17 Ağustos 2012

Hafta Sonu Tv'de Futbol Ekranı

Süper lig de hasret bitti. Bugün Perde açılıyor. 2012-13 sezonu ilk maçı ilk heyecanı belki de ilk golleri Eskişehir'de start alacak. Umarım fair play çerçevesinde bir lig yaşarız ve umarım temennilerimiz sadece bu satırlarda kalmaz.

Ve umarım en önemli rakibi takımdan ayrılmışken bu sezon Torres'in sezonu olur...

 
17 Ağustos Cuma
21:00 Eskişehirspor - Akhisar (LigTV)

18 Ağustos Cumartesi
12:30 Spartak Moskova - Rubin Kazan (LigTV 3)
17:00 WBA - Liverpool (LigTV 2)
17:00 Karabük - Trabzonspor (LigTV)
19:30 Newcastle United - Tottenham (LigTV 3)
21:45 Elazığspor - Fenerbahçe (LigTV)
21:45 Gaziantepspor - Sivasspor (LigTV 2)

19 Ağustos Pazar
15:30 Wigan - Chelsea (LigTV 3)
18:00 Manchester City - Southampton (LigTV 3)
20:00 İstanbul BŞB - Besiktaş (Lig TV)
20:00 Kayserispor - Bursaspor (LigTV 2)
21:00 Real Madrid - Valencia (NTVSpor)
21:45 Mersin İdman Yurdu - Orduspor (LigTV 3)
22:05 Santos - Corinthians (LigTV 2)
23:00 Barcelona - Real Sociedad (NTVSpor)

20 Ağustos Pazartesi
19:30 Gençlerbirliği-Antalya (Lig Tv3)
21:00 Galatasaray-Kasımpaşa (Lig TV)

Kaynak: Tribün Dergi

16 Ağustos 2012

Amelelikten Futbolculuğa Emmanuel Culio

Bu yaz transfer sezonunda transfer ettiğimiz hiç bir futbolcuyu blog da yazma gereği duymamıştım. Çünkü transfer edilen futbolculardan Eren Tozlu dışındaki diğer futbolcular gerçekten yatırım amaçlı yapılan transferler değildi. Piyasa da fiyatı uygun ve takım bulmakta zorlanan isimler bizlere çok büyük transferlermiş gibi sunuldu ve servis edildi. Bende yazmak yerine es geçtim. Yapılan transferleri bir yerde görmezden geldim. Bugün ise yakın tarihimizin en önemli transferlerinden birine imza attık. Emmanuel Culio...

Bu transfer nereden bakarsanız bakın çok önemli transfer. Şuanda  Joseph'den sonraki en iyi transferi.Culio.

Neden mi?

Nurullah Sağlam gerçekten Anadolu'da devrim yapan teknik adamlardan. Total futbol felsefesini benimseyen ve her zaman göze hoş gelen bir futbol anlayışını sahada uygulan bir teknik adam. Zaten geldiği ilk gün adeta patates tarlasını andıran saha zeminini de bunun için değiştirdi. O'nun oyun şablonun da 10 numaralar her daim önemli bir yer tutmuştur. Geçen sezon da pasa dayalı ve hızlı futbol felsefesini saha da uygulamaya çalışan Sağlam, Moritz'ın hücum da fazla kalmasından ve defansa fazla yardım etmemesinden dolayı sıkıntılıydı. Alternatif olarak görülen Ben Yahia'nın da orta sahada vazgeçilmez olmasından dolayı Sağlam'ın eli kolu bağlandı. Bu yüzden sezon biter bitmez ilk iş olarak hem 10 numara hem de 6 numaralı pozisyonu oynayabilecek bir futbolcu arayışına girdi. Adaylar Otman Bakkal, Özer Hurmacı, Alanzinho, Sapara gibi önemli isimlerdi. Culio'nun da adı bu listede geçiyordu ve belki de içlerindeki en mantıklı adaydı. Lakin Terim'in futbolcu için planları vardı. Yani alınması en zor isimlerden biriydi Culio.

Culio'yu almak zordu ama hem futbolcu hem de Mersin İdman Yurdu bu iş için çok istekli olunca bu transfer gerçekleşti. Şimdi Culio'nun bize verebilecekleri neler ona bir göz atalım.

Culio futbolun iki yönünü de iyi oynayan bir ortasaha oyuncusu. Ayrıca ortasaha da hemen her bölgede oynayabilen bir yapıya sahip. Hızlı düşünen ve bileklerine son derece hakim bir isim. Sol ayaklı olması da takım için bir başka avantaj. Ortasaha da Mustafa Sarp'ın kesici olacağını, Ben Yahia'nın da play marker olacağını düşünürsek Culio; hızı ve yapısı gereği defansif açıdan, zekası ve tekniği ile de ofansif açıdan takımın adeta yükünü çekecektir. Yüksek pas isabeti olan ve çok enerjik olan ortasaha oyuncusu zor bulunur. Bu açıdan da takımın ağır işçilerinden olacaktır.

Zaten Culio'nun kariyerine baktığınız da 19 yaşına kadar inşaatlarda işçi olarak çalıştığını görürsünüz. Sanırım bu işçilik durumu O'nun doğasında var. E taraftar da sever böyle topçuyu. Özellikle Kırmızı Şeytanlar...

Culio'yu birde yakından tanıyanlardan Sportif Cümleler Blog yazarı Burak Eren'den okuyalım..

Hagi'nin transfer hattı Romanya üzerine. Kötü bir zamanda gelmişti ve o kötü dönem içerisinde de ondan transfer edilecek futbolcu bulması istendi, o da en iyi bildiği piyasa olan Romanya'ya yöneldi ve Culio, Stancu, Zapata gibi isimleri transfer etti. Böylece de Culio ülke futbolumuza kazandırılmış oldu.

Dediğim gibi, kötü bir dönem. O kötü dönem içerisinde de yıldızı parlayan futbolcular oldu. Mesela Colin Kazım, çok iyi bir başlangıç yapmıştı ve Fenerbahçe'den gelen bir futbolcu olmasına rağmen kendisini kabul ettirebilmişti. Culio ise o kötü Galatasaray içerisinde taraftarı en çok heyecanlandıran futbolcuydu demek mümkün, iyi bir çizgi yakaladı ve o da kendisini kanıtlamayı başardı.

Cluj formasıyla yaptıkları ilgi çekici aslında, Cluj'un Şampiyonlar Ligi günlerinde Culio'nun da etki ettiği birçok maç vardır. Mesela Roma maçı, unutulmaz bir performanstı. Yani bir maçın seyrini değiştirebilecek potansiyeli kendisinde taşıyor, bunu Galatasaray formasıyla göstermesinden öte Orduspor günlerine bakarak söylüyorum. Stancu misali Culio'nun da Orduspor günleri oldukça iyi geçti, hatta Stancu'ya göre daha da iyiydi ama o iyi performans sonrasında Galatasaray'a dönüş umudu kendisinde doğduğundan itibaren o sezonu bırakıp, yeni sezona odaklanır oldu ve o konuda Orduspor'a yaptığı bir yanlış var.

Orduspor'da kalsaydı efsane olabilirdi, 10 numarayı gerçekten müthiş taşıyordu ama kariyer tercihi burada önemli olan, futbolcu Galatasaray'da oynamayı tercih etti, şansını bir kere daha denemeyi. Fatih Terim'in Culio'ya şans vereceğini düşünüyordum aslında, hazırlık kampında ve maçlarında Culio'yu izleme şansını da yakaladık ama beklediğim etkiyi yakalayamadım.

Şöyle bir durum var. Orduspor'da sistem sizin üzerinize kurulabilir ya da Galatasaray'ın o kötü sezonunda ama bu Galatasaray'da görev adamı olabiliyorsunuz, rotasyonun bir parçası misali ve rotasyonda fazlasıyla büyük bir trafik var. Ayrıca yabancı kontenjanı, bu da onun önünde yer alan en büyük handikap oldu ve takımdan gönderilmesi en kolay yabancıydı, çünkü talibi vardı. Riera mı Culio mu kalsın diye sorsalardı bana, Culio derdim ama Riera'yı o maliyetler içerisinde göndermek imkansız ve bu yüzden de Culio'nun gidişi doğal olandı.

Yine Orduspor günlerine bakarak, Mersin İdman Yurdu'nda geçireceği sezonu değerlendirmek mümkün. Orta sahanın jokeridir aslında Culio. Onu 10 numara pozisyonunda da oynatabilirsiniz, o pozisyonu kaldırabilecek teknik kendisinde var. Sol kanatta da kullanabilirsiniz onu. Hızlı değil ama seri bir futbolcudur. Ya da orta sahanı ortasında. Oyunun iki yönünü de oynar, mücadeleden kaçmaz, savaşan bir isimdir. Ama Mersin İdman Yurdu'nun onu 10 numara gibi kullanacağını düşünüyorum, bu konuda Orduspor performansı referans diyebilirim.

Olaya çok hakim değilim ama 4-2-3-1 gibi bir formasyon bekliyorum. Hücumda Yattara, Nduka ve ortalarında Culio, ileride ise Nobre misali. Nobre için de Culio gibi futbolcular büyük avantaj. Gerçi Culio'nun yanında Jaja transfer dedikodusu da vardı ve öyle bir transfer gerçekleşirse de iş daha farklı bir noktaya gidebilir ve Mersin İdman Yurdu'nun elinde birçok yaratıcı futbolcu olur.

Pino'dan fazlasını aldı Mersin İdman Yurdu Culio ile, burası kesin...

Not: Bizleri kırmayarak Culio transferini özel olarak kaleme alan sevgili dostum http://sportifcumleler.blogspot.com yazarı Burak Eren'e sonsuz teşekkürler...

Derdime Derman Baytar'ım Yok

Engin'in vukuat dosyası bir hayli kabarık.Şenol Güneş'ten tutun da Rıza Çalımbay'a kadar bir çok teknik adamla sorun yaşamış bir isim.Her defasında yaptıklarından pişman olduğunu dile getiren ama ardından yeni bir skandal ile gündeme oturan bir kişilik haline dönüşen Engin Baytar için babası Adnan Baytar'da içini basına dökmüş.

"Engin'e bir tokat dahi atmadım. Ama yaptığı hareketler beni üzüyor. Son davranışı sonrası insan içine çıkmaya utanır oldum" 

Bir baba için zor bir durum olsa gerek...

Atatürk, Türk sporcusunda yalnız beden kuvveti ve yetenek değil, aynı zamanda iyi ahlak ve zekanın da bulunmasını istemiş ve bu düşüncesini de; "Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" sözleriyle dile getirerek, bir sporcunun nasıl bir insan olması gerektiğini anlatmıştır

Mersin İdman Yurdu 87 Yaşında

Bundan tam 87 yıl önce varoldu Mersin İdman Yurdu...
İbrahim Yekta ve arkadaşları bu kulübün temelini atarken eminim ki gelecek nesillerin de kulübe olan bağlılıklarından en ufak bir şüphe içerisine düşmemişlerdir.
Onların bize bıraktığı bu miras o kadar büyük ki 87 yıl geçmesine rağmen hiç bitmiyor ve bitmeyecek...


15 Ağustos 2012

Hayatım Futbol Dergisi'ndeyiz

Blog dünyasının önde gelenlerinden sevgili Uğur Karakullukçu önderliğinde dijital olarak haftalık çıkan ve futbol dünyasının yeni Four Four Two'su olarak anılan Hayatım Futbol Dergisi'nin bu hafta çıkan 45. sayısına konuk olduk. Bu sayıda Mersin İdman Yurdu'nu sezon öncesi değerlendirdik. Taraftar görüşü olaraktan Dişi Şeytanlar Grubu lideri sevgili Gülşah Filik yer aldı. Derginin 45. sayısını ve değerlendirmemizi okumak için şuraya tıklamak yeterli...


14 Ağustos 2012

Mert Günok, Abdullah Avcı ve Av Mevsimi

Fehmi Mert Günok ...
Henüz 23 yaşında..
Avrupa ve Dünya futboluna göre tecrübeli bize göre ise hala genç ve gelecek vaat eden yetenek.
Ayrıca tecrübesiz...


Iker Casillas...
Dünyanın en iyisi olarak kabul edilen Real Madrid takımının kalesini temelli olarak devir aldığında henüz 18 yaşında idi.
16 yaşında bir Şampiyonlar Ligi maçında A takım kadrosuna girmişti. Valencia ile oynadıkları final maçını kazanıp kupayı kaldırdığın da 18'i henüz yeni bitmiş 19. yaşından gün almıştı.

Biz suni gündem yaratmayı çok seviyoruz. Başımızda o kadar çok tartışılacak konu varken 3. kaleci olarak Milli Takım aday kadrosundan davet alan Mert'i tartışır olduk. Yahu sakat sakat aday kadroya davet edilen İsmail Köybaşı'nı tartışsak anlarım da sırf tecrübe kazanması ve milli maç havasını soluması için aday kadroya davet edilen oynaması bile ihtimaller dairesinde nerdeyse hiç olmayan bir adamın neyini tartışıyoruz ki?

Ayrıca farz edelim ki Mert forma şansı buldu ve oynadı. O zaman ne olacak? Biz şuanda O'nun üzerinden suni bir gündem yaratmışız sürekli O'nu tartışıyoruz. Hangi moral motivasyonla sahaya çıkacak bunu hiç önemsemiyoruz. Artık bazı konuları aşmalıyız. Üzerimizde ki fanatizm gömleğini bir kenara bırakmalıyız. Tolga, Cenk, Onur, Sinan ve diğerleri.. Hangisi kadroya çağırılırsa çağrılsın terinin son damlasına kadar Ayyıldızlı formanın hakkını verecektir. Çünkü biz milli benlik duygusu ile yetiştirilen bir ulusuz. Bunu asla unutmamalıyız...


Birde bazılarında Abdullah Avcı sancısı başladı. Beni takip edenler bilirler. Abdullah Avcı'nın Milli Takımın başına getirilmesini asla istemedim. Nedeni ise aç kurtların böyle değerli bir insanı avlamaya çalışacaklarından dolayı. Başlar da yanında olan bazı kalemşörler şimdi aday kadroyu eleştirip durur hale geldiler. Bu onların karakteri aslında. Biz ne desek ne yazsak boş. Onların bu davranışları karakterlerine işlemiş. Şimdi yeni hedefleri Avcı'yı av etmek. Daha yolun başında bir teknik adamı hedef tahtasına oturtmak ve bunu kendisine bir vazife olarak görmek inanın bir çok futbol severi futboldan soğutur duruma getirdi. Umarım Avcı ve ekibi ilk maçımızı firesiz atlatırlar. Aksi taktir de Avcı'nın av mevsimi biraz erken start alacak gibi...



13 Ağustos 2012

Süper Kupa & Özlenen & Klasik

Son senelerde bir SÜPER sevdasıdır gidiyor. Önce 1. lig oldu Süper lig...  Ardından bir kupa icat edildi o da Süper Kupa.. Yetmedi Süper Final...
Peki gerçekten süper kavramına uyabilecek organizasyonlar mı bunlar?
Her neyse...
Süper Kupa dün oynandı ve kupayı Sarı Kırmızılı ekip kazandı. Aslında ne Fenerbahçe'nin ne de Galatasaray'ın kazandığı Süper Kupa beni zerre ilgilendirmiyor. Benim maçta ilgimi çeken iki kare vardı dün. Sizlerle paylaşmak istedim.

Birinci kare için tek yorum... ÖZLENEN...


İkinci kare ise bir klasik ve yorumsuz...