12 Kasım 2011

Rüya Bitti / Türkiye : 0 - Hırvatistan : 3


2000 Yılı'nda Galatasaray'ın muhteşem çıkışı ile kazandığı bir Uefa Kupası, bir Süper Kupa ve Ş.Ligi Çeyrek Finali, Galatasaray'ın başarılarındaki temeli oluşturan o iskelet kadroyla Milli Takım'ın Dünya 3.lüğü, bizleri dev aynasında görmeye sevk etti.Kendimizi bir anda Brezilya'yla, İtalya'yla, Almanya'yla, Hollanda'yla aynı klasmanda gördük.Böbürlendik.Dünya ya kafa tutmaya başladık.

Daimi olmayan başarılar bazen tesadüflerden ibarettir.Yakaladığımız bir jenerasyonun aldığı başarılar maalesef futbolumuzu ileri götürmedi.Belki futbolumuza çağ atlattı, ama bu sadece ekonomik düzeyde kaldı.Galatasaray, aldığı Uefa Kupası'nın gölgesinde kaldı.Bugün hala 2000 ruhunu arıyorlar.Üzerinden 11 sene geçmiş ama hala o evreyi bir türlü atlatamadılar.Yaptıkları mucizevi bir işti kabul ediyorum ama öncesinde Ş.Ligi'nde çokta başarılı olamadılar.

Alınan Uefa ve Süper Kupa haricinde kulüp düzeyinde, Şampiyonlar Ligi'nde iki defa çeyrek final yaşadık.Aslında 1993 Akdeniz Oyunları Şampiyonluğu sonrası Euro 96'ya katılmamızla beraber iyi bir ivme yakaladık.Belki aradaki Fransa 98'e katılamadık ama Euro 2000'deki çeyrek final ve ardından 2002 Dünya 3.lüğü, futbolumuz adına gerçekten iyi gelişmelerdi ama sonraki geçiş dönemindeki kabuk değişimini sağlam yapamadık.Kulüp düzeyinde kazanılan Avrupa Kupası ve Milli Takımın 3.lüğü bizleri ileri götürmedi maalesef.2002'ye kadar kazanılan başarılar sayesinde klasman sıralarımız uzun süre yukarıda kaldı.Meyvesini yedik ve bitirdik.

2002'ye kadarki kazandığımız başarılar sayesinde rüyalar alemine iyice dalmaya başlamışken bir anda Letonya kabusunu gördük.2004 Avrupa Şampiyonası'na kesin katılmışız gibi bir anda şampiyonuz havasına girdiğimiz bir anda .Letonya sağ olsun bizi uyandırdı.2002 Kore-Japonya sonrası katıldığımız turnuva Euro 2008 olabildi.Arada kaçırdığımız iki turnuva bile bizi toparlayamadı.Bu arada kulüp düzeyinde de, Avrupa'da çok varlık gösteremedik.Sadece Fenerbahçe'nin istikrarlı bir şekilde üzerinde durduğu kadroyla, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final başarımız var.2008'deki Şampiyonadaki 3.lüğümüzüde Fenerbahçe'nin oluşturduğu iskelet kadroya borçluyuz.

Bunları neden anlatıyorum.Zaten hemen herkes bunları biliyor diyeceksiniz.Haklısınız ama biz geçmişimizi çabuk unutuyoruz.8-0'lık şerefli mağlubiyetlerimizi unutup kendimizi dev aynasında gördük.3.lükler bizi kör etti.Uefa Kupası bizi kör etti.Dönemlik başarılar bizi kör etti.Kimse taşın altına elini koyma zahmetine girmedi.Biz takım olarak başarı yakaladık.Dualarla ya da teknik adamlarımızın motivasyonu ile.Haydi aslanım, haydi koçum, biz Türk'üz yapabiliriz, biz Kurtuluş Savaşından çıkmış bir milletiz gibi motive edici ( birazda gaz verici ) ateşlemelerle kazandık.Futbolumuzla değil.İki maç üst üste aynı futbolu oynayamadan kazandık.

Dün oynadığımız maçta ise tam dört kez santra yaptık.İki defa ilk yarıda, iki defada ikinci yarıda.Adamlar az ve öz oynadılar.Maç boyunca topa sahip oldukları dakika %37 ama toplam yaptıkları santra bir.Oda maçın başlama vuruşunu yapmaları gerektiğinden.Bizim topa sahip olma oranımız ise %63.Yani topa sahip olmak bir şey ifade etmiyor.Önemli olan takım oyununu sahaya yansıtmak.Dünkü maçın özeti; Hırvatlar takımdı biz ise yokları oynadık.Tamam maçın henüz 2. dakikası olmadan kalemizde golü gördük.Belki o kadar erken yemeseydik maçın gidişatı farklı olabilirdi ama nereye kadar.Sürekli değişen kadromuzla ya da takım olamamızla nereye kadar gidebilirdik ki?

Şimdi ne olacak.3-0 gibi net bir skor var ortada.Yani havlu attık.Bu başarısızlık bir kelle ister arkadaş.Hiddink gidecek o zaman.Peki kim gelecek.Gerçi kim gelirse gelsin.2002 üçünlüğü sonrası 2 turnuva kaçırdık 2008 Avrupa Şampiyonası'na katıldık.2008 üçüncülüğü sonrası da 2 turnuva kaçırmış olacağız.Yani 2014 Dünya Kupası'ndaki yerimiz garanti.O zaman teknik direktöre ne gerek var ki.Yok ya teknik adamsız olmaz.Ee kim gelsin Yılmaz Vural gelsin en iyisi.Adamcağız gözü açık gidecek yoksa.Bir Milli Takımı çalıştırmadığı kalmıştı.Kırmayalım adamı ölmeden bir de Milli Takım eklesin geniş kariyerine.

İkinci maçta da yenileceğimiz kesin gibi.Tamamen elendiğimizde ''malum isimler'' başlayacaklar yine...Alt yapımız yok, üst yapımız yok falan filan.Mecliste Hiddink ne kadar alıyor önergesi verilecek.Belki de Hiddink vatan haini ilan edilecek.Hep diyoruz ya kimse aldırmıyor.Kimse sorunun kaynağına inmiyor.Sorunları dile getiriyoruz ama bir türlü çözüm üretemiyoruz.Biz ikincil Dünya ülkesiyiz ki en önemlisi bu ve bunu unutuyoruz.Kendimizi Almanya ve ya İspanya ile kıyaslamayalım.Bizim rakiplerimiz belli.Her turnuvaya katılıyormuşuz gibi kendimizi dev aynasında görmeyelim artık.Letonya bir önceki rüyamızı bitirdi ama tam uyanamadık bari Hırvatların dürtmesiyle uyanalım.

Hiddink gider, bir başkası gelir.Sorun Hiddink değil.Sorun Oğuz Çetin değil.Sorun Volkan Demirel değil.Sorun Emre Belezoğlu'da değil.İstifaya çağırmak ya da ıslıklamak çare değil.Çare kirlenen futbolumuzu temizlemede.Dönemlik ya da günlük başarılar artık bizi uyutmasın...

Hiç yorum yok: