8 Aralık 2011

Hangisi Gerçek Kazım!

Tarih 26 Ekim 2009 
Stad Şükrü Saraçoğlu
Fenerbahçe:3-Galatasaray:1
8 forma numaralı Kazım Kazım'a dikkat;
O dönemde Fenerbahçe forması giyiyordu Kazım Kazım.Her golden sonra, golü atan oyunculardan daha çok sevinmesi dikkat çekici...Bileğini kesseniz kanı sarı-lacivert akacak kadar Fenerbahçeli.


Tarih 7 Aralık 2011
Stad Türk Telekom Arena
Galatasaray:3-Fenerbahçe:1
80 numaralı Kazım Kazım'a dikkat;

Bu iki karşılaşma arasında iki sene var.Kazım Kazım'ı böyle 360 derece tersine çeviren duygu nasıl bir duygudur merak ediyorum.İşte futbolun bu yönünü sevmiyorum.Şimdi Kazım Kazım'ın bileğini kessek kanı sarı-kırmızı akarmı dersiniz.Yorumu size bırakıyorum...

Galatasaray:3-Fenerbahçe:1 /// Kazanan & Kaybeden

''Dünya Derbisi'' adını verdiğimiz ama dünya basının pek ilgi göstermediği, kendi kendimize gelin güvey olduğumuz Galatasaray-Fenerbahçe maçı için tek kelime yetiyor gibi; ''Galatasaray kazanmadı, Aykut Kocaman yani Fenerbahçe kaybetti.''Neden mi? Kocaman, 4-3-3 sistemini şu anda en iyi uygulayan ekiplerden Barcelona'ya özenip fantezi yapmasa bugün daha farklı şeyler konuşuyor olacaktık.Belki isteği, arzusu, coşkusu ve taraftarıyla bütünleşen Galatasaray yine iyi bir oyunla maçı kazanacaktı ama sahada ''futbol terimiyle'' ezilen bir Fenerbahçe görmeyecektik.Biraz daha akıllı oynasa Galatasaray 6-7 gol atardı diyemeyecektik ya da Galatasaray tarihi farkı bulabilirdi diye geyik yapmayacaktık.

Aykut Hoca belli ki maça bir sürpriz yaparak başlamak istemiş.Belki de dediğim gibi Barca'dan esinlenmiş ve sahaya öyle bir kurguyla çıkmak istemiş.Belki de tek başına kahraman olmayı arzulamış.Belkide maçtan sonra sadece kendisinin konuşulmasını istemiş.Belkide maçtan sonra rakibinin bu kadar etkili bir oyunla kazanacağını düşünememiş.Belkiler bir yana Aykut Hoca dün ne düşündü tam olarak bilmiyorum ama gerçekten derbiye, Bilica kadar damgasını vurdu.Sahaya sürdüğü kadroda tıpkı Barcelona'daki gibi 3 merkez orta saha oyuncusu vardı.Emre, Baroni ve Selçuk.Selçuk işin savunma yönünü Baroni kesici rolünü, Emre'de Xavi rolündeydi.Kanatlarda Bienvenu, Villa görevini, Caner İniesta görevini, ilerde de Alex  Messi görevini üstlenmişti.Düşünce pratikte güzeldi ama uygulamada Barcelona'lı oyuncuların kat kat kalite üstünlükleri düşünülememişti.Hal böyle olunca devre Fenerbahçe lehine ''sıfır'' kaleyi bulan şut ve ''sıfır'' pozisyonla bitti.Öyleki zaman zaman Muslera ısınmak için kendi kendine hareketler yapmak zorunda kaldı.

İkinci yarıda ise Aykut Hoca, Barca fantezisinden vazgeçti ama bu seferde Melo'nun golü geldi.Bu golle zaten az olan umutlar tamamiyle tükendi.Fenerbahçe rakibine göre çok daha oturmuş ve sistemi belli olan bir takımdı ama bu avantajını kullanamadı.Ayrıca sahada da çok istekli, arzulu ve coşkulu bir Galatasaray vardı.52 bin seyircisiyle adeta bütünleşti.Biraz daha dikkatli olsalar belkide lehine yeni bir 6-0 dalgası başlatabilirdi ama olmadı.Biraz beceriksizlik, birazda şansızlık bunu engelledi.Ligimizde 4-2-3-1 sistemini en iyi uygulayan ekip olan Fenerbahçe, maalesef  farklı fantezilere kurban gitti.Maça 4-2-3-1 sistemiyle ve doğru oyuncu tercihleriyle başlasalar sonuç çok farklı olurdu.Neticede Galatasaray uzun zamandır böyle coşkulu bir oyunla maç kazanamamıştı.Gerçekten dün çok iyi oynadılar.Maçın hakkını verdiler.İlk 10 dakikada maçı alacaklarını resmen ilan ettiler.Biraz daha dikkatli olsalar bugün tarihi farkı konuşuyor olacaktık.Ellerine gelen fırsatı belkide kaçırdılar.Sonuçta 3-1 de net bir skor ama ezeli rakibini böyle güçsüz yakanmışken bu fırsatı kullanmaları gerekirdi.Aynı fırsat Fenerbahçe'ye gelmiş olsa sonuç daha farklı olabilirdi.

 En başta söylemiş olduğum, Galatasaray kazanmadı sözünü söylerken amacım Galatasaray'ın hakkını yemek değildi elbette.Bir yerde Aykut Kocaman'ın hatası Galatasaray'ın ekmeğine yağ sürmüştü ama maçı gerçekten çok üstün oynayarak kazandılar.Bu maçın önemi büyüktü ve kazanan rakibine moral açısından bir çelme atacaktı.Bu çelmeyi güzel ve sükseli bir oyunla Galatasaray atmış oldu.Kazananı her zaman tebrik etmek görevimizdir.Fatih Terim ve Galatasaray Camiasını galibiyetten dolayı tekrar kutluyoruz.

5 Aralık 2011

M.İ. Yurdu : 0 - Manisaspor : 0 / Takım Revirde

Yaşasaydı eğer, eminim ki dünkü maçta çok gururlanacağı bir tablo ile karşı karşıya kalacaktı.Bir dönem beraber çalıştığı iki teknik adamın başarıları O'na ayrı bir mutluluk yaşatacaktı.Bir tarafta doğduğu şehrin takımı Mersin İdman Yurdu, bir tarafta ilk göz ağrısı ve ailesinin yaşadığı şehrin takımı Manisaspor.Mekanın cennet olsun Tevfik Hocam, seni bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Dün Mersin'de, ligimizin bu sezon iyi bir performans sergileyen iki takımı karşı karşıya geldi.Manisaspor, sezon başında teknik adam değişikliğine gitmiş olsa da geçen sezon ki yakaladığı istikrarı devam ettiriyor.Kemal Hoca ile takımın kimyası tutmuş.Oyuncularda gerçekten hocalarının tercihine, sahadaki mücadeleleri ile karşılık veriyorlar.Kalecilerinden forvetlerine kadar, tam bir takım olmuş görünüyorlar.Ligimizdeki puan tablosuna baktığımızda da ortadaki başarıyı görebiliyoruz.Özellikle yaşının ilerlemesine rağmen Murat Erdoğan, tam bir orkestra şefi gibi takımını yönetiyor.Dünde sırtında forma numarasını taşıdığı şehrinin (Mersin) takımına karşı çok iyi bir oyun çıkardı.Kendisine başarılarının devamını diliyoruz.

Lige kadro darlığı içerisinde başlayan takımımızda ise, geçtiğimiz günlerde çok fazla forma şansı bulamasalar da teknik ekibe olan muhalefetlerinden dolayı, Fatih Şen ve Mehmet Polat takımdan gönderilmişlerdi.Geçen sezon ki şampiyonlukta büyük emeği bulunan ve takımın kaptanları olan bu iki oyuncunun gönderiliş şekli çok ''şık'' olmadı ama takıma zararımız olmasın diye üstüne gitmemeyi tercih ettik.Dünkü maçta da Erman Özgür ve Mustafa Keçeli sakatlandı.Ayrıca Çağdaş Atan'da kırmızı kart gördü.Maçın son dakikalarında da İbrahim Kaş'ta arka adalesini tutarak oynadı.Perşembe günü deplasmanda oynacağımız İBB maçında sıkıntı yaşayacağımızı düşünüyorum.

Dünkü maçta yaptığımız üç değişiklikte, sakatlıklardan dolayı mecburi olunca oyun formatımız değişmek zorunda kaldı.Özellikle Çağdaş atıldıktan sonra solbeke geçen Boum'u yerine oynayan Erhan Güven, Kamerun'luyu fazlasıyla arattı.Manisaspor, Boum solbeke geçtikten sonra göbekten geliştirdikleri ataklarla kalemizde son derece etkili oldu.Her zaman performansını beğendiğim Sehic ve bazende şansımızın yardımıyla kalemizde golü görmedik.Manisaspor'da son vuruşlarda genelde başarısız seçimler yapınca, ortaya beraberlik sonucu çıktı.Aslında ilk yarıda biz, daha baskın oynayan taraftık.Çok net fırsatlar yakalamamıza rağmen, bizimde son vuruşlardaki tercihimiz kötüydü.

Sezon başında bir çok spor otoritesi tarafından düşme adayları içerisinde gösterilen takımımız, 13 haftası geride kalan ligimizde 19 puanla 8. sırada kendine yer bulurken, rakip Manisaspor'da oynadıkları güzel futbolla otoriteleri şaşırtmıştı.Spor severleri son derece şaşırtan bu iki takımdan Manisaspor, 10 kişi kalan rakibi karşısında deplasmanda kaçırdığı 3 puana üzülürken, takımımızda 10 kişi kalmasına rağmen, güçlü rakibi karşısında kazandığı 1 puana çokta sevinemeyenlerden.Hakan Bayraktar, Mustafa Keçeli, Erman Özgür ve İbrahim kaş sakat durumdalar.Son durumları bugün belli olacak.Çağdaş'ında kırmızı kart cezalısı olduğunu düşünürsek, Nurullah Sağlam'ın şuandaki psikolojisi eminim çokta iyi değildir.Olası bir kadro mucizesi olmazsa İBB karşısında değişik pozisyonlarda farklı oyuncular göreceğimizi düşünüyorum.Şimdiden paylaşmak istedim ki önümüzdeki maçta sürpriz yaşamayalım.