1 Mart 2013

Miy Taraftarı Sosyal Medyada Buluşsun!

İlk Mersin İdman Yurdu maçına gittiğimde yeni yetişen bir gençtim. Yada moda tabirle ''Ergen'' idim. Tarihini ve hangi maç olduğunu hatırlamıyorum. Sırf bir tost, yanında da bir şalgam içebilmek içindi tüm gayem. Futbolu seviyordum ama izlemesini değil!

O dönemlerde hatırladığım bir maç vardı sadece. Babam ve kardeşimin Fenerbahçeli olmasından ötürü, Gaziantepspor'un cezası nedeniyle Mersin'de oynadıkları Fenerbahçe maçı! Stat full doluydu ve herkes çılgınca Fenerbahçe'yi destekliyordu. Ben ise o kalabalığın içinde ne işim var diyerek kendime isyan ediyordum. Hayatımın belki de o gün en önemli kararını vermiştim. Benim Fenerbahçe maçında işim yok dedim ve maçın ikinci yarısında stadı terk ettim.

Halamlar çok koyu Galatasaray'lıydı. Kuzenlerimde öyle. Dayımlar ve amcamlar da Fenerbahçeli. Yani etrafımdaki herkes ya Galatasaray yada Fenerbahçe taraftarıydı. Ben ise hala kimlik arayışında idim. 12 yaşında cebinde biriktirdiği harçlıkla Ahmet Kaya'nın yasaklı kasetlerini alan bir kişilikten başka ne beklenebilirdi ki? Bir ara Rasim Kara'lı Beşiktaş'a hayranlığım vardı. Ama kısa sürdü. Bir arada Raşit Çetiner'den dolayı Bursaspor'a sempati duydum. Fakat beni hiç bir şey derinden etkilemiyordu. Taki Mehmet ağabey elimizden tutana kadar.

Sağ olsun mahalledeki çoluk çocuk herkesi Mersin İdman Yurdulu yaptı. O'nun elinden tutup maça götürdüğü çocukların çoğu şimdi tribüncü. O'nun elinden tuttuğu şimdinin tribüncü çocukları, bugün başka çocukların elinden tutuyorlar. Geçmiş nesil elinden gelenin en iyisini yaptı ve görevi bizlere devretti. Bizler bugün paramparça bir halde çeşit çeşit gruplara bölündük. Stat da aynı anda tezaruhat yapmayı bile unuttuk. Bir olmayı, birlikte tepkimizi ortaya koymayı unuttuk. Takımımız da bizim unuttuğumuzu gördü O'da bize küstü!


Ve bugün...
Biz sonuncu sıradayız ve küme düşmenin en büyük adayıyız! Kalan 11 haftaya rağmen hemen herkesin kesin gözüyle baktığı takım biziz maalesef... Yönetimi suçluyoruz, teknik adamı suçluyoruz, hakemleri suçluyoruz, federasyonu suçluyoruz ama suçu kendimizde hiç aramıyoruz!

Beyler!
İş işten geçiyor farkında mıyız?

Bu takımın küme düşmesi asla ama asla dünyanın sonu demek değil. Elbette üzülürüz, ağlarız ama biz yine gider alt ligde de olsa takımımızı destekleriz. Asıl tehlike ise çok başka. Öncelikle takımımızın bir idman yapacağı tesisi yok! Altyapısı yok! Doğru düzgün futbolcusuna yemek yapacak ahçısı bile yok! Ligden düşmemek adına bilinçsizce yapılan transferlerin önümüzdeki senelerde başımıza nasıl işler açacağından kimsenin haberi bile yok!

Ben 2008 senesinde askerden geldiğim günden beridir bu kulübe üye olmak için uğraş veriyorum. Şu ana kadar bir netice alamadım. Ben 4-5 senedir uğraşıyorum ama bu üyelik için 10-12 senedir uğraşan abilerimiz var. Kulübümüz maalesef kurumsal bir yapıya sahip değil. Şehrimizde Mersinli olup ta kulübe sahip çıkacak doğru düzgün bir başkan adayı yok. Bunun neticesi de maalesef şuanda puan tablosunda net olarak görülüyor!

Şimdi ben diyorum ki, gelin tribünlerde birlik olamadık bari sosyal medyada birlik olalım. Ortak bir payda da buluşalım. Adı Mersin İdman Yurdu olsun, gönüller bir olsun, sesimiz duyulsun... Bir çatı altında toplanalım. Belki sayımız Galatasaray, Beşiktaş yada Fenerbahçe kadar çok olmayacak ama en azından gayemiz şehrimizin takımı olsun. Bundan sonraki mücadelemizi tek bir dille net olarak ifade edelim. Bu amaç doğrultusunda kimler öncülük edecek bilemiyorum ama tüm Mersin İdman Yurdu gönüllülerinden bir fikir, bir görüş bekliyorum. Cevaplarınızı buraya yorum kısmına isim belirterek lütfen paylaşın. Belki geç kalınmış bir çaba ama inanın denemeye değer. En azından Kırmızı-Lacivert sevdamız için!..

Hiç yorum yok: