20 Aralık 2012

Giray Bulak ve Mersin İdman Yurdu Geleceği



Giray Bulak, Yılmaz Vural, Güvenç Kurtar ve Ziya Doğan…

Teknik direktörler konusunda çok da detaylı bilgiye sahip olmayan birisiyim. Fakat bu dört ismi muhtemelen  çoğu futbolsever kolay kolay unutmaz. Bu isimler hafızamıza nasıl kazındı peki?

Biraz ağır olacak ama ben şöyle ifade etmek istiyorum:

Gelecekten pek bir beklentisi olmayan, özel sektörde ya da yurtdışında kariyer yapmak yerine sadece Devlet dairesinde çalışmayı hedefleyen insanlar olur ya, işte ben onlara benzetiyorum bu hocaları.

Anadolu’yu Devlet düşünün, bu hocalar da memur…  Oradan oraya sürüklenip ellerindeki başarısızlık katsayısı çoktan tavan yapmış memurlar. Normalde bunlara sarı zarf verilmesi lazım ama biz onları baş tacı yapmaya devam ediyoruz. Bu tabirin ağır olduğunun farkındayım. Fakat bu ülkede futboldan anlamayıp yöneticilik yapan şahsı muhteremlerin eseridir bunlar. Bu yüzden bu cümlelerden ağır olan bir şey varsa o da onların yaptıklarıdır.

Takımı doğru düzgün planlamadan, gelecekteki yapılaşma ve kurumsallaşma kavramından tamamen uzak yöneticilerimizin B planı hep bu isimler oldu. Üstelik o B planının daha önce diğer takımlarda başarıya ulaşmadığını görmediler, görmezden geldiler. 
Bu dört isim B planlarının hep baş aktörlerinden oldular. Bu ve bu tarz isimler yüzünden ne arkadan iyi bir scout ekibimiz ne de iyi yöneticiler geldi. Bu işin eğitimini almış ama sırf deneyimsiz olduğu için görülemeyen isimlerin yerini hep bu şahıslar aldı.

Ne sabretmeyi, şans vermeyi öğrenebildik ne de kurumsallaşmayı. Yerimizde saymayı adet edindik kendimize. Sonra bir baktık ki Rum takımları UEFA sıralamasından bizi yakalamış. Biz ona rağmen Fenerbahçe,Galatasaray,Beşiktaş Anadolu takımları karşısında puan kaybettikçe televizyonlarda boy gösteren futbol magazincileri “ligimiz çok zorlu ve  kaliteli” yorumlarına devam ettiler.
Gayet biliyorsunuz o şebekleri…
Futbolculuktan hallice yorumcular ve futbolun diğer şov adamları…

Esas konumuza dönelim isterseniz. Malumunuz Mersin İdman Yurdu başarısız geçen ilk yarı periyodunun hemen öncesinde Nurullah Sağlam ile yollarını ayırdı. Bu ayrılık aslında beklenen bir ayrılıktı ancak süreci daha farklı oldu.  Dün adaylar arasından seçilebilecek en talihsiz aday Giray Bulak ile 1,5 yıllık anlaşma imzalandı. Giray Bulak’ın kariyerine dikkatlice bakalım isterseniz?





İlk 8’i hedefliyoruz demişti Ali Kahramanlı. Kendisi bu kariyere sahip olan birisiyle mi hedefliyor ?
Evliya Çelebi yaşasaydı Seyahatname’yi muhtemelen Yılmaz Vural ile Giray Bulak’a yazdırırdı. Gittiği her takımdan sorunlu ayrılan, 1 sezondan fazlasını göremeyen, gördüğünde de ertesi sezon devam ettiği takımlarda daha beterini görmüş bir hoca ile ilk 8’i hedeflemek  fıkra mı yoksa kamera şakası mı şahsen çözemedim. Madem böyle birisiyle anlaşılacaktı neden Nurullah Sağlam gönderildi? Giray Bulak’ın ne artısı vardı bu takıma getirildi? Hadi kariyerini bir yere koyalım, gittiği takımlardaki sistemini izleyen taraftarlara soralım. Hepsinin cevabı benzer:  “geçmiş olsun.”Yönetim bu transferle günü kurtarmayı ve geleceği görecek kapasiteye sahip olmadığını bir kere daha gösterdi. Onlar malum partinin şakşakçılığına devam edip bu partiyi reklam ve siyasi amaç olarak kullanmaya devam etsinler. Eğer bu taraftarın sizden yana bir hakkı varsa, şahsen benim haram zıkkım olsun.


Taraftar mı? Aynı tribüne girdiği insanlara ana avrat sövecek kadar haysiyetsizleşenler, kuzey-güney diye birbirlerini yemeye devam etsinler. Nurullah Sağlam’ın istifa etme sürecinde ve istifa sonrasında ağza alınmayacak küfürleri ve kutlamaları yapıp SADECE Facebook’ta yönetim istifa desinler.  Taraftarın birbirini yemekten yönetimi sorgulayacak mecali bile kalmamış. Bu taraftar değil miydi 2.Lig’de tesis basıp galibiyetleri getiren adam. Ne oldu da böyle oldu? Değişen neydi?  Bu takım Süper Lig’den düştüğünde mi aklınıza gelecek tepki vermek? Eğer taraftar sihirli bir değnek bekliyorsa bu Giray Bulak ve yönetim olmayacak bundan emin olabilirler. Bu sözlerim her zaman gerçekten Mersin İdman Yurdu’na gönülden bağlı insanlara değil, malum çakallara.

Fazlasıyla muhalif bir yazı olduğunun farkındayım ancak görünen köy kılavuz istemez. İnşallah Giray Bulak konusunda yanılırım ancak gelecek pek de aydınlık değil.

Başta bu kulübü sadece reklamlarına alet eden beceriksizler ordusuna,  son olarak da bu süreçte başrol oynayanlara teşekkür etmeyi borç bilirim. Bir kulüp nasıl “yönetilmemeli “ en net biçimde gösteriyorsunuz, Fenerbahçe’den sonraki en iyi(!) yönetim !

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle, esen kalın.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Başarılı bi yazı olmuş. Yazılarınızın devamını bekliyoruz.

Ahmet Selim KAHRAMAN dedi ki...

Çok teşekkür ediyorum