30 Ocak 2012

Teslimiyet! // Fenerbahçe : 2 - M.İ. Yurdu : 1

5 haftalık mağlubiyet serisinin ardından Kadıköy'de Fenerbahçe karşısına çıktık.Bienvenu'nun golü bariz ofsayttı ama kalecimizde dahil hiç bir oyuncumuz itiraz dahi etmedi.Hem de 8. dakikada golü yemiş olmamıza rağmen.Neden? Çünkü biz Fenerbahçe karşısına çıkarken maçı kafamızda kaybetmiştik.İnanmamıştık çünkü.Maç bitsede eve gitsek havasındaydık.Zaten bu takımın en iyi ve en başarılı oyuncularının başında gelen Joseph Boum'da maç sonunda verdiği röpotajda bunu açıklar gibiydi; ''Biz ilk yarıda maça inanmamıştık fakat devre arası hocamız bağırınca kendimize geldik.''

Çok manidar bir açıklama aslında...

Lig tarihi boyunca bir üst lige çıkıp, kadrosunu baştan aşağıya yenileyen ve ligde kalan takım, sanırım çok azdır.Sezon başlarken kadrosunu baştan aşağı yenileyen takımlardan biride Mersin İdman Yurdu'muzdu.Ama biz ligin ilk yarısı bittiğinde Avrupa'ya gitme hesapları yapıyorduk! An itibariyle farklı hesaplar yapmaya başladık ki buda futbolun doğasında olan bir ayrıcalık olsa gerek.Futbol takım oyunudur ve biz bunu ligin ilk yarısında sahaya çok iyi yansıttık.Maçlarda futbol şansımız yanımızdaydı.Ayrıca Sehiç ve Boum'un üstün performansı sayesinde çok iyi puanlar kazandık.Uzun süreli mağlup olmama serisi yakaladık.Başkanımız, futbolcularımız, teknik ekibimizi omuzlarda taşıdık.Derken sezonun ikinci yarısı başladı.Kadromuz çeşitli sebeplerden ötürü daraldı.Bazı maçlara 16-17 kişilik kadrolarla çıktık.Rakiplerimiz çok iyi transferler yaparken biz mevcut kadromuzu dahi zor koruduk.Kadronun yaşlı olmasından dolayı uzun süreli sakatlıklar oldu ve halada oluyor.Maddi imkansızlıklardan ötürü çok üst düzey transfer yapamadık.Rakiplerimiz, Gekasları, Hasan Kabzeleri aldı.Bir çoğu 5-6 transfer yaptı ama biz imkanlar ölçüsünde transfer yapabildik.Eksik bölgelerimizi çokta takviye edemedik.Takım içeresinde çözüm üretmeye çalıştık fakat tutmadı.

Şansızlıklarda yakamızı bırakmadı bir türlü.Sakatlıktı, verilmeyen gollerdi, fiksür dezavantıjıydı derken 6 maçlık bir mağlubiyet serisi yakaladık.Peki bu noktaya geldik diye pes mi edeceğiz.Joseph Boum'un maç sonunda dediği gibi, artık maçlara inançsız mı çıkacağız?
HAYIR!.. Biz bugünlere kolay gelmedik.Asla teslim olmadık.Teslimiyet duygusunu bir an bile aklımıza getirmedik.Kızdık, kırıldık, darıldık ama asla küsmedik, teslim de olmadık.Dün nasıl yanınızda olduysak, yarın da yanınızda olacağız.Her zaman enseniz de Kırmızı Şeytanlar'ın nefesini hissedeceksiniz.Biz asla pes etmedik etmeyiz de. 6 maç değil 60 maç yenilseniz de biz asla yılmayız. Otobüslere sığmaz, bagajlar da gideriz deplasmanlara ama asla yalnız kalmazsınız bu davada.Siz yeter ki bu davaya inanın.Teslimiyet duygusunu aklınıza getirmeyin.Kendinize gelin.İlla ki birinin sizi dürtmesi gerekiyorsa bunu biz her zaman yaparız.Bizim sizden istediğimiz onurlu ve hırslı bir mücadele.Aldığınız da sattığınız da gözümüz yok.Bize Şanslı Sevdamız yetiyor fakat siz sahaya bir şey yansıtmazsanız buda bizim zorumuza gidiyor.Bu formaya layık olun.

Bu formaya layık olmayanlar, yuvasına dönmek isteyenlere kapımız açık.Nasıl ki gönlümüzde vazgeçilmez yaptıysak, vazgeçmesini de biliriz.Bu ''Forma Aşkı'' bu ''Arma Aşkı'' ne parayla ne de başka bir maddi değerle ölçülmez.Maneviyatı büyüktür, kutsaldır.Aslında bir tek malum şahıs değil, isim isim bu formaya layık olmayanları teşhir etmek gerekli ama bunun şuanda takıma hiçbir faydası olmaz.Şu anda ortada bir suçlu var ve bu suçlu Nurullah Sağlam değil.O kendi payına düşeni geçen hafta yerine getirdi.Bizim Sağlam'a inancımız ''SAĞLAM''dır.Asıl suçlulara gelince; 'Siz yeter ki Mersin İdman Yurdu ruhunu sahaya yansıtın.Bizim sizden istediğimiz sadece budur.'

Son söz;

Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Mevlana Celaleddin Rumi

Hiç yorum yok: