23 Kasım 2012

Lazio Tribünleri ve Frederic Kanoute



Free Palestine...
Kanoute ve Lazio tribünleri!
Her iki fotoğrafta da tema aynı...
Özgür Filistin!
 Futbolun asla sadece futbol olmadığına gerçek bir dokunuş...



Hafta Sonu Futbol Ekranı


23 Kasım Cuma
19:00 Köln - Bochum @FOG
20:00 Beşiktaş - Akhisar Belediyespor @Lig Tv
20:00 Mersin İdman Yurdu -n Karabükspor @Lig Tv 2
21:30 Fortuna Düsseldorf - Hamburg @TRT Haber

24 Kasım Cumartesi
14:00 Kartalspor - Kayseri Erciyesspor @TRT 1
14:45 Sunderland - West Bromwich Albion @Lig Tv 3
16:00 Kasımpaşa - Orduspor @Lig Tv
16:30 Bayern Münih - Hannover 96 @TRT Haber
16:30 Mainz - Borussia Dortmund @TRT HD
17:00 Manchester United - QPR @Lig Tv 3
19:00 Bucaspor - Göztepe @TRT Spor
19:00 Elazığspor - Galatasaray @Lig Tv
19:00 Bursaspor - MP Antalyaspor @Lig Tv
19:30 Aston Villa - Arsenal @Lig Tv 3
21:00 Malaga - Valencia @NTV Spor
23:00 Real Betis - Real Madrid @NTV Spor

25 Kasım Pazar
11:30 Spartak Moskova - Dinamo Moskova @Lig Tv 2
14:00 Manisaspor - Çaykur Rizespor @TRT Spor
15:30 Swansea - Liverpool @Lig Tv 2
16:00 Torino - Fiorentina @TRT Spor
16:00 Gaziantepspor - İstanbul BŞB @Lig Tv
16:30 Freiburg - Stuttgart @TRT Haber
18:00 Chelsea - Manchester City @Lig Tv 3
18:30 Hoffenheim - Bayer Leverkusen @TRT Haber
19:00 Adanaspor - Konyaspor @TRT Spor
19:00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği @Lig Tv
19:00 Sivasspor - Kayserispor @Lig Tv 2
20:00 Atletico Madrid - Sevilla @NTV Spor
21:00 Ponte Preta - Sao Paulo @Lig Tv 3
22:00 Levante - Barcelona @NTV Spor

26 Kasım Pazartesi
18:00 Zenit  - CSKA Moskova @Lig Tv 2
20:00 Trabzonspor - Eskişehirspor @Lig Tv
20:00 Karşıyaka - Denizlispor @TRT Spor 

kaynak: tribündergi

21 Kasım 2012

Göremediklerimiz ve Lucas Digne

Futbol bazı zamanlarda fazlasıyla algı yanılmasına yol açabiliyor... Yada gerçek olanı görmemizi gizleyebiliyor. Bugün sosyal medyadan Fırat Demirtaş ( http://turkusev.blogspot.com/ ) Bate Borisov-Lille maçında hayranı olduğum Gianni Bruno'nun Bate ağlarına yolladığı golü izleyip izlemediğimi sordu. Golü Trtspor'un Şampiyonlar Ligi maçlarının özetlerini yayınladığı bir akşam programında izlemiştim. Görüntü kısa olunca haliyle algı tam olarak gerçekleşmiyor. Belki maçı canlı olarak izlemiş olsaydım o goldeki ön direğe yapılan güzel koşuyu ve Bruno'nun golü adeta koklayarak atmasını daha net görebilirdim...

Gol güzeldir ve futbolun meyvesidir. Golü atan her zaman kahramandır ve tarih hep golü atanları yazar. Boş kaleye olsa bile. Belkide Filippo İnzaghi'nin attığı her golden sonra çılgınca sevinmesinin nedeni budur. Gianni Bruno, bu golü atarak bu maçın kahramanıdır ama O'na bu golü attıran Lucas Digne'nin de bu kahramanlıkta en az Bruno kadar payı vardır. Evet konumuz Bruno değil, Bruno'nun golünün asıl kahramanı olan yani ona gol pasını veren sol bek Lucas Digne. 

Son 4-5 sezondur Premier Lig'de bir Galli çok konuşuldu, konuşuluyor ve oynadığı sürece de konuşulacak. Kendisinin sol bek mi yoksa sol açık mı olduğu aşikar bir şekilde kafa karıştırmakta. Zaman zaman orta sahada oynamışlığı da var bunuda eklemekte fayda görüyorum. 16 yıl 275 günlükken Southampton formasıyla başladığı Premier lig kariyerinde şu sıralar frikik konusunda da uzmanlığı konuşulur oldu. Dünya spor medyası aslında O'nu 4-3'lük Inter galibiyetiyle tanısa da Bale çoktan dev takımların listesinin tepesinde yer alıyordu o sıralarda...

Modern futbolda çizgi adamı kavramı Roberto Carlos önderliğinde fazlasıyla değişmişken, Roma'dan 35 yaşında Milan'a transfer olan sağ bek Cafu ile daha başka bir hal almışken, Bale ile tanımlanamama evresine ulaşmış durumda. Takımda bir oyuncunun oyuna ne kadar fazla etki ettiği artık su götürmez bir gerçek. Bireysel performanslar, gol atmanın her geçen gün dahada zorlaştığı günümüz futbolunda önemli bir yer tutarken, gol attırmada (asist) en az gol atmak kadar değerli. O yüzden attıran oyuncuyu tarih fazlasıyla yazmasa da futbol severler için onlarda kahramandır.

Yazımızın asıl kahramanı Digne'ye gelelim... Lucas, 20 Temmuz 1993 yılında Fransa'nın kuzey bölgesinde  Paris'e uzaklığı 41,1 km olan Meaux şehrinde doğmuş. Lucas'ın futbola başlama yaşı 6!.. Lille ile tanışması ise 12 yaşında olmuş. Sonrası ise gençlik akademileri ve sırasıyla Fransa'nın U16 milli takımından U19 milli takımına kadar uzanıyor. Lucas Digne'ye futbolu öğretenler kadar Digne'nin de futbola olan yatkınlığı ve zekası kahramanımızı farklı kılan unsurlar. Biz yıllarca İbrahim Üzülmez'in kafasını kaldırıp isabetli bir orta yapmasını hayal ederken Digne 19 yaşında Lille ile Şampiyonlar Ligi arenasında boy gösteriyor ve asist yapıyor. 


Lucas Digne şuanda 19 yaşında. Bize göre çok genç ama Fransızlara göre tecrübeli sayılabilecek bir yaşta. Lille ile düzenli olarak forma giymeye başlaması Digne'ye tecrübeli sıfatını kazanması için yeterli. Zaten bir kaç sezon sonra bu ismi hafızalarımıza fazlasıyla kazıyacağız. Biz ise hala Abdullah Ercan ve Hakan Ünsal'ı yad ediyoruz. Birde İbrahim Üzülmez'in arkasında bıraktığı maceraları dinliyoruz izliyoruz. Fransızlar ise kendi Gareth Bale'lerini parlatmakla meşgul oluyorlar...

Tamamen Duygusal...Moussa Sissoko


''Ne yapacağımı bilmiyorum, şuan düşünme aşamasındayım. Juventus, Newcastle ve Anzhi benimle ilgileniyormuş bundan hiç haberim yok .Tercih ettiğim bir lig yok. Tarihsel olarak İngiltere ve İtalya en iyilerin arasında ama dürüst olmak gerekirse Rusya'da oynamayı sorun etmem.''

Manchester United, Manchester City, Tottenham Hotspur, Juventus, Chelsea... Hepsi sırada bekliyor! Haliyle çünkü haziran 2013'te bedavaya alma fırsatları var ellerinde. Fransa milli takımında oynuyor ve stil olarak Viera ile kıyaslanıyor. Kendisini ve kalitesini ziyadesiyle kanıtlamış ve günümüz modern futbolunda box to box diye tabir edilen adam. Eee daha ne olsun. Bir Makelele daha bulmak en az 30 milyon euro iken 6 ay sonra bedava...

Sissoko'nun derdine dönecek olursak, herif Rus milyarderlere açık mesaj göndermiş. Zaten cümlenin sonundaki '' dürüst olmak gerekirse Rusya'da oynamayı sorun etmem '' cümlesi, siz diğerlerinden biraz fazla verin yeter demeye geliyor. Bu Hulk transferi diğer futbolcuların daha aç gözlü olmalarına yol açtı...

21 yaşındasın, kariyerinin başındasın, dünyanın sayılı kulüpleri peşinde ama sen ( bunu asla küçümsemek adına söylemiyorum tamamen tercih meselesi ) Rusya gibi ikincil bir ligi tercih ediyorsun. Bunun açıklaması tamamen duygusal ( $, £ ) nedenlerle yapılabilir!..

19 Kasım 2012

Akdeniz Oyunları & Stad Meselesi

Mersin Arena mayıs ayına yetişmiyor...

Aslında biz bu haberi aldığımızda takvim yaprakları ağustosu gösteriyordu. Yüklenici firma Uzunlar İnşaat'ın çektiği maddi sıkıntıları bizim çalışma ofisimize gelen bir mühendis bütün detayları ile anlatmıştı. Ayrıca Uzunlar İnşaat'ın taşeron firmalarıda ödeme alamadıkları için haliyle borçlarını erteleme yoluna gidiyorlardı. Çalışan işçilerde sık sık iş bırakma eylemi yapıyorlardı. Bu durumu tahmin edebiliyorduk ama olayı daha detaylı olarak öğrenememiştik.

Bize anlatılanları burda bütün detayları ile yazmak doğru olmazdı. En azından etik olmazdı. Biz yazmadık ama yerel basın eline düşen malzemeyi iyice kullandı. Her firma böyle sıkıntılar yaşayabilir. Zaten yüklenici firma Uzunlar İnşaat'ta sözleşmesini sağlam yapmış. İş bitirme süresi 800 gün. Yani mayıs ayına yetişmemesi onlara herhangi bir tazminat ödetmeyecek. Tazminatı ise Mersin ödeyecek. Yani bir nevi itibar kaybı yaşayacağız. Alışa geldiğimiz bir durum...


Şimdi ne olacak sorusuna ise Belediye Başkanı Macit Özcan'dan cevap geldi. Uzunlar İnşaat'a gelen haciz üzerine hemen Belediye'ye ait olan iş makinelerini ve bir kısım işçiyi stat şantiyesine yönlendirdi. Henüz iş başı yaptılar mı bilmiyorum ama bulduğu her fırsatta Mersin İdman Yurdu'na haciz göndermekten keyif alan Macit Özcan'ın bu meseleye el atması beni hayli şaşırttı açıkçası. Sanırım iktidar partisinin üzerinde durduğu ve çok önem verdiği bu projeyi bitiremeyeceğini anladı ve olaya el attı. Yani önümüzdeki yerel seçimler için eline büyük bir koz geçti.


Stat biter yada bitmez. Bu oyunlar için çokta önemli bir detay değil zira statda sadece açılış ve kapanış törenleri yapılacaktı. (Oyunlar emektar Tevfik Sırrı Gür Stadı'nda oynanacak.) Yani kaybedilen bir şey yok. En azından oyunlar adına...






Bursaspor : 3 - 0 : Mersin İdman Yurdu Tükenmişlik Sendromu

Futbol icat edildi edileli çok aşama kaydetti fazlasıyla gelişti. Ofsayt terimi, libero terimi, sistemler gibi... Bu yüzyılda futbol literatürüne giren terim ise sanırım oyunun iki yönünü de oynayan orta saha oyuncuları olacak. Bu terimi ziyadesiyle hafızalara kazıyan Claude Makelele'de belkide futbol tarihine adını altın harflerle yazdıracak.

Bilindiği üzere Bursaspor iki sezon öncesi bu ligin şampiyon takımı. Yani dünkü rakibimiz bir şampiyondu. Ama o şampiyon kadrodan ilk 11'de sadece 1 isim forma giydi. İbrahim Öztürk...

Bursa takımı şampiyon olduktan sonra her geçen zaman diliminde değişimlere, değişikliklere uğradı. Avrupa kulvarında başarılı olmak adına zaman zaman lige konsantre olmakta zorlandı. Kadro zafiyetine uğradı. Sezon başında Bursaspor'u değerlendirenler hep Pinto öncesi ve Pinto sonrası olarak nitelendirdi. Gerçekten Bursaspor'un yükselişinde Şili'linin payı büyük.


Bugün ise Şili'liden daha fazla konuşacağımız bir Arjantinli var Bursaspor'da, Fernando Belluschi! Bu saatten sonraki gelecek başarılarda eminim ki bu Arjantinli'nin ismi daha fazla telaffuz edilecek. Batalla'nın yükünü hafifleten bu Arjantinli, uzun süredir Ivan Ergic'i arayan Bursasporluların gönlüne de taht kurmuş gibi. Olympiacos'dan Porto'ya transfer olduğunda Porto yönetiminin sözleşmesine 30 milyon dolara serbest kalır maddesi koyması zaten O'nun kalitesini anlatan çok küçük bir detay... Ayrıca Tangocu ülkesinin milli takımının formasını ise 10 kez terletmiş ki bunuda atlamayalım.

Şimdi bizim cephemize geçelim. Bursaspor'un beyin komuta merkezinde Belluschi varken, bizim takımı komuta eden oyuncu ise 36'lık Hakan Bayraktar! Mersin İdman Yurdu'nda iki sezonda 2332 dakika oyunda kalıp sadece 1 asist yapabilen bir oyuncu. Belluschi ise 707 dakikada 1 gol 1 asist yapmış. Nerdeyse Hakan Bayraktar'a göre 3 kat daha az forma giymesine rağmen. Bu detay bile bizim aslında ligde bulunduğumuz konumu yadırgamamamızı anlatıyor.


Sezon başında değindiğimiz kadro derinliğinin olmamasının sıkıntılarını yavaş yavaş yaşamaya başladık. Dün değil ceza sahası Bursaspor'un yarı alanında dahil 3 pas üst üste yapamadık. Peki ne yaptık derseniz kocaman bir hiç. Bunu ben değil istatistikler söylüyor. Bir hafta önce Galatasaray'a karşı aslan kesilenler dün ise sadece birer ruh gibiydi. Nurullah Sağlam'da onlardan geri kalmadı. Çok önemli dakikalarda lüzumsuz yere tribünlere gönderdi kendisini. Sanırım bu hareketiyle, ''Ben çırpınıyorum ama futbolcular beni kovdurmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar'' mesajı vermeye çalışıyordu. 

Maalesef takım kendi kafasında Nurullah Sağlam'ı bitirmiş. Zaten takımda bir sinerjide kalmamış. İkili mücadelelerde ayakta kalan bir Joseph birde Serkan Yanık vardı. Diğerleri sahada dolaşan birer hayaletti. 


Ne yapacaklarını bilmeyen futbolcu topluluğu bizi felakete doğru sürüklüyor. Çok güvendiğim Nurullah Sağlam ise buna seyirci kalıyor. Biz ise yine payımıza düşen hüznü yaşamaya devam ediyoruz. Peki ne yapılmalı derseniz, çok net bir ifade ile bir kaç oyuncu ile hemen yollar ayrılmalı. Bu oyunculardan ilki ise Culio olmalı. Galatasaray karşısında döktüren adam kalan haftalarda sahada yok! Belli ki buraya gelirken niyeti belliymiş. Burda rahat bir sezon geçirip tekrar soluğu Florya'da almak!

Bu takım kimsenin çıkacağı bir merdiven değil. Bu takım 1925 yılında kurulmuş 87 yıllık bir kulüp. Kimsenin küçümseyeceği ve kendine pazar yaratacağı, transfer olmak için kullanacağı bir kulüp değil...

Yönetim kurulu yarın Nurullah Sağlam ile bir toplantı yapacak. Bu toplantıda bir çok sorun masaya yatırılacak. Aldığım bilgilere göre yönetimin bir kısmı Sağlam gitsin diyor ama Başkan bu fikre sıcak bakmıyor. Yalnız muhalif seslerde epey güçlenmiş durumda. Ali Kahramanlı Nurullah Sağlam'ı göndermeyecek ama sanırım faklı bir görev teklif edecek. Bu sportif direktörlük olacak gibi. Sağlam bu görevde devam edip devre arasında yeni bir teknik adam getirilecek. Konuşulan senaryo bu ama işlev kazanabilir mi bilmiyorum. 

Bana kalırsa Sağlam toplantıya girer girmez istifasını yönetime sunacaktır. Sportif direktörlük yada başka bir teklifi ise kabul etmeyecektir. Doğru olan ise yönetimin en azından devre arasına kadar Nurullah Sağlam ile yola devam etmesidir.