28 Ağustos 2012

Mersin İdman Yurdu Taraftar Analizleri Vol :1


Blogda bu sene bir yeniliğe gittik.Taraftarlarımızdan Mersin İdman Yurdu değerlendirmeleri yapmalarını istedik.Sağ olsunlar bizi kırmadılar.Tabi işin içinde Kırmızı-Lacivert sevda olunca akan sular duruyor.Hepsine ilgilerinden dolayı bir kere daha teşekkürlerimizi sunuyorum.

İl değerlendirme yazımızı bizi kırmayan Marmaralı Şeytan sevgili Ahmet Selim Kahraman yaptı.İşte sizler için kaleminden dökülenler...


MARMARALI ŞEYTANLAR GENEL DEĞERLENDİRME

29 sene sonra biten hasretin ardından ilk sezonu nasıl geçireceğimiz herkes tarafından merak ediliyordu. Geçen sezon, iyi bir başlangıç yapsak da arkası bir türlü gelmeyen bir sezon geçirdik. Hedefimizi gerçekleştirmemize rağmen aslında daha iyilerinin de olacağını gördük . Bir yazar Süper Lig takımları ile ilgili değerlendirme yaparken bizimle ilgili “ Sezonun en sessiz sedasız takımı” yorumu yapmıştı. Dışarıdan bakıldığında gerçekten öyleydi fakat kendi içimizde çok çalkantılı bir sezon oldu. Taraftar  UEFA potası derken arka arkaya gelen seri mağlubiyetler ile düşme potasına kadar gerileyip umudu yitirdiğimiz anda tekrar düzlüğe çıkıp ligi “orta sıra” diye tabir ettiğimiz noktada bitirdik. 

Yeni sezonda ise hepimiz büyük beklentilerle yola çıktık. Stat ve tesisleşme adına gelen haberler ve gelişmeler yüzümüzü güldürse de yönetimin transfer konusunda yaptığı acemi hatalar hepimizi çıldırttı. Özellikle gündeme getirilen isimlerin anlaşıldı yorumlarına mahal vermesi yüzünden giden oyuncular taraftarın yönetim üzerindeki baskısını arttırdı. Bu konuda Antalyaspor’u kutlamak lazım.  Sessiz sedasız transferleri bitirdiler, lakin bizim her transferimiz her yayın organında manşetlere çıkacak kadar kesinleştirildi. Özellikle Bobo ve Otman Bakkal transferlerinin fiyaskoyla sonuçlanması hepimizin geçen sezonu arayacak konuma geldiğinin göstergesiydi. Lafı uzatmayalım, yeni gelen transferler ve takımda kalanlardan sonra oluşturulan iskelet çoğunluk tarafından beğenildi fakat beraberinde endişeleri getirdi. Keza kapalı kutu olan ve geçmişte sıkıntılı bir dönem geçiren futbolcuların olması bunun en büyük etkeniydi.  Kamp dönemi ve hazırlık karşılaşmaları derken yeni sezon Ordu maçıyla açıldı.

Bilet fiyatları açıklandığında “Mersin İdman Yurdu-Orduspor değil de Barcelona-Madrid“ maçı yorumlarını beraberinde sürükledi. Kimse kusura bakmasın da 1 liraya 2 liraya bilet fiyatlarının uygulandığı Anadolu takımları var. 20 lira kale arkası 40 lira maraton fiyatı ile stadın dolmasını beklemek tamamen acemi işler sergileyenlerin ürünüdür. Kimse sizden 1-2 liralık biletler beklemiyor. Bunun olacak en yüksek hali kale arkasının 5-10 maraton 15-20 civarı olmasıdır. Bayramın 1. Gününde bu yapılan ayıptır günahtır. Bayrama inat 1000 km yol gelip maça girdim. Stada girdiğimde gördüm ki bu şehir kolay kolay tek yumruk olamaz. O bilinç çoktan yitirilmiş. Bu olaylar daha patlamadığında ve biz bunları görüp söylediğimizde yunan askeri damgası yemiştik. Olsun, biz yine gittiğimiz maça biletimizi alır geçer izleriz.  Kimse kusura bakmasın gruplar arasındaki olaylar büyüdükçe ve birbirlerine hain muamelesi yapanları gördükçe Mersin halkı neden fazla rağbet etmiyor sorusunun cevabını açık şekilde buluyorsunuz.

Maça gelince ilk yarı Orduspor dünyaları kaçırdı desek yeridir. Biraz forvetlerinin beceriksizliği biraz da pırlanta gibi bir kaleciye sahip olduğumuz için şanslıydık. Defans hattında Boum’un eksikliğini söylemeye gerek yok. Gerek Aydın gerekse Stepanov her an patlamaya hazır bombalar. Hücumda Ergin iyi niyetli olmasına rağmen gözler Nobre’yi aradı. En çok merak edilenlerden biri Yattara idi. Ne yalan söyleyeyim kendini toparlamış görüntüsüyle gelecek adına umut verdi. Henüz tam anlamıyla takım oturmadığı için zaman zaman yer alma konusunda ufak tefek sıkıntıları oldu ama bunları aşacak kapasiteye kesinlikle sahip. Bu maçta en çok alkışı hak edenlerden biri kesinlikle Nduka idi. Kapasitesini zorlarsa neler yapabileceğini gösterdi. Hakan Bayraktar maalesef etkisizdi açıkçası 1 sene daha şans verilmemeliydi. Ben Yahia ilk yarıda ortalarda görünmese de ikinci yarı oyunuyla ortalamanın üstündeydi. Oyuna sonradan giren Culio bu takımda iyi işler yapacağı müjdesini bize oyundaki duruşu ve mücadelesiyle gösterdi.

 Sivas maçından önce, bu maçta 1 puan olur mu deseler, eminim herkes kabul ederdi. Sivas deplasmanı zordur ama şanslıydık kara kışta burada oynamak yerine güzel bir akşamda maça başladık. Yenilen golleri umarım maçtan sonra hoca oyunculara video şeklinde izletmiştir ya da bu hataları Eskişehir maçı öncesi gösterir, çünkü ciddi anlamda savunma anlayışındaki her türlü hata mevcuttu. 3-1’den sonra maçı 3-3’e getirmenin en güzel tarafı gelecek haftalarda takımın kendine olan güveninin sahaya yansıtmasında etkili olacaktır. Stepanov ve yine Hakan Bayraktar bu maçın en zayıf iki halkasıydı. Stepanov beni hayal kırıklığına uğrattı, açıkçası gelecek adına da fazla umudum yok. İbrahim Kaş’ı herkes aradı. Stepanov böyle devam ederse Çağdaş’ı bile arar hale geleceğiz. Umarım benim gibi düşünenler de ben de yanılırım. Boum, Serkan Yanık, Nduka,Ben Yahia ve Nobre bu maçın iyilerindendi.Özellikle Serkan Yanık böyle devam ettiği müddetçe uzun vadede bize kesinlikle fayda sağlamaya devam edecektir. “Golden Boy Wissem Ben Yahia” ise kaldığı yerden devam ediyor. Onu anlatmaya gerek yok onun Afrika Kupası’na gittiğinde nasıl sıkıntı çektiğimizi hepimiz biliyoruz. Mustafa Sarp umarım bir an önce iyileşir yoksa işimiz çok zor. Oraya kadar giden taraftara ne kadar helal olsun dediysem o fotoğraftaki tablo gerçekten üzücü. Dışarıdan görüldüğünde ne kadar olumsuz tepki aldığımızı söylemeye gerek yok, gerçekten yazık.

İlk 2 maça baktığımızda gelecek adına ümitli olduğumuz bir hucum hattı olsa da savunmadaki zafiyetin akıllarda soru işareti yarattığı değerlendirmesini yapabiliriz.  Eğer savunma hattındaki kişisel ve kademe hatalarından biraz olsun ders alınabilirse bu takım bu sene daha yukarılara oynayıp geçen sene Eskişehir’in Sivas’ın rakipler üzerinde oluşturduğu baskıyı oluşturabilir.

Haftaya kendi içerisinde sıkıntılı bir ekiple oynayacağız. Savunma anlamında kendimize gelirsek, bu hücum hattıyla 3 puanın bize yakın olduğu düşüncesindeyim. Esen kalın.

Ahmet Selim KAHRAMAN
                Twitter: @Ahmet_Selim

1 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

Güzel bir yazı olmuş. Maçı tvden izlemekle statta izlemek arasında çok fark var. TVde sadece topun olduğu bölgeyi görüyoruz. Topun olmadığı anlarda forvetler ne yapıyorlar öylece bekliyorlarmı koşumu yapıyorlar ,sohbetmi ediyorlar ,yada defans oyuncuları ne yapıyorlar bunların hepsini statta çok iyi gözlemleyebiliyorsunuz. Bence taraftar gözüyle anlatmak özellikle bu açılardanda iyi olabilir. işte TVde görünmeyen anlarda işini iyi yapan futbolcularımızada böylelikle hakkını vermiş olacağız.

Bu yüzden bu güzel fikrinizden dolayı sizi kutluyorum ve böyle güzel yazıların devamını diliyorum.

Teknik direktörler bence bilinçli futboldan anlayan taraftarlarla (çıkarcı birilerinin maşası olanlarla değil) sohbet etmeli ,akıl almak değil ,sohbet etmeli dışardan nasıl görünüyor anlamalı bence. yapmak istediklerinin yanlış anlaşıldığını mesela böylece anlayabilir taraftarla daha iyi iletişimler kurabilir.