19 Kasım 2012

Bursaspor : 3 - 0 : Mersin İdman Yurdu Tükenmişlik Sendromu

Futbol icat edildi edileli çok aşama kaydetti fazlasıyla gelişti. Ofsayt terimi, libero terimi, sistemler gibi... Bu yüzyılda futbol literatürüne giren terim ise sanırım oyunun iki yönünü de oynayan orta saha oyuncuları olacak. Bu terimi ziyadesiyle hafızalara kazıyan Claude Makelele'de belkide futbol tarihine adını altın harflerle yazdıracak.

Bilindiği üzere Bursaspor iki sezon öncesi bu ligin şampiyon takımı. Yani dünkü rakibimiz bir şampiyondu. Ama o şampiyon kadrodan ilk 11'de sadece 1 isim forma giydi. İbrahim Öztürk...

Bursa takımı şampiyon olduktan sonra her geçen zaman diliminde değişimlere, değişikliklere uğradı. Avrupa kulvarında başarılı olmak adına zaman zaman lige konsantre olmakta zorlandı. Kadro zafiyetine uğradı. Sezon başında Bursaspor'u değerlendirenler hep Pinto öncesi ve Pinto sonrası olarak nitelendirdi. Gerçekten Bursaspor'un yükselişinde Şili'linin payı büyük.


Bugün ise Şili'liden daha fazla konuşacağımız bir Arjantinli var Bursaspor'da, Fernando Belluschi! Bu saatten sonraki gelecek başarılarda eminim ki bu Arjantinli'nin ismi daha fazla telaffuz edilecek. Batalla'nın yükünü hafifleten bu Arjantinli, uzun süredir Ivan Ergic'i arayan Bursasporluların gönlüne de taht kurmuş gibi. Olympiacos'dan Porto'ya transfer olduğunda Porto yönetiminin sözleşmesine 30 milyon dolara serbest kalır maddesi koyması zaten O'nun kalitesini anlatan çok küçük bir detay... Ayrıca Tangocu ülkesinin milli takımının formasını ise 10 kez terletmiş ki bunuda atlamayalım.

Şimdi bizim cephemize geçelim. Bursaspor'un beyin komuta merkezinde Belluschi varken, bizim takımı komuta eden oyuncu ise 36'lık Hakan Bayraktar! Mersin İdman Yurdu'nda iki sezonda 2332 dakika oyunda kalıp sadece 1 asist yapabilen bir oyuncu. Belluschi ise 707 dakikada 1 gol 1 asist yapmış. Nerdeyse Hakan Bayraktar'a göre 3 kat daha az forma giymesine rağmen. Bu detay bile bizim aslında ligde bulunduğumuz konumu yadırgamamamızı anlatıyor.


Sezon başında değindiğimiz kadro derinliğinin olmamasının sıkıntılarını yavaş yavaş yaşamaya başladık. Dün değil ceza sahası Bursaspor'un yarı alanında dahil 3 pas üst üste yapamadık. Peki ne yaptık derseniz kocaman bir hiç. Bunu ben değil istatistikler söylüyor. Bir hafta önce Galatasaray'a karşı aslan kesilenler dün ise sadece birer ruh gibiydi. Nurullah Sağlam'da onlardan geri kalmadı. Çok önemli dakikalarda lüzumsuz yere tribünlere gönderdi kendisini. Sanırım bu hareketiyle, ''Ben çırpınıyorum ama futbolcular beni kovdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar'' mesajı vermeye çalışıyordu. 

Maalesef takım kendi kafasında Nurullah Sağlam'ı bitirmiş. Zaten takımda bir sinerjide kalmamış. İkili mücadelelerde ayakta kalan bir Joseph birde Serkan Yanık vardı. Diğerleri sahada dolaşan birer hayaletti. 


Ne yapacaklarını bilmeyen futbolcu topluluğu bizi felakete doğru sürüklüyor. Çok güvendiğim Nurullah Sağlam ise buna seyirci kalıyor. Biz ise yine payımıza düşen hüznü yaşamaya devam ediyoruz. Peki ne yapılmalı derseniz, çok net bir ifade ile bir kaç oyuncu ile hemen yollar ayrılmalı. Bu oyunculardan ilki ise Culio olmalı. Galatasaray karşısında döktüren adam kalan haftalarda sahada yok! Belli ki buraya gelirken niyeti belliymiş. Burda rahat bir sezon geçirip tekrar soluğu Florya'da almak!

Bu takım kimsenin çıkacağı bir merdiven değil. Bu takım 1925 yılında kurulmuş 87 yıllık bir kulüp. Kimsenin küçümseyeceği ve kendine pazar yaratacağı, transfer olmak için kullanacağı bir kulüp değil...

Yönetim kurulu yarın Nurullah Sağlam ile bir toplantı yapacak. Bu toplantıda bir çok sorun masaya yatırılacak. Aldığım bilgilere göre yönetimin bir kısmı Sağlam gitsin diyor ama Başkan bu fikre sıcak bakmıyor. Yalnız muhalif seslerde epey güçlenmiş durumda. Ali Kahramanlı Nurullah Sağlam'ı göndermeyecek ama sanırım faklı bir görev teklif edecek. Bu sportif direktörlük olacak gibi. Sağlam bu görevde devam edip devre arasında yeni bir teknik adam getirilecek. Konuşulan senaryo bu ama işlev kazanabilir mi bilmiyorum. 

Bana kalırsa Sağlam toplantıya girer girmez istifasını yönetime sunacaktır. Sportif direktörlük yada başka bir teklifi ise kabul etmeyecektir. Doğru olan ise yönetimin en azından devre arasına kadar Nurullah Sağlam ile yola devam etmesidir.

Hiç yorum yok: