18 Şubat 2012

Ankaragücü & Arma Aşkı

Ankaragücü oyuncu değişikliği yapıyor..
Çıkan oyuncu eldivenini çıkarıp giren oyuncuya veriyor...
Çünkü malzeme yok ellerinde.
Tıpkı Sivasspor maçında ikinci yarıya ıslak formalarla çıktıkları gibi.
Ve...
Takımlar Ankaragücü maçına nasıl bir duyguyla çıkıyorlar çok merak ediyorum doğrusu.
Bu takıma bu hele getirenler nerde peki?
Kim hesap soruyor bu insan sefillerinden?
Bizde diyoruz ki;
Her şey Arma Aşkı için...

Tarafsız Olun! // Miy :1 - Gs:3

Galatasaray bu ülkede 100 yılı devirmiş köklü bir kulüptür.Bir çok kupa kazanmıştır.Büyüklüğü elbette tartışılmaz lakin bu ülkede hakemlerinde yardımına ihtiyacı asla olmaz...olmamalı...

Hakemleri eleştirmeyelim, tamam!...

Peki;

-5. hafta Kayserispor maçı hakem Tolga Özkalfa dk 50 kırmızı kart: İlhan Özbay

-15. hafta Samsunspor maçı hakem Tolga Özkalfa dk 90+ kırmızı kart : Mert Nobre

-27. hafta Galatasaray maçı hakem Tolga Özkalfa dk 57 kırmızı kart: Barış Ataş

Yönettiği hemen her maçımızda kırmızı kartını bizden hiç esirgememiş.Şimdi gelde bunları tartışma...
Bize çaldığın penaltıyı Galatasaray'a çalabilir miydin Sayın Özkalfa!...
Barış'a her iki pozisyonda gösterdiğin kartları aynı şekilde Selçuk İnan'a gösterebilir miydin Sayın Özkalfa!..

Nurullah Sağlam'da maç sonunda bunları söylemiş ve son noktayı koymuş;''SIKARDI''

 

17 Şubat 2012

Burak Yılmaz & Fenomenlik

Trabzonspor dün kötü bir oyun sergiledi.Henüz 10. dakikada skor 2-0 olduğunda tur için hemen herkes ümidini yitirmişti.Hakkını vermek lazım ki Hollanda ekibi, takım olarak harikaydı.Skor 2-0 olunca biraz gevşediler haliyle.İyi ki gevşediler yoksa maç daha kötü bir sonuçla bitebilirdi.Belki onlarda maçın hemen başlarında böyle bir skor beklemiyorlardı ki haliye maçın ilerleyen dakikalarında daha sakin oynadılar.Her neyse sağlık olsun diyelim.Bir önceki gün Beşiktaş'ın galibiyetine dünde Trabzonspor'unkini eklesek güzel olacaktı ama kısmet değilmiş.

Burak fenomen olma yolunda...

Maçta asıl değinmek istediğim nokta ise biraz farklı.Bu birazda olaya nasıl baktığınızla alakalı bir durum aslında.Psv takımı yalnız Hollanda'nın değil Avrupa'nın sayılı külüplerinden.Mazisi geniş müzesi kupalarla dolu bir takım.Avrupada final oynamış ve kupa kazanmışlığı olan bir takım.Yetiştirip Dünya Futbolu'na kazandırdığı bir çok yıldız oyuncu var.Yani Psv hakkında bir analiz yapsak bu satılara sığmayacak kadar büyük bir takım.İşte asıl olayda tam burda başlıyor.

Hakkında övgüyle bahsettiğimiz Psv Eindhoven ekibi rakibini o kadar iyi analiz etmiş ki, PsvTv üşenmeden gelip rakibinin şehrine varana kadar izlemiş ve birde klip yapmış.Belki bir çok örneğine rastlayabiliriz ama ben Psv'nin Trabzonspor'u bu kadar ciddiye alacağını düşünmemiştim.Gerçi Trabzonspor'da Avrupa arenasında bu sezon çok ciddi ve başarılı işler yaptı ama Avrupalının takımlarımıza bakış açısını düşününce ister istemez bu kanıya varabiliyoruz.

Hollanda ekibi sadece Trabzonspor'u değil Burak Yılmaz' ı da çok iyi analiz etmiş.Dikkat ettiyseniz maç boyunca Burak Yılmaz'a bazen iki, bazen üç oyuncuyla markaj yaptılar.Belki Burak ilk golünü atamadı ama O'na uygulanan markaj sayesinde gizli bir asist yaptı.Olcan'ın golünü dikkatli bir şekilde izlediğimizde Burak'ın iki oyuncuyu alıp kenara götürerek açtığı kulvardan Olcan'ın çok güzel bir şekilde süzülerek harika bir gol attığını görüyoruz.Belki bazılarına abartı gelebilir bunlar ama her geçen gün dahada zorlaşan bu oyunda gol atmanın yada attırmanın ne kadar değerli olduğunu görmek gerekli diye düşünüyorum.Bir dönemler yedek kulübelerinde ömür çürüten Burak'ın geldiği nokta gerçekten taktire şayan.Tabi bence...

Sözün özü, bir zamanlar yedek kulübesinden çıkamayan adam, bugün bir çok Avrupa devi tarafından takip ediliyor.Hatta bir değil bir kaç oyuncu ile markaj edilmeye çalışılıyor.En başta Tigana'nın sonrasında Şenol Güneş'in ve Hiddink'in Burak'ın üstünde bu kadar durmaları oyuncunun nasıl bir kumaşa sahip olduğunun göstergesidir.Trabzonspor belki bu turu geçemeyebilir ama dünkü maçta bir kez daha gördüm ki Burak Yılmaz fenomen olma yolunda hızla ilerliyor.Ve bende diyorum ki ''Yolun açık olsun sevgili Burak Yılmaz''...

İzlemek isteyenlere Psv Tv'nin mini klibi...

14 Şubat 2012

Mersin İdman Yurdu'na Adanmış Hayat

Tekildir “kendini adamak” zira “vazgeçmeyi” gerektirir geri kalan her şeyden. İşte bu yüzden çoğuldur vazgeçmek. Koca bir ömrü, bir hayatı; tek bir arma, bir forma, bir kadın, bir ülkü ve daha uğruna adanmaya layık görülen her ne varsa onun uğruna adayanlara ithafendir bu satırlar…

Özel olarak da Mersin İdman Yurdu Onursal Menajeri Hacı Bayram Birinci’ye…

Çocukluğumdan hatırlarım; tribüne girer girmez gözlerim sahada Hacı amcayı arardı acaba bugün ne giymiş diye. Kravatından ayakkabısına, çorabından yüzüğüne kadar kırmızı lacivertten başka hiçbir renk giymemiş bu adam hep kurcalardı kafamı, “bir insan nasıl bu kadar sevebilir ?” diye. Her maçta üstündekilerin detaylarını incelerken başladım “uğruna adanmış hayatlar” üstünde düşünmeye. Mersin İdman Yurdu sevgimin ete kemiğe bürünmüş hali, sembolü oldu ben farkına varmadan.

Neredeyse yarım asırdır kulübün her kademesinde görev alan, tek bir maç bile kaçırmayan, hayatında kırmızı lacivertten başka bir renk giymemiş olan bir adam Hacı Bayram Birinci. Futbola ve İdman Yurdu’na toprak sahalarda hakiki meşinden gülle gibi toplar rant için, para için değil; aşk için, tutku için yuvarlanırken tutulan bir sevdalı. Bu adam, simgesiydi adeta gözümde sevdiğin uğruna ailen dahil olmak üzere her şeyi ama her şeyi ikinci plana atmanın ne demek olduğunun ! Sonra biz büyüdük ve kirlendi dünya…

30’lu yaşlarının başlarındaki bizler ve daha yaşlılar en şanslıları bu güzel oyunun. Mersin’de Hacı Bayram Birinci’ler, Galatasaray’da Karıncaezmez Şevki’ler, Beşiktaş’ta Süleyman Seba’lar, Fenerbahçe’de Lefter’ler gibi sevemedik, uğruna adayamadık belki hayatımızı ama onlarla sevdik biz de futbolu. Onlarda gördük aşkı ve feda etmeyi. Bugünkü çocuklar uzay teknolojisi formaları ve rengarenk kramponları dijital görüntü kalitesi ile izliyorlar ama maç bitip televizyon kapandığında akıllarda kalan tek şey bir gün onlar kadar para kazanıp ünlü olmak galiba. Ya da yenildiğin rakibine duyulan nefret ve intikam duygusu. Ama ne olursa olsun en büyük fark adanmışlıkta bence. Hayat o kadar hızlı ve çoğul ki artık, hiçbir şeyden vazgeçilmiyor ya da topyekun her şeyden vazgeçiliyor…

Mersinli olduğum için ve kendisini tanıma fırsatını bulduğum için anlattım Hacı Amca’yı ama eminim her kulübün vardır bir Hacı Bayram Birinci’si. Samsunspor’un, Diyarbakırspor’un, Edirnespor’un adanmış hayatları. Onları tanımamız, tanıtmamız lazım bu endüstriyel ve sanal dünyayı yıkayıp temizlemek için. Belki o zaman çocuklar severler bu oyunu, bu sporu, bu hayatı olması gerektiği gibi safça ve çocukça. Belki o zaman yeni Hacı Bayram’lar her seferinde soyunma tünelinin önünde bekleyip alkışlayarak çıkarır takımı sahaya. Her babayiğidin harcı değildir ömrünü bir armanın peşinde adamak. Ama en azından güzelce ve hakkıyla severler bu oyunu ve o her biri birbirinden değerli armaları. İçten ve karşılıksız…

Not : Yukarıdaki fotoğraf zorlu kış şartlarında gidilmeye çalışılan bir Bolu deplasmanı öncesi çekilmiştir.

Levent Öcal / futboladair.com

Dişi Şeytanlar'dan Okul Ziyaretleri

Mersin İdman Yurdu’nun kadın taraftar grubu Dişi Şeytanlar, son ziyaretini Güneş İlköğretim Okulu’na yaptı.

Güneş İlköğretim Okulu 4 E sınıfı öğretmeni Suat Soysal’ın daveti üzerine okula gelen Dişi Şeytanlar, minik öğrencilerle yakından ilgilendi.

Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği dişi şeytanlar grubuna teşekkür eden okul müdürü Hüseyin Gümdüz, “Öğrencilerimize moral veren bayan taraftarlarımıza teşekkür ederiz” dedi. Davetlerini geri çevirmeyen Dişi Şeytanlarla birlikte oldukları için çok mutlu olduklarını söyleyen sınıf öğretmeni Suat Soysal ise, “Çocuklarımıza faydalı olabilecek, onları sosyalleştirebilecek her grubun arkasındayız. Dişi şeytanlar taraftar grubu şehrimizin çok değerli bir parçası. Bizi kırmadıkları için teşekkür ederiz. Kentini ve kentin takımını seven gençler öğrencilerimize çok iyi örnek olacaktır” dedi.

Dişi Şeytanlar taraftar grubu başkanı Gülşah Filik ise, “Öğrencilerin arasına gelmek çok güzel oldu. Suat hocamızın davetini kırmak olmazdı, bizler Dişi Şeytan taraftar grubu olarak sosyal alanda yapmamız gereken her şeyi yapacağız. İnsanların bu yaştan kentini ve kentinin takımını sevmesi çok daha iyi olacaktır. Kentin takımını tutmak bir ayrıcalıktır” diye konuştu.

Konuşmaların ardından dişi şeytanlar üyeleri tarafından öğrencilere atkı dağıtılarak Mersin İdman Yurdu’nun marşları söylendi.


13 Şubat 2012

Champion At Work :Zambia



Ekvator Ginesi ve Gabon'un ortaklaşa düzenlediği 2012 Afrika Kupası'nı finalde penaltı atışları sonucunda F.Sahili'ni yenen Zambia kazandı.Maçta üstün olan ve bir de Drogba'nın ayağından penaltı kaçıran taraf Fildişi Sahili'ydi ama Zambia'da ayrı bir inançla sahadaydı.Penaltı atışları sonucunda kupayı kazanan Zambia çok mutluydu lakin asıl görmemiz gereken olay çok başkaydı.Zambia'nın teknik direktörü Bernard'ın maç bittikten sonra sevinç gösterileri yapan oyuncularının yanına sakatlığından ötürü gidemeyen oyuncusunu kucağında götürmesiydi.Belkide kupanın nasıl kazanıldığının anlatıldığı en iyi kareydi bu.Görseline netten baktım ama bulamadım.Görürseniz olaya birde siz kendi pencerenizden bakın!..