19 Ekim 2011

18 Ekim 2011

İki kaleci, bir kırmızı kart ve Fenerbahçe!

Mert Nobre'den başlayalım....

Yokluğunu dün çok hissettik.Maçtan önce, oynamayacak haberini aldığımda, taktiksel bir hamle diye düşünmüştüm fakat sakatlığı ciddiydi ve 2 hafta forma giyemeyecekti.Yerine Amoah oynar diye düşünmüştük ama Nurullah Hoca, daha iyi tanıdığı Beto'yu sürmüştü sahaya...

Maça dönecek olursak...

İstatistikler Mersin İdman Yurdu'nun daha çok topa sahip olduğu yönünde.(Mersin %53, Fenerbahçe %47).Pozisyonlarda ise topa daha az sahip olan takım Fenerbahçe'nin bariz üstünlüğü söz konusu.(Mersin 2, Fenerbahçe 10) Ayrıca sahada birden fazla kaleci bulunduran takımda Fenerbahçe idi ve bunuda ayrıca dipnot etmek gerek.(Bekir İrtegün'ün ceza sahası içinde topu eliyle kesmesi...)

İ.B. Belediyespor, Antalyaspor ve Fenerbahçe ( belki bunlara iki sezondur Kayserispor'u ekleyebiliriz ) ligimizin son sezonlarda sistem üzerine kurulmuş ve saat gibi işleyen takımları.(Antalyaspor zaman zaman istikrarsızlık yaşasa da son 3,5 sezondur aynı teknik adam ve aynı iskelet kadroyla yarışıyorlar.)
Rakibimiz 2003 yılında kabuk değiştirerek yıldız oyuncuya bağlı bireysel futboldan, daha çok takım oyuncusu tercihiyle, sistemli futbola geçiş yaptı.Ülkemizde çok beğenilmeyen ve çok eleştirilen Daum'un kurduğu bu sistem zaman zaman değişikliğe uğrasa da hala işlevliğini koruyor.Bu sistemle Fenerbahçe 4 şampiyonluk 2 ikincilik birde 4.lük kazandı.

Peki neydi bu sistem...

Birbirini tamamlayan dörtlü savunma, iki sağlam ön libero ve bir 10 numara ( Alex ve diğerleri olarak tanımlayabiliriz.) bir santrafor.

Dün de aynı dizilişle sahadaydılar.Deplasmanda 12 maçtır yenilmiyorlardı ve kazanmaya çok alışmışlardı.Zaten sahada da rahatlıkları hemen gözüme çarpmıştı.Bizim takımın kalecileride onlara çalışınca tam oldu.Kimseyi hedef göstermek niyetinde değilim de lakin Hakan Arıkan bu ligin kalecisi değil.Hele Mersin İdman Yurdu'nun hiç değil.Dün de rakibin ekmeğine yağ sürdü resmen.Erken gelen golün rahatlığını yağan yağmur bozdu da biraz rahatladık.Yağmur olmasa belki ilk yarı 3 faklı skoru yakalayabilirlerdi.Artık sayısını hatırlamıyorum kaçıncı Hakan Arıkan faciası yaşardık bilemiyorum.Bizler tribünde ölüyoruz sahada ki arkadaşları O'na nasıl güveniyor acaba!

İlk yarıyı yağmurdan önce ve yağmurdan sonra diye ikiye ayırabiliriz.Maça kontrollü başladık ama henüz 4. dakikada yediğimiz gol planlarımızı bozdu.Hemen arkasına yağan yağmur ve saha avantajını kullanarak rakibe baskı kurduk.Pozisyonlarda bulduk ama golle sonuçlandıramadık.Beto gol atmasına rağmen hava toplarında çok etkili olamadı.Birde Nduka ile çok fazla oynamaması burda etkiliydi.Nobre rakip defans oyuncularını çok yıpratan ve arkadan gelen arkadaşlarına boş alan yaratan bir oyuncu.Dün bunu Beto ile gerçekleştiremedik.

İkinci yarıya Hakan Arıkan'ın sakatlanmasından dolayı mecburi iki değişiklikle başladık.Burda Ben Yahia tercihi değilde Moritz tercihi olsa sanırım kırmızı kart olmazdı.Orta sahada, pek görünmese de, Ben Yahia çok iyi alan daraltıyor ve rakibi bozuyor.O çıkınca Emre o bölgeyi daha çok parselledi.Nihayetinde de gereksiz yapılan bir faulden sonra İ.Kaş'ta ikinci sarıdan kırmızıyı gördü.10 kişi kalmamıza rağmen, taraftarında bitmeyen desteğiyle karşı alanda daha çok oynadık.Bal yapamasak ta mücadele azmimiz yeterliydi.Kalemizde de pozisyonlar versek te, Joseph Boum'un 2 değil 3 kişilik oyunu sayesinde olası bir 3. golü önledik.Uzatmalarda rakibinde maç bitti havasına bürünmesiyle golü bulduk ama yeterli olmadı.

Her şeye rağmen mücadele gücü yüksek ve çok güzel bir yağmur altında zevkli bir maç izledik.Fenerbahçe kadro kalitesiyle zaten bizden bir adım öndeydi ve bu avantajını da iyi kullandı.Dikkatli olsak bizimde puan çıkarabileceğimiz bir maçtı.Olmadı.Önümüzdeki hafta Beşiktaş maçının önemi artık iki kat daha arttı.Bu iki İstanbul büyüğünden birini yenmemiz moral motivasyon yönünden son derece önemliydi.İlk ayağı kaybettik fakat ikinci ayakta bu mücadele ve azimle oynadığımız taktirde kazanmamız sürpriz sayılmaz.Bununda avantajını ikinci yarı maçlarında daha iyi anlarız.

Son bir mesele daha var.Onuda söz etmeden geçmek istemedim.Evet bu şehir 29 senedir bir özlem içerisindeydi.Bu hasretlik döneminde şehrimiz insanlarının gönülü, 4 büyüklere kaymış durumda.Bir yere kadar anlayabiliriz.Fakat bu şehrin ekmeğini yiyip havasını soluyan insanlar, rakibimizi karşılamak için değilde destek olmak için kalkıp Adana'ya kadar gitmeleri ve hemde aileleriyle birlikte bunu yapmaları bizim adımıza üzücü bir durumdu.Evet misafirperverliğimizi gösterelim ama bu şehirde yaşıyorsak bu şehrin takımına destek olalım...

17 Ekim 2011

2013 Akdeniz Olimpiyatlarına doğru # 1

Malumunuz 2013 Akdeniz Oyunları, Yunanistan'ın maddi krize yenik düşmesinden dolayı ve ( hakkını vermek lazım ) Başbakan'ımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ında katkısıyla Şehrimiz Mersin'e verilmişti.Akdeniz Olimpiyatları Komite Başkanı Addadi, bu kararı aldıktan hemen sonra sanırım mayıs ayında şehrimizi ziyaret etmişti.Normalde oyunlar için ev sahibi kente 8 yıl süre tanınıyordu fakat bizim ev sahipliğimiz istisnai bir durumdu ve oyunlar için o tarihlerde tam 26 ayımız vardı.

Komite Başkanı Amar Addadi ve Yönetim Kurulu, sanırım Başbakan'ın imzaladığı 1 milyar dolarlık teminat mektubuna çok güveniyordu ki, İspanya gibi hazır bir devlet varken bizi tercih etmişlerdi.Evet bu oyun bizim potansiyelimizi görmeleri için büyük fırsattı.Oyunlara tam 26 ay kalmıştı ve hali hazırda bir tek Belediye Başkanımız Macit Özcan'ın bizim cebimizden yaptırıp kendi adını verdiği tesisler dışında hiç bir şey yoktu ortada.İşimiz zordu.Aşılması gereken bürokrasi ise cabasıydı.

23 Şubat 2011 Tarihinde Fransa'da yapılan oylamadan sonra, o zaman ki Bakan Faruk Özak, şehrimizi ziyaret etmiş, olimpiyat startını vermiş ve yapılacak projelerden bahsetmişti.Ama yinede ortada somut  bir şey yoktu.Başlangıçta, yeni stadımız,  Olimpiyat Stadı olacaktı kapasitesi 33.000 kişilikti.Çiftlikköy semtine inşası düşünülüyordu ve arazisi bile tahsis edilmişti.Fizibilite çalışmaları bitti ve ağustos ayında temel atılacak söylentisi vardı.Sadece söylenti olarak kaldı.Sonra Kulüp Başkanı'mız Sayın Ali Kahramanlı, bir ulusal kanala verdiği röportajda kasım ayında temelimiz atılacak demişti.Gidişat bu yöndeydi...

Ve bizim için büyük tarih 14 Ekim oldu.Spor Bakanı Suat Kılıç şehrimize geldi.Cuma günü yapılan toplantıda çok önemli açıklamalar yapıldı.Cumartesi günü ise yine Şehrimiz Milletvekillerinden Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ziyaretiyle zirve tamamlandı.Şimdi cuma günü açıklanan projelere göz atalım;

-Öncelikle 33.000 kişilik Olimpiyat Stadı yerini 25.000 kişilik Arena tarzı stada bırakmış görünüyor.Aslında bu iyi bir haber.Oyunlar 1 hafta sürecek ve ondan sonra kim bilir bir dahaki olimpiyat ne zaman yapılacak.Tribünleri sahaya uzak bir stadda da maç izleme keyfini varın siz düşünün.İşte projesi tamamlanan ve olimpiyat komitesine sunulan yeni stadımız Mersin Arena.Bu arada stadın yeri Çiftlikköy'den Kocavilayet'e alınmış.

-İkinci haberimiz, 5 bin kişilik inşa edileceği duyurulan spor salonunun kapasitesi de Mersin’in spora yatkınlığını göz önünde bulundurularak 6 bin kişiye çıkarılmış.Spor bakanı Suat Kılıç bu salon için, ''Gayet modern bir şekilde tasarlanan bu salonun kendine has öyle bir mimarisi olacak ki, burada çekilen bir fotoğrafa bakan herkes, salonun Mersin’e ait olduğunu anlayacak.'' diyor ve ekliyor ''Mersin’e tek başına 6 bin kişilik bir spor salonu kafi gelmez. Bu yüzden bin seyirci kapasitesine sahip ikinci bir spor salonu olacak. Akdeniz Oyunlarından sonra Mersin’i kendi kaderine terk etmek gibi bir niyetimiz yok. Madem ki, Mersin nüfusunun yarısı genç, o zaman bu kentten daha fazla sporcu ve şampiyon çıkmalı. Bu kapsamda yapılacak tesislerle kentin spor alt yapısını geliştirip, Mersin’in daha fazla sporcu yetiştirmesine olanak sağlamalıyız.Tamamen amatörlerin hizmetinde olacak ve bunların bireysel sporlarda kendilerini yetiştirmelerini sağlayabileceğimiz 500 kişilik 3. spor salonumuz da Mersin’e hayırlı olsun.''

-Üçüncü haberimiz ise bir başka spor dalından tenisten...Bunuda Suat Kılıç söyle müjdeliyor;''Akdeniz’in nadide kentlerinden olan Mersin’de ikisi kapalı, 8′i açık olmak üzere 10 kortlu tenis kortu yapılacak. 3 bin seyirci kapasitesine sahip olacak bu kort, bir stadyum kadar zahmetli ve maliyetli. Ama, hepsi Mersin’imize feda olsun.''

-Dördüncü haberimiz ise  jimanistik branşından.Bu spor dalıda unutulmamış ve bunun içinde 1000 kişilik bir salon tasarlanmış.

-Beşinci haberimiz ise içlerinden en güzeli diyebiliriz.Onuda Bakan, (daha önce yapılan ve şuanda hizmette olan Nevin Yanıt pisti için) şöyle tanımlıyor; ''Nevin Yanıt Atletizm Pistine tribünler yapılacak. Bu çalışma bir pistin olmazsa olmazı ve bir pistin en pahalı unsuru. O yüzden bunu da dev projelerimizden birisi olarak görüyoruz.”

Spor Bakanı Suat Kılıç sadece bunlarla kalmadı, tesislerin nerde yapılacağından, isimlerinin ne olacağından ve Mersin şehrinin nasıl marka olacağına dair önemli açıklamalar yaptı.Tesisleri sadece şehir merkezine değil diğer ilçelere de paylaştıracaklarını belirtti.Havaalanından ve olimpiyat köyünden söz etti.Onlarıda gelişmeler dahilinde diğer günlerde sizlerle paylaşacağım.Şimdilik bu kadar.

16 Ekim 2011

Futbol sadece futbol mudur?

Geçtiğimiz hafta oynanan Kayserispor - Mersin İdman Yurdu maçı sırasında, kaleci Navarro'nun kırmızı kart görmesi sonucu kaleye geçen Gökhan Değirmenci'nin babası  maç oyananırken beyin kanaması geçirmişti.Bir gün sonra da vefat haberini almıştık.Merhuma Allah'tan rahmet dileriz.

Dün oynanan Bjk-Kayseri maçınada farklı duygularla çıkmıştı Gökhan Değirmenci...
Babası koyu bir Beşiktaş taraftarı idi ve oğlunun, İnönü Stadı'nda bir maça çıkmasını çok istiyordu rakip bile olsa...
Evet oğlu İnönü Stadı'nda oynuyordu fakat Beşiktaş'a karşı!

Maçı Kayserispor 2-0 aldı...
Maç sonunda ise babasının vefat etmeden önceki vasiyetini yerine getiren Gökhan Değirmenci duygu seli yaşadı ve yaşattı...
Tüm izleyenlere!

Ve Beşiktaş taraftarına bir teşekkür....
Tüm duyarlılıkları için....