8 Ekim 2011

Türkiye : 1 - Almanya : 3 Peki sonrası?

Dünkü maç öncesi yazımızda teknik analiz yapmak yerine, maçı kazanabileceğimiz  saha dışı faktörlerin lehimize olduğunu kendimizce anlatmaya çalıştık.Saha içinde ise olayı biraz fazla abartmış olmalıyız ki maç boyunca takımımızın her taç atışında ikinci bir top sahaya atıldı.Burda maksadımız sanırım oyunu durdurarak soğutmaya çalışmaktı.Milli Takımımız'ın sahaya beraberlik için çıktığı belliydi.Rakibimiz ise liderlik ve şampiyonayı garantilemiş olsa da, bize göre daha takım olmanın avantajıyla sahada futbol oynamaya çalışan ekip  görüntüsündeydi.


Maçın hemen başında güzel bir organizasyonla golü bulabilirdik ama olmadı.Pozisyon gelişim açısından gayet güzeldi fakat oyuncularımız son vuruşu bir türlü yapamadılar.Almanlar golü atana kadar bir kaç güzel pozisyonda yakaladık ama yine başaramadık.Rakibimiz ise 3 pasla toplamda 16 saniye süren bir zaman diliminde gayet güzel bir gol attı.Golü kalemizde  gördüğümüzde henüz dakikalar 35'i gösteriyordu lakin sanki golü son dakikalarda yemişiz gibi takımda ruh kalmadı.Birden bir teslimiyet haline geçtiler.İlk yarıda sağ kanat orijinli 3 oyuncumuza birde zaman zaman Arda'nın o bölgeye kaymasıyla sol kanatta sıkıntı yaşadık.Hiddink'te bunu görmüş olmalı ki ikinci yarıda Gökhan Töre'yi oyuna alarak başladı.Tabi Hiddink'i eleştirmek haddimize değil ama orta sahada oyun zekası üst düzey olan Selçuk'un oyundan alınmasını biraz garipsedim açıkçası.
İkinci yarıda yediğimiz ikinci golde, ilk golün fotokopisi gibiydi.Yine 3 pas ama bu sefer yaklaşık 27 saniye süren bir zaman dilimi ve yine sol kanattan.Golüde attı ama sanırım Hakan Balta ile o bölgede saçlarımız epey beyazlar gibi...Ağır bir oyuncu ve ileri çıktığında geri dönmede epey sıkıntılı.Her neyse isim isim eleştireceğimiz kişi sayısı çok ama gereksiz bir analiz olur.Zaten Hamit'inde maç sonundaki röportajı takım içindeki havayı anlatır cinstendi.
Peki Hiddink'in maç bitiminden sonraki yaptığı açıklamada, ''hala dümenin başındayız'' demecine ne demeli? Dinlemeyen arkadaşlar vardır onlara tavsiyem tv de falan gördükleri anda dinlemeyip kapatsınlar.En azından sinirleri gerilmez.Sonuç olarak bir Almanya maçını da geride bıraktık.Biz Türkler zoru severiz.İpler elimizde iken gider Azerbaycan'a mağlup oluruz, göbeğimizi de bizi arka bahçesi olarak gören Almanlara kestiririz.Salı günü Almanya, Belçikayı yenecektir.Bundan şüphem yok.Olası bir play-off ufukta görünüyor bizim için.Şampiyona bileti aldığımız gün ise, Almanların alaycı bir tavırla, bak yine bizim sayemizde burdasınız anektodu ile karşılaşmak oldukça acı verecektir bize ve yurt dışında yaşayan gurbetçilerimize.Allah yardımcımız olsun!

Türkiye : 1 - Almanya : 3 Yarınlar Karanlık

Dünkü maç öncesi yazımızda teknik analiz yapmak yerine, maçı kazanabileceğimiz  saha dışı faktörlerin lehimize olduğunu kendimizce anlatmaya çalıştık.Saha içinde ise olayı biraz fazla abartmış olmalıyız ki maç boyunca takımımızın her taç atışında ikinci bir top sahaya atıldı.Burda maksadımız sanırım oyunu durdurarak soğutmaya çalışmaktı.Milli Takımımız'ın sahaya beraberlik için çıktığı belliydi.Rakibimiz ise liderlik ve şampiyonayı garantilemiş olsa da, bize göre daha takım olmanın avantajıyla sahada futbol oynamaya çalışan ekip  görüntüsündeydi.


Maçın hemen başında güzel bir organizasyonla golü bulabilirdik ama olmadı.Pozisyon gelişim açısından gayet güzeldi fakat oyuncularımız son vuruşu bir türlü yapamadılar.Almanlar golü atana kadar bir kaç güzel pozisyonda yakaladık ama yine başaramadık.Rakibimiz ise 3 pasla toplamda 16 saniye süren bir zaman diliminde gayet güzel bir gol attı.Golü kalemizde  gördüğümüzde henüz dakikalar 35'i gösteriyordu lakin sanki golü son dakikalarda yemişiz gibi takımda ruh kalmadı.Birden bir teslimiyet haline geçtiler.İlk yarıda sağ kanat orijinli 3 oyuncumuza birde zaman zaman Arda'nın o bölgeye kaymasıyla sol kanatta sıkıntı yaşadık.Hiddink'te bunu görmüş olmalı ki ikinci yarıda Gökhan Töre'yi oyuna alarak başladı.Tabi Hiddink'i eleştirmek haddimize değil ama orta sahada oyun zekası üst düzey olan Selçuk'un oyundan alınmasını biraz garipsedim açıkçası.
İkinci yarıda yediğimiz ikinci golde, ilk golün fotokopisi gibiydi.Yine 3 pas ama bu sefer yaklaşık 27 saniye süren bir zaman dilimi ve yine sol kanattan.Golüde attı ama sanırım Hakan Balta ile o bölgede saçlarımız epey beyazlar gibi...Ağır bir oyuncu ve ileri çıktığında geri dönmede epey sıkıntılı.Her neyse isim isim eleştireceğimiz kişi sayısı çok ama gereksiz bir analiz olur.Zaten Hamit'inde maç sonundaki röportajı takım içindeki havayı anlatır cinstendi.
Peki Hiddink'in maç bitiminden sonraki yaptığı açıklamada, ''hala dümenin başındayız'' demecine ne demeli? Dinlemeyen arkadaşlar vardır onlara tavsiyem tv de falan gördükleri anda dinlemeyip kapatsınlar.En azından sinirleri gerilmez.Sonuç olarak bir Almanya maçını da geride bıraktık.Biz Türkler zoru severiz.İpler elimizde iken gider Azerbaycan'a mağlup oluruz, göbeğimizi de bizi arka bahçesi olarak gören Almanlara kestiririz.Salı günü Almanya, Belçikayı yenecektir.Bundan şüphem yok.Olası bir play-off ufukta görünüyor bizim için.Şampiyona bileti aldığımız gün ise, Almanların alaycı bir tavırla, bak yine bizim sayemizde burdasınız anektodu ile karşılaşmak oldukça acı verecektir bize ve yurt dışında yaşayan gurbetçilerimize.Allah yardımcımız olsun!

7 Ekim 2011

Almanya maçı öncesi...


Bugün Avrupa Şampiyonası Eleme Gruplarındaki en önemli maçlarımızdan birine çıkacağız.İkincilik için önemli bir avantajımız söz konusu lakin her şey henüz tam olarak netleşmedi.Takım olarak da hala net değiliz.Hemen hemen her maçta farklı takım kurgusuyla çıkmamız artık enteresan gelmiyor bana.Belkide sizlere...

Neyse bunlar sonraki tarşılacak konular ki biz asıl konumuza dönelim... Büyük takımlar önemli maçlarını sadece saha içinde oynadıkları mücadele ile kazanmazlar.Bazen saha dışı faktörler devreye girer.Biz genelde maçlarımızı saha içindeki mücadelemizle kazanmayı hedeflerdik...fakat bu sefer bu kanunu devre dışı bıraktık.Saha dışı faktör olarak ilk hamle bizdendi bu defa.Almanya maçı öncesi Ömer Toprak'ın milli takım tercihi, güzel bir basın açıklamasıyla gündeme geldi.Çok manidar bir zamanda milli takım tercihini Türkiye'den yana kullandığı haberini basında çok güzel işledik.Sonra Alman yetkililerden hemen, Erdal Keser ustamızı şikâyet etme ve kendi yetiştirdikleri Türk kökenli oyuncuları, kabaca bir deyimle (okuyuculardan özür diliyorum) ayartlamakla suçlayıp, Almanların önemli gazetelerinden Bild'e (hatta türk basınında bile bu konu haber yapıldı her nedende?) bunu haber yaptırak kamuoyu oluşturmak ve bir baskı yaratmak hamlesi geldi..Nitekim Erdal Keser'den bunu yalanlayan açıklamalar geldi.Böylece Almanların bu hamlesi tutmadı.

Almanlar daha önce kaybettikleri moral avantajını da, uygulamaya koydukları  Mesut Özil projesiyle, tekrar kazanmışlardı.Hatta bu proje İlkay Gündoğan'ında Almanya  adına tercihiyle zirve yapmışken, Ömer Toprak'ın hesaba katılmayan Türkiye tercihi ve Serdar Taşçı'nın uzun zamandır milli formaya hasret kalmasının basında geniş yer bulması ile çöküş dönemine girdi.Altıntop kardeşler, Yıldıray, Nuri, Mehmet Ekici v.s gibi oyuncuları kaybetmenin verdiği sancıyla Almanlar çok önem verdikleri hatta epey yol katettikleri proje artık alehlerine işlemeye başlamıştı ki, buna acil çözüm olarak bu hafta yine  Serdar Taşçı'nın ''Almanya'nın kazanmasını isterim.'' açıklamasını biraz çarpıtarak basında işlenmesiyle yeni bir hamle yaptılar.Bu hamlede bugün Ömer Toprak'ın artık milli formayı giymesi için bir sorun kalmamasıyla çökmüş oldu.Evet Ömer için yasal hiç bir sorunumuz kalmadı.Bütün gerekli izinleri almış bulunmaktayız.Tabi son dakikada çıkabilecek bir aksilik olmassa.

Tabi bu maçta hemen Ömer'e forma vereceklerini düşünmüyorum.Guus Hiddink, daha önce hiç oynamadığı bir defans kurgusuyla bu maça çıkıp oyunu riske atmak istemeyecektir.Her ne kadar Almanlar grup birinciliğini garantilemiş olsa da bu maça önem veriyorlar.Özelliklede saha dışı faktörlerden dolayı.Mesut'uda bu maça ayrıca motive ediyorlar.Bizi, Ülkemizi her zaman arka bahçe olarak gören Almanlara karşı bu defa üstün olan taraf biziz.Her zaman onların arkasında olmanın verdiği dezavantajı, bugün alacağımız bir galibiyetle saha dışında yaptığımız hamlelerin meyvesini vermesi için taçlandırmalıyız.İngilizlerin gelmiş geçmiş en büyük yıldızlarından Gary Lineker'in ''Futbol sahada 11 kişinin oynadığı fakat Almanların kazandığı bir oyundur.'' sözünün bu defa işlemediğini Almanlara gösterme için kazanmalıyız...

5 Ekim 2011

2011-2012 Sezonu A2 Ligi Başlıyor!


A2 Futbol Ligi'nde 2011-2012 sezonu perşembe günü yapılacak maçlarla başlayacak.

Toplam 37 takımlı 4 gruptan oluşan A2 Ligi'nde bu sezon Spor Toto Süper Lig ve Bank Asya 1. Lig'de bulunan kulüplerle, başvurusu kabul edilen Ankaraspor, 01.01.1990 ile 31.12.1995 arası doğmuş profesyonel ve amatör oyuncular ile 31.12.1989 ve önceki tarihte doğmuş olan profesyonel futbolcularıyla mücadele edecek.

Ayrıca, kulüpler, A2 Ligi maçlarında futbolcu uygunluğu kriterlerine uymak şartıyla en fazla 2 yabancı futbolcu da oynatabilecek.

DÖRT BÖLGESEL GRUP
Statüsü değiştirilen A2 Ligi'nde takımlar bölgesel 4 gruba ayrıldı. Dokuz takımlı 3 grup ve 10 takımlı 1 grupta maçlar, çift devreli lig usulüne göre 18 hafta sürecek.

Ocak 2012'de tamamlanacak kademe grubu müsabakaları sonucunda, gruplarında ilk 2 sırayı alan toplam 8 takım final grubunu oluşturacak. Sıfır puandan başlayacak final grubunda maçlar, çift devreli lig usulüne göre 14 hafta sürecek.

Kademe grubu müsabakalar sonucunda, 1, 2 ve 3. gruplarda 3 ila 9., 4. grupta ise 3 ila 10. sıralar arasında yer alan takımlar, aldıkları kademe grubundaki puanlarından devam ederek çift devreli lig usulüne göre klasman grubunda yer alacak.

Final grubu ve klasman grubu müsabakalarının ardından, final grubunda ilk 4 sırayı alan takımlar bir torbada, klasman gruplarını lider tamamlayan 4 takım diğer torbada olmak üzere kura çekimi yapılacak. Bu 8 takım, A2 Ligi şampiyonu olmak için play-off maçları oynayacak. Tarafsız sahada tek maç eleme usulüne göre oynanacak çeyrek final, yarı final ve final maçları gerçekleşecek.

Bu maçlar sonucunda, kazanan takım 2011-2012 sezonu A2 Ligi Türkiye şampiyonu olacak. Yarı finalde kaybeden takımlar ise 3.'lük-4.'lük maçı oynayacak.

MAÇLAR PAZARTESİ GÜNÜ BAŞLAYACAK
Hakemleri Merkez Hakem Kurulu tarafından atanacak olan A2 Ligi'nde maçlar pazartesi günleri oynanacak ve aynı kulübün A takımının maçı olduğu gün A2 takımının maçı olmayacak.

Bu sayede kulüplerin A takım teknik sorumlu ve antrenörleri, A2 Ligi'nde oynayan futbolcuların performanslarını bizzat takip edebilme şansına sahip olabilecek.
Bu ligde maçlar da FIFA standartlarına uygun doğal çim sahalarda oynanacak.

Kulüpler, A takım kadrolarında oynatamadıkları futbolcularını bu ligde oynatarak, futbolcularının müsabaka eksiğini kapatma, tecrübe kazanmalarını sağlama ve bu futbolcuların performanslarını müsabaka ortamında değerlendirme fırsatına kavuşmuş olacak.

GRUPLAR
A2 Ligi'nde 2011-2012 sezonunda mücadele edecek takımların gruplara dağılımı şöyle:

1. Grup: Akhisar Belediyespor, Beşiktaş, Bucaspor, İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Denizlispor, Galatasaray, Göztepe, Karşıyaka, Manisaspor

2. Grup: Bursaspor, Eskişehirspor, Fenerbahçe, Gençlerbirliği, İstanbul Güngörenspor, Kartalspor, Kasımpaşa, Sakaryaspor, TKİ Tavşanlı Linyitspor

3. Grup: Ankaraspor, Boluspor, Çaykur Rizespor, Giresunspor, Kardemir Karabükspor, Orduspor, Samsunspor, Sivasspor, Trabzonspor

4. Grup: Adanaspor, Elazığspor, Gaziantep Büyükşehir Belediyespor, Gaziantepspor, Kayseri Erciyesspor, Kayserispor, Konyaspor, Medical Park Antalyaspor, Mersin İdman Yurdu, MKE Ankaragücü






Kaynak:Ligtv

Mesut Özil ve Bize düşenler....

Bizim Davrazlı Alman Mesut, dün Radikal Gazetesi'ne önemli açıklamalar yapmış.Sanırım birgün öncede babası Alman Basını'na açıklamalar yapmıştı.Baba-oğulun bu hafta maşallah çeneleri düştü gibi...Neyse bizi ilgilendiren konu Mesut'un cuma günü oynanacak Türkiye-Almanya Euro 2012 Grup Elemeleri maçı öncesi Türkiye'ye karşı  "Oynamak istemiyordum ama Alman Milli Takım yetkilileri kötü bir alışkanlık yaratabileceği endişesiyle kabul etmedi." diye biten açıklamasıdır.

Bilindiği üzere, (bu konu aslında kabak tadı verdi ama neyse...) Almanya-Türkiye hattında tercihini, doğup büyüdüğü, ekmeğini yediği, hatta kültürü kendine aşılanmaya çalışılan ülkeyi; Almanya'yı tercih etti.Çok tartışıldı yazıldı çizildi falan filan...da kardeşim demezler mi adama madem onlara karşı oynamayacaktın, madem ıslıklanmaktan korktun neden bizi tercih ettin diye...Burda bize düşen cuma günü oynanacak karşılaşma öncesinde, sonrasında hatta maçta bile en ufak bir tepkide bulunmamak.Hatta maç içerisinde Mesut'u tribünlere çağırıp alkışlamak.Bizim bu örnek davranışımız karşısında eminim Mesut'unda vijdanı hafifte olsa sızlayacaktır.Çünkü o bu açıklamaları yaparken, Türkiye'yi çok sevdiğinden değil Berlin'deki maçta olduğu gibi ıslıklanmak ve küfürlü tepkilerden çekindiği için yaptı.Unutmamalıyız.Ve tercihine saygı duymalıyız...

Abdullah Ercan & Tolunay Kafkas




Kaynak:Four Four TwoTR

3 Ekim 2011

Kayserispor-Mersin İdman Yurdu maç analizi

Güzel ama tribünleri boş bir stad, sadece kale arkasında kümelenmiş az sayıda ateşli bir taraftar grubu, geriye kalan maça sadece çekirdek ve sucuk ekmek yemek için gelen Kayserispor taraftarı, sahada biraz olsun düzeltilmiş zemin, bir tarafta en yaşlısı 29 yaşında ligin en genç ekibi, bir tarafta en genci 23 yaşında ligin en yaşlı takımı.

Rakibimiz, Hasan Ali & Amrabat ikilisi dışında sahaya bir şey yansıtamadı.Bütün maç boyunca gol organizasyonlarını bu ikiliden bekledi.Tabi onlarda bu beklentinin hakkını fazlasıyla verdi.Özellikle Hasan Ali sol bek kıtlığı çeken ülke futbolumuza iyi bir alternatif olabilir.Devamlılığı ve kondisyonu muhteşem.Oyununu biraz daha geliştirdiği taktirde transferin gözde isimi olabilir.Amrabat ise fazla söze gerek olmayan tam bir top cambazı.

Bizim takıma gelecek olursak 29 senelik lig hasreti, 16 yeni transfer, baştan aşağı yenilenmiş bir kadro, ateşli bir taraftar grubu ( her deplasmana en az 1000 kişi gidiyor), 5 haftada 3 galibiyet 1 beraberlik, puan cetvelinde  4. sıra, Hakan, Joseph, Zurita, Nduka ve Nobre üzerinde kurulmak istenen bir takım iskeleti, mücadeleci futbol anlayışı ve tüm spor otoritesini şarşırtan bir lig performansı, zaman zaman oynadığımız ürkek futbol.




Yukarıdaki fotoğraf dünkü maçın özeti gibi aslında.O kareye birde Nobre ve Kayseri kalecisi Navarro girmiş olsa tamam olurdu aslında.Amrabat maç boyunca oyunu forse etti.İlhan'da onu savunmakta çok zorlandı.51. dakikada da oyundan atıldı.Bir ara 3 kişi bile Amrabat'a karşı savunma yaptı.Eğerki yediğimiz gole erken bir karşılık veremeseydik işimiz bir hayli zorlaşırdı.Hemen ardı sıra gelen kırmızı kart ve ikinci golle maçıda koparabilirdik ama olmadı.Burda Nurullah Sağlam'ın skor avantajını elde edince uyguladığı çok ilkel olan geriye yaslanıp kontra atakla golü aramak taktiğide etkiliydi.Belki 11'e 11'ken doğru kabul edilebilir ama rakip eksikkende bunu uygulamak çok basit bir düşüncedir bana göre.

Doğru zamanda atılan bir gol ve skor avantajıyla girilen bir devre arası.Rakibiniz hem eksik, hem de lige iyi bir başlangıç yapamamanın etkisiyle üzerinde baskı olan bir takım konumunda.Ama biz ikinci yarıya ürkek başlıyoruz.Rakibin üzerimize gelmesini ve kapılan bir topla kontra atak düşüncesindeyiz.Bu sebepten ötürü Zurita her geçen hafta defansımızın içine biraz daha sıkışıyor.Maç boyunca saysak 10 defa rakip alana geçmiyordur.Oysaki oyun zekası yüksek bir oyuncu ve ikinci yarıda Amoah'a attığı ara paslada bunu bir kez daha gösterdi.Sağlam oyun içine Zurita'dan ofansif olarak daha fazla faydalanmalı. 

Hergeçen hafta takım olma yolunda iyi sinyaller veriyoruz.İbrahim Kaş ve Nobre beklediğimin üzerinde performans sergiliyorlar.Oyunda fazla görünmeyen Ben Yahia, kaptığı toplarla rakiplerin ataklarını iyi kesiyor.Zaman zaman ileri çıkışlarında da etkili oluyor.Takım arkadaşlarına biraz daha alıştığı taktirde daha başarılı olacak.Joseph ve Nduka bu takımın geleceğidir diyoruz.Onlarda her geçen hafta daha iyiye gidiyorlar.Mustafa Keçeli şu anda hala idare eder konumunda.Gerçekten tecrübesini iyi kullanıyor ve sahaya olumlu yansıtıyor.Defansif yöndeki performansı olumlu lakin hucumda biraz daha etkili olmalı.Nobre'ye atılan ortaları sadece Nduka yapmamalı.Bu yönde biraz daha fazla insiyatif almalı.Dün akşam çok beğenmesemde Erhan Güven'i aradı gözlerim.İlhan Özbay hucumda iyi lakin defansif olarak, karşısındaki oyuncu hızlı ve teknik olursa çok zorlanıyor.Moritz ise bana göre takımın ekstrası durumunda.Gaziantep maçında attığı penaltı ve dün kaptığı topla kaleciyi oyundan attırması dışında takıma hiçbirşey vermedi.

Takımda hala sol açık sıkıntısı göze çarpıyor.O bölgede sol ayak orjinli bir kanat oyuncusuna  ihtiyaç var.Mevcut kadro ile o bölge idare bile etmiyor.Uzun lig maratonunda büyük dezavantaj.Biraz fantezi olacak ama stoperde Çağdaş'ı kullanıp o bölgede Joseph denenebilir.Geçen sezon başında Yüksel Hoca zaman zaman Joseph'i sol açıkta kullanmıştı.Belki top sürmede sıkıntılı bir oyuncu ama güçlü fiziği ve tekniğiyle o bölgede çok sırıtmaz gibi.Şuanda sol kanata acil çözüm şart!En uç noktada ise çok başarılı olduğumuz bir gerçek.Nobre inanılmaz bir performans sergiliyor.Dünkü attığı ikinci gol jeneriklere girecek cinstendi.Plaj futbolunda daha çok gördüğümüz bir teknikle gölü attı.Önceden çalışılmamış ve o anda üretilmiş bir düşünce.

Ve son olarak, Nurullah Hoca lige verilecek bir haftalık arada oynadığımız maçları tekrar analiz etmeli.Sağlam'a güveniz tam, bu bütçeyle bu takım onun eseri lakin maçlarda yapacağı hamlelerde son zamanlarda biraz gecikiyor gibi.Dünkü maçta ikinci yarı başlarken yapacağı bir değişiklikle maçı erken koparabilirdik.Bunun gibi somut örnekler çoğlamadan Sğlam, biraz daha dikkatli olmalı.Önümüzdeki hafta Milli maç haftası.Hemen sonrasında oynayacağımız Fenerbahçe ve Beşiktaş maçları var.İyi mücadele ve alıcağımız puanlarla geçici gibi görüne ligdeki üst sıra konumumuzu sağlamlaştırabiliriz.Burda takıma ve taraftarımıza çok iş düşüyor.Herkes üzerinde düşeni eksiksiz yapmalı.