13 Nisan 2012

Fuat Çapa & Thomas Doll Bir Ankara Macerası


Blogger arkadaşlarla zaman zaman sosyal medya üzerinden, zaman zamanda dost ortamlarında sohbetler gerçekleştiriyoruz.Hoş, güzel ve akıcı muhabbetler oluyor.Bazen ben bile farkında olmuyorum onlarla geçirdiğim zamanın.Geçenlerde yine böyle bir ortamda konu konuyu açtı laf geldi Thomas Doll'u buldu.Hani şu Doğu Alman kökenli teknik adam.Gençlerbirliği'nde 1,5 sezon görev yapan sevimli insan.Peki nerden çıktı bu adam.Fuat Çapa ile ne alakası olabilir ki?Anlatayım sizlere.

Doll ülkemize geldiğinde aklıma yaşadığı iki farklı sezon gelmişti.Birinci Hamburg'u önce dipten alıp ligde tuttuğu ardından ligde üçüncü olarak Şampiyonlar Ligi vizesi aldığı sezon, ikinci ise o başarılı sezonun arkasından devler ligindeki 5 mağlubiyet alıp elendiği ligdede nerdeyse takımı küme düşürme pozisyonuna getirdiği sezon.Başarı ve başarısızlıkAynı Thomas Doll ülkemizde de benzer bir kader yaşadı.Yani bir nevi ilk geldiğinde neler yaşabileceğini düşündüklerim gerçekleşti.Başarı ve ardından başarısızlık.Kimine göre başarılıydı kimine göre başarısız.Ama her ne olursa olsun bugün konuştuğumuz Orhan Şam, Mustafa Pektemek ve hala takımında bir çok pozisyonda kullanılan Aykut Demir bir yerde O'nun Türk futboluna birer armağanlarıydı.Belki Doll bu oyuncuları yetiştirmedi ama vizyona çıkmalarında aslan payı onundu.Belki şu an aklıma gelmeyen bir çok futbolcuyada katkısı bulunmuştur.Her ne yaptıysa ülke futbolumuza asla zarar vermedi hatta ileri götürmek için çabaladı.Ondan aklımda kalanlar içinde en can alıcısı ise bizlere yaptığı şu açıklamaydı;

''Türk futbolcuları orta seviyeli futbolcular. Bu yüzden ligin kalitesi Avrupa’ya yetişmiyor. Altyapı ve temel bilgi eksikliği bunda büyük etken. Bu yüzden Türk futbolunun gelişimi hızlı değil. Altyapıya iyi yatırım yapılmalı ve A takıma çıkacak futbolcuların daha önceden belirli şeyleri öğrenmeleri gerek. Türkiye’de orta sınıf birçok futbolcu hak ettiğinden fazla para alıyor. Türkiye’de futbolcuların arkasında menajerler var. Bu menajerlerin futbolculara olumsuz etki yaptığını düşünüyorum. Birçok orta sınıf futbolcu astronomik paralar istiyor. Siz, bu futbolculara böyle paralar verir, altyapı hocaları ve yardımcı antrenörlere hak ettiklerini vermezseniz Türk futbolunun ilerlemesini beklememelisiniz. Süper Lig’de 2ve 3. lig ayarında birçok futbolcu var. Bu düzeltmek için yeni bir konsepte gerek var. Bu olmazsa Türk futbolu ileriye değil, geriye doğru gidecek.''

Fuat Çapa ise farklı bir kişilik.Hiddink'ten ders almış, futbol için 6 farklı dil öğrenmiş.Avrupada ikinci liglerde görev almış, şampiyonluk yaşamış sonrasında dönüp gelmiş memleketinde onca zorluğa rağmen hizmetlerini esirgememiş bir futbol emekçisi.İlginç bir kişilik.Mesela sezon öncesi taraftarlarla buluşup takımın ligi nerede bitireceğini, kapasitesinin ne olduğunu ve taraftarlardan nasıl bir beklenti içerisinde olmaları gerektiğini açık açık anlatmıştı.Bunu ülkemizde belkide ilk yapan teknik adamdı.Taraftar ve takım arasında iyi bir köprü kurmuş iletişim dersi vermişti bizlere.Mesela katıldığı bir programda önümüzdeki sezon alacakları yabancı oyunculara Türkçe öğrenme şartı getireceklerini bizlere paylaştı.Bu aslında nasıl bir vizyona sahip olğunu bizlere çok iyi gösteriyordu.Tüm sezon boyunca oynattığı futbol ise her kesime ders niteliğindeydi.Özelliklede bana...

Thomas Doll'ün aramızdan ayrılması biraz erken oldu.İlk sezon ki yakaladığı başarılardan sonra, ikinci sezondaki düşüşü O'nun hep sonunu getirdi.Kimse O'nun oynattığı keyif veren futbola bakmadı.Sahada oynayan futbolcuların, tribündeki taraftarın, ekran başındaki seyircinin ne düşünğünün bir önemi yoktu bazıları için.Onlar için başarı hep zirveydi.Zirve olmazsa sende olmazsın dediler bir çırpıda cebine 300-500 bin euro koydular gönderdiler.Daha sonraları takip etmedim Doll'u.Gençlerbirliği'nden sonra sanırım hala boşta.Bir Ankara serüveni yaşattı bizlere.Başarılı ve başarısız sayılan iki sezon yaşattı ve gitti.Peki Fuat Çapa.Çapa'nında ilk Ankara serüveni iyi geçmedi.Zaten o sezon Gençlerbirliği sezonu 4 farklı teknik adamla geçirdi.Önce Mesut Bakkal, ardından Fuat Çapa, sonra Stumpf, en sonunda da Bülent Korkmaz.Bir sezonda 4 farklı teknik adam değiştiren bir takım ve o takımın başkanı.Düşününce Türk futbolunu kısaca özetliyor aslında.

Kısa süren Ankara serüvenleri yaşadı iki teknik adamda.Doll'un ilk macerası Çapa'ya göre biraz uzundu ama Çapa'da bu Ankara macerasını sevmiş olacak ki bu sezon başı tekrar soluğu Ankara'da aldı.Genel olarak beğendiğim ve başarılı bulduğum bir isim Fuat Çapa ama sezon başında yine yaptığımız dost sohbetlerinde benim 3 küme düşme adayı takımlarımdan biriydi takımı.Hatta Fuat hocanın sezonun ilk yarısını göreceğinden dahi şüpheliydim.Yanıldım.Hemde kötü yanıldım.Benim düşündüğümün aksine kadro derinliği ve kalitesi düşük dediğim takımı sezonun en iyi futbol oynayan ekiplerinden biri oldu.Hatta devre arasında takımından oyuncu bile gönderdi.Sezon başında en iyi oyuncularını tamamen maddi sebeplerden ötürü satmaları ve aynı kalitede oyuncu almadıkları gerekçesiyle başarısız olacaklarını düşünürken Fuat Çapa markası bir anda her şeyi değiştirdi.Türk futbolunun ve taknik adamlarının ufkunu açtı.Bana göre kadro kalitesi daha yüksek olan Samsunspor küme düşerken Gençlerbirliği sezona damgasını vuranlardan oldu.Burda bir kez daha teknik adam kalitesini görebiliyoruz.Doğru teknik adam seçimi başarı ile endeksli oluyor ey kulüp başkanları...

Thomas Doll ve Fuat Çapa.Her ikiside bu lige kalite getiren adamlar.Her ikiside eğitimlerini avrupada almış ve kalitelerini ispat etmiş isimler.Belki ligimizde kupa kazanamadılar, belki tarih onları yazmayacak ama benim gibi futbol sevdalılarının gönlünde her zaman farklı bir yerde olacaklar.Biri bugün bu ülkede yaşamıyor, diğerinin ise yarını ne olacağı belli değil.Çapa hafta arasında sözleşmesini uzattı ama biz çok gördük hocamızın arkasındayız diyip ertesi gün takımdan kovan başkanları.Umarım Fuat Çapa ligimizde uzun süre görev alır.Umarım bizde bu kaliteli teknik adamı uzun süre alkışlarız.Ve umarım Thomas Doll'un yaşadığı başarı ve başarısızlık sendromunu Fuat Çapa ile yaşamayız.Çünkü futbolumuzun böyle farklı vizyonlara sahip teknik adamlara ihtiyacı var.Kabadayı ve astığı astık kestiği kestik isimlere değil!..










11 Nisan 2012

Mersin İdman Yurdu'nda Değişim Rüzgarları Eserken

Ayaktakiler : ( Soldan sağa) Nobre, Moritz, Erhan Güven, Nduka, Erman Özgür, Hakan Arıkan
Oturanlar    : ( Soldan sağa) Zurita, İbrahim Kaş, Ben Yahia, Mustafa Keçeli, Joseph Boum



Sezon başında uzun bir süre ligin tozunu atan kadromuzdu yukardakiler.Kadromuzdu diyorum çünkü bir çoğu önümüzde ki sezon bizimle olamayacak.Nurullah Hoca bu sezon başı planlamasını yaparken maliyeti ucuz ama ligi bilen tecrübeli isimlerle çalışmayı düşündü ve bu doğrultuda daha önce çalıştığı isimleri kadroya kattı.Ayrıca bu isimlere ilaveten, Çağdaş Atan, Mathew Amoah, Beto, Hakan Bayraktar, İrahim Sehic, İbrahim Ferdi Çoşkun, devre arasında da Tisdell, Erdal Kılıçaslan, Danilo Bueno, Spas Delev ve Barış Ataş kadroya dahil oldu.Şöyle baktığımızda hemen hepsi Nurullah Sağlam'la daha önce çalışma imkanı bulan isimler.

Nurullah Hoca planladığı gibi tecrübeli isimlerle ligde kalma başarısını gösterdi.Zaman zaman sıkıntılar yaşandı ama bir şekilde sümen altı edilip lige devam edildi.Devre arası iyi geçirilmedi bunun ızdırabı 8 maçlık bir mağlubiyet serisi ile çekildi.Bir ara düşme korkusu hissedildi ama tecrübeyle bunlar aşıldı.Lig bitti Abdullah Avcı'nın isteğiyle Bahar Kupası denilen turnuva icat edildi.Yönetim ve teknik kadro ise bu turnuvaya katılmama kararı aldı.Oysa yeni sezonun başlamasına tam 5,5 ay gibi uzun bir süre vardı ve Mersin İdman Yurdu hiç bir gerekçe göstermeden turnuvaya katılmayacağını resmi olarak Tff'ye bildirdi.Hem para kazanıp hemde oyuncuların formunu koruyabileceği bir turnuvaya katılmama sebebi ne olabilirdi ki? Nurullah Sağlam gibi hemen hemen 24 saati aktif bir şekilde yaşayan bir hoca en azından genç oyunculara şans verme adına böyle bir turnuvayı nasıl ret edebilirdi ki?

Nedeni aslında belliydi.Sezon ortasında yaşananlardan ötürü hoca bazı futbolculara kırgındı.Ayrıca kiralıklarda dahil toplam 16 futbolcunun sözleşmesi bitiyor ve takımda tutulacak oyuncu sayısı 5 yada 6 kişiydi.Peki bunların yanına gençler monte edilip turnuvaya katılınamaz mıydı? Zordu çünkü altyapıdan A takıma alınacak oyuncu yoktu.Hoca tesisi olmayan bir takımda görev aldığını her seferinde neden hayrıkıyordu dersiniz.Çünkü altyapıdan gelen oyuncu yok denecek kadar az.Geçen sezon 5-6 tane parlayan genç oyuncumuz bu sezon farklı sebeplerden ötürü A2 takımına alınmamış ayrıca mevcut oyunculardan ise bir Celal Kıran birde Tarık Altuntaş var.A takım oyuncuları derseniz zaten sezon ortasında ruhlarını kayıp ettiler.Dikkat edin sezon sonuna doğru bir çoğu play-off'lara kalırız diye oynamadı bile.Böyle bir ortamda da Nurullah Hoca turnuvayı istemedi.Ayrıca oyuncularda para aşkları nedeniyle bir an önce kaçma derdine girdiler.Bir çoğunun sözleşmesi zaten bitiyor ve zoraki bir şekilde oynadıkları takıma daha fazla ne verebilirler ki.Son maçlara bakın ne anlatmak istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Şimdi lig bitti turnuva falan yok.Peki takımda kimler kalacak.Öncelikle 1 yıllık sözleşmesi olmasına rağmen Moritz ile yollar ayrıldı.Kiralıklardan Tonia eski takımı Ankaraspor'a geri döndü.Kiralıklardan bir diğeri İbrahim Kaş'ın ise akibeti belli değil.Bursa'ya geri dönmesi biraz zor ama bizim takımda kalmasıda bir o kadar zor.Sebebi  para krizinin başrol oyuncularından olması.Performansı bu sezon iyiydi ama yönetimin ne karar alacağını bende merakla bekliyorum.Bir diğer kiralık Barış Ataş ise tekrar Trabzonspor'a geri dönecek.Geriye sözleşmesi biten;
  • Hakan Arıkan
  • Çağdaş Atan
  • Mustafa Keçeli
  • Erhan Güven
  • Nurullah Kaya
  • Hasan Üçüncü
  • Cristian Zurita
  • Hakan Bayraktar
  • İlhan Özbay
  • İbrahim Ferdi Çoşkun
  • Erman Özgür
  • Erdal Kılıçarslan
Kalıyor.Bunlardan kaptan Zurita'da para krizinin başrol oyuncularından.Nurullah Hoca'nın gözüm kapalı formayı veririm dediği oyunculardan ama bu sezon ki performansı ortada.Kalması bir mucize olarak görülebilir.Erhan Güven ve Hakan Arıkan'ında kalması zor çünkü oyuncular geçtiğimiz sezon bazı hatırlı insanların araya girmesiyle 1 yıllık sözleşme imzalamışlardı.Sözleşmeleride bittiğine göre yolcudur abbas misali diyebiliriz.Bunlara ilaveten yaşları ilerleyen ve performansları tartışılan Hasan Üçüncü, Hakan Bayraktar, İlhan Özbay'da önümüzdeki sezon olmayacaklar.Erman Özgür ise biraz torpilli.Onunda akıbetini merakla bekliyorum.Sözleşmesi biten Nurullah alt yapı kontenjanından ötürü ve Mersin'li olmasından dolayı takımda tutulacaktır.Erdal ile Çağdaş'ında kalacağını düşünüyorum.Sözleşmesi biten Mustafa Keçeli ise alternatif olarak muhakkak kadroda tutulacak.Ayrıca önümüzdeki sezon takımın kaptanlarından biri olacağı kesin.

Bu sezon başında nerdeyse takımın baştan aşağı kurulduğunu düşünürsek bu kadar temizlik biraz fazla gibi olacak ama buna ihtiyaç olduğu gün gibi aşikar.Bu kadar badire atlattıktan sonra ligde kalmamız bile mucizeydi aslında.Mevcut oyuncular görevlerini ve üzerlerine vazife olmayan işleri fazlasıyla yaptılar.Şimdiden emeklerinden ötürü teşekkür ederiz.Yeni bir yapılanma artık şart.Bu yapılanma biraz da Nurullah Hoca'nın 3 yıllık kontratının hakkını vermesi için gerekli.Bunu hem biz taraftarlar hem de yönetimin istediğide bir gerçek.

Onur Ertürk

Not: Gidecek oyuncular resmi ağızlardan açıklanmadı.Kulislerde konuşulan sağlam kaynaklı bilgilerdir ama kesinlik kazanmamıştır.

10 Nisan 2012

Sözde Değil Özde Sevda Lazım! O da Sende Yok!...

Büyükşehir Belediyesi kulübü yine icraya verdi.Nedeni ise Belediye'ye ait tesislerin kullanım ücretinin ödenmemesi.Şehrin takımı şehrin insanlarının vergileriyle yapılan tesisi kullanmak için para ödemek zorunda.Tamam bir kullanım bedeli olmalı ama ilk fırsatta hemen icra memurlarının kapıyı çalma meselesi oluyor mu?
Aynı senaryoyu geçtiğimiz sezon da izlemiştik.Sezon sonunda ise başarı gelince her ne hikmetse icra memurlarını görevlendirenler hemen başarıya sahip çıkmıştı.Mersin İdman Yurdu atkılarıyla boy boy fotoğraf çektirmişler hatta Mersin İdman Yurdu meydanını 1 haftada yapıp bitirmişlerdi.
Takke düştü kel göründü.Şampiyonluk sonrası başarıyı sahiplenip Mersin İdman Yurdu aşkıyla yanıp tutuşanlar bugün o sevgilerini icra memurlarıyla pekiştiriyorlar.Kimin ne sevdası olduğu açık beyan ortada.! Artık mikrofonlara sarılıp bizi nasıl kandıracaklar merak ediyorum.

9 Nisan 2012

Toroslar Belediye 3. Lig Yolunda

Mersin hafta sonu güneşli ve keyifliydi.Bizde güzel şehrimizin ortamına ayak uydurup ikamet ettiğimiz semtin takımı Toroslar Belediyespor için yollara düştük.Koray Aydın Stadına geldiğimizde ise Şeytanlar yine holiganizm havasına bürünmüşlerdi.Şehrin sıcağı onları etkilememiş, aksine o sıcakta daha bir ateşli tezaruhat yapıyorlardı.Geçen sezon Süper Amatör Ligde şampiyon olan Toroslar Belediyespor, bu sezon deplasmanlı Bölgesel Amatör Ligi'nde, takviyeli kadrosu ve Mersin İdman Yurdu'nun eski hocası Nasır Belci ile bütünleşmiş ve şampiyonluk yolunda hızla ilerliyordu.Son maç lig ikincisi Kayseri Şekerspor'laydı.
Maçtan önce atmosfer güzeldi.Taraftar üzerine düşeni yapmış, sıcağa rağmen staddaki yerini almıştı.Herkes güzel bir galibiyet bekliyordu ama ben dahil hemen herkes hayal kırıklığına uğradı.Bugüne kadar izlediğim en sıkıcı maçtı.Bunu ben değil tribündeki taraftarlar söyledi.Beraberliğin her iki takımada yaradığı bir maç olunca sahada da futbolcular oynamak istemedi.Maç boyunca bir tek pozisyon izledik.Onuda Şekersporlu oyuncu kalecinin üstüne vurunca gol heyecanı yaşayamadık.
Her ne kadar sıkıcı bir maçta olsa Toroslar Belediyespor'un play-off oynayacak olması güzel bir duygu olarak kaldı bizlere.Son maçını da geçerek 3. lige merhaba demesi bizlere ayrı mutluluk verir.Başkan Hamit Tuna sezon başında çok güzel bir kadro kurdu ve umarım bunun meyvesini 3. lig biletini kazanarak alacaktır.