17 Ekim 2012

Kaçak Çıkılan Kat!

Yine bilindik senaryolar, alışageldiğimiz maç sonu yazıları... Biz bunları hep yaşadık, yaşıyoruz ve yaşayacağız da! Kimse kusura bakmasın ama biz buyuz. Hep buyduk! Belki ilerde değişebiliriz ama şimdilik bu kafayla çok zor...

Aslında bataklık haline dönüşen futbolumuz için bir kaç kez gün ışığı doğdu ama değerlendiremedik. Çok geriye gitmeye gerek yok. Daha iki sezon önce Bursaspor şampiyon oldu. Hepimiz ümitlendik. Futbolumuzun Yeni Çağı başlıyor dedik. Dile kolay 53 yıllık ligimizde Beşiktaş, Fenerbahçe  ve Galatasaray dışında sadece Trabzonspor şampiyon olmuştu. Öyle ki son zamanlarda da şampiyonluk bir iki istisna dışında sadece Galatasaray ve Fenerbahçe arasında paylaşılıyordu.

Maalesef...
Olmadı...
Bursaspor'un şampiyonluğu uyuyan iki devi uyandırdı sadece. Arının kovanına çomak sokan Bursaspor efsanesi maalesef fazla sürmedi. Tıpkı Zico önderliğinde devler liginde çeyrek final oynayan Fenerbahçe'nin Avrupa'da kupa kazanma hevesi gibi kısa sürdü. 52 şampiyonluğun 36'sına ambargo koyan ve lig devam ettiği sürece de hep şampiyonluğu hedefleyen iki takım için artık öncelik lig şampiyonluğu oldu. İkincilik başarısızlık olarak görüldü. Oysa Milenyum Çağı'nın başında Milli Takımımız Dünya üçünlüğü, Galatasaray ise Avrupa Kupası kazanmıştı. Bu başarılar tesadüf değildi çünkü Fatih Terim önderliğinde çok iyi bir organizasyon kurulmuş ve bunun meyveleri alınıştı. Önce 96 Avrupa Şampiyonası ardından 2000 Avrupa Şampiyonası hemen sonrasında da 2002 Dünya Kupası vizesi alınmıştı.

Arada unuttuğum birde Konfederasyon Kupası var. O'da 2003 yılında önemli bir yer teşkil etti futbol tarihimizde.O turnuvadaki yeni isimler bizi büyük bir ikileme sürükledi.Oysa turnuvaya katılan takımların çokta önemsemediği bir turnuvaydı Konfederasyon Kupası. Fakat biz çok fazla ciddiye aldık o turnuvayı. Belkide bugün konuştuğumuz çöküş edebiyatımız orada başlamıştı kim bilir...

Konfederasyon Kupası'nın ardından turnuvada alınan sonuçlar ve oyuncuların ortaya koyduğu performans sonrası havalara girdik. 2004 Portekiz öncesi şampiyonluk havasına büründük. Önce bir Letonya kazası yaşadık ama travmayı çabuk atlatamadık. Ardından çok önemli bir 2006 Dünya Kupası kaçırdık. Oysa turnuva ikinci evimiz olan Almanya'da idi. Uzun süre tartıştık kendi aramızda ve yeni ama kısa süren bir yapılanmaya gittik. Ersun Yanal geldi. Tıpkı Abdullah Avcı gibi...

Basın, medya herkes arkasındaydı Ersun Hoca'nın. Baştan aşağıya yepyeni bir milli takım bekliyorduk ama ilk çıktığımız Gürcistan maçında tümüyle hayal kırıklığına uğradık. Ardından gelişen Hakan Şükür krizi Ersun Hoca'nın biletinin kesilmesine neden oldu. Burada bir dip not düşmekte fayda var. Ersun Yanal'dan önceki hocamız Şenol Güneş soluğu uzak doğuda buldu. Adamı o kadar baskı altına aldık ki çareyi kaçmakta buldu. Ersun Yanal ise büyük ümitlerle başladığı işinin başında sadece 9 maç kalabildi. 

Terim geldi. 
Olmadı. 
Yabancı dedik.
Hiddink geldi.
Olmadı.
Tribünde oyuncu takip etmiyordu.
Hollanda'da yaşıyor ve sadece maç haftaları buraya teşrif ediyordu.
Gitmesi lazımdı.
Gitti.
Ardından hocalığını tartıştık adamın.
Yeni bir yapılanma şarttı. 
Zaten son 10 yıldır sürekli yapılanıyorduk
Alışıktık.
Aranan isim bulundu.
Abdullah Avcı'ydı.
Ama çok geç kalındı.

Nurilerin, Canerlerin, Tevfiklerin, Onurların olduğu takımla kazandığı zaferlerden yaklaşık 7 sene sonra görev verildi Abdullah Avcı'ya. Milli takım baştan aşağı yenilendi. Tüm personel ve teknik ekiple beraber yeni bir yola çıkıldı.

Hedef 2014 Brezilya idi. İyide Hiddink'te zaten Brezilya 2014 asıl hedefimiz dememiş miydi. Arada 2012 Avrupa Şampiyonası'na katılırsak yok demeyiz diye günlerce bağırmadımı ulusal basında. İşimize gelmeyen şeyleri ne çabuk unutuyoruz. Adamı derdest ettik yolladık. Oysa Hiddink gerçekten kademe kademe takımı değiştirmeye başlamıştı.Ömer Toprak ve diğer gurbetçiler Hiddink döneminde bir bir açıklamadılar mı tercihlerini bizden yana kullandıklarını. 

Günlerce Mehmet Topal neden milli takıma çağrılmıyor neden Hasan Ali sol bekte oynamıyor diye tartıştık. Nuri neden oynatılmıyor diye tartıştık. Özer neden Almanya karşısında oynadı diye tartışmadık mı? Peki dünkü ve bundan önceki Hollanda ve Romanya maçlarında Abdullah Avcı Hiddink'ten farklı ne yaptı? Bu sezon sadece 10 dakika oynayan Mehmet Ekici'yi alıp ilk 11'e yerleştirmedi mi? Mehmet Topal'ı, Hasan Ali'yi oynattı da ne oldu. Bu oyuncular milli takıma ekstradan ne katkı verdiler. Peki Abdullah Avcı tribün tribün dolaşıp maç izledi de hangi ikinci lig oyuncusuna hadi onu geçtim İstanbul dışından hangi takımdan yeni bir oyuncu takıma kazandırdı?

Sercan Sararer'de geçenlerde bileti kesilen Erdal Hocanın milli takıma bir kazandırımıdır. Abdullah Avcı'nın şuanda takıma milli takıma ekstra bir katkısı olmamıştır. Peki Avcı gönderilmeli midir diye sorarsanız kesinlikle hayır derim. Belli ki Abdullah Avcı'nın kafası karışık. Belli ki kadro tercihini yaparken kıramadığı yada çekindiği noktalar var. Kimse buna amma attın ha sende demesin. Oyuncu üzerinden yıpratma yapmak değil niyetim ama Avcı kadro seçimlerinde adaletli davranmıyor. Bir Alper Potuk, bir Soner Aydoğdu, bir Yasin Öztekin bir Aykut Demir, bir Hurşut Meriç, bir Gökdeniz Karadeniz mevcut isimlerden çok daha fazla formsuz değiller. Örnek çoğalabilir. Milli takım havuzu epey geniş. Avcı'ya düşen adaletli davranmaktır.

Gidişat iyi değil.Değişir mi derseniz elbet değişir. Ayrıca Brezilya 2014'e gitmemekte dünyanın sonu değil ama bu kadarda çabuk havlu atmamız gerekir. Abdullah Avcı'ya biraz daha sabır ve kredi tanımamız şart. Futbolumuzun sorunu ne, nasıl düzeliriz derseniz; ''biz ne zaman spor programlarına Galatasaray ve Fenerbahçe ile başlamaz isek o zaman düzeliriz'' diyebilirim.

Zemini sağlam olmayan binalar en ufak bir sallantıda yerle bir olur. Bizim zeminimiz sağlam değil. Sağlamlaştırma adına da herhangi bir adım atmıyoruz. İş adamlarının futbolun patronluğunu yaptığı, yeşil sahalarda çimlerin üzerinde mücadele eden isimlerin futbolun başına geçmediği sürece biz hep aynı aynı nakaratı söyler dururuz. Hiddink gitsin, Güneş gitsin, Terim gitsin, Yanal gitsin, Abdullah Avcı gitsin...

3 yorum:

erk dedi ki...

İnan'ın oynamadığı, Nuri'nin sakatlıklar sonrası oynama fırsatı bulduğu bir rotasyonda Soner ve Alper neden kadroda yok diye şikayet etmek bana anlamsız geliyor. Doğrudur TSL'nin bu takım seviyesindeki tek iki oyuncusu bu ikisi olabilir, ama şanssızlıkları milli takımın "kağıt üzerinde" en güçlü olduğu mevkiide oynuyor olmaları. Hamit, Emre, Nuri, Selçuk, Mehmet Topal - eldeki orta saha rotasyonu bu, Oğuzhan, Necip, Alper ve Soner bu rotasyona girebilirler mi? Belki bir gün, ama o gün bugün değil. Alper'i bir kenara koyuyorum söz konusu oyuncular kendi takımlarında dahi vazgeçilmez değiller.

Trabzonspor hücum hattından herhangi bir oyuncuyu şu anki performanslarıyla değil milli takıma tavsiye etmek çok zorlama olmuş bence. Trabzonspor kendi içerisinde o mevkideki yetersizliğe cevap arıyor. Yasin Öztekin 6 maçta tek asist üretebilmiş.

Gökdeniz, bahsi geçen isimler arasında en makul olanı, lakin o da uzun zamandır istikrarlı bir şekilde oynamıyor ve 32 yaşına dayandı.

Hurşut'un bu seviyede olduğunu öncelikle kanıtlaması gerekiyor ve genç olduğu yönünde yanlış bir izlenim olsa da 29 yaşında bir isim.

Aykut Demir bu listede tek tam anlamıyla katıldığım isim, bence Egemen'den hem sezon performansı özelinde, hem de potansiyel olarak daha ileride bir isim.

Aynı şekilde Onur-Mert Günok tercihi - Ekici'nin çağrılmış olması gibi sıkıntılar da var. Hani orta saha rotasyonu zaten dolu diyorum ya, daha forma bekleyen ve bence çağrılması gereken bir Jem Karacan var.

Milli takım oyuncu havuzu bazı mevkilerde geniş, bazı mevkilerde ise oldukça dar.

Ülkede bek yok. Hasan Ali'yi ne kadar beğenmesem de - şu ülkede sol ayaklı o mevkiye uygun başka sol bek gösteremiyorum. Belki Atilla olabilir uzun vadede.

Sağ bek keza öyle. Stoperdeki alternatiflerimiz en iyi tabirler vasat. Orta saha göbeğimizin en güçlü mevkimiz olması teknik direktörleri 4-3-3 oynamaya itiyor lakin ne savunmamız ne de hücum hattımız bunu kaldırabiliyor.

Belki kanatsız bir 4-1-3-2 denenebilir diyeceğim ama onu kaldıracak beklerimiz olduğundan şüpheliyim.



Hasan Doğan dedi ki...

erk: Kardeşim yorumunda genel bir açıklama yaparak güzel bir özet geçmişsin.Önceikle yazımdaki anlatmak istediğim forma adaleti ve Avcı'nın herhangi bir yeniliğe şuanda kapısını tam anlamıyla kapatması.Yasin Öztekin belki kendi takımında üretken değil ama şu anda hem Ekici'den hemde Sercan'dan daha formda bir isim.Ha bu Ekici olmazda başka bir isim olur.Benim çıplak gözle izleyip beğendiğim bir isim olduğu için yazdım.Diğer konularda değindiğin noktaarda hemfikirim :)

erk dedi ki...

Sercan ciddi bir sıkıntı yaşıyor Bundesliga'da Ekici ve Tunay Torun da oldukça yetersiz kaldılar kendi takımlarında. Keza Gökhan Töre de Rubin'de süre alamıyor. Ama TSL'nin baş altı ve zirve takımlarına bakıyorum: Kasımpaşa Kalu ve Djalma'ya; Beşiktaş, Fernandes'e; Bursa Güney Amerikalı ikilisine, Trabzon; keza yabancılarına dayanıyor, Geriye kalan bir Gençler bir Galatasaray ki Galatasaray'ın da kapalı takımları açmak konusunda ne kadar yetersiz kaldığı ortada.