3 Şubat 2012

Aradığımız Tamda Buydu! // Bjk :0 - Miy :1


Önce rakipten başlayalım.Kayseri mağlubiyeti sonrası Beşiktaş hakkında, takıma yakışmayan bir çok oyuıncu var demiş ama isim vermemiştim.Bugün isim vermek istedim.Tepkide alsak muhim değil.Bu takıma yakışmayan oyuncuların başında Q7 geliyor.Bir insan her ne nedenden ötürü meslektaşını direk sakatlamaya teşebbüs eder.Önce rakip alanda sağ taç çizgisine yakın bir yerde Erhan Güven'e niyetlendi.Yarım kaldı.Hakem faulü gördü ama kart çıkarmadı.Daha sonra ceza sahası civarında kaptırdığı topran sonra Danilo'ya çift daldı.Allah tarafından oyuncumuza bir şey olmadı.Peki ya olsaydı? Arkadaş bu ne kin bu ne nefret.Sen senede 3-4 milyon alıyorsun, kazandığın parayla her türlü zevkini gideriyorsun ve yapacak başka bir iş bulamayınca meslektaşını katletmeye çalışıyorsun.Ortada pozisyon yok.Topu kaptırmışsın daha ne amaçla meslektaşının ayağını kırmaya çabalıyorsun.Sevgili Ata'mızın dediği gibi, bize önce sporcunun ahlaklısı lazım!

Sadece Beşiktaş'ta değil diğer takımlarımızda da ahlaksız sporcular mevcut.Mesela Fenerbahçe'de Alex.Dün resmen iki kez arka arkaya direk olarak sakatlama amacıyla Samsunlu futbolculara daldı.Hem de göstere göstere aynı pozisyonda.Bir gün önce Galatasaray'da Elmander, bir gün sonra Alex, Q7, Baroni, Fernandes vs...Dikkat edin hem yıllık maliyeti yüksek ve el üstünde tutulan isimler.Taraftarın neredeyse taptığı isimler.Bir dönem İsmail Güldüren vardı.Bursaspor, Fenerbahçe, Ankaraspor, Konyaspor, Gençlerbirliği gibi takımlarda oynadı.Bilenler bir hayli fazladır aslında.Çünkü sahada yapmadık çirkeflik bırakmazdı.Maç sonunda spikerler sordukalarında 'Ben bir Sergen ya da Hagi değilim, ben sahada mücadelemle ayakta kalıyorum.' gibisinden saçma sapan ve itici bir yorum yapardı.Eminim ki İsmail Güldüren'i hatırlayanlar futbolundan çok yaptığı çirkefliklerle hatırlıyordur tıpkı benim gibi.

Neyse birazda maça dönelim.Dün gece İnönü'deki ilk galibiyetimizi aldık.7 maçlık mağlubiyet serisinden sonra aslında tamda aradığımız puandı.Bu 3 puan külçe külçe altından daha değerli şu anda bizim için.Geçen hafta Kadıköy'de ikinci yarı iyi oyunumuzla puanı hak etmiştik ama kısmet bu haftaya imiş.Maçtan önce rakip tam istediğimiz kıvamdaydı.Önemli eksiklikleri ve yorgun bir takım vardı karşımızda.Birde hafta sonu derbi oynayacakları için ister istemez mental olarak kafalar o maçtaydı.Tabi en önemli gücü olan taraftarından da yoksundu.Gerçi bayan taraftarlarda çok organizelerdi ama dolu bir stadın atmosferi farklı olurdu.Nurullah Hoca'da bir çok eksiklikten ötürü maça 4-6-0 taktiğiyle çıktı.Zaman zaman Erdal, zaman zamanda Moritz santrafor görevini üstlendi.Erdal, sakatlanana kadar gayet başarılı idi.Moritz ise 62. dakikada oyundan alındı.Çıkarken homurdanması gözümden kaçmadı.Bu homurdanma ilk değil.Kendine çeki düzen vermesi gerekli.

Çok zevkli bir maç olmadı ama mücadele gücü yüksekti.Joseph her zamanki gibi harikaydı.Lig biter bitmez Beşiktaş'ın transfer teklifi yapacağı ilk stoper olacağını düşünüyorum!Keçeli'de her hafta daha yukarı çıkan bir performans sergiliyor.Erhan Güven, defansif olarak iyi ama hücumda bal yapmayan arı olmaya devam ediyor.Çağdaş'ta Joseph ile uyumunu devam ettiriyor.Yeni transfer Barış çokta sırıtmadı takımda.Zurita yine aynı Zurita idi.Üzerine düşeni yapmaya çalıştı.Danilo ise çok hareketli bileklerine hakim ve ayağına top yakışan bir oyuncu ama hala Ben Yahia'yı arıyor gözlerim.Birde bu maçta sağ kanatta oynayan Liberyalı bir oyuncu vardı.Goldeki pası iyiydi ama bu O'na olan kırgınlığımı geçirmedi henüz.Bakalım Sivas maçında nasıl bir tepkiyle karşılaşacak.

2 Şubat 2012

Mersin Arena Stadı Dış Görseller

Uzunlar İnşaat yetkilisi Sn. Necati Yılmaz Bey, uzun zamandır beklediğimiz stad proje görsellerini dün itibariyle bizimle paylaştı.Stad görsellerini daha önce gönderecekti ama zaman problemi ve Van şehrimizdeki projelerinden ötürü biraz gecikme oldu.Bize projeyle alakalı 6 adet resim göndermiş.Bir çoğu yazılı ve görsel basında ve blogumuzda yer almıştı.Benim gözüme çarpan 1 adet farklı bir resim var.Aslında yayınlayacağım görseller an itibariyle beklentimi tam olarak karşılamadı ama sizlere söz verdiğim için yayına veriyorum.En kısa zamanda iç mekan görsellerini de temin edip verdiğimiz sözü layıkıyla yerine getirmek istiyorum.






1 Şubat 2012

Lucho Gonzalez & Pavlyuchenko Transfer Oldu!

Franszların ünlü kulübü Marsilya'nın 2009 Yılı'nda 18 milyon euro bonservis bedeli ödediği Arjantinli eski yuvasına bedelsiz olarak geri döndü.Oyuncunun her ne kadar yaşı ilerlemiş ve eski performansından uzak olsada, Porto nerden bakarsanız bakın karlı bir iş başardı.Lucho'nun bir sonraki durağı ya Katar ya da Uzak Doğu Ülkeleri olacağını düşünüyorum.

Bir diğer önemli transferi ise Rusların Lokomotif olan Moskova'sı yaptı.Roman Pavlyuchenko'yu ülkesine geri dönmeye nihayet ikna ettiler.Şu anda ligleri bitti ama sezon başlar başlamaz Roman'dan çok verim alacaklarını düşünüyorum.

Bunca transfer haberleri arasından özellikle bu iki ouyuncuyu seçmemin bir nedeni var! Hemen her transfer döneminde ya Galatasaray ya da Fenerbahçe'nin kadrosuna kattığı bu iki oyuncu sanırım en büyük çelmeyi ülkemiz yazılı basınına attı.Zira bu iki oyuncunun bonservisi için kulüpleri bir bedel ödemediler.Tıpkı yalan haber yapan yazılı basınımız gibi.

31 Ocak 2012

Aynı Nakarat // Kayserispor : 1 Beşiktaş : 0

Beşiktaşlı dostlarımız kızmasın ama, bu takıma yakışmayacak oyuncu sayısı kadrolarında bir hayli fazla.İsim vermek bize düşmez keza az ucundan Beşiktaş'ı takip edenler kimler olduğunu tahmin ediyordur.Maça dönecek olursak, henüz maçın başında gelen gol çok önemliydi.Zira Q7, ve Simao aynı anda sahadaydı.Bu ikili rakibe tehlike yaratmaktan çok birazda cesaret veriyor gibi.Nedeni ise bana göre Simao takıma katıldığı günden itibaren Fenerbahçe maçında attığı füze dışında hiç bir şey vermedi.Kaliteli, oyun zekası olan, tecrübesi ve takım oyununa yatkın bir isim ama Q7 ile aynı anda sahada olunca işler tersine dönüyor.Ortaya çıkan şudur ki Q7 ve Simao aynı anda sahada olmamalılar.Bunu ikisinin aynı anda sahada olmadığı bir Beşiktaş maçında daha iyi analiz ederiz.

Kayserispor ise çok beklenti olan ama beklentiye cevap veremeyen bir takım hüviyetinde.Gerçekten çok başarılı projeleri var ve hocalarının arkasında duruyorlar.Lakin futbolu ticarete dökmeleri ve her transfer döneminde nerdeyse transfer şampiyonu olmaları onları istikrarsızlaştırıyor.Başarı için iyi bir takım kurmalılar ve en az 3 sezon iskelet kadrolarını bozmamaları gerekli.Mimari açıdan güzel bir stadları var ama zemin çok kötü.Hemen her sezon aynı sıkıntı gündeme geliyor.Bunu acil olarak çözmeleri gerekli.Birde renkli renkli ve çok kalitesiz koltuklaru var.Eğet stada seyirci çekmek istiyorlarsa kaliteye biraz daha önem vermeleri gerekli.Ben Kadir Has Stadı'nda bir çok maç izledim.Keyifli bir stad ama bazı açılardan maç izlemek gerçekten çok zor.

Bizim emektar Tevfik Sırrı GÜr Stadı'nın kapasitesi 10.000 seyirci ortalaması ise yaklaşık 9800, Kadir Has Stadı kapasitesi 32.000 ama ortalama gelen seyirci sayısı 7000-7500 civarında.Stad genelde dört büyükler gelince doluyor.Maç atmosferi seyirci sayısı ne kadar çok olursa o kadar hoş olur.Bunu elbette Kayserili yetkililerde düşünüyor ama pek yol almışa benzemiyorlar.Kayserli değerli abimiz ''Farklı Görüş Blog'' yazarı Muzaffer Şahin, bu konuya farklı yaklaşanlardan.Ondan edindiğim bilgiye göre yönetimin farklı bir seyirci politikası izliyormuş.Her ne olursa olsun seyirciyi küstürmemek gerekli.Detayları yakın bir zamanda ortaya çıkacaktır.

Tekrar sayaha inecek olursak, Fernandes'in ilk gördüğü sarı kart yanlıştı ama ikinci sarısı dahada hatalıydı.Direk kırmızı olması gerekirdi.Bazı arkadaşlar Fernandes'in yaptığı hareketten önce faule maruz kaldığını söylüyorlar ama yaptığı hareket gerçekten çok sertti.Allah esirgesin rakibini ciddi olarak sakatlayabilirdi.Fernandes kalitesinde bir futbolcuya hiç yakışmadı.Spor fair play çerçevesinde olursa güzeldir.Sahaya savaşmaya değil, mücadele etmeye geldiğini unutmamalı.O kart biraz daha gecikmiş olsa Beşiktaş golü bulacak belkide maçı çevirecekti ama Fernandes'in sorumsuzluğu Beşiktaş'ı puan ya da puanlardan etti.Kayseri ise karttan sonra biraz daha cesur olsa maçı farklı bir skorlada kazanabilirdi ama bekleyip kontra atak yapmayı tercih ettiler.Kujovic'i uzun bir aradan sonra bizim maçta izlemiştim.Gökhan Ünal'dan daha etkili bir oyuncu olduğu kesin.Üzerinde durulursa çok iş yapar gibi.Beşiktaş'ta da Necip Uysal'ı çok beğendim.Her zaman ki gibi yürekli oynadı.Arma Sevdalısı bir oyuncu.

Maçtan sonra kaybeden taraf, her zaman ki gibi klasikleşen açıklamalarda bulundu.Genelde hakem hatasına dem vurdular.Elbette dün oynanan maçın kaderini hakem belirledi ama unutmamak gerekli ki son iki haftadır da Beşiktaş hakem hatalarıyla kazanıyordu.Her ne hikmetse hakemler bir bizim lehimize hata yapmıyorlar.Şimdi perşembe günü Beşiktaş'la İnönü'de oynayacağız.Sivok ve Fernandes yoklar.Ernst ve Necip'te bu maçtan bir hayli yorgun çıktılar.Beşiktaş eğer bu maçı mental olarak kafasında bitirmezse perşembe günü bizim için bir fırsat doğabilir.Bunu Nurullah Sağlam'da eminim ki değerlendirmeye başlamıştır.Her ne olursa olsun perşembe günü bizim için çok zor olacak.

Son olarak ta iki sezon önce takip etmeye başladığım, çok beğendiğim ve Almanlar adına oynadığı için çok üzüldüğüm Semih Aydilek, maçın son bölümlerinde oyuna dahil oldu.Sezon başı sol bekte denenen ve devre arasında ayrılması beklenen bir oyuncuydu.Tekrar yeşil sahada görünce sevindiğimi belirtmek istedim.

30 Ocak 2012

Teslimiyet! // Fenerbahçe : 2 - M.İ. Yurdu : 1

5 haftalık mağlubiyet serisinin ardından Kadıköy'de Fenerbahçe karşısına çıktık.Bienvenu'nun golü bariz ofsayttı ama kalecimizde dahil hiç bir oyuncumuz itiraz dahi etmedi.Hem de 8. dakikada golü yemiş olmamıza rağmen.Neden? Çünkü biz Fenerbahçe karşısına çıkarken maçı kafamızda kaybetmiştik.İnanmamıştık çünkü.Maç bitsede eve gitsek havasındaydık.Zaten bu takımın en iyi ve en başarılı oyuncularının başında gelen Joseph Boum'da maç sonunda verdiği röpotajda bunu açıklar gibiydi; ''Biz ilk yarıda maça inanmamıştık fakat devre arası hocamız bağırınca kendimize geldik.''

Çok manidar bir açıklama aslında...

Lig tarihi boyunca bir üst lige çıkıp, kadrosunu baştan aşağıya yenileyen ve ligde kalan takım, sanırım çok azdır.Sezon başlarken kadrosunu baştan aşağı yenileyen takımlardan biride Mersin İdman Yurdu'muzdu.Ama biz ligin ilk yarısı bittiğinde Avrupa'ya gitme hesapları yapıyorduk! An itibariyle farklı hesaplar yapmaya başladık ki buda futbolun doğasında olan bir ayrıcalık olsa gerek.Futbol takım oyunudur ve biz bunu ligin ilk yarısında sahaya çok iyi yansıttık.Maçlarda futbol şansımız yanımızdaydı.Ayrıca Sehiç ve Boum'un üstün performansı sayesinde çok iyi puanlar kazandık.Uzun süreli mağlup olmama serisi yakaladık.Başkanımız, futbolcularımız, teknik ekibimizi omuzlarda taşıdık.Derken sezonun ikinci yarısı başladı.Kadromuz çeşitli sebeplerden ötürü daraldı.Bazı maçlara 16-17 kişilik kadrolarla çıktık.Rakiplerimiz çok iyi transferler yaparken biz mevcut kadromuzu dahi zor koruduk.Kadronun yaşlı olmasından dolayı uzun süreli sakatlıklar oldu ve halada oluyor.Maddi imkansızlıklardan ötürü çok üst düzey transfer yapamadık.Rakiplerimiz, Gekasları, Hasan Kabzeleri aldı.Bir çoğu 5-6 transfer yaptı ama biz imkanlar ölçüsünde transfer yapabildik.Eksik bölgelerimizi çokta takviye edemedik.Takım içeresinde çözüm üretmeye çalıştık fakat tutmadı.

Şansızlıklarda yakamızı bırakmadı bir türlü.Sakatlıktı, verilmeyen gollerdi, fiksür dezavantıjıydı derken 6 maçlık bir mağlubiyet serisi yakaladık.Peki bu noktaya geldik diye pes mi edeceğiz.Joseph Boum'un maç sonunda dediği gibi, artık maçlara inançsız mı çıkacağız?
HAYIR!.. Biz bugünlere kolay gelmedik.Asla teslim olmadık.Teslimiyet duygusunu bir an bile aklımıza getirmedik.Kızdık, kırıldık, darıldık ama asla küsmedik, teslim de olmadık.Dün nasıl yanınızda olduysak, yarın da yanınızda olacağız.Her zaman enseniz de Kırmızı Şeytanlar'ın nefesini hissedeceksiniz.Biz asla pes etmedik etmeyiz de. 6 maç değil 60 maç yenilseniz de biz asla yılmayız. Otobüslere sığmaz, bagajlar da gideriz deplasmanlara ama asla yalnız kalmazsınız bu davada.Siz yeter ki bu davaya inanın.Teslimiyet duygusunu aklınıza getirmeyin.Kendinize gelin.İlla ki birinin sizi dürtmesi gerekiyorsa bunu biz her zaman yaparız.Bizim sizden istediğimiz onurlu ve hırslı bir mücadele.Aldığınız da sattığınız da gözümüz yok.Bize Şanslı Sevdamız yetiyor fakat siz sahaya bir şey yansıtmazsanız buda bizim zorumuza gidiyor.Bu formaya layık olun.

Bu formaya layık olmayanlar, yuvasına dönmek isteyenlere kapımız açık.Nasıl ki gönlümüzde vazgeçilmez yaptıysak, vazgeçmesini de biliriz.Bu ''Forma Aşkı'' bu ''Arma Aşkı'' ne parayla ne de başka bir maddi değerle ölçülmez.Maneviyatı büyüktür, kutsaldır.Aslında bir tek malum şahıs değil, isim isim bu formaya layık olmayanları teşhir etmek gerekli ama bunun şuanda takıma hiçbir faydası olmaz.Şu anda ortada bir suçlu var ve bu suçlu Nurullah Sağlam değil.O kendi payına düşeni geçen hafta yerine getirdi.Bizim Sağlam'a inancımız ''SAĞLAM''dır.Asıl suçlulara gelince; 'Siz yeter ki Mersin İdman Yurdu ruhunu sahaya yansıtın.Bizim sizden istediğimiz sadece budur.'

Son söz;

Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme! Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.
Mevlana Celaleddin Rumi