8 Aralık 2012

Haziranlar Şubat Olunca...

Hagi çok üst düzey bir futbolcuydu ve isteseydi Ryan Giggs gibi, Maldini gibi, Costacurta gibi 40'ına merdiven dayayana kadar ligimizde oynayabilirdi. Ama...gitti 36'sında futbolu bıraktı. Çünkü sürekli yaptığı uçak seyehatlari, kamplar ve antrenmanlar O'na artık doymuşluk hissi veriyordu ve tadında bırakmak istedi. İyide yaptı aslında...

Bakıyorum bize... 37 sine merdiven dayamış Hakan Bayraktar ve Murat Erdoğan'a son minnetimizi sunuyoruz. Burada suçlu Murat Erdoğan değil aslında. O'nu taraftarın önüne atan yönetim! hadi hakan Bayraktar ve Hasan Üçüncü'ye Nurullah Sağlam son teşekkürünü bizzat kendisi vermek istedi. Siz ne diye futbolu bırakmış adamı gittiniz takıma gel ağabey ol dediniz? Sırf Mersinli olmasından ötürü mü yoksa taraftarın önüne atıp kendinizi kurtarmak için mi?


Oysa Hagi gibi sezon başında Hakan Bayraktar'a bi jübile düşünülse güzel olmaz mıydı?

Bakıyorum cumartesi günü Akhisar maçımız var evimizde. Olacakları tahmin etmek güç değil aslında. Başta Nurullah Sağlam olmak üzere tüm takım yuhalanacak ve yönetim istifaya çağırılacak. Oysa daha dün Nurullah Sağlam'a tapanda aynı taraftardı...

Yazık ettiniz... Saygı ve sevgi duyulan insanlara...

Burada taraftarda suçluda şimdi asıl meselemiz o değil. Sezon başında hedefi ilk 8 koyup bu camiayı coşturan yönetim şimdi çıkıp taraftarı rahatlatmak adına şuursuzca transfer politikasına girmesi ve takımı iyice borç batağına sürüklemesi en büyük endişem. Evet bu kadro ilk 8 için ideal gibi görünse de yeterli olmadığı çok aşikar. Ama küme düşmemeye oynamasıda aklın almayacağı bir realite...

Nurullah Sağlam'a da ayrı bir parantez açmak istiyorum. Bu blogu takip eden sayısı azda olsa yüreği çok büyük bir kitlemiz var çok şükür. Sağlam'ın geldiği ilk günden itibaren hem kendisine hemde sistemine en çok güvenen ve savunanların başında geldim geliyor(d)um. Bunu, beni takip edenler biliyorlar. Bilmeyenlerde açıp arşive bakabilirler. Nurullah Sağlam sezon başından itibaren bir yanlıştır ısrar ediyor. İçerde yaşanan sıkıntılar var bunuda biliyorum ve şahit oldum. Lakin Sağlam'ın da, uyguladığı stratejinin tutmadığını gördüğü halde ısrarcı olmasını bir türlü anlamıyorum. İnsanlar yanılgıya düşebilir ve yanılırlar. Hata herkes için kabul edilebilecek bir mazerettir ama bunda ısrar edilince işte o artık olaya şüpheyle yaklaşmaya başlıyorum.

Hoca ısrarcı. Orta sahada takımın el fireni Hakan Bayraktar'da ısrarcı. Takımımız ligde Galatasaray'dan sonra topa en fazla sahip olan takım ama üretkenlik yok denecek kadar az. 19 yaşına kadar beton  ustalığı yapmış ama futbol zekası Allah vergisi bir yetenek olan Culio ısrarla çizgide hapsediliyor. Mental açıdan Murat Ceylan ve Hakan Bayraktar'dan üstün olan Bueno aylardır yedek kulübesinde ömrünü tamamlamaya çalışıyor. Hoş Murat Ceylan'ında ne kadar forma giydiği ve bu takıma ne vereceğide şüphelide...

Mesela...
Eren Tozlu en azından sol forvet olarak denenmeli ve Culio merkez orta sahaya çekilmeli. En azından bir varyasyon yapılmalı. Yani yeni bir şeyler yapmalı. Takıma yeni bir hava getirmeli. Ama dediğim gibi Sağlam elindeki malzemeye uymayacak olan ve ayrıca Türk futbolunun yapısına asla uymayacak olan 4-3-3 sisteminde ısrarcı! Kalıbından dışarı çıkmak istemiyor. Varsın aynı düzen devam etsin diyor.  Bizim O'na inandığımız kadar O, kendine inanmıyor.

Bundan bir kaç yıl önce bir Thomas Doll fırtınası esmişti ligimizde. İzlediğim ve ligimize gelen en kaliteli isimlerden biriydi ama tutmadı. İlhan Cavcav faktörü haliyle. Doll oynattığı pozitif futbol dışında Aykut Demir isminde bir defans oyuncusu kazandırmıştı futbolumuza. Ayrıca hemen her maç onun kurduğu takım keyif katıyordu izleyenlere. Sürekli bir gelişim ve yenilenen bir takım çıkarıyordu her hafta. Sonrası harika başlayıp hüsranla biten Hamburg macerasına dönüştü. 

Hatırlayanlar bilirler. Van der Vart'lı Hamburg ligin dibine demir atmış ve Bundesliga 2'ye doğru hızla yol alıyordu. Derken bir kahraman çıktı. Tıpkı Adnan Polat'ın Tugay Kerimoğlu'nda denemek istediği Barca modeli gibiydi. Doll 2. takımın başında 2. yılını doldurmuştu ve bir anda kendini A takımın başında buluverdi. Ardından takımı ligde tuttu ve bir sonraki sezon 3. yaparak devler ligine soktu. Ertesi sezon herkes Hamburg'dan bir şampiyonluk bekliyordu ama o sezon tüm Hamburg taraftarları ve biz futbol severler adına büyük bir hüsranla sonuçlanmıştı. Doll'e, takımı dipten alıp taşıdığı 3.lüğün verdiği kredisi maalesef  sezon ortasında bitiyordu...

O kredi Doll'e bir sezonda Dortmund'da iş verdi ama sonrası malum... Sağlam'ında, nerdeyse dipten aldığı takımı getirdiği süper ligde kredisini fazlasıyla tüketti.Taraftar artık arkasında değil. Tüm şehir adeta tek yürek olmuş ve Sağlam'dan istifa bekliyor. Ben ise hala kararsızım. Olayın başladığı noktadan şuanda çok farklı bölgelerdeyim ama hala soruyorum kendime...

Acaba Nurullah Sağlam'ın gitmesi yeterlimi...



7 Aralık 2012

Hafta Sonu Futbol Ekranı


7 Aralık Cuma
20:00 Beşiktaş - Eskişehirspor @Lig TV
20:00 Elazığspor - Mersin İY @Lig TV 2
21:30 Hamburg - Hoffenheim @TRT Haber

8 Aralık Cumartesi
13:00 1461 Trabzon - Samsunspor @TRT Spor
14:00 Ankaragücü - Çaykur Rizespor @TRT 1
14:00 Kasımpaşa - Gençlerbirliği @Lig TV
16:00 Gaziantepspor - Karabükspor @Lig TV 2
16:30 Augsburg - Bayern Münih @TRT Haber
17:00 Arsenal - WBA @Lig TV 3
19:00 Malaga - Granada @Ntv Spor
19:00 Bursaspor - Orduspor @Lig TV 2
19:00 Sivasspor - Galatasaray @Lig TV
19:00 Manisaspor - Konyaspor @TRT Spor
19:00 Adanaspor - Kartalspor @TRT Web
19:30 E. Frankfurt - Werder Bremen @TRT Haber
21:00 Valladolid - Real Madrid @Ntv Spor

9 Aralık Pazar
13:00 Gaziantep BŞB - Göztepe @TRT Web
15:30 Manchester City - Manchester United @Lig TV 3
16:00 Trabzonspor - Kayserispor @Lig TV
16:00 Torino - Milan @TRT Spor
16:30 B.Mönchengladbach - Mainz @TRT Haber
18:00 West Ham - Liverpool @Lig TV 3
18:30 Hannover 96 - Bayer Leverkusen @TRT Haber
19:00 Fenerbahçe - İstanbul BŞB @Lig TV
19:00 Akhisar  - Antalyaspor @Lig TV 2
19:00 Karşıyaka - Kayseri Erciyesspor @TRT Spor
20:00 Atletico Madrid - Deportivo La Coruna @Ntv Spor
22:00 Real Betis - Barcelona @Ntv Spor

10 Aralık Pazartesi
15:45 Rubin Kazan - Spartak Moskova @Lig TV 3
18:00 Zenit  - Anzhi @Lig TV 2
20:00 Bucaspor - Boluspor @TRT Spor
22:00 Fulham - Newcastle @Lig TV 3

6 Aralık 2012

Aşk Huracan Tribünlerde


Matías Adrián Defederico'ya olan hayranlığımdan ötürü Arjantin'de Huracan'a karşı ayrı bir sempatim var. Bu hayranlığımız bize biraz İspanyolca birazda Huracan tribünlerinden eş dost kazandırdı. O dostlarımızdan Ignasio Mauro Caputo'da sağ olsun kendince sevgisini anlatan wallpaperları bizimle paylaştı. Devamı yarın...

Bir İhtimal Daha Var!

Hatırlar mısınız, geçen sezon Antalyaspor'dan sonra ligin en yaşlı takımıydık.
Ama...
Sehic, Boum, İbrahim Kaş, Zurita, Ben Yahia ve Nobre ile güzel bir iskelet oluşturmuş ve bunun meyvelerini sezonun ilk yarısında topladığımız 27 puanla almıştık. Bu iskelet kadroya zaman zaman Moritz ve Beto, zaman zamanda Nduka ve Erman Özgür eşlik etmişti.

Maalesef bu sezonda o iskelet kadroyu bir türlü bulamadık. Aramadıkta!
Üstüne geçen sezon kaybettiğimiz İbrahim Kaş'ı, Çağdaş Atan'ı, Zurita'yı, Erman Özgür'ü, Moritz'i kalite olarak yeni transferlerde bulamadık. Onların boşluğu dolmadı.
Maalesef... 

Nurullah Sağlam ve yönetim bu sezon başında büyük bir kumar oynadılar aslında. Murat Erdoğan'a, Mustafa Sarp'a, Ömer Aysan'a, Stepanov'a hatta Yattara'ya güvenerek hedefimiz ilk 8 dediler. Oysa unuttukları bir şey vardı! Aldıkları oyuncuların hemen hepsi kariyerlerini doyma noktasına getirmiş hatta bazıları çoktan doymuştu. Oynadıkları kumarın ilk elinde kaybettiler.


Murat Erdoğan Mersinli olmasına rağmen yıllarca memleketinden uzak kaldı. Her sezon başında kendisine yapılan transfer teklifini geri çevirdi. Çünkü burda geçirdiği 2 sezon vardı daha önce... Başına gelecekleri bildiğinden hep uzak kaldı buralardan. Yönetim ne yaptı? Gitti ilk fırsatta taraftardan tepki alacak ve artık futbolu bırakmak isteyen Murat Erdoğan'ı takımın başına ağabey olarak getirdi.

Sezon başı yapılan planlar, programlar hatta kamplar bile tutmadı. Ligin en hazır olmayan takımı bizdik. Ve en yaşlısı...

Çare Nurullah Sağlam'ı göndermek mi?

Sosyal medyada sürekli Sağlam'ı savunduğum için bana kırılan, kızanlar var. Sitem edenler ve saygı duyanlarda... Ben Nurullah Sağlam'ın hangi şartlarda bu takımı nereye getirdiğini biliyorum. Hangi şartlarda nasıl çalıştığını da biliyorum. Bu takıma imza attığı ilk gün, kendi cebinden para ödeyip özel çim uzmanları getirdiği zamanlarıda unutmadım. Sırf daha pozitif futbol oynamak adına verdiği çabayı da... Tesis, tesis diye başkanın her gün kapısını aşındırdığını da...

Takımın şu konumunun en büyük sorumlusu Nurullah Sağlam'dır. Maçlardan sonra sürekli hatayı başkalarında arayanda Nurullah Sağlam'dır. Bu takımı sezon başında çalıştırmayan ve şu anki takımda boy gösteren kondisyon sorunununda en büyük mimarıdır. Lakin O'nu göndermek şu aşamada yapılacak en büyük hatadır. Kurduğu bu kadronun üstesinden gelmek şu aşamada hiç bir teknik adamın başarabileceği bir iş değildir. Bu işi ancak Nurullah Sağlam temizler. Bu sebepten ötürü Nurullah Sağlam en azından sezon sonuna kadar takımda kalmalıdır. Zaten kendisi de sezon sonunda bunu kendisine misyon edinmiştir.

Ayrıca bu kötü gidişte Nurullah Sağlam kadar yönetimde, biz taraftarlarda suçluyuz. Hadi yönetimin hedefi belli. Mersin İdman Yurdu ismiyle bir yere varma çabaları var. Artık bunu kendileri de inkar etmiyor. Peki ya biz taraftarlar ne yapıyoruz? Sürekli bir birimizle bir sürtüşme halindeyiz. Birlik olamıyoruz. Zaman zaman deplasmanlara iki farklı grup olarak organizasyon yapıyoruz. Evimizdeki maçlarda iki farklı oluşum, hatta zaman zaman üç farklı oluşumla takıma destek olmaya çalışıyoruz. Bir grup tezaruhat yaparken diğer grup onları susturma adına saçma sapan işlere başvuruyor. Bölünmüş hatta parçalanmış durumdayız. Birlik beraberlik olmayan ortamlarda başarı gelmez ama biz hala şahsi çıkarlar peşinde dolanmakta zeval görmüyoruz.

Şimdi bir ihtimal daha var. Kalan üç maç... Elazığ, Akhisar ve Gaziantep. Kazanmak yada kaybetmek. Bunlar günlük yaşanacak başarılar geçici hissiyatlar. Asıl olan Mersin İdman Yurdu'dur. Güç ise manevi bir duygudur. Gücü hissetmek ise birlik beraberlikten geçer. Sen o maneviyatı takıma vermezsen, sahadaki on bir oyuncuda günlük duygulara kapılır sadece...