14 Aralık 2012

Futbolun Öteki Yüzü ; Samet Aybaba & Ersun Yanal

Bir tarafta futbolun bilimsel çalışmalarını kendine metot olarak kabul etmiş daha yolun başında, futbol literatüründe tıfıl olarak kabul edebileceğimiz Ersun Yanal, diğer tarafta futbolun tabir-i caizse tozunu yutmuş, eski toprak, gelenekçi, babacan insan ve mütevazı kişilik, Samet Aybaba...

Bu ikili ne zaman karşı karşıya gelse bana hep finali Antalya'da oynanan 2002-03 sezonu Türkiye Kupası'ni getirir. 1990'lı yılların başından itibaren futbola olan ilgimden midir nedir yada yaratılışımdan ötürü müdür bilmiyorum ama ben hep futbolun farklı yüzüne şahitlik etmişimdir. Hani son dakikada gol atıp takım arkadaşlarıyla sevinmek yerine sarı kartı göreceğini bildiği halde ısrarla seyircisiyle buluşmak için tel örgülere tırmanan takımın 9 numaralı golcüsü gibi...

O kupa finalinde de futbolun öteki yüzüne şahitlik etmiştim. Buda benim futbola birazda duygusal bakmama neden olur. O finalden evvel son derece şaşalı bir Ersun Yanal vardı. Gençlerbirliği ile çok iyi bir ikili olmuşlardı ve her kulvarda başarılı bir şekilde yürüyorlardı. Hatta şampiyonluk kovalıyorlardı ligde. Diğer tarafta ise son derece mütevazı bir kişilik olan Samet Aybaba vardı. O dönemlerde bitmiş bir Trabzonspor'u almış Alişen Kandil'lerle var olma çabası güdüyordu.

Ersun Yanal ise sonraları milli takıma kadar uzanacak bir kariyerin başlarındaydı...

O kupa finalini çok üstün bir oyunla Samet Aybaba'nın evlatları kazandı. Hemde bir sonraki sezon aynı başarıyı yakalayarak. Samet Aybaba uğradığı haksızlıktan ötürü görevi bırakacaktı bırakmasına ama O'nun kurduğu takım ligde şampiyonluk kovalayacak, gelecek yıllarında iskeletini oluşturacak Trabzon halkının tekrar gurur tablosu olacaktı.

Ersun Yanal ise bir Hakan Şükür furyasında adeta kaybolup gidecekti. Başarısız bir milli takım serüveninin ardından gıpta ile bakılan adam artık istenmeyen ve öteki adam olacaktı. Sonraları O'nunda yolu Trabzon'a düşecek bu defa O'nun kurduğu kadro ve oluşturduğu iskelet bugünlerin Trabzonspor'unu oluşturacaktı.

Belki o kupa finalinde ve bir sonraki finalde Ersun Yanal'ın bilimsel çalışmalarla desteklediği yapısı, Samet Aybaba'nın gelenekçi yapısına boyun eğecekti ama ilerleyen zaman diliminde asla yenilmeyen bir yapıya dönüşecekti. İki farklı metot güden ama her ikiside aynı kapıya çıkan iki farklı kişilik iki farklı teknik direktör... İki farklı başarı öyküsü...

İşte futbolun öteki yüzü buydu... Aslında varolan, başarıya endeksli olmayan bir yapı ve bunun getirileri! Bu sezon FEDA diyerek yola çıkan ve basketbol koçları misali Fernandes etrafında bir takım oluşturan Samet Aybaba, futbolun yeşil çimlerinde ismi çokta duyulmayan lakin futbolu beyni ile yönetmeyi çok iyi bilen Ersun Yanal. İkiside başarılı, ikiside bu sezon Avrupa'da mart ayını görecek olan takımlarımızın ateşine odun atan isimler.

Onların bu sezon ligimize kattıkları çok görülmeyen ama yadsımaları ileriki zamanda daha fazla anlaşılacak olan getiriler. Mesela sezon başında ( Fenerbahçe ve Galatasaray'ın çok üst düzey transferleriyle rakipleri arasındaki güç dengesini fazlasıyla açmaları sonucu ) La liga olma yolunda hızla ilerleyen ligimiz bu iki teknik adamın ( yanlarına Mehmet Özdilek'i de ekleyebiliriz aslında ) görülmeyen sihirli dokunuşlarıyla adeta Fransa Ligi Ligue 1'e dönüşüverdi. Şuanda lig lideri Galatasaray ile lig 8. si Bursaspor arasındaki puan farkının sadece 7 olması tesadüf olmasa gerek...

Sezon başında spor otoritelerinin bu iki takım hakkında kısaca özet geçtikleri düşünülünce, bugünkü konumları bize aslında futbolun öteki yüzünü fazlasıyla gösteriyor... İşte bu sebepten ötürü futbol fazlasıyla hayatın ta kendisidir!


Hiç yorum yok: