8 Kasım 2012

Mehmet Okur'dan Parkelere Veda

Hani hep filanca oyuncu yeşil sahalara veda etti diye bir haber geçer ya, üzülürüz...
Bu defa basketbola veda haberi üzdü. Utah Jazz'ın Denver Nuggets'la oynadığı maçta aşil tendonundan sakatlanan ve o günden sonrada yaşının verdiği dezavantaj ile asla eski günlerine dönemeyen Mehmet Okur maalesef parkelere veda etti. Yada bir başka deyişle o çok sevdiği basketbola...


Şimdi kalkıp Okur şöyle basketçiydi filan diye nutuk atmaya gerek yok. Basketbol ile hiç ilgisi olmayan bir vatandaşın bile ismine aşina olduğu ender sporculardan, 12 dev adamın önemli neferlerindendi. Ayrılıkta lazım bu fani dünyada ve onunda zamanı geldi Mehmet Okur için. Artık aktif basketbol oynamayacak ama bu camiadan da asla kopamayacak.

Hayırlısı olur umarım Okur için..

7 Kasım 2012

Bu Ayıp Kimin?


Hikmet Hoca isyanlarda... Ama haklı...
Basın toplantısı olarak gösterilen adres bir konteyner!
Adam ne dese haklı!..
Peki bu ayıp kimin?
Arsinspor'un mu, yoksa Türk Futbolu'nun mu?

Mutlu Yıllar Mustafa Sarp & Mert Nobre

Aslında Mustafa Sarp 5 Kasım, Mert Nobre ise 1 Kasım doğumlu ama maç yoğunluğundan ötürü doğum günü pastası kesmeleri düne nasip oldu. Her ikiside 32. yaşına basan futbolcularımıza sağlıklı ve mutlu yıllar diliyoruz...

6 Kasım 2012

Fikstür Akıp Giderken...


Daha dün vira Bismillah demiştik ama bugün baktığımızda ligimizde 10 haftayı geride bıraktık. 1 galibiyet, 5 beraberlik ve 4 mağlubiyet aldık. Karne çok parlak değil. İbre yukarı çıkması gerekirken yerinde bile saymadı.
Ama...
Önümüz çokta karanlık değil.
Hani çok mu iyi futbol oynuyoruz da bu kadar ümit varsın diye söylenen hatta öfkelenen bile vardır elbette ama ipler tamamıyla bizim elimizde.

Nasıl mı?

Önümüzde Galatasaray maçı var. Bu maçtan alınacak mağlubiyet kimsenin garibine gitmez. Zaten defansın bel kemiği Boum'da yok. Bir ihtimal Galatasaray Avrupa yorgunu olacak. İyi bir motivasyon ile bir puan günü kurtaracaktır.

Ertesinde yani 12. haftada Bursaspor deplasmanına çıkacağız.Bursaspor çok istikrarlı bir takım değil. Evet Bursa deplasmanı zor bir deplasman ama burdan 1 puan almak çokta uzak bir ihtimal değil. Dediğim gibi biz istersek arzularsak ve inanırsak bu iki maçta 2 puan yada daha fazlası hayal değil.

Olmazsa dünyanın sonu değil.

Hemen akabininde Karabükspor, Antalyaspor, Elazığspor, Akhisar Belediyespor ve Gaziantepspor ile karşılaşacağız. İşte asıl o zaman dananın kuyruğu kopacak.

Antalyaspor hariç diğerleri şuanda ligde kalmak adına direk rakiplerimiz. Vay be... Sezon başında ilk 8 hedefimiz iken şimdi ligde kalma hesapları yapıyoruz.

Karabükspor, Akhisar ve Antalyaspor ile içerde oynayacağız. Bu maçlarda hedef en az 7 puan olmalı. Yoksa işimiz mucizelere kalır. Deplasmanda oynayacağımız Elazığ ve Gaziantep maçlarında da en azından kaybetmemeliyiz.

Galatasaray ve Bursaspor maçları haricinde geleceğimizi belirleyeceğimiz 5 kader maçına çıkacağız. Henüz ligin ilk yarısı bitmemişken şimdiden ''kader maçları'' diye telafuz etmek istemezdim ama kapıda bekleyen tehlikenin de boyutu epey büyük.

Ligde kalma puan barajının 35 ile 40 puan arasında olacağını ( tahmini olarak ) düşünürsek ligin ilk yarısı bittiğinde en az 17-20 puan barajında olmalıyız. Ayrıca kalan maçları da ligdeki direk rakiplerimizle oynayacağımızı unutmayalım. Biz bu maçların her birinden 3 puan alırsak ( Antalyaspor hariç) lig sonunda kümede kalma puan barajı da tahminimden daha aşağıda olacaktır.

4 Kasım 2012

Dersine İyi Çalışan Kazanır / Bjk : 3 - Miy : 0

Sezonun ilk maçı olan Orduspor karşılaşması öncesinde, özel bir ortamda Ersun Yanal'ın bir zamanlar ( Milli takım teknik direktörlüğü öncesinde ) fırtınalar estirdiği ve gittiği her takımda ( Manisaspor hariç ) sisteminin kilit ismi olan Ümit Bozkurt'u gördük. Selam verdik ve kendimizi tanıttık. Sağ olsun bizi kırmadı ve selamımızı alıp ikramımızı geri çevirmedi. Sohbet ettik. Mersin'e, tantuni yemeye gelmediğini öğrendik. 3. haftada karşılaşacakları rakibini analiz etmeye gelmiş. Bizimle 3. haftada karşılaşacaklardı ama iki hafta üst üste bizi analiz edip izlemişti Ümit Bozkurt.

Sonrasında biz Ümit Bozkurt'un takımına yani Eskişehirspor'a evimizde çok kötü bir oyunla 3-1 kaybettik. Ersun Yanal maça 4-6-0 ile başlamıştı ve bize tek bir pozisyon vermeden rahat bir oyunla maçı kazandılar. Attığımız gol bile onların hatasından gelmişti. Uzaktan Culio'nun çektiği zayıf bir şut rakip defans oyuncusundan sekmiş ve kalecinin yanılmasına yol açmıştı. Yani  uzun lafın kısası dersine iyi çalışan Eskişehir kendi şansızlığına rağmen sahadan galibiyetle ayrılmasını bildi.

Bu maç öncesinde de yılların deneyimi Samet Hoca dersine iyi çalışmış. Kumaşı bizden daha sağlam olan Beşiktaş'ın bu maçı kazanması kadar normal bir durum yok ama bizi hafife almayıp ciddiye almalarıda çok önemli. Demek ki biz iyi bir takımız ama yeterince dersimize çalışmıyoruz. Buda işin acı tarafı...
Maça dönecek olursak;
 Oğuzhan, Necip ve Fernandes'li kreatif orta saha maçı aldı kopardı. Allah'tan rakibin Almedia gibi bir forveti vardı da skor daha fazla olmadı. Özellikle Oğuzhan'ın imrenilecek performansı maça damga vurdu. Fernandes'i zaten anlatmaya gerek yok. Ama Necip'e de ayrı bir parantez açmada fayda var. İbrahim Toraman'ın oynamamasına sevinmiştim ama maç sonunda keşke oynasaymış diyede hayıflanmadım değil hani. Toraman'ın yerinde gerçekten olağan üstü bir Necip izledik. Umarım bu performansı düşmez.

Bizde ise Mustafa Sarp'ın olmaması gerçekten çok hissedildi. Mustafa Sarp'ın olduğu bir takım daha kolektif oynuyor. Mustafa Sarp'ın yaptığı koşular ve rakibe yaptığı alan presi gerçekten takım savunmasını çok rahatlatıyor. O'nun yokluğunda bu görevi kimse layıkıyla başaramadı. Mustafa Sarp'lı bir orta sahamız olsaydı, bugün ne Oğuzhan nede Fernandes bu kadar rahat oynayamazlardı. Murat Ceylan hala beklenilen seviyede değil. Hakan Bayraktar'ında kendi ekseni etrafında oynadığını görünce Ben Yahia'nın işinin ne kadar zor olduğunu eminim Nurullah Sağlam'da görüyordur.


Son olarakta Culio'ya bir değinmekte fayda var. 4-2-3-1 sisteminde serbest oyuncu olan Arjantinli, 4-3-3 sisteminde oynamakta epey zorlanıyor. Sahada o kadar sırıtıyor ki bizi hayal kırıklığına fazlasıyla uğratıyor. 37'sine merdiven dayayan Murat Erdoğan dahi Culio'dan bir gömlek daha iyi oynuyor görünüyor. Nurullah Sağlam'ın bunu fark edip İvan'ı da 10 numara pozisyonuna soyması bu nedenle...

Kaldı ki bu hamlede çok tuttu diyemeyiz...