki kat daha arttı.Bu iki İstanbul büyüğünden birini yenmemiz moral motivasyon yönünden son derece önemliydi.İlk ayağı kaybettik fakat ikinci ayakta bu mücadele ve azimle oynadığımız taktirde kazanmamız sürpriz sayılmaz.Bununda avantajını ikinci yarı maçlarında daha iyi anlarız.

Son bir mesele daha var.Onuda söz etmeden geçmek istemedim.Evet bu şehir 29 senedir bir özlem içerisindeydi.Bu hasretlik döneminde şehrimiz insanlarının gönülü, 4 büyüklere kaymış durumda.Bir yere kadar anlayabiliriz.Fakat bu şehrin ekmeğini yiyip havasını soluyan insanlar, rakibimizi karşılamak için değilde destek olmak için kalkıp Adana'ya kadar gitmeleri ve hemde aileleriyle birlikte bunu yapmaları bizim adımıza üzücü bir durumdu.Evet misafirperverliğimizi gösterelim ama bu şehirde yaşıyorsak bu şehrin takımına destek olalım...

1 yorum:

Anonymous dedi ki...

Fenerbahçe'nin yıllardır işleyen tek sistemi var: Hakemler + Şans + Basın + Federasyon..