12 Temmuz 2012

Ya Sistem Değişecek Yada Burak Yılmaz

Bir dönem, şuanda kulüp bulması istenilen Holosko transferi için takasta kullanılan bir isimdi Burak Yılmaz.Hatta 5 milyon avronun yanı sıra yanında birde Koray Avcı vardı.Bir futbolcu için bundan daha aşağılayıcı bir durum zor yaşanırdı sanırım.Oysa Jean Tigana ile harika bir başlangıç yapmış aynı sezonda 30 maçta forma giymiş bir isimdi.Yaşı da gençti.Renklerine aşık olduğu takıma 21 yaşında transfer olmuş ve bir anda performansıyla beğeni toplamıştı.O'nun bu sükseli çıkışına Ertuğrul Sağlam stop dedi.Tigana'nın ardından teknik adam görevine getirilen Sağlam'ın ilk tercihi olamadı bir türlü.Zaman zaman oynamadığı için huzursuz oldu ve çok ani düşen performansı sonrası soluğu Manisaspor'da aldı.Stil olarak benzediği ve yabancı uyruklu bir forvet oyuncusu transferi için takasta kullanıldı.Yanında bir Koray Avcı ve 5 milyon avro karşılığında...


Manisspor'da pek gündemde olmadı ama O yine iyi bir çıkış yakaladı.Hemde yeni bir takımda ve kısa sürede.16 maçta forma giydi ve 9 gol attı.Peki aynı sezonun ilk yarısında Beşiktaş'ta neden başarılı olamamıştı.Toplam 9 maçta forma giymiş ve sadece 1 gol atabilmişti.O golde artık eski takımı olan Trabzonspor'a idi.Birde Porto maçı vardı ki belkide hayatından çıkmasını istediği bir kaç maçtan biriydi.Maç kadrosundaydı ve maça ilk 11'de çıkmıştı.Sahada sadece 45 dakika kaldı ve oyunun ikinci yarısının başında sahayı terk etmek zorunda kalmıştı. O maçtan sonrada artık Beşiktaş'ta son günlerini yaşamaya başladı.İlk sezonuna nazaran ikinci sezonunda başarısız olmuştu.Yarım sezon tahammül edebilmişti Beşiktaş Burak Yılmaz'a.Belkide kafasını en çok kurcalayan soruydu bu ''Neden başarısız oldum ya da ayını sezonun ikinci yarısında ne değiştide başarılı oldum?''


Manisaspor'da kısa ama başarılı bir yarım sezondan sonra tekrar İstanbul yollarına düşen Burak Yılmaz bu defa mega kentin bir diğer tarafına tarafına transfer olmuştu.Babasından gelen bir geni vardı ve futbolda her inişin ardından bir çıkış yakalamayı başarmıştı.Herkes O'ndan kalıcı olmasını bekliyordu ama O bu defa Aragones engeline takılıyordu.Oysa 4 yıllık bir sözleşme imzalamıştı.Dahada başarılı olması gerekirken  6 maçta forma giymek Onun için büyük hayal kırıklığından başka bir şey değildi.Yine İstanbul ve yine mutsuz günler yaşıyordu.Burak Yılmaz çok zeki bir oyuncuydu ve kendi potansiyelinin farkındaydı.Ayrıca eski bir futbolcu olan babasıda O'nu iyiden iyiye hırslandırıyordu.Daha başarılı olması gerekiyordu ama istediğini bir türlü yapamıyordu.Fenerbahçe forması giyiyordu ve ciddi bir bonservis bedeli karşılığında transfer olmuştu.Karşılığı ise O'nu takip eden her kesim için hayal kırıklığı idi.

Fenerbahçe'nin ardından Eskişehir günleri başladı bu defa ama Burak artık iyice alışmıştı zirveden aşağı inmeye.Eskişehirspor'da ise Beşiktaş'tan sonra gittiği Manisaspor'da ki gibi başarılı sayılmazdı.Burak Yılmaz artık Anadolu takımları için kadro tamamlamak adına yapılacak bir transfer gibi görünüyordu.İlk 24 kişilik kadroda olması faydalı olacağı düşünülen bir isimdi.Oynadığı takımlarda çabuk yere düşen ve topsuz oyunda olmayan bir isimdi.Topla fazla oynayan ve teknik olaraktan zayıf bir karakteri vardı.Birde Beşiktaş'ta oynarken eski takımı Antalyaspor'a el ile gol atmasından dolayı sporcu kişiliğide zayıftı.Teknik adamların kadroda ilk düşündüğü oyuncu tipine de hiç uymuyordu.Takım arkadaşları O'nun için övgü dolu sözler sarf ediyordu ama tıpkı Galatasaray'lı Aydın Yılmaz gibi bir türlü beklenen patlamayı yapamıyordu.Buda O'nda psikolojik bir baskı oluşturuyor futbolunda da olumsuz bir etki bırakıyordu.


Fenerbahçe'nin Gökhan Ünal sevdasına kurban gitti bu defa.Yine bir takasta kullanılıyordu ama O bunu bir türlü kabullenemiyordu.Basında çıkan haberlerde Eskişehirspor'dan ayrılmak istemediğini belirtiyor ve Trabzonspor'a gitmemek için direniyordu.Oysa ''Güneş'' O'nun Trabzon'da tekrar doğacaktı ama kişisel bir kariyer planlaması yapan bir yardımcısı olmadığı için yada bu kariyer planlamasını yapan kişinin fikirlerinden dolayı epey direnmişti.Ama Fenerbahçe'nin Gökhan Ünal sevdası galip geldi ve bu defa 3,5 milyon avronun yanında Trabzon yollarına düştü.Trabzonspor'da ise belkide ikinci ama bu defa daha iyisi olan yeni bir Tigana'ya kavuştu.Şenol Güneş Burak Yılmaz'ın duygusallığını vede potansiyelini çok iyi biliyordu.Biten bir Engin Baytar'ı futbola tekrar kazandıracak kadar futbolcunun dilinden anlıyordu.Sonrası ise Trabzonspor forması ile 75 maçta 55 gol.


Artık futbolun olgunluk yaşı olarak kabul edilen 20'li yaşların ikinci yarısında iyice zirvedeydi.Guus Hiddink gibi bir hoca ile çalışmış, övgüsüne maruz kalmış ve vazgeçilmezi olmuştu.Türkiye liginin açık ara en iyilerinden biri olma yolunda ilerliyordu.Geçtiğimiz sezonda kariyer zirvesine ulaşmış Avrupa kulüplerini peşine takmıştı.33 gol atmış bir futbolcuydu ve sadece 5 milyon avroya transfer edilebilirdi.İlk talibi yabancı bir sima olmayan Petkovic'İn takımı Lazio idi.Bu denli bir oyuncu için 5 milyon avroyu ödemeye (Trabzonspor'un şartlarına göre) yanaşmamıştı.En ciddi taliplileri ise Rus kulüpleri idi.Onlarda olaya pekte ciddi yaklaşmamış olacak ki Burak Yılmaz için bu defa Galatasaray devreye girdi.Aslında Sarı Kırmızılılar olayın en başından beri devrede idi ama etik kurallardan dolayı ikinci planda kaldılar.Büyük ihtimalle bugün akşam saatlerinde ise Burak Yılmaz'ı kadrolarına katacaklar.

Burak Yılmaz'ın mental yapısını değerlendirelim.

Tarihçiler bilirler tarih tekerrürden ibarettir.Tabi futbol tarih değil elbette ama Burak Yılmaz'ın istatikleri tarih gibi tekerrürden ibaret.Futbolunda doğasında istatikler ciddi bir unsur olduğu gerçeğini de unutmamak gerek.Hep zirve sonrası bir İstanbul büyüğü sonrası yine düşüş.Tabi bu demek değil ki Burak Galatasaray'da başarısız olacaktır diye.Önceki başarısızlıkları için geçerli sebepler vardı ama bu defa daha sağlam bir Burak var bunu belirteyim.Ayrıca yaşıda 27 ve gerekli tecrübeyi fazlasıyla edindi.Tabi yinede bir açık kapı bırakmakta fayda var.

Burak Yılmaz'ın başarılı olduğu sezonlara da ayrıca bir göz atmakta fayda var.Öncelikle başarı bekleniyorsa Burak, ilk adam olmalı.Takım içerisinde 10 oyuncu bir kenara Burak bir kenara konmalı.Başarılı olduğu takımlarda bu göze batan ilk unsur. Manisaspor'da da, Trabzonspor'da da bu durum böyle gelişmiştir.Ayrıca teknik adam unsuru da epey önemli.Jean Tigana ve Şenol Güneş faktörü birde Ertuğrul Sağlam ve Luis Aragones faktörü.Bu iki kıyaslama iyi analiz edilmeli ki burda Bural'ın dönem sel başarısının sırrı ortaya çıkıyor.Birde Burak Yılmaz her Türk insanı gibi duygusal bir yapıya sahip.Burda da baba şefkati Burak için olmazsa olmazlardan.Yani Fatih Terim gibi bir şefkat elinin yardımına ihtiyacı var.Burak'ın Türkiye içinde kalma tercihini de bu sebepten açıklayabiliriz.Çünkü Avrupa'nın insanı duygusu ile hareket etmez.Profesyonelliğe bakar.Oda bizim oyuncularımızda maalesef pek mevcut değil

Teknik ve taktik açıdan oyuna katılımını değerlendirelim.

Teknik olarak Burak kapalı savunmalara karşı zorlanan ama etkili şutları ve ani diriplinkleri ile sonuca giden bir oyuncu.Hatırı sayılır birde hava hakimiyeti var.Dar alanda çok etkili olamayan bir forvet ama geniş alanlarda çok güçlü ve gole giden bir yanı var.Bunlar artıları.Birde eksileri var ki bu O'nun en büyük zaafı.Saha içinde tek başına bir takım gibi olma hüviyetine bürünmesi Galatasaraylıların pekte hoşlanacağı bir durum değil.Birde ikinci plana itildiğinde yokları oynaması var ki buda hiç kabul edilebilecek bir durum değil.Ayrıca biz Türklerin huy edindikleri alışkanlıklarından vazgeçmesi kolay bir durum değil ve Burak'ın son iki sezonda Trabzonspor'daki saha içi görüntüsüne baktığımızda bunu Galatasaray'da uygulaması hem O'nun için hem de Sarı Kırmızılı camia için büyük sıkıntı doğurabilir.


Saha dışı sayabileceğimiz teknik detaylardan sonra birde saha içine inelim ve Galatarasay'ın oyun planına bakalım.

Oyun planı derken 4-4-2 yada 3-5-2 değil sistemleri değilde saha içindeki zihniyeti ele alalım.Galatasaray büyüklüğünden dolayı hep zirveye oynayan bir takım ve rakipleride bunun bilincinde olduğundan dolayı Galatasaray maçlarında genelde katı savunma anlayışını benimsiyorlar.Hal böyle olunca ligimizdeki maçlarda Burak faktörü çok etkili olmaz gibi.Yalnız yanındaki partneri için defansın arkasına yapacağı koşularla açacağı alanlar takım için faydalı olacaktır.Sürekliliği ile rakip defansı yıpratan bir yapısı olan Burak sayesinde orta sahadan sürpriz çıkış yapan oyuncularında gol bulacağı tahmin ediyorum.Türkiye liginin dışında Burak'ın daha etkili olacağı maçlar bana göre Avrupa Kupası maçları olacaktır.Burada oynacağı maçlarda, ligimize oranla bir kat daha etkili olacaktır.

Bir sezon önce Burak Yılmaz'ın Trabzonspor'da ki performansı ile bu sezon gösterdiği performans arasında yükselişe geçen bir görüntü var ama Burak geçen sezon gelmiş olsaydı daha başarılı olurdu.Çünkü, bir sezon önce partneri, saha içerisinde gezen ve rakip defans oyuncularının sevmediği bir stile sahip olan Umut Bulut'tu.Bu sezon ise ileri uçta yalnızları oynayan ve tamamen bencilleşen bir Burak Yılmaz izledik.Yani bir sezon önce paylaşımcı bir forvet iken şimdi ise tamamen kendine oynayan bir Burak Yılmaz çıktı ortaya.Bu transferden önce Umut Bulut'un takıma katılması umarım Burak'ın bir sezon önceki görüntüsüne dönmesini sağlar.Ayrıca takımın beyni olan Selçuk'unda Burak'a extra katkısı olacağını da unutmayalım.

Şimdi Galatasaray ve Burak Yılmaz birlikteliğine bir bakalım.Fatih Hoca geçen sezon kanatlarda dahi göbek oyuncularını tercih etti.Engin Baytar ve Emre çokta kenar özellikleri olmayan oyunculardı.Burak ise Beşiktaş'ta ve diğer takımlarda çoğu zaman sağ açık yada sağ forvet gibi oynadı.Fatih Hoca Burak'ı bu yönden kullanabilir.Fatih Hoca'nın geçen sezon ki forvet tercihi ise 2 merkez santrfordan oluşuyordu ve Elmander bu sistemin olmazsa olmazı idi.Bu sezonda aynı dizilişi tercih ederse (ki eder ve mevcut düzeni bozmaz) Elmander yine ilk tercih olacaktır.Elmander'in oyun felsefesine en yatkın isim bunların içinde Burak Yılmaz olacaktır.Fakat Burak'ın saha içi tercihleri yanında oynayan oyuncuları ne kadar mutlu eder oda ayrı bir soru işareti.Buna en güzel örnek; geçen sezon takım arkadaşı Aykut'u pas atmadığı için sahada nasıl azarladığını hala unutmadım.Bunlar takım huzuru için önemli faktörler.

Fatih Hoca Burak'tan extra katkı bekliyorsa, Burak ilk adam olmalı yada oyun sistemini Burak Yılmaz'a göre kurgulamalı.Mevcut 4-4-2 sistemi ile doğru oyuncu tercihleriyle göre çok verimli olur ve gol yollarında çok etkili olunur ama yaşanacak ilk tökezlemede takımı epey sirkeler.Bu yüzden sistem 4-3-3 gibide kurgulanabilir.Burak hem sahada olur hem de sağ forvette performansından pek bir şey kaybetmez.Bu sistem ile eldeki merkez orta saha oyuncularının da kanatlarda sıkışıp kalması engellenir.Fatih Hoca 4-3-3 sistemini daha önce Euro 2008'de Portekiz maçında denemişti.Sistemin yabancısı olmamakla beraber sistemi benimseyen bir teknik adam.Bu açıdan takımına extra zenginlik katmış olur. Birde 4-3-3 sisteminin bir başka versiyonu olan 4-2-3-1 de denenebilir.Burda hocanın tercihleri ve oyuncu seçimleri bu sezon Galatasaray'ın kaderini belirleyecektir.

Son olarak Burak Yılmaz Türkiye ligi gol kralıdır ve son iki sezonda toplam 50 gol atmıştır.Yıldız bir oyuncudur ve potansiyeli ile takımı sırtlayan bir yapısı vardır.Ayrıca 27 yaşına gelmiş olması futbolunun en verimli çağını yaşaması extralarıdır.Bu açıdan Galatasaray rakiplerine oranla şuanda daha avantajlıdır.Burak Yılmaz ile beraber alınacak kanat oyuncuları yada mevcut kadrodaki Riera'nında performansı artacaktır.Tabı bütün bunlar Burak Yılmaz'ın ilk oyuncu olması ve sahada bunu hissetmesine bağlıdır.Bu hamle başarılı bir şekilde yapılırsa bana göre Burak Yılmaz'da ligimizin bir CR7 si olabilir.Yada BY17'si...


4 yorum:

Muratonovic dedi ki...

Burak Yılmaz'ın kariyerine baktığınızda, kanat oynarken hep saç-baş yoldurmuştur.. Ne zaman forvete yaklaştı, o zaman iş yapmaya başladı.. Bu açıdan Burak biraz riskli de bir transfer, eğer GS başka bir merkez santrafor alır, Burak'ı kenara iterse (4-3-3 veya 4-4-2 farketmez) çok saç baş yoldurur..

İstanbul'da gece hayatına takılmas ihtimaline hiç girmiyorum bile, çünkü güçsüz Burak saç-baş yoldurmaz, adamı kanser eder..

Hasan Doğan dedi ki...

Muratonovic: Güzel bir tespit :D

Gökçe dedi ki...

Guzel yazi. Gramerde problem var; 'da'lar hep bitisik yazilmis.

Hasan Doğan dedi ki...

Gökçe: Ya maalesef düzeltemediğim ve çok eleştiri aldığım bir konu.Gramer sıkıntımızıda inş. en kısa zamanda düzelteceğim.İlginize teşekkürler..