19 Ocak 2013

Salih'in Geldiği Yere Git

Ben asıl patlamayı Civar Çetin'den bekliyordum ama mental sıkıntılarını bir türlü atamadı. Olmadan olgunlaşmaya çalışınca gerisi gelmedi maalesef. Civar Çetin parlayacak derken Salih Uçan ondan önce davrandı. Buca'da çok iyi bir sezon geçirdikten sonra soluğu İstanbul'un Kadıköy tarafında aldı.  Kendisinden sezon başında şuradaki yazımda dolaylı yoldan bahsetmiştim. Aykut Kocaman'ın Emre Belözoğlu kaybından sonra yerine monte edebileceği tek isimdi...
Yalnız Mirelles gelene kadar!

Hakkını verelim teknik açıdan Mirelles'ten fazlası var eksiği yok lakin uluslararası tecrübesi eksik! Şuanda Porto'nun elinde böyle bir cevher olsa çok değil 2 sezona en az 25 milyona elden çıkarır. İşi biliyor adamlar. Neyse biz konumuza tekrar dönelim.

Bu çocuk ne zaman oynasa gündem yaratıyor. Epi topu 3-4 maç oynadı ama hemen dünya starı damgasını da yapıştırdık. Kaliteli ve kumaşı sağlam buna diyecek lafım yok. Sahadayken, yıllardır bu takım da oynuyormuş hissi veriyor izleyiciye. Şuan ki gidişatı olumlu ama umarım bir dönem Manchester City'nin kapısından dönen Abdülkadir gibi olmaz akıbeti...

Aslında Salih Uçan'dan bahsediyoruz ama burada kaçırdığımız nokta Salih'in gelişimindeki başlangıç. Salih Uçan hani öyle yıllarca izlenip özel olarak ilgilenip Türk futbolu adına yetiştirdiğimiz bir oyuncu değil. Bucaspor'un iki sezon önceki uğradığı Bülent Uygun faciasının dolaylı yoldan bir ürünü sadece. Nasıl oluyor derseniz şöyle açayım konuyu...

Bülent Uygun Bucaspor'da 20'nin üzerinde transfer yaptı. Öyle ki stadı bile tam olarak bitmemiş bir takım için bu transfer sayısı çok fazlaydı. Haliyle bu kadar transferi bir arada oynatmak çok zor oldu. Ligde başarı gelmedi. Maddi olarakta çok sağlam bir yapıya bürünemeyen İzmir ekibi ilk sezonunda kümede kalamadı ve bir alt lige geriledi. Biriken oyuncu alacakları yüzünden kulübe transfer yasağı geldi ve haliyle oynatacak oyuncu bulamayınca biraz da mecburiyetten ötürü alt yapıya yönelmek zorunda kaldılar.

Salih Uçan'ın macerası da burada start aldı. Tabi birde Sait Karafırtınalar ayrıcalığını da atlamamız gerekir. Yıllarca Buca Akdemi'de görev alan Sait Hoca'nın Salih'e güvenmesi ve inanması da şu aşamada futbolumuza fazlasıyla gerekli olan bir detay...


Şimdi asıl meselenin bam teline dokunalım. Fenerbahçe'nin Türk futboluna son zamanlar da kazandırdığı çok fazla bir yetenek yok. Genç Semih dışında ki O'da 30 yaşına geldi son senelerde bir Gökhan Gönül bir de Tuncay Şanlı var. Yani bu oyuncuları alt yapısından yetiştirmese bile bir alt ligden alıp oynatıp vitrine çıkaran takım Fenerbahçe. Şimdi Gökhan Gönül için;
 ''Danimarka maçında Fatih Terim oynatmasaydı'' lakırtıları gelecektir ama o maçta ilk 11 başlayan İbrahim Kaş'tı diye hemen bir hazır cevap gelecek bunu da dip not edelim.

Tuncay ve Gökhan'ın geldiği yer ile Salih Uçan'ın geldiği yer aynı. Yani bir alt lig. O zaman ki adı Bank Asya 1. lig, şimdi ki adı PTT 1. lig. Demem o ki siz eğer elinizdeki yetenekleri işleyemiyorsanız bırakın sizin adınıza bir alt ligdeki takımlar işlesin. Zaten bir çoğu borç batağında ve transfer yapmak için maddi kaynak arayışında! Oyuncunun yıllık ücretini ödeyip maçlarını takip etmek için bir gözlemci görevlendirseniz eminim her sene en az 5-10 tane daha Salih Uçan çıkar vitrine...

Alt yapılarda gereksiz ve amaçsız maçlarda bir çok genç oyuncu heba olurken, tam oynayıp pişmeleri gerektiği dönemde yedek kulübelerinde çürürlerken, PTT 1. lig ve diğer kategorilerde onları oynatma imkanı varken, yeni Salihler, yeni Gökhanlar için böyle bir proje bana göre şart!

Buna benzer bir yapıyı aslında yıllardır İtalyanlar çok mükemmel bir şekilde uyguluyorlar. Mesela Inter bu sezon alt yapısında top koşturan toplam 18 futbolcunu bir alt lig takımlarına kiraladı. Keza ligdeki en büyük rakibi Milan ise 28 oyuncusunu bu şekilde değerlendirdi. Juventus 27, Lazio 18, Roma 15, Fiorentina ise 13 oyuncunu oynaması adına bir alt lige kiraladı. Bu takımlar zirveye oynayan takımlar ama düşmeme adına oynayan takımlarda da işler farklı değil. Mesela Siena bu sezon 12 oyuncusunu bir alt lige, 7 oyuncusunu ise Avrupa'nın diğer kulüplerine kiraladı. Parma ise işi biraz daha abartarak 44 oyuncusunu bir alt lige 24 oyuncusunu ise İspanya başta olmak üzere diğer Avrupa kulüplerine kiraladı.

Mesaj açık ve net... Burada yani İtalya'da, Co-ownership sisteminin kulüplere getirisi çok büyük ve bu şekilde transferler de zararı minimum seviyeye indiriyorlar. Onlar uyguluyorsa en azından bizde uygulayabiliriz. Yeter ki alt ligleri de takip edelim.

Bu sezon Bursaspor'daki Ferhat Kiraz'ın bu performansını biz yıllardır 1. ligde izliyoruz. Yani yeni değil. Ülkede sol bek bulamıyoruz diye yakınan teknik adamlar hemen soluğu yurt dışında alıyor. Halbuki biraz sabır gösterseler ve alt liglere bir göz atsalar neleri kaçırdıkların farkına o zaman varacaklar. Hazır bulmak kolay işin aslı biraz da sabır gösterip futbolcunun üzerine durmakta.

"Doğru ve güvenilir oranlarla yapacağınız Futbol Bahisleriniz için Betboo'yu ziyaret edebilirsiniz.



Hiç yorum yok: