24 Kasım 2011

Miy Spor Life Hepimize Hayırlı Olsun

Haberi dün aldım.Kulübümüzün resmi dergisi olan Spor Life yayın hayatına merhaba demiş.Süperlige merhaba dedikten sonra başlatılan çalışma dün itibariyle meyvesini vermeye başladı.Kısmet olursa bugün dergiyi incelemeyi düşünüyorum.Fikirlerimi sizlerle de paylaşırım.Derginin ilk sayısı almak isteyen Miy gönüllüleri stadımızın karşısındaki storeden alabilirler.Şu anda ücreti 7 TL.

23 Kasım 2011

Semih Kaya & Mamadou Sakho ve Genç Futbolcu Sendromumuz

Mamadou Sakho.13 Şubat 1990 doğumlu.Senegal asıllı Fransız.Psg'de oynuyor.Ayrıca takım kaptanı.21 yaşında ama 43 milyon euroluk Pastore'nin kaptanlığını yapıyor.Tam üç sezondur Milan başta olmak üzere bir çok Avrupa devi onu kadrosuna katmak için Fransız ekibinin kapısında bekliyor.Transfermarkt sitesindeki değeri; 16 milyon euro.

Semih Kaya.Öp öz Türk evladı.24 Şubat 1991 doğumlu.Galatasaray'da oynuyor.Sakho'dan sadece 1 yaş küçük.Onunda mevkisi stoper ama hiçbir Avrupa devi O'nu transfer etmek için çaba göstermiyor.Zaten Galatasaray'da da bu sezon toplam 3 maça çıktı.Sakatlık olmasa forma bulması çok zordu.Bir yerde mecburiyetten forma şansı buldu.Transfermarkt sitesindeki değeri 400 bin euro.
Mamadou Sakho ile Semih Kaya'nın bir çok benzerliği var.Onun için Sakho'yu Semih ile kıyasladım.Kıyaslama derken Sakho, Semih'ten iki gömlek daha üstün bir oyuncu ve kesinlikle tartışılmaz ama bu Semih'in suçu değil ki.Nihayetinde Sakho'da bir Messi değil elbet.Allah vergisi yetenekleri olan çok üst düzey bir futbolcuda değil.Zaten Allah vergisi bir yeteneği olsaydı savunma pozisyonunda değilde hücumda oynardı.Mesela Sakho'da Semih gibi iki ağır sakatlık geçirdi.Tabii Sakho'nun sakatlıkları Semih'inki kadar ciddi olmasa da yinede ağır sakatlıklardı.Toplamda 5-6 ay futbol oynayamadı.Bir başka benzerlik ise Sakho'da Semih gibi Fransa Milli Takımı'nın bütün yaş kategorilerinde forma giydi.Tabi Sakho Fransa formasıyla bir çok turnuvada yer alırken Semih sadece elemelerde forma giyebildi.Sakho'da Semih gibi Psg formasını ilk kez 17 yaşında giydi ve bugüne dek bu formayı tam 100 kez terletti.Semih'te Galatasaray formasını ilk giydiğinde 17 yaşındaydı.

Sakho bu formayı giydiğinde Psg ligde  zor günler yaşıyordu ve düşme potasındaydı.Ama Fransızlar yaşına değil yeteneğine güvenerek formayı gözü kapalı teslim ettiler.Galatasaray ne yaptı peki.Semih'i kazanabilecekleri bir maçta ona güvenip forma vermek yerine Harry Kewell'ı stoperde görevlendirdiler.Bu dahi de, gençlere forma vermesiyle ünlü olan Bülent Korkmaz'dı.Kendisine 18 yaşında bir Avrupa Kupası maçında gözü kapalı forma veren hocası Mustafa Denizli'ye ihanet edercesine Semih'e değilde Kewell'a güvendi.Sakho'nun Psg formasıyla 2008'de Coupe de la Ligue ve 2010'da Coupe de France şampiyonluğu yaşadı.Tam 4 sezondur bu formayı giyiyor.Bu sebepten ötürüde O'nu takım kaptanlığına layık gördüler.Belki sezon sonunda başka bir Avrupa kulübüne gidecek.Ciddi bir bonservis bedeli ile...Evet biz hep kendimizi kandırıyoruz, 22 yaşına merdiven dayamış bir Semih'i, genç oyuncu oynatıyoruz diye övünüyoruz.Artık transfer yaşının 5 yaşına kadar indiği Avrupa kulüpleri 20'li yaşları tecrübeli sınıfına koyarken biz 27 yaşındaki Semih Şentürk'e hala genç Semih diyoruz.Kendimi çalıp kendimiz oynuyoruz.

Semih Kaya ve Mamadou Sakho.İkiside stoperde oynuyor ve ikiside belli yetenekleri olan oyuncular.Sakho'nun Semih'ten ''futbol literatüründe üstün olması'' sadece daha iyi işlenmesinden ötürüdür.Avrupa da 17-18 yaşlarındaki oyuncular senede ortalama 50-60 maça çıkarken bizim ligimizde 20 maça çıkamamalarından dolayı Sakho, Semih'ten öndedir.Lugano Türkiye'de banko oynarken Psg'de Sakho'nu arkasında yedek beklemesi, Fransızların futbola bakış açılarının bizden daha önde olmasından dolayıdır.Fransızlar, 20 yaş altındaki Hazard'ları, Sow'ları, Sakho'ları yetiştirip parlatırken biz 23 yaşındaki Mustafa Yumlu'yu genç oyuncu kabul ederiz.

Şimdi göz bebeğimiz dört büyüklere gelelim.Bakıyoruz kadrolarına altyapılarından çıkan oyuncu sayısı 5 etmiyor.Mustafa Yumlu ve Semih Kaya dışında altyapısından defans oyuncusu çıkaran takım yok.Hoş bu iki oyuncuda tesadüfler eseri forma giyiyor.Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un defanslarına bakıyoruz hep dışarıdan aldıkları oyuncular forma giyiyor.Altyapısıyla(!) ünlü olan Galatasaray bile bir Servet ve bir Gökhan Zan yetiştiremiyor.Bir Messi ya da Ronaldo değil, bir Maldini ya da Nesta değil,bir Servet, İbrahim Toraman, Gökhan Zan hatta bir Yobo bile yetiştiremiyorlar.O zaman niye bu tesisleri yapıyorlar ki.Boşa masraf.Zaten yurt dışında altyapısı sağlam ülkeler bizim için yetiştiriyorlar gerekli olanları.Biraz da Anadolu Kulüpleri parlatır satar.Tabi birde ikinci sınıf yabancıları unutmamak gerek.Tamam işte kadroyu kurduk sayılır.Dedim ya kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz.

Romelu Lukaku 16 yaşında forma giyip takımında 25 gol atarak gol kralı olurken biz forvet yetiştiremiyoruz.Hakan Şükür olmasa uluslararası golcümüz yok.Lukaku 18 yaşında Chelsea'ya dünya paraya transfer olurken biz takımda oynatacak yerli forvet bulmakta zorluk çekiyoruz.Belçika nüfusu 10 milyon biz 70 milyonuz.Transferlere her sene 100 milyonlarca euro harcarken takımlarımızın genç oyuncu oynatma gibi bir zorunluluğunun olmadığı bir ligimiz var.Bundan dolayı hep aynı jenerasyonlarla bir kısır döngünün içinde yaşıyoruz.Burda asıl olan Semih Kaya değil.Onu örneklememiz, sadece son zamanlarda parlayan bir futbolcu olması.Tıpkı zamanında Okan Koç gibi, Tarık Taşgün gibi, Cafercan Aksu gibi, tıpkı bir anda parlayıp sonra yok olup giden diğer yıldız adayı futbolcularımız gibi.Belki Semih'te parlayıp yıldızlaşacak Arda Turan gibi, Tuncay Şanlı gibi, Nihat kahveci gibi belkide bu performansını devam ettiremeyip yavaş yavaş kaybolup gidecek.Temennimiz Semih'in en iyi yerlere gelmesidir elbette fakat unutmamak gerekir ki bu ülkede nice Semihler forma beklemekte.

Nasıl ki Semih'in iki farklı takımla (Galatasaray ve Gaziantepspor) ilk çıktığı maç İ.B.B olması tesadüf ise bugün ismini bu kadar sık duymamızda tamamen tesadüftür.Biraz futbol izleyenler Semih'in hangi şartlarda buralara geldiğini çok iyi biliyorlar.Biz hatalarını gören ama bu hatalarını düzeltmeye uğraşmayan bir milletiz.İnşallah yeni hatamız Semih Kaya olmaz.İnşallah bu genç ve güzel insan Semih'te bir gün, hayranı olduğu ve forma numarasını taşıdığı John Terry ile yanyana oynama imkanına erişir.

Trabzonspor :1- İnter : 1 / Turkish Delight

Tarihi boyunca küme düşmeyen tek İtalyan takımı olan Inter, yine yapılan bir istatistiklere göre Juventus'dan sonra en çok taraftarı olan ikinci İtalyan kulübüdür.Toplamda 3 kez Avrupa'nın en büyüğü olan Nerazzurri'ler Avrupa'nın iki numaralı kupası olan Uefa Kupası'nıda 3 kez kazanma başarısı göstermişlerdir.Kıtalar Arası Kupa'yıda 2 kez kazanmışlar.Serie A'da 18 kez, İtalya Kupası'nda ise 7 defa zafere ulaşmıştır.İtalya Süper Kupası'nı ise 5 kez kazanmışlardır.Zaten resmi web sitelerinin girişide şanlı geçmişleri hakkında her şeyi açıklıyor.(Merak edenler için bkz. http://www.inter.it/)

Böylesine başarılarla dolu bir mazisi olunca İnter'de ilk maçta temsilcimiz Trabzonspor'u küçümsemiş, rakibine saygı göstermemişti.Çünkü Trabzonspor tarihinde hiç Ş.Ligi oynamamıştı ve bu onların ilk maçı olacaktı.Inter ise bu heyecanı yüzlerce kez yaşamıştı ve tecrübelilerdi.Kupayı bile kazanma başarısı göstermişlerdi.Tabi bu böbürlenme onlara pahalıya patlamıştı ve sahadan mağlup ayrıldılar.Dün ise, sahada her ne kadar gruptan çıkmayı garantilemiş olsalar da rakibine saygılı ve ciddiye alan bir Inter vardı.
Aslında cuma günü Mersin'de oynanan Süper lig maçında Trabzonspor'u canlı olarak izleme imkanım olmuştu.Oynadıkları futbol bana şampiyon olabilecek takım görüntüsü vermemişti.Sahada Burak ve diğerleri şeklinde bir format vardı.Dün ise sahada gerçekten tam takım olmuş bir ekip görüntüsü içerisindeydiler.Spor Bakanı'mız Suat Kılıç, futbol kulüplerimiz için yapmaya çalıştığı yeni düzenlemelere birde, Colman gibi kaliteli yabancı bulma şartı getirmeli.Dün tek kelimeyle muhteşemdi.Sahada takımı adına her şeyi yaptı.Tüm takım bireysel olarak gerçekten müthiş oynadı ama Colman farklıydı.Top Colman'a geldiğinde O'nu oynatmamak adında Cambiasso ve Stankovic gibi üst düzey iki orta saha oyuncusu aynı anda basmak zorunda kaldı.

Kaleci Tolga, Glowacki, Marek Cech, Celutska ve Halil Altıntop maçta diğer yıldızlaşan isimlerdi.Tabi pastadaki en büyük pay Sevgili Şenol Güneş'e ait.Geçen sezonki takımdan bir çok oyuncu ayrılmasına rağmen, hedef küçültmek yerine çıtayı iyice yükseltmiş.Geçen sezonki Ş. Ligi maçlarında temsilcimiz Bursaspor 5 maç sonunda 0 puan çekmiş 14 gol yiyip 1 gol atabilmişti.Bugün ise Trabzonspor'un gruptan çıkma başarısı göstermesi hiç de süpriz sayılmayacak.Burada Trabzonspor'un az da olsa Avrupa tecrübesi etkili olmuştur.En azından Avrupa maçlarında nasıl oynamak gerektiğini tecrübe edinmişler.Cuma günü lig maçındaki performanslarıyla dünkü maçtaki performansları arasında epeyce fark vardı.

Bize Avrupa arenasında bu gururu yaşattıkları için Trabzonspor'a sonsuz teşekkürler.Umarım önümüzdeki Lille karşılaşmasında da aynı mental düşüncelerle sahaya çıkarlar ve gruptan çıkmak için gerekli puan ya da puanları alırlar.Çünkü; yükseliş dönemi biten, duraklama döneminide geride bırakan ve şu anda tekrar yükselişe mi geçecek yoksa dibe mi vuracak diye tedirginlikle beklediğimiz futbolumuz için yeni bir umut olurlar.