25 Ocak 2013

Sahte 9


Beşiktaş'a Rasim Kara'dan ötürü geçmişte duyduğum bir sempati var. Bunu inkar edecek değilim. Yalnız öyle fanatik dozda da değil... Bu sene şampiyon olmalarını isterim. Oynadıkları futbol da bana ayrı bir keyif veriyor zira... Hani sahaya çıktıklarında rakiplerini, gerçekten avını bekleyen bir kartal edasıyla karşılıyorlar. Teknik adam ve oyuncu kaynaşması fazlasıyla mevcut. Her iki unsur da birbirlerini tamamlıyor. Samet Aybaba'ya da ayrı bir parantez açmak lazım ki kendisine her daim saygı duymuşumdur. Trabzonspor'un başındayken şampiyon olmalarını o kadar çok isterdim ki... 

Her neyse!..
Konumuz Dentinho. Hani Aykut Kocaman'ın bir kaç sezon önce sportif direktör olduğu dönem de almak için epey çaba gösterdiği Brezilyalı. Dişlerinden ötürü Ronaldinho'ya benzetilen. Aslında futbol stilleri de birbirlerine çokta yabancı değil. Benzer özellikleri ziyadesiyle mevcut. En önemlisi ikisi de hani şu sıralar moda olan sahte 9 numaralardan. Beşiktaş Shaktar'dan 1 yıllığına kiraladı. İyi bir iş mi yaptı derseniz; benim tercihim ilk önce Brezilya asıllı Hırvat Eduardo olurdu aslında.

Neden mi?

Hani atalarımız derler ya; ''Dönen tekere çomak sokulmaz'' diye... Sezon başında FEDA dediler ve bunda da epey başarılı oldular. Olcay, Fernandes ve Oğuzhan ile epey iyi bir görüntü sergiliyorlar. Bu üçlüye zaman zaman Holosko ve İbrahim Toraman'da ekstra katkı sağlıyor. Sivok'u zaten anlatacak değilim. Almedia derseniz aynı tas aynı hamam! Bireysel olarak tam bir takım oyuncusu ama ötesi yok. Zaten Almedia'nın defoları da şu takım görüntüsünde pekte öyle ince bir ayrıntı gibi durmuyor. Arada kaynıyor sizin anlıyacağınız. Oyun kurgusu ve mevcut oyuncular şuan da ligimizin çok tersi bir formatta. Sezonun ilk yarısındaki Beşiktaş görüntüsü tam bir Avrupalı takım görüntüsünde. Eldeki malzemeyle sahada yapacaklarının maksimumunu yapıyorlar. Yalnız iyi bir bitiricileri eksik. Mesela Nobre şuanda kadrolarında olsa gol sayıları ve puan sıralamaları birbirine doğru orantılı olarak artacak. Ama yok işte. Almedia bir yere kadar geliyor ama neredeyse boş kaleye gol atmakta bile çok zorlanıyor. Zaten Almedia tipi santrforlar artık tercih edilme konusunda alt sıralardalar.

Bu oyun şablonunda Olcay ve Oğuzhan'da çok ayrı bir görüntü sergiliyorlar. Mesela Oğuzhan şuanda Avrupalı kulüplerin aradığı tipte bir oyuncu. Arsenal'de bu yüzden O'nu tercih etti ama Wenger'in elindeki malzemeyi Oğuzhan yerine tercih etmesi.... Aslında Jose Mourinho'nun Nuri ile yapmak istediğini Samet Aybaba ligin ilk yarısında Oğuzhan ile fazlasıyla yaptı. Zaten Beşiktaş takımının kadro olarak yetersizliği Oğuzhan'ın sahadaki can alıcı rolü ile kapatıldı. Makalele tipi oyuncuların son zamanlarda zirve yaptığı günümüzde Oğuzhan gibi topla dans eden oyuncuların olması total futbol adına beni en çok sevindiren gelişme. Bunu biraz daha açmak adına Trabzonspor'dan bir örnek vereyim: Ligin ilk yarısında en az pozisyon veren ve en az gol yiyen takımların başında Trabzonspor geliyor. Yalnız az gol yemeleri onların daha az pozisyona girmelerine neden oluyor. Bunun başlıca sebebi Makalele'nin biraz daha fazla defansif olanı Didier Zokora'dır. Mesela Şenol Güneş Zokora yada Aykut Akgün yerine futbolu daha kreatif oynayan Soner Aydoğdu'yu orta saha da ilk tercihi olarak kullansa, Trabzonspor'un futbolu da pozitif yönde değişir. Sapara ve ya Adrian'da rakip saha da daha fazla rol alırlar. Şenol Güneş'in nerdeyse çift ön liberolu tercihi rakip alan da top yapacak  (tercihe göre) Sapara, Adrian ve Alanzinho'nun atağa neredeyse 2. bölgede başlamalarına neden oluyor. Hal böyle olunca 3. bölgede çok etkili olamayan bir Trabzonspor izliyoruz.

Tekrar Dentinho'ya dönelim.
Beşiktaş madem bu oyuncuyu alacaktı Quresma'yı neden gönder di? Biliyorum Q7 mevzusu farklı ama ben saha içi için konuşuyorum. Çünkü geldiği günden beri çizgiye hapsedilmiş bir Q7 izledim ben. Oysa Q7 vinger özellikleri olan ve adam eksilterek içe katedebilen bir oyuncu. Hatırlayın Tello'yu! Ertuğrul Sağlam döneminde sol beke hapsedilmiş bir Tello vardı! Birde Mustafa Denizli döneminde 10 numaraya soyunmuş bir Tello! Siz hangisini tercih ederdiniz mesela? Ben Mustafa Denizli dönemindeki Tello'ya hayrandım. İşte tercihler takım kurgusu için bu kadar hayati mesele taşıyor. Mesela Alex Ferguson Ronaldo'yu ilk yıllarında çizgide kullanıyordu. Keza Frank Rijkaard'da Q7'yi Barcelona'da aynı şekilde çizgide kullanmayı tercih etmişti. Birbirine stil ve mental olarak çok benzeyen bu iki oyuncudan daha sonra Ronaldo başarılı oldu. Çünkü, Ferguson Ronaldo'nun özelliklerini biliyordu ve O'nu rakip ceza sahası içinde tam bir gol makinesine dönüştürdü. Dikkat ederseniz Querasma ise Porto'dan sonra ne Inter'de, ne Chelsea'da, ne de Beşiktaş'ta farklı bir rolde kullanılmadı. Çoğumuzun beğenmeyip eleştirdiği Ziya Doğan, yıllar önce  Yattara'nın çizgi de kalmamasını ve sürekli içe katetmesini saha kenarında bağırdı durdu. Çünkü golü sadece santrafordan beklemek saha içinde yapılacak en büyük hataydı. Şampiyonluk yolundaki en büyük gereksinim ''GOL'' dü.

Dentinho'da, yukarıda bahsettiğim gibi safkan bir 9 numara değil. Kanatlarda ve yardımcı forvet olarak daha başarılı olan bir isim. Öyle harika bir bitirici değil. Lucescu'da Dentinho'yu değil de asıl mevkisi orta saha olan Henrix Mixt'aryan'ı ileri uçta daha fazla tercih etti. Beşiktaş'ın şuanda acil ihtiyacı olan iyi bir bitirici. Takımın zaten gol pozisyonuna girememek gibi bir derdi yok. Hali hazırda Fernandes, Olcay ve Oğuzhan bu rolü layıkıyla oynuyorlar. Hatta geriden gelen Sivok bile... Öyleyse acil olan sahte 9 değilde safkan 9 olandı. Eğer siz Dentinho'yu alıyorsanız oyun şablonunuzu da ona göre tekrar inşa etmeniz lazım. Aksi taktirde ataların dediği gibi ''Dönen tekere çomak sokarsınız!''



Hiç yorum yok: