19 Temmuz 2012

Zlatan İbo...



Ligue 1'inde ayarı bozuldu...

Burak'tan Sonra Trabzonspor...

Ceyhun Gülselam, Selçuk İnan, Engin Baytar, Egemen Korkmaz, Jaja...
Sonrasında Umut Bulut ve..
Serinin son halkası Burak Yılmaz.


Belki arada atladığımız bir yada iki oyuncu olabilir ama Trabzonspor'un şampiyonluk kovaladığı sezonlarda başroldeki temel taşlarıydı bu isimler.Her biri bireysel olarak oynadıkları takıma ekstra katkı sağlayacak isimler.Özellikle Burak Yılmaz.

Burak 2010-11 sezonu devre arasında takıma katıldı ve aslına bakarsanız taraftarın çokta hoşnut olduğu bir transfer değildi.Beşiktaş ve Fenerbahçe'de vasatı aşamayan bir performans göstermesi yine bir büyük takım sendromu yaşamasına neden olabilirdi ama olmadı.Transferine onay veren hocasını mahcup etmedi.Özellikle de geçen sezon zirveye çıktı ve bir sezonda 30 gol barajını aştı.

Şimdi Trabzonspor O'nsuz.Geçtiğimiz sezon tek başına takımı sırtlayan bir Burak'ları yok artık.Üzülmeleri çok normal.Aslına bakarsanız üzülsünler ama çokta feryat figan etmesinler.Çünkü Burak artık Trabzonspor'u çok aşmıştı.Evet Trabzonspor çok büyük bir camia.Üst üste yaşadığı şampiyonluklar var, Avrupa Kupalarında önemli başarıları var ve bir çok futbolcuyu Türk futboluna kazandırdılar.Fakat artık şehir yapısı olarak günümüzdeki futbolcuları çokta tatmin edemiyorlar.İstanbul, Trabzon şehrine göre bütün kötü yanlarıyla dahi daha cazip geliyor futbolculara.Hal böyle olunca biraz performans gösterip piyasada isimleri dolaştı mı hemen soluğu üç büyüklerde alıyorlar.Bu Egemen'de de böyle oldu, Selçuk İnan'da da...


Mesela Selçuk Trabzonspor'da oynarken de çok değerliydi ama Galatasaray'da farklı bir kariyer zirvesine ulaştı.Oysa Galatasaray'a gelmeden önce boştaydı ve Türkiye dışında pek taliplisi yoktu.Yaşadığı şampiyonluk Selçuk İnan'ı şimdi zor ulaşılanlar kategorisine çıkardı.Keza Egemen'de bonservisi olmayanlardandı.Selçuk gibi Egemen'de yurt içinde kaldı.Egemen Beşiktaş'ta şampiyonluk yaşamadı ama şu anda O'nunda çok ciddi bir transfer piyasası olduğu bir gerçek.Oysa Egemen'de Selçuk'ta Trabzonspor'da da aynı Egemen ve Selçuk'tu.İstanbul'da ne değişti de bu kadar değerli oldular.Buda işin İstanbul'u cazip kılan yanı.Bu sebeple Burak Yılmaz'ın da İstanbul tercihi normal karşılanmalı.


Birde Burak ayırıldı diye üzülen Trabzonspor'lılar var.Bence onlarda çok üzülmemeli.Nedeni ise; Burak Yılmaz'ın artık Trabzonspor'daki misyonu da doldu.Sahada arkadaşlarını fırçalayan, her topun başına geçen, her topu kendine oynayan bir Burak, bu sezon da kalsaydı artık takımda huzursuzluk yaratırdı.En basit örneği geçen sezon bir maçta Aykut'un kendisine hızlı pas atmasından sonra sahada gösterdiği reaksiyon, Burak için Trabzon vakti bitti anlamına geliyordu.Bu olay sezon sonu gerçekleşti.Ayrıca Burak bu sezon Türkiye ligi gol kralı ama O'na 5 milyon veripte alacak bir Avrupa takımı çıkmadı.Buda aslında ligimizin nerelerde olduğunu gösteren bir detay...

Burak sonrası Trabzonspor nasıl şekillenebilir bunu inceleyelim.Basında çıkanlar gösteriyor ki yeni bir forvet alınacak.Bu isim de büyük ihtimalle N'Doye olacak gibi.Oyuncuyu tanımıyorum.Nasıl bir karakteri var bunu da çok araştırmadım.Oyun yapısı ve tarzı hakkında da bir fikrim yok.Bunu geçip Trabzonspor'un oyun şablonuna bakalım.Burak Yılmaz üzerine kurulan bir sistem geçen sezon çokta başarılı olmadı.Oysa bir önceki sezon Umut'lu ve Selçuk'lu sistemde son hafta şampiyonluğu kaçırdılar.Şimdi ellerinde yine böyle bir imkan var.Yapılan transferler ve mevcut kadro şu an için bir hayli yetersiz ama doğru bir politika ile bunlar aşılabilir.

Mesela elde çok kuvvetli bir Paulo Henrique var.Fizik yapısı oldukça güçlü.Diriplink yeteneği olan ve Brezilyalı olmasından kaynaklanan yumuşak bileklere sahip.Burak Yılmaz ile benzer özellikleri olan bir forvet.Hatta Burak'tan fazlası olan bir forvet.Adam geçme yeteneği ve hava hakimiyeti Burak'a göre daha iyi.Geçen sezon kariyerindeki ilk ciddi sakatlığını yaşamamış olsa belki bugün Henrique'yi konuşuyor olacaktık.Kiralık olarak gittiği Westerlo takımında 39 maçta 22 gol atması da hiç yabana atılmayacak bir detay.

Evet artık Burak yok.Sistem de değişecek Trabzonspor'da.En azından tek oyuncuya bağlı kalan bir yapıdan kurtulmaları lazım.Geçen sezon ki en büyük eksikliği olan B planı olmayan bir yapıdan kurtulabilecekleri müthiş bir fırsat var ellerinde.Birde ellerinde Paulo Henrique gibi potansiyel bir oyuncu mevcut.Bu iki faktörü de iyi değerlendirmeleri bu sezon Trabzonspor'un geleceğini şekillendirecektir.

Son olarak benim tezim şudur ki; eğer Henrique'ye istediği şans verilir ve kadro O'nun üzerine şekillendirilirse resimde görüldüğü gibi Trabzonspor'u kanatlandıracaktır.


18 Temmuz 2012

Şehrinin Takımına Sahip Çık!

Ankaragücü, koca çınar yüz yıllık bir kulüp.Gelin görünki takımın şu anki hali gerçekten çok vahim.Uzun süredir yapılamayan genel kurul, başkansız, futbolcusuz, teknik adamsız...

Ankaragücü'nün durumu şuanda bizlere ders olmalı.Şehrimizin takımına sonuna kadar sahip çıkmalıyız ve bu haklı yolda sevdasına sahip çıkan kardeşlerimize desteğimizi esirgememeliyiz.

HER AKŞAM 19.10'DA 







Aykut Kocaman'nın Orta Sahası ve Yapacağı Tercihleri

Blogda Fenerbahçe'yi nadir yazarım.Bugüne kadar toplasak 5-6 post anca çıkar.Oysa babam, amcam, dayım hatta ailemin tamamına yakını Fenerbahçelidir.Bense nedense hiç sempati duyamadım Fenerbahçe'ye..
Her dönem mesafeli yaklaştım.Maçlarını izlerken hiç bir zaman zevk almadım.Bu bir nefret olarak algılanmamalı ama olaya çokta sempatik yaklaştığım söylenemez.

Her neyse...

Fenerbahçe bilindiği üzere bu sezon başında belki de takımın en lokomotif oyuncusu olan Emre Belezoğlu'nu kaybetti.

Aykut Kocaman'ın sistemi içinde Emre önemli bir oyuncuydu.Belki de kilit isimdi.

Şöyleki...

Kocaman İspanya modeline yakın bir sistem düşünüyor ve bunu sahaya yansıtıyordu.Pasa dayalı oyun sisteminde oyunu en geriden kuracak bir Pique'si olmadığından ötürü oyun önce Yobo'dan başlıyor ardından Emre dümene geçiyordu.Direk forvet olarak oynayan oyuncu rakip defansı meşgul ediyor ardından Alex işi bitiriyordu.Tabi sistem bu kadar basit değil ama ben kendimce işin özünü açıkladım.


Aslında bu İspanyol sistemini Başkan Aziz Yıldırım Aragones'i getirerek denemek istemiş, o zaman ki kadro yapısı buna müsait olmadığından başarı gelmemişti.Tabi temel hedef başarı olunca Aragones'e sabır edilmemiş kısa vadede çözüm Daum olmuştu.Nitekim Daum'da kısa vadede başarıyı getiremeyince bileti kesildi ve takım Aykut Kocaman'a emanet edildi.Kocaman'ın felsefesi de bir yerde mecburen İspanya sistemi oldu.

Mecburen dedim çünkü Başkan öyle olmasını istiyordu.Daum'da bu yüzden tercih edilmişti.Başkan ne derse yapacak bir isim lazımdı ve bu isimin de Daum olması çok normaldi.Oysa Aykut Kocaman'ın çalıştırdığı takımlardaki oyun şablonu ile İspanya'nın oyun şablonu çokta benzerlik taşımıyordu.Daum'da bu yüzden gönderildi.Alman ekolünde ısrar etmesi O'nun sonunu getiren faktörlerin başında geliyordu.Birde son maçta kaybedilen şampiyonluk...


Daum'dan sonra Aykut Kocaman en doğru isimdi.Kulübü biliyor ve Başkan'ın sözünü dinleyecek bir isimdi.Kocaman önceki çalıştırdığı takımlarda daha çok kontrollü oyun yapısını benimsemiş ve sonuca ulaşmayı hedefleyen bir sistemde oynuyordu.Tabi burda eldeki imkanlar ve mevcut kadrolarda belkide Kocaman'ı bu tercihe iten sebepti.Oysa Fenerbahçe'de kendini aşan bir isim oldu.Bir kaç sezon önce Ankaraspor'un başında kısa vadede yakaladığı başarı O'nun için iyi bir referans olsa da Fenerbahçe ile yaşayacağı şampiyonluk belkide kariyerindeki zirve olacaktı.

Bu sebeple Aykut Hoca işe erken koyuldu.Önce yabancı tercihleri Güney Amerikalılardan Avrupalılara döndü.Kaynakta Fransa ligi seçildi.Yapılan transferler birazda geleceğe yönelik oldu.Alınan oyuncular ileriki dönemde satılsa dahi piyasası olan isimlerden tercih edildi.Dia, Stoch gibi kanat oyuncuları da transferde dikkat çeken isimlerdi.Niang gibi tecrübeli ve yine piyasası olan bir isimde forvete alındı.Her şey tamamdı ama bir Alex sorunu vardı.Çok uğraştı ama Aykut Hoca baktı bu sorunu aşamıyor vazgeçti ve Alex ile yola devam etti.


Bu sezon ise Aykut Hoca'nın istediği bir ortam oluştu ama bu defada sistemin kilit ismi olan Emre Belezoğlu takımdan ayrıldı.Kocaman istediği şablonu ( Alex'siz pasa dayalı sistemi ) tamda bu sezon uygulamaya koyacaktı.Bu konuda Alex'te Kocaman'ın istediğini yerine getirmişti ve zaman zaman yedek oturmayı kabul etmişti.Şimdi ise sistemin en önemli ayağı olan Emre'den yoksun...

Emre ne kadar hırçın olursa olsun takımı ateşleyen ve asla pes etmeyen yapısı ile takımın en önemli parçasıydı.Teknik becerileri yüksek ve akılcı oyunu ve isabetli paslarıyla orta sahayı parselleyen bir isimdi.Cristian'ın bu sezon ki performansının en büyük nedeni Emre'nin orta sahada göstermiş olduğu yüksek pas becerisidir.Şimdi Emre'nin boşluğunu kim dolduracak? Mehmet Topal mı? Mehmet Topuz mu? Christian mı? Selçuk mu?

Bu soruya en iyi cevabı Atletico Madrid'in orta sahadaki pas alış verişini yapacak oyuncu ihtiyacı tercihini daha genç olan Mehmet Topal'dan yana değilde 32 yaşına gelmiş Emre'den yana kullanmasıdır.Bu sebeple Emre'nin sistem için ne kadar kilit bir oyuncu olduğu da su götürmez bir gerçektir.


Topal, Topuz, Selçuk ve Christian aynı tarzda oynayan oyuncular.Belki Christian diğerlerine nazaran biraz daha ofansif oynayabilir ama dört oyuncuda hemen hemen birbirinin kopyası gibi.Peki Kocaman'ın sistemi bu kadar aynı tarz oyuncudan kurulu bir orta saha ile başarılı olabilir mi? Bana göre hayır. Burda Kocaman'ın bir tercih yapması hatta bir cesaret örneği göstermesi lazım.Bu cesaret hamlesi de ancak Salih Uçan hamlesi ile gelir.Bunun nedeni Salih Uçan'ın Emre gibi pasör özelliklerinin yüksek olmasından dolayıdır.Salih, oyunu okuyabilen ve Emre gibi asıl işi merkez orta saha olan bir oyuncu.Geçen sezon ve alt yaş grubu milli takımlarda oynadığı futbolla çok başarılı olmuştu.18 yaşında olmasından dolayı acaba Aykut Hoca bu cesareti gösterebilecek mi?

Eğer başarılı olmak istiyorsa bu hamleyi yapmalı yada yeni bir Emre Belezoğlu transfer etmeli.Yoksa ne kadar iyi futbolcular olsalar da ( Topal, Topuz, Selçuk ve Christian ) mevcut isimlerle kurulu bir orta sahadan çokta verim alamaz.Bu hamle gelmez ise Kuyt transferinin de pekte esprisi kalmaz ve takım yine Alex'in ayağına bakar.


Not:Salih Uçan ile ilgili çok güzel bir analiz 15.05.2012'de www.tr.eurosport.com'da Yetenek Avcısı'nın şu makalesinde yer almakta.

17 Temmuz 2012

Yeniden Barış Memiş ve Küllerinden Doğma Şansı


Evet bir Barış Memiş vardı...
18 yaşından küçük olduğu için Trabzonspor Yönetimi 2 yıllık sözleşme yapılabilmişti kendisiyle. Bir lise turnuvasında keşfedilmişti ve gelecek O'nundu.Trabzonspor kendisinden çok şey bekliyordu ki dönemin en formda oyuncusu Yattara'yı dahi gözden çıkarmıştı.Ersun Yanal döneminde sürekli kadroya da girmeye başlamıştı hatta kazanılan maçlardan sonra sahada kolbastı oynayanlardandı.

Ziya Doğan, Hugo Bross, Ersun Yanal ve Şenol Güneş...
Gelen hiç bir teknik adam Barış'ı değerlendirmeden edemedi.Kendisine sürekli bir şans tanıdılar.Peki Barış kendisine verilen şansları ne yaptı?

Tarih : 25 Ocak 2011
Bank Asya 1.ligde mücadele eden Karşıyaka'da doping testi pozitif çıkan Barış Memiş'e 2 yıl resmi müsabakalardan men cezası verildi.

O dönemde oyuncunun aldığı cezayı sosyal medyada değerlendiren sporseverlerden kısaca...
  • Bir insanın kendine ettiğini bütün insanlar bir araya gelse edemez!Ahh Barış Ahhh! 
  •  ve Barış Memişin futbolculuk hayatı biter...Bence çok büyük bir topçu olabilirdi.... 
  • çömlekçide midye satarsın artık...  
  • Kendini geliştirsin biraz pişsin diye bank asya'ya gönderdik.2 yıl men cezası aldı çok yazık oldu.
  • Barış'ın yerinde olmak isteyen binlerce kişi vardı ama o ne yaptı? yazık ettin kendine.
  •  Güle güle sana Barış Memiş... 
  • " Akıllandım artık " Sanırım 2 yıl sonra böyle bir demeç verir !
  • Kendi düşen ağlamaz,Trabzonspor'da şansını iyi kullanamadı zaten kazandığı ona ömür boyu yeter..Bi iş kurar artık ger tekrar tutturmasının imkanı yok..hem hangi kulüp 2 yıl men cezası olan futbolcuyu cezası bitse bile kadrosuna almak ister..  
  • Öss ye çalışmaya başlasın!
  • Taraftarın onu düşündüğü kadar o kendini düşünseydi şuanda dünyanın sayılı yıldızları arasında olurdu.2 yıl sonra tff 3.ligde futbol hayatında başarılar diliyorum kendisine.  
  • Allah bazısına yetenek verir akıl vermez bazısına akıl verir yetenek vermez... Nadiren ikisini birden verir o zamanda Pele,Messi,Cruyff olursun...
  • George Best bile insanüstü yeteneğine rağmen kendini harcamışken Barış Memiş ne yapsın bir gram aklıyla...Yazık ettin kendine hemde futbol severlere....  
Barış Memiş'in cezası bitti ve 1461 Trabzonspor ile 1 yıllık sözleşme imzaladı.Artık kafasını toparlaması lazım.Küllerinden doğma şansı belki de son kez verildi.Yaşı 22 ve bu şansı değerlendirmez ise kimsenin bilmediği ve bir kez kapısından döndüğü Kıbrıs takımı Çetinkaya'nın bile yolunu bulamayabilir!..