30 Aralık 2012

İlk Yarı İtibariyle: Taraftar

Malumunuz devre arası olunca ve maçtan uzak kalınca genelde transfer söylentileri ile zamanımızı geçiriyoruz. Hocamızı ve takımımızdaki değerlendirmelerden sonra devre arası itibariyle biraz tribünümüzü, iç sıkıntıların yansımalarını ve dışarıdan nasıl gözüküyoruz buna bakalım istedim.

Biraz geriye gidelim istiyorum, hani şu şampiyonluktan önceki dönemlere. O dönem Tavşanlı, Samsun, Gaziantep Belediye ile ilk 2 savaşının içerisindeydik. İşte o dönemde Yılmaz Özdil bizden  şu ifadelerle bahsetmişti:  

Şehirde atmosfer harika, yenilseler bile kimsenin morali bozulmuyor. Ahali Süper Lig’i istiyor... En büyük primi Mersinli topçular alıyor. Büyük itici güç bu... Kadro kaliteli. Hoca Nurullah Sağlam, sağlam... Devre arasında doğru takviyeler yaptılar. Samsun ve Tavşanlı’yla beraber ilk ikinin en büyük adayı... Ben öbür takımların yerinde olsam, Mersin ilk ikiye girsin diye dua ederim. Çünkü, Play Off’a kalırsa, Mersin çıkar.

“Ahali” yani Mersin içinde her ırktan, her tipten, her yaş grubundan insanı barından bir memleket. O memleket önce inandı, sonra topçuları inanırdı sonra Süper Lig’de ilk senesi yapılanmak olan eski hocamızı.
O son düdüğe kadar sanırım herkes şaşkındı. O taraftar ki bu 29 senelik hasretin bitmesinde en önemli rol oynayanlardandı. Şampiyonluğun en güzel özeti neydi peki ? 

                                                                Kesinlikle şu başlıktı:



Eski günleri teker teker niye açıyoruz ? O dönemlerin heyecanını hala içimizde yaşıyoruz çünkü. 2 senedir ortada olan taraftar performanslarını görünce o dönemleri daha da çok özlüyoruz.

Süper Lig ile birlikte taraftarın performansı neredeyse yarı yarıya düştü.
Bunun sebebi ise 2 senedir devam eden 2 temel sıkıntı:

1-) Taraftarın ikiye bölünmesi


2-) Yönetimin bilet politikası


Bu seneki Sivas deplasmanında ikiye bölünmüş taraftarı görünce adeta taraftarı olduğum takımdan utandım. Resmen Yunan askeri- Türk askeri moduna girip araya teller girmiş. Açıkçası o gün bu durumu hemen hemen herkes ayıpladı ve dışarıdan aldığımız yorumlar hiç de hoş olmadı.

Türkiye'de taraftarın ikiye hatta üçe dörde bölündüğüne şahit olmuştuk da şu tabloyu hele hele deplasmanda ilk defa gördük. Bu tablo iç sahada da yaşanmaya devam ettikçe halk da maçlara gelmemeye başladı. Özellikle de tribün gruplarıyla beraber tezahürat tutan, varlığı önemli olan şehrin insanları...

Ben İstanbul'da yaşayan bir taraftarım, deplasman yapamadığımız durumlarda iç saha maçlarının çoğu ve deplasman maçlarının bazılarını televizyon başında izlemek zorunda kalıyorum. Şunu net ifade etmeliyim ki özellikle iç saha konusunda performansta büyük bir düşüş var.

Tabi ki emektar Tevfik Sırrı Gür'ün akustiğini de es geçmeyelim. Akustik maalesef tribünün performansını ve rakip üzerindeki baskıyı ciddi manada olumsuz yönde etkiliyor.

Bu şehir takım kötü gittiğinde onu asla terk etmedi. Hatta inadına daha bir iştahlı koştu o statlara. Hayattaki en büyük sevgilisiydi,diğerleri sadece ufak bir kaçamağıydı onun. En kırmızı -lacivert olanını seçti. Uğur getirsin dedi çubukluyu geçirdi sırtına arkadaşıyla kol kola girip bazen Tevfik Sırrı Gür'e bazen deplasman yollarına adadı kendini ve bu takımı o ligde tuttu. Sevinçten o ağladı. 
Hatırlasanıza Hacettepe maçını....

Bu taraftarın geçmişte yaptıklarını görünce potansiyelin olduğunu ama bir türlü ortaya çıkmadığına üzülüyor herkes. 



Devam edelim konumuza. 2. sebep malum yönetimin bilet politikası. Süper Lig'de nedense hemen hemen bütün Anadolu kulüpleri Galatasaray,Fenerbahçe, Beşiktaş maçlarında fahiş bilet politikası uyguluyor. Bir önceki hafta 5-10 TL olan bilet ertesi hafta 70-80 hatta 100-120 TL'ye kadar çıkıyor.

Bunun adı alenen dolandırıcılık ve insanları keriz yerine koymaktır. Bu açık şekilde kendi evinizde deplasmanı yaşamayı kabullenmektir. Adana'da yaşayan bir Galatasaraylı için o bilet parası o kadar önemli değil belki.


Fakat inşaatta günlük yevmiyeyle çalışan amcam için paranın her kuruşu önemli. Keza, öğrenci birisi için de...
Asgari ücretle evini zar zor geçindiren emekçi için de...

Bu takımın gerçek emekçilerine yapılan bir zulümdür bu. Sırf bunun yüzünden tribüne, takıma küsen insanlar kesinlikle ve kesinlikle bu konuda haklı.

Böyle fahiş fiyatı uygulayıp ertesi hafta 5 TL'de stadın dolacağını düşünmek ise tamamen bir acemilik ve kurumsallıktan uzak zihniyet örneğidir. 





Son zamanlarda iki grup arasında sosyal medyada yapılan açıklamalar ve demeçler bu takıma küsen ama bir ışık bekleyen insanların heyecanını yine bitirmeye devam ediyor. İki taraftar grubunda da yer alan taraftarların ortak dileği tek ses olunması yönünde. Gerçekçi olmak lazım ki bu pek de mümkün görünmüyor.

Bu ayrılık devam ettikçe de muhtemelen iç sahada baskıyı kuramayacağız. Yeni stadın bile buna çözüm olacağını düşünmüyorum..

İlk yarı itibariyle iç saha performansımız bu temel iki sebepten dolayı kötüydü.

Deplasman performansımız ise eskisi kadar olmasa da kesinlikle takdire şayan. Saatlerce o yolu çekip, yenilgi halinde o yolun nasıl bitmek bilmediğini en iyi o çileyi çeken taraftarlar bilir.

Takımı her koşulda deplasmanda yalnız bırakmayan herkesin yüreğine, mücadelesine sağlık. Bu takım zirve mücadelesi yapmamasına rağmen o deplasman tribününü doldurmak her babayiğidin harcı değildir.

Hepimizin ortak dileği Kırmızı Şeytanlar'ın şahlanması... O günleri en yakın zamanda görmek dileğiyle...

Yeni bir yazıda görüşmek üzere.

5 yorum:

kötü dedi ki...

çok boş bir yazı olmuş . ayırdığım vakte üzüldüm

Adsız dedi ki...

eline diline sağlık.bence herkes böyle düşünüyor amaaaa 2 grubun başındaki kişilerin meselesi taraftarlık felan değil şahsi mesela fakat bu şahıslar meselelerini gruplara yansıtıyorlar ayrıca bu yönetimle olmayacağını herkes biliyor 3-5 kişiyle takım yönetilmez.teşekkürler

Hasan Doğan dedi ki...

kötü: yazının boş bulduğun kısmı sanırım seni kastettmiş.. ayrıca ayırdığın vakte üzülme çünkü ortada bir emek var.en azından buna bir saygın olmuş zaman ayırıp okuduğun için...

Adsız dedi ki...

Bu takıma aşık olup, taraftar gruplarının rant kavgasını kendi bünyesindeki gençlere yansıtıp kavga-dövüş halini aldırmaları nedeniyle bir çok kişi gruplardan soğudu. Bu nedenle bir çok kişi biletini alıp oturup maçını izliyor. Biz eskiden böyle değildik be abi...

Ahmet Selim KAHRAMAN dedi ki...

kötü;

Her türlü eleştiriye aşığım ama sırf çamur atmak için eleştiri yapmak beni değil sizler gibi bilinçsiz insanları malesef ikinci sınıf kategoriye sokuyor. Bir daha vaktinizi ayırıp okumazsanız ben daha memnun olacağım, saygılar.