18 Kasım 2011

Milli Takımımız & Abdullah Avcı / Maksimir Stadı'nın tesiri!

Maksimir Stadı tarihi bir stad ve sadece futbol oynanmadı orda.

Mesela Hırvatların bağımsızlık ateşini yakan tekme orda atıldı.

Mesela Hırvatların aykırı çocuğu Dpric eski playboy güzeli karısıyla İngiltere maçı öncesinde orda sevişti.

Peki bize bu stadın tesiri ne?Bana öyle geliyor ki bu stadı bizim bazı milli oyuncularımız asla unutmayacaklar.Kim mi?

Mesela Ömer Toprak...
İlk Milli maçına bu stadda çıktı.İlk defa oynadığı arkadaşlarıyla uyumu sayesinde harika bir performans gösterdi.Belki çok erken konuşuyoruz ama uzun zamandır aradığımız bir stopere sahip olmamamız çok yakındır.Gerçekten O'nu izlerken gurur duydum.Sadece Ömer'le değil, İsmail ile, Sinan ile...Bu stadda gösterdikleri performans ile belkide Ayyıldızlı formanın müdavimi olacaklardır.Şimdilik zamana bırakalım.

O maç geride kaldı ve şampiyona biletini alamadık.Hiddink'ide kibarca kovduk.Daha evvel Terim'i kovduğumuz gibi, Güneş'i kovduğumuz gibi, Yanal'ı kovduğumuz gibi.Dün atılan bu imzaya en çok karşı gelenlerden biride bendim sanırım.Abdullah Avcı'nın Milli Takım için erken olduğunu hatta Hiddink'in gönderilmemesi gerektiğini düşünüyordum.Artık düşüncelerimin bir önemi kalmadı.

Abdullah Avcı'yı istememe nedenimi daha önceki yazımda kısaca anlatmıştım.Saha dışı faktörler, sürekli karşısına çıkacak ve yıpranmaması gereken bir isim olan Avcı, belki de bir daha Türk Futboluna hizmet edemeyecekti.Ben O'nu hep İBB ile oynadığı güzel futbol ve U17 ile yakaladığı başarılarla hatırlamak istiyordum ama olmadı.Bu görevide kendisi istedi.Umarım hayırlısı olur her iki tarafada.

Şimdi artık düşüncelerimizi bir kenara bırakıp yeni bir heyecanın içerisindeyiz.Rövanş maçında Zagreb'te oyuncularımızın performansı gerçekten iyiydi.Tabi rakibimizinde ilk maçta yakaladığı skor avantajı, maça direk etki etti.Her şeye rağmen o maçtan sonra ümitlenmemek elde değil.Artık değişimde başladığına göre önümüze nasıl bakarız onu tartışmalıyız.

Şimdi balık baştan kokar dedik ve en baştan itibaren değişime başladık.Her ne olursa olsun Avcı'ya sürekli destek olmamız gerekiyor.Basına, medyaya, spor adamları ve yöneticilere büyük iş düşüyor.Avcı'yı av olarak görmemeliler, tercihlerine saygı duymalılar.Nihayetinde Abdullah Avcı'nın genç milli takımlarda belli bir kariyeri var ve oyuncu tercihleride bu yönde olacaktır.

Oyuncu havuzumuz çok geniş değil tartışmalarına katılmıyorum ama oyuncularımızın profesyonellik anlayışının Avrupalı meslektaşlarının gerisinde olduğu düşüncesinde hemfikirim.Bunun en bariz örneği, Hırvatlarla oynanan iki maçta gördüğümüz sarı kartlardır.Kim ne pahasına olursa olsun hem rakibine, hem takım arkadaşına hem de taraftarlara karşı saygılı olmak zorundadır.Kimse kendisini Milli Takım forması altındayken vazgeçilmez sanmamalı.Oynadığı kulübün başkanının ve yönetiminin desteğini arkasına alarak kabadayılık yapmamalı.

Şimdi artık geriye bakmayı bırakıp biraz da önümüze bakmalıyız.Gelecek milli takımımız nasıl olur diye bir beyin fırtınası yapalım istedim.Önce kalemizden başlayalım.Volkan Demirel bir kaleci için yaşının genç (29) olmasına rağmen yaşadığı ve yaşattığı sıkıntılardan dolayı milli formadan biraz olsun uzaklaştırılmalı.Arkasından çok yetenekli kalecilerimiz geliyor ki şu anda gerçekten çok formdalar.Tolga Zengin, Onur Recep Kıvrak, Sinan Bolat, Cenk Gönen, İlker Avcıbay, Özkan Karabulut gibi ligimizde de sürekli oynayan geniş bir kaleci havuzumuz mevcut.İçlerinden ben son zamanlarda gösterdiği performansla Tolga, Sinan ve İlker Avcıbay'ı çok beğeniyorum.Özellikle İlker Avcıbay bana göre devamlılığıyla bir şansı hak edenlerden.Kaleci konusunda artık İstanbul dışına çıkılmalı diye düşünüyorum.

Defans hattımızda stoperde de yeni yüzler görmek isteyenlerdenim.Sürekli sakatlıklarla boğuşan Gökhan Zan ve sürekli tartışılan bir Servet Çetin'de dinlendirilmeli.İbrahim Toraman hiç düşünülmemeli.Bu bölgede Ömer Toprak'ın bizi tercih etmesi büyük avantaj.Vizyonu ve oyun görüşü bakımından formayı ilk hak edenlerden.Yanında ''Serdar Aziz'' gibi mücadeleci ve devamlılığı iyi olan hava toplarında etkili bir isim harika olur.Egemen,Giray ve geriden gelen Semih Kaya, Serdar Kesimal, Aykut Demir, Ersan Gülüm'de bu mevkide diğer alternatifler olarak görülebilir.

Defans hattımızda beklerde ise çok alternatifler mevcut değil.Burda bir yenilenme zor görünmekte.Mevcut sağ beklerimiz Gökhan Gönül, Sabri, Serkan Balcı.Bu isimlere alternatif olarak belki G.Birliği'nden Mahmut Boz'u ekleyebiliriz.Sol bekte de aynı alternatifsizlik söz konusu.Mevcut isimler; Hakan Balta ve zaman zaman İsmail Köybaşı.Bu iki isime alternatif Çağlar Birinci, Hasan Ali Kaldırım ve Musa Nizam düşünülebilir.Bana göre Hakan Balta ve Çağlar bu bölgede ilk tercih olmamalı.Kayserili Hasan Ali geçen sezon 34 maçta 33 kez forma giydi.İsmail ve Hasan Ali bu bölgede ilk düşünülmesi gereken isimler olmalı.Buraya son isim ise Sivaslı Ziya olabilir ama çok zor bir ihtimal olur.

Orta saha ise alternatifi çok bol olan bölgemiz konumunda.Göbekte, Mehmet Topal, Selçuk İnan, Nuri Şahin, Tunay Torun, Necip Uysal, Alper Potuk, Yekta Kurtuluş, Yiğit İncedemir, Okay Yokuşlu gibi say say bitmez bir madenimiz var.Tabi hepsi işlenmiş ve hazır oyuncular değil ama işlendiği taktirde hepsi birer mücevher olacaklardır.Kanatlarda ise Gökhan Töre, Hamit Altıntop, Caner Erkin, Kazım Kazım, Olcan Adın, Arda Turan, Ömer Şişmanoğlu, Mehmet Ekici, Yiğit Gökoğlan gibi önemli isimler mevcut.Bu isimlerden Kazım ilk tercih olmamalı bana göre.İyi bir yedek olarak düşünülebilir.Hamit ise mental olarak bir çöküntü sürecine girmiş gibi.İyi bir rehabiliteden sonra düşünülmeli.Keza Arda'da yıldız statüsünü erken kazananlardan.Son zamanlarda ki davranışları biraz tepki çekti.Dikkati çekilmeli.

Forvet hattımızda da bolluk söz konusu ama varlık içinde yokluk mücadelesi veriyoruz.Hiddink dönemindeki aslındaki en büyük sorunumuz gol atamamaktı.Bunu Avcı ile acil çözmemiz gerekli.Bu bölgedeki isimlere gelecek olursak formayı en çok hakeden isim olan Burak yine ilk tercih olmalı.Mevlüt Erdinç takıma Fransız kalmamalı.Mevlüt hali hazırda en potansiyel sahibi isimlerden.Cenk Tosun'u yavaş yavaş takıma hazırlamalı.Formsuzluğu var ama kalitesi ve kumaşı ortada olan bir isim.Diğer alternatifler ise Umut Bulut, Sercan Yıldırım, Semih Şentürk, Mustafa Pektemek, Hurşut Meriç gibi düşünülebilir.Bu isimlere de sabırla beklenen süreler verilmeli.

Genel olarak bakıldığında eski ve yeni isimler olarak bu oyuncularımızı sayabiliriz.Tabi burda benim gözden kaçırdığım isimler olabilir.Bana göre milli takım havuzundaki oyuncu sayısı 40 ile sınırlandırılmalı.Zaten çok sık oynamadıkları için tam takım olamamanın verdiği sıkıntılar mevcut.Birde bu sıkıntıya sürekli değişen isimleri eklersek asla takım olamayız.İyisiyle kötüsüyle Hiddink dönemi bitti ve artık önümüze bakmalıyız.Eskiden şikayet ettiğimiz bir konu olan, oyuncularımızın takımlarında oynamadığı sıkıntısıda artık geride kalmış gibi.Mevcut genç oyuncularımız takımlarında sürekli oynayan isimler.Yani bahanelerden biri gitmiş durumda.

Ayrıca Hiddink döneminde ki bir önemli kazancımız ise takım savunması olgusu.Bunun temelini Hollandalı bize azda olsa öğretti.İlerleyen dönemlerde bunun meyvesini yiyeceğimizi düşünüyorum.Avrupadaki gurbetçilerimizde ise önemli atılımlar yaparak kendi safımıza çekmiş durumdayız ki buda bir başka olumlu gelişme.Burda ne kadar eleştirsek te Hiddink'in hakkını vermeliyiz.Şimdi sıkıntılarımızı bir kenara bırakıp yeni oluşuma destek vermeliyiz.Tabi bu oluşumun hayalini sadece biz kurmuyoruz.Eminim ki Abdullah Avcı'da bir değişimi düşünüyordur.Zaten onun için bu göreve getirildi.Umarım bu uğurda ''AV'' olmazda soyadı gibi  ''AVCI'' bir takım yaratır.Şimdiden sonsuz başarılar temennisi ile...

2 yorum:

Anonymous dedi ki...

Ellerine sağlık güzel yazmışsın ama şu dahi anlamındaki "de"leri de ayrı yazsaydın keşke...

Hasan Doğan dedi ki...

eyv. teşekkürler...