17 Aralık 2011

Mervan Gitti Gidiyor!

Bu sezon ki çıkışıyla bir çok takımın dikkatini çeken Türk asıllı İsveçli futbolcu Mervan Çelik ada yolcusu gibi.Kendisini daha önce bir çok maçta takip eden Fulham dışında bir diğer Londra temsilci West Ham United'ta Mervan için girişimlere başladı.Olayı Mervan'ın menajeri Hasan Çetinkaya'da doğrularken, İngiliz medyasına, iki Londra kulübününde Mervan'a resmi teklifte bulunduklarını bildirmiş.“Mervan kendisini gerçekten isteyen ve gelişimini sürdürebileceği bir takımda forma giymek istiyor. Acele karar vermemek önemli” diye konuşan Çetinkaya, bir çok kulüpten teklif aldıklarını ama en ciddi teklifin İngilizlerden geldiğini de üstüne basarak belirtmiş.Sezon başında Galatasaray ve Trabzonspor'unda istediği oyuncunun sözleşme bitiş tarihine ise sadece 14 gün kaldı.Şuan ki piyasa değeri 2 milyon euroya yaklaşan ve henüz 21 yaşında olan bu genç yeteneği az bir ihtimalde olsa Türkiye'de görmeyi gönlümüz istiyor ama biraz da zor bir ihtimal gibi duruyor.Umarız takımlarımız ellerini çabuk tutarda böyle yıldız adayı bir futbolcu ellere yar olmaz.

15 Aralık 2011

El Clasico & Barcelona Sendromu

Kimilerine göre taktik dehası, kimilerine göre kibir abidesi.Bana sorarsanız, futbol zekası üst düzey olan ama egosu ve kibri her şeyin önüne geçen bir kişiliktir Jose Mourinho.Az zamanda çok iş başarmıştır.Premier Lig, Seria A ve Portekiz Ligi şampiyonlukları vardır kariyerinde.UEFA Kupası ve iki farklı takımla Ş.Ligini kazanmıştır.Taktik dehasıdır, yenilmeyi hazmedemeyen bir futbol ustasıdır.Katalanlara göre ise sadece tercümandır.Belki de bu yüzden Barcelona maçlarına iki kat daha hırsla çalışır Jose.Belki de kendisini küçümsemelerinden dolayı Barcelona maçlarına daha fazla bilenir.Tribünlerden ''Tercüman'' diye hitap eden Katalanlara inat kazandığında çocuklar gibi sevinmesi belki bu yüzdendir.Ama ne olursa olsun Barca'yı O bile durduramamıştır.

Geçtiğimiz hafta El Clasico haftasıydı.Bir Real-Barca kapışması daha geride kaldı.El Clasico'dan sanki Clasico'ya bir geçiş oldu son zamanlarda.Sürekli Barca'nın kazanması artık bir geleneğe dönüştü.Asıl ilginç olanı ise, Barca'ya karşı olan kinini her fırsatta kusan Mourinho'nun maç sonu toplantısında gayet sakin ve serinkanlı olmasıydı.Hakeme çatmadı, rakiplerine çatmadı.Sanki, Levante'ye, Real Betis'e ya da Osasuna'ya kaybetmiş gibi bir duruşu vardı basın mensuplarının karşısında.Herkes şaşırtan bu duruşu sergileyen Mourinho'muydu gerçekten.O kibirli adam gitmiş, yerine ise bazı gerçekleri daha iyi kavramış bir Mourinho gelmişti.Fazla belli etmese de Barcelona Felsefesi O'nun bile dengesini bozmuştu.Bir El Clasico daha hezimetle sonuçlanmıştı.Ve yine başaramadı kibirli insan Jose Mourinho.

La Liga'da son 15 şampiyonluğun 12'sinde Real ve Barca'nın olması ve son senelerde lig şampiyonu olacak takımı bu ikilinin kendi aralarında oynadıkları maçların belirlemesi iki tarafıda gerginleştiren faktörlerin başında geliyordu.Tabi bu faktörlere birde Jose Mourinho'nun Barca'ya sataşmaları ve kibirinide eklemek gerek.Hal böyle olunca maçlarda gergin bir atmosferde geçiyordu.Öyleki bu gerginlik iki tarafada olumsuz yansıyor hemen her maçta kırmızı kartlar çıkıyor ve çok şaşırtıcı demeçlere rastlıyorduk.Lakin bu maç diğerlerinden faklı oldu.Nasıl ki Jose Mourinho çok serinkanlı bir duruş sergilediyse, Pep'de O'na karşılık verircesine maçta Real'in çok iyi oynadığını ve kazanmalarının çok büyük bir başarı olduğunu dile getirdi.

İki teknik adamda son derece mütevazı bir şekilde maçı değerlendirdi.Oysaki Real hem maça iyi başladı hemde golü erken buldu.Barca'da erken gelen golden sonra 3'lü savunmaya dönerek kanatları iyi kullanan Real Madrid'e maçı kazanma fırsatını fazlasıyla verdi.Real Madrid için büyük bir fırsat doğmuştu.Kazansalar belkide psikolojik üstünlük onlara geçecekti ama olmadı.Bu seferde Katalanlar kazandı.Barca'nın usta ayakları ve Real Madrid'in kaybetme psikolojisine erken bürünmesi, bir El Clasico'nun daha Katalanların lehine sonuçlanmasına yol açtı.Real Madrid'in dünyanın parasını harcamasına rağmen Barcelona'ya karşı her sene kaybetme modası bu maçta da devam etti.Madrid'in General Franco zamanında Katalanlara karşı sağladığı üstünlük her geçen sene eriyip gidiyor.

Real Madrid'in, geçen seneki 7 El Clasico'dan sadece 1 tanesini kazanması ve bu sene kazanabilecekleri bir maçı kaybetmeleri gerçekten düşündürücü.Peki ya biz futbol severler...El Clasico sonrası görüştüğüm tüm arkadaşlardan aynı şeyi duymak banada düşündürücü geldi.Futbol severlerin çoğu, artık Barcelona maçlarını izlerken keyif almadıklarını dile getiriyor.Evet hemen her maçta bol gol atan, (5-6 gol atan) futbolda O'nu tarif edecek bir kelime bulamayıp uzaydan geldiği ortaya atılan Messi'li Barcelona, artık izleyenleri sıkan bir takım olma yolunda. Hemen hemen her futbol dergisinde, Barcelona'yı nasıl durdurabiliriz makaleleri okumaya başladık.Hatta dahada ileri gidip bu dünyadan olmadıklarını uzaylı olduklarını konuşur olduk.Önceleri total futbol oynadıkları ve defansif sıkıcı futbol anlayışını benimsemedikleri için övdüğümüz Barcelona, bugün bol gol atıp hemen her maçı rahat bir şekilde kazandığı için sevimsiz görünmeye başladı bizlere, yada bazı futbol severlere.

Bir dönem sahadaki müthiş performanslarından dolayı iple çekilen Barca-Real maçları bile eskisi kadar heyecan vermez oldu.Hemde tv de ücretsiz izlediğimiz halde.Ben bile sahadaki oyundan çok, maç sonundaki röportajları merak eder oldum.Bir Messi-Ronaldo kapışmasını çokta umursamaz oldum.Mesela maçtan sonrada Mourinho'dan çok farklı açıklamalar beklerken O'nda bile bir umutsuzluk vardı.Yüzündeki endişe Barcelona'nın önlenemez yükselişini işaret eder gibiydi.İçindeki kazanma hırsı gitmiş, yerine yenildiğimiz takım şu anda dünyanın en iyi takımıdır ifadesi yerleşmiş gibiydi.Four Four Two Kasım sayısında Barcelona'nın nasıl durdurulacağı hakkında 10 tane farklı spor adamının görüşünü almışlardı.Dikkatimi fazlasıyla çekmesi 10 farklı spor adamının 10 farklı görüş bildirmesi.Kimisi kaleci, kimisi teknik direktör, kimisi yorumcu, kimisi defans oyuncusu filan.Bu soru 20 farklı kişiye sorulmuş olsa idi eminim ki yine 20 farklı cevap alınabilirdi.Düşünebiliyor musunuz , bir takım ve ona karşı nasıl galip gelinebilir diye 20 farklı görüş bildiren spor adamı.Aslında bu bile bize bir çok şeyi anlatıyor.
Peki sadece biz miyiz endişelenen.İspanya Futbol Federasyonu'da en az bizim kadar endişeli.Şuanda La Liga Barca, Madrid ve diğerleri şeklini almış durumda.Hem de korkutucu boyutlarda.Tabi Real Madrid oyun felsefesi ile daha Barca'yı yakalayamadı ama maddi imkanlarından dolayı şu anda sadece enselerinde ufak bir korku hissettirmekteler.Federasyon yetkilileride buna bir nevi çare aramakta.Mesela naklen yayınlar için havuz sistemini düşünüyorlar.Naklen yayın pastasından diğer kulüplerinde daha fazla faydalanıp ekonomik olarak güçlenmelerini düşünüyorlar.Bir çoğu borç içinde yüzen La Liga kulüplerinin şu andaki ekonomik durumları pek iç açıcı değil.Arap sermayesi el atmaz ise bir çoğu iflas edebilir.Futbol olarak zaten Barca bir çoğunu 5-6 hatta 7-8 leyip iflasa doğru bir hayli sürüklemiş durumda.Yani şu anda İspanya Ligi'nde Real Madrid dışında rakipleri yok gibi.Son zamanlarda alınan sonuçlara bakınca Real Madrid'de Barcelona'ya karşı çok rakip sayılmaz duruma doğru ilerlemekte.Avrupa'ya baktığımızda ise Barca'ya karşı en güçlü rakip olacak olan takım M.United gibi duruyor ama son iki Ş.Ligi Finali'ni dikkate aldığımızda, burda da kafalarda bir soru işareti oluşuyor.
Futbol Tarihi'ne baktığımızda, kimi zaman West gibi, Puskas gibi, Cruyf gibi, Eusebio gibi, Cantona gibi, Baggio gibi, Hugo Sanchez gibi, Alfredo di Stéfano gibi, Escudero gibi bireysel yetenekli futbolcularla, kimi zamanda diktatör kralların oyunlarıyla bir çok takım senelerce başarılar elde etmiş.Günümüz futbolunda ise Barcelona hegomanyasını, bireysel yetenek ya da diktatör kralların oyunlarıyla açıklayabilmemiz çok komik olur gibi.Mesela İbrahimovicMasia kapanmadığı sürece ki kapanmaz, o zaman uzun bir süre bu temelleri sağlam başarı hikayesini tartışır dururuz.Yada uzaylı hikayeleriyle kendimize yeni bir bakış açısı aramak zorunda kalırız.

Geciken Transfer & Mutlu Son : Tonia Tisdell

Nihayet beklenen açıklama Nurullah Sağlam'dan geldi.Henüz resmileşmese de Tonia Tisdell ligin ikinci yarısından itibaren takımımızda forma giyecek.Sezon başında da anlaşmıştık ama son anda çıkan pürüzlerden dolayı takıma kazandıramamıştık Tisdell'i.Bu defa kesin gibi.Geçtiğimiz sezon Bank Asya 1.Lig'in ikinci devresinde takımımıza katılmış ve kısa sürede taraftarın sevgilisi haline gelmişti.Oynadığı futbolla dikkatleri üzerine çekince takımı Ankaragücü O'nu tekrar kiralamayıp kadroda tutma kararı almıştı.Süper Lig'dede kendisine yakışır bir performans sergileyen Liberya'lı bir çok transfer teklifi olmasına rağmen kalbinin sesini dinledi.Mersin'i ve Kırmızı Şeytanlar'ı çok sevdiğini ve üçlü tantuniyi çok özlediğini her fırsatta dile getiren Tisdell'de nihayet mutlu sona ulaştık.Kendisine tekrardan, ''Evine Hoş Geldin'' diyoruz.

13 Aralık 2011

Fransada Yılın Futbolcusu : Karim Benzema

Fransızların ünlü, ''France Football'' dergisi yılın futbolcusu ödülüne Karim Benzama'yı layık görmüş.Kendisine müslüman olmasından dolayı ayrı bir sempatim vardır.Zidane'den sonra bu ödülü alan ikinci Cezayir'li oldu sanırım.Umarım önümüzdeki sezonda bu ödüle bir başka müslüman futbolcu olan Samir Nasri'yi layık görürler.

Olcay Şahan'dan Jeneriklik Gol



Aslında bu güzel gole blogda dün yer verecektim ama hafta başı olması ve işlerimin yoğunluğundan dolayı zaman ayıramadım.Bugün bir kaç blogda ve sitede bu güzel golü görünce yayına vermekten vazgeçer gibi oldum ama yinede golün Kaiserslautern'e getirdiği 1 puanın önemini ve golü atan oyuncunun Almanya'da yaşayan bir gurbetçi olduğunu düşünce sizlerle paylaşmak istedim.Estetik açısından harika bir gol aslında.Yabancı basın, eminim bu gole jeneriklerinde bol bol yer verecektir.Olcay Şahan'ı bir kez daha kutluyoruz ve gollerinin devamını diliyoruz

12 Aralık 2011

M.İ.Yurdu : 1 - Samsunspor : 0 /// Gelenek Devam Ediyor


Günümüzde Ajax ve Napoli takımları dışında,diğer takımların çok fazla kullanmadığı 3-4-3 sisteminin temsilcilerinden Petkovic, herkes gibi benide şaşırtmaya devam ediyor.Maça 4-4-2 ile başladılar, ilerleyen dakikalarda 4-3-3 'e döndüler, ikinci devre 3-5-2 ile başladılar, maçın kalan bölümünü ise çözemediğim bir sistemle bitirdiler.Hal böyle olunca ortaya da ne oynadığını bilemeyen bir takım çıkıyor.Sezon başında Süper Lig'e çıkan takımlardan sadece Samsunspor teknik ekibini değiştirmişti.Orduspor ve Mersin İ.Yurdu, mevcut teknik kadrosuyla yola devam ettiler.Belki henüz erken bir tespit ama puan cetvelide bazı şeyleri çok net anlatıyor.Samsunspor, ligin ikinci yarısında bir galibiyet serisi yakalayamazsa işleri gerçekten çok zor.Her geçen hafta moral motivasyon açısından geriye gidiyorlar.Kadrolarına baktığımızda gerçekten iyi oyuncuları var ama maalesef çokta hakkını veremiyorlar.

Mersin İdman Yurdu'nda ise her hafta artık klasikleşen kırmızı kart hastalığı bu haftada devam etti.Takımın en iyilerinden Nobre, 90.dakikada sorumsuzca gördüğü kırmızı kartla sanırım ilk yarıyı kapattı.Yaklaşan noel öncesi hiç gereği olmayan tamamen düşündürücü(!) bir kırmızı karttı açıkçası.Boum ve M.Keçeli'nin yokluğu Nurullah Sağlam'ı farklı varyasyonlara itti.Altyapımızdan yetişen ve kariyeri boyunca orta sahanın ortasında görev yapan Nurullah Kaya'yı bu maçta sol bek oynattı.Sezon öncesi kamplarda bunu deneyen ama çokta verim alamayan Sağlam, geçen sezonda çok önemli olan G.Belediye deplasmanında Nurullah Kaya'yı 3-5-2 sisteminin sol açığında oynatmıştı.Farklı pozisyonlarda oynamaya alışması gereken Nurullah Kaya dün sol bekte çokta sırıtmadı.İleri çıkışları ve defansif özellikleri maçta idare etti.En azından Mustafa Keçeli nerede diye homurdanan taraftar olmadı.

Mersin İdman Yurdu'na gelmeden önce Hollanda Ligi Eredivisie'de 4 maçta 360 dakika oynayan ve 1 gol atan Amoah, 15. haftası geride kalan ligimizde sadece 128 dakika sahada kalabildi.Artık kendisinden umudumuzu kestik.Haftaya Nobre'nin yokluğunda O'nu sahada göreceğimizi düşünmüyoruz nedense!Nurullah Sağlam, önceleri Amoah'la ilgili, neden oynamıyor sorularına, ''Hazır değil'' diye cevap veriyordu.Sanırım son zamanlarda Sağlam'a artık Amoah neden oynamıyor diye sorulmuyor!

Tribünlerde ise eski bir dost vardı.Maçtan önce kendisine sevgi gösterisinde bulunan ''Kırmızı Şeytanlar''ı oturduğu tribünden selamlayan Tisdell, son günlerde çıkan transfer haberlerini doğrular gibiydi.Maçı cezalı Joseph Boum'la izledi.Cumartesi günü oynayacağımız Karabük maçında cezalı olan Nobre'nin yanında da eski Beşiktaşlı Bobo'yu görürsek şaşırmayalım.Nede olsa Türk Futbolu her şeye gebedir...