31 Ekim 2012

100'e 3 Kala...

Hakan Bilal Kutlualp, Brezilya'ya Alex'i izlemeye gitmiş fakat orada farklı bir oyuncuya gözü takılmıştı. Farklı bir stili olan bu oyuncu sıradan bir futbol oynuyor gibi görünse de her Brezilyalı'nın doğuştan yenetekli olduğu işi daha farklı yapıyordu. Gol sezgisi muhteşemdi ama uzaktan izleyenlerin o kadar da dikkatini çekmiyordu. Japonya'da çok başarısız bir sezon geçirdikten sonra yeni takımı Cruzeiro'da ilk 4 maçını boş geçmişti. Ligin sonlarına doğru forma giymeye başlayan oyuncu beklenenin altında kalmış toplamda 3 gol atma başarısı göstermişti.

Cruzeiro yetkilileri Parana'da ki muhteşem performansını referans kabul edip takıma kattıkları Nobre'den erken vazgeçip Fenerbahçe'den gelen teklifi düşünmeden kabul ettiler. Zaten sezon bitmiş ve hem lig hem de kupa şampiyonu olmuşlardı. Onlara daha etkili olabilecek bir gol silahı lazımdı ve Nobre o aradıkları isim değildi.

Bizim sonradan Türk olma Nobre'ye de beklediği fırsat gelmişti. Brezilyalılardan aldığı ekstra verim ile tanınan Daum, sezonun ilk yarısını Beşiktaş'ın 8 puan gerisinde bitirmesine rağmen, Nobre'nin çıktığı 18 maçta (sezonun ilk yarısındaki hakem Ali Aydın'ın yaptığı kural hatası nedeniyle Fenerbahçe Çaykur Rizespor ile tekrar maçına çıkmıştı) 12 gol atmasıyla bir anda hem şampiyon oldu hemde şu sıralar Ukrayna'da kırılmadık rekor bırakmayan Lucescu'yu işinden etti. Nobre sezonun ikinci yarısında geldiği Fenerbahçe ile kariyerindeki ikinci şampiyonluğunu yaşadı. İlkide zaten yine sonradan geldiği Cruzeiro takımıylaydı.

Fenerbahçe ile 2 şampiyonluk kazanan Nobre'nin yolu 100. yıl kadrosunda istenmediği için İstanbul'un diğer yakasına Beşiktaş semtine düştü. O çok istediği Avrupa'da futbol oynama hedefine kısmen de olsa ulaşmıştı. Beşiktaş günleri ise maddi anlamda parlak ama kariyer anlamında sönük geçti. İlk sezonunda zaman zaman saman alevi gibi parlasa da totalde beklenenin epey altında kaldı. Lakin Beşiktaş'ın kazandığı çifte kupa Nobre'nin çokta konuşulmamasına yol açtı. Toplam 5 sezon formasını terlettiği Beşiktaş'ta 127 maçta 35 gol attı ama sırf O'na Türk kontenjanında olduğu için bu kadar tahammül edilmişti.

Beşiktaş'ın çok kötü bir sezon geçirdiği 2010-11 sezonu sonunda Başkan Yıldırım Demirören'in başlattığı Portekiz harekatı sonrası Nobre'ye de ufaktan yol görünmüştü. Bu yol birazda siyasi baskı (!) sonrası gelmişti. Nobre'nin aldığı yıllık ücret çok yüksekti ve karşılığını veremiyordu. Pusuda bekleyen Nurullah Sağlam, ısrarla Nobre'nin takıma katılmasını istiyordu. Gazetelere de ''Nobre'yi alırsak bu sezon kesin ligde kalırız'' diye demeçler veriyordu. Bana kalırsa Nobre'den daha genç ve dinamik bir golcü alınmalıydı ama Sağlam Nobre'de ısrarcıydı. Başkan Ali Kahramanlı'da arkasındaki gücüde kullanarak gitti aldı sonradan Türk olma Brezilyalıyı.

O sonradan Türk olma Brezilyalı ise beni ve benim gibi düşünenleri yanıltmıştı. Yeni takımı ile sezona harika bir başlangıç yapan Mert Nobre sezon sonunda ise 13 gol atarak takımının gol yükünü çekiyordu. Mersin İdman Yurdu o sezon toplamda 34 gol atma başarısı göstermişti. Nobre takımın yaklaşık her 3 golünden 1'ine imza atıyordu.

Nobre uzaktan izlediğinizde yada televizyon başında seyrettiğinizde size çok anlamlı gelmeyen bir golcü ama sahada çıplak gözle ve dikkatli izlediğinizde sanki tek başına bir takım. Etkili pres yapmayan ama rakip defansın oynama alanını epey daraltan ve takım savunmasını rakip ceza sahasından başlatan bir golcü. Teknik anlamda bileklerine hakim ve rakip ceza alanında çok etkili bir forvet. hava toplarına hakim ve gol anında olması gerektiği yerde olan bir golcü. Yani her teknik adamın en azından yedek kulübesinde görmek isteyeceği bir isim. Yalnız her Brezilyalı gibi özel ilgi ve alaka bekleyen bir isim.

Belkide bu sezon ülkemizdeki son sezonu olacak olan Nobre'nin 9 yıllık lig macerasında toplam 97 gole ulaşmış olması O'nun başarı çıtasını gösteriyor. Toplamda 241 maç ve 97 gol. Gol atmanın gerçekten zor olduğu ligimizde 100'ler Kulübü'ne girmesine 3 gol kaldı. Eminim ki önemli bir sakatlık yaşamaz ise 100'ler Kulübü'ne de adını altın harflerle yazdıracaktır.

Belki de bu 100'ler Kulübü'ne girmesi, o çok arzu ettiği milli takım formasını da giymesine vesile olur. Tabi bu forma Ayyıldız olmak şartıyla...


Hiç yorum yok: