19 Ocak 2013

Salih'in Geldiği Yere Git

Ben asıl patlamayı Civar Çetin'den bekliyordum ama mental sıkıntılarını bir türlü atamadı. Olmadan olgunlaşmaya çalışınca gerisi gelmedi maalesef. Civar Çetin parlayacak derken Salih Uçan ondan önce davrandı. Buca'da çok iyi bir sezon geçirdikten sonra soluğu İstanbul'un Kadıköy tarafında aldı.  Kendisinden sezon başında şuradaki yazımda dolaylı yoldan bahsetmiştim. Aykut Kocaman'ın Emre Belözoğlu kaybından sonra yerine monte edebileceği tek isimdi...
Yalnız Mirelles gelene kadar!

Hakkını verelim teknik açıdan Mirelles'ten fazlası var eksiği yok lakin uluslararası tecrübesi eksik! Şuanda Porto'nun elinde böyle bir cevher olsa çok değil 2 sezona en az 25 milyona elden çıkarır. İşi biliyor adamlar. Neyse biz konumuza tekrar dönelim.

Bu çocuk ne zaman oynasa gündem yaratıyor. Epi topu 3-4 maç oynadı ama hemen dünya starı damgasını da yapıştırdık. Kaliteli ve kumaşı sağlam buna diyecek lafım yok. Sahadayken, yıllardır bu takım da oynuyormuş hissi veriyor izleyiciye. Şuan ki gidişatı olumlu ama umarım bir dönem Manchester City'nin kapısından dönen Abdülkadir gibi olmaz akıbeti...

Aslında Salih Uçan'dan bahsediyoruz ama burada kaçırdığımız nokta Salih'in gelişimindeki başlangıç. Salih Uçan hani öyle yıllarca izlenip özel olarak ilgilenip Türk futbolu adına yetiştirdiğimiz bir oyuncu değil. Bucaspor'un iki sezon önceki uğradığı Bülent Uygun faciasının dolaylı yoldan bir ürünü sadece. Nasıl oluyor derseniz şöyle açayım konuyu...

Bülent Uygun Bucaspor'da 20'nin üzerinde transfer yaptı. Öyle ki stadı bile tam olarak bitmemiş bir takım için bu transfer sayısı çok fazlaydı. Haliyle bu kadar transferi bir arada oynatmak çok zor oldu. Ligde başarı gelmedi. Maddi olarakta çok sağlam bir yapıya bürünemeyen İzmir ekibi ilk sezonunda kümede kalamadı ve bir alt lige geriledi. Biriken oyuncu alacakları yüzünden kulübe transfer yasağı geldi ve haliyle oynatacak oyuncu bulamayınca biraz da mecburiyetten ötürü alt yapıya yönelmek zorunda kaldılar.

Salih Uçan'ın macerası da burada start aldı. Tabi birde Sait Karafırtınalar ayrıcalığını da atlamamız gerekir. Yıllarca Buca Akdemi'de görev alan Sait Hoca'nın Salih'e güvenmesi ve inanması da şu aşamada futbolumuza fazlasıyla gerekli olan bir detay...


Şimdi asıl meselenin bam teline dokunalım. Fenerbahçe'nin Türk futboluna son zamanlar da kazandırdığı çok fazla bir yetenek yok. Genç Semih dışında ki O'da 30 yaşına geldi son senelerde bir Gökhan Gönül bir de Tuncay Şanlı var. Yani bu oyuncuları alt yapısından yetiştirmese bile bir alt ligden alıp oynatıp vitrine çıkaran takım Fenerbahçe. Şimdi Gökhan Gönül için;
 ''Danimarka maçında Fatih Terim oynatmasaydı'' lakırtıları gelecektir ama o maçta ilk 11 başlayan İbrahim Kaş'tı diye hemen bir hazır cevap gelecek bunu da dip not edelim.

Tuncay ve Gökhan'ın geldiği yer ile Salih Uçan'ın geldiği yer aynı. Yani bir alt lig. O zaman ki adı Bank Asya 1. lig, şimdi ki adı PTT 1. lig. Demem o ki siz eğer elinizdeki yetenekleri işleyemiyorsanız bırakın sizin adınıza bir alt ligdeki takımlar işlesin. Zaten bir çoğu borç batağında ve transfer yapmak için maddi kaynak arayışında! Oyuncunun yıllık ücretini ödeyip maçlarını takip etmek için bir gözlemci görevlendirseniz eminim her sene en az 5-10 tane daha Salih Uçan çıkar vitrine...

Alt yapılarda gereksiz ve amaçsız maçlarda bir çok genç oyuncu heba olurken, tam oynayıp pişmeleri gerektiği dönemde yedek kulübelerinde çürürlerken, PTT 1. lig ve diğer kategorilerde onları oynatma imkanı varken, yeni Salihler, yeni Gökhanlar için böyle bir proje bana göre şart!

Buna benzer bir yapıyı aslında yıllardır İtalyanlar çok mükemmel bir şekilde uyguluyorlar. Mesela Inter bu sezon alt yapısında top koşturan toplam 18 futbolcunu bir alt lig takımlarına kiraladı. Keza ligdeki en büyük rakibi Milan ise 28 oyuncusunu bu şekilde değerlendirdi. Juventus 27, Lazio 18, Roma 15, Fiorentina ise 13 oyuncunu oynaması adına bir alt lige kiraladı. Bu takımlar zirveye oynayan takımlar ama düşmeme adına oynayan takımlarda da işler farklı değil. Mesela Siena bu sezon 12 oyuncusunu bir alt lige, 7 oyuncusunu ise Avrupa'nın diğer kulüplerine kiraladı. Parma ise işi biraz daha abartarak 44 oyuncusunu bir alt lige 24 oyuncusunu ise İspanya başta olmak üzere diğer Avrupa kulüplerine kiraladı.

Mesaj açık ve net... Burada yani İtalya'da, Co-ownership sisteminin kulüplere getirisi çok büyük ve bu şekilde transferler de zararı minimum seviyeye indiriyorlar. Onlar uyguluyorsa en azından bizde uygulayabiliriz. Yeter ki alt ligleri de takip edelim.

Bu sezon Bursaspor'daki Ferhat Kiraz'ın bu performansını biz yıllardır 1. ligde izliyoruz. Yani yeni değil. Ülkede sol bek bulamıyoruz diye yakınan teknik adamlar hemen soluğu yurt dışında alıyor. Halbuki biraz sabır gösterseler ve alt liglere bir göz atsalar neleri kaçırdıkların farkına o zaman varacaklar. Hazır bulmak kolay işin aslı biraz da sabır gösterip futbolcunun üzerine durmakta.

"Doğru ve güvenilir oranlarla yapacağınız Futbol Bahisleriniz için Betboo'yu ziyaret edebilirsiniz.



17 Ocak 2013

Jean Jacques Gosso


Gündem yaratan bir transfer yaptık. Öyleki bir dönem O'nun ismi Premier Lig'in devleriyle bile anıldı. Geçtiğimiz sezon isminden çok bahsettiren bir oyuncu olmasına rağmen beklediği transferi bir türlü gerçekleştiremedi. Boşa geçen bir ilk yarının ardından biraz da mecburi kalmasından dolayı soluğu Mersin'de aldı. Tabi bu şehirde kimse ondan tantuni yiyip gezmesini beklemiyor. Herkesin ondan beklentisi büyük.

Kendisini bir bilene soralım dedim ve O'nu geçen sezon yakından izleyen  Mor Beyaz Sevdam Blog'dan Furkan Candan'a sordum. Sağolsun Furkan tüm yoğunluğuna rağmen bizlere vakit ayırdı ve tüm detaylarıyla Gosso transferini değerlendirdi..

Jean Jacques Gosso

Monaco'nun küme düşmesiyle birlikte Orduspor'a bedelsiz gelip, deyim yerindeyse Orduspor'un dinamosu olan isimdi. Forma giydiği her maçta mücadeleci futbolu ile taraftarların ve teknik heyetin gözüne girmişti.   Şehirde saçları ve ten rengi de onun sevilmesine bir nedendi.  Bu yüzden Mersin'de de çok sevilecek oyunculardan biri olduğunu düşünüyorum. Yaşının 30 olması nedeniyle ona tereddüt ile yaklaşan kesimler olacaktır ki, yaşının tersine her yıl yükselen bir başarı grafiği var. Oynadığı takımlarda ise pres yapan ve rakip takıma oyun kurdurmayan bir oyun anlayışına sahip. 

Gosso'nun özeliklerinden bahsedecek olursak, ilk bahsedilecek olan şüphesiz mücadeleci yönü olacaktır. Afrika'lı olması nedeniyle güçlü fizik yapısı ikili mücadeler de onu 1 adım önde kılıyor. Asıl mevki ön libero olan Gosso,  Orduspor'da ön libero, Fildişi Sahili milli takımında ise sağ bek oynamıştı. Afrika Kupası'nda Eboue'yi kestiğini ve turnuvanın en iyi sağ beki seçildiğini de ekleyelim. 

Hücuma katkı anlamında bir şey beklememek gerek. Bu zamana kadar 1-2 gollü sezonlar geçirdi. Türkiye'de bu rakam, ancak 4-5 olursa başarılı sayılıyor bildiğiniz gibi. Kafa toplarını alamıyor.. Partnerinin uzun boylu olması gerekecek. Geçen yıl Ali Çamdalı gibi kafa toplarında üstün bir oyuncuyla oynamıştı. Mersin'de uzun boylu bir libero ile oynaması onu daha başarılı kılacaktır.. Ve de Gosso'dan beklenmesi gereken rakip takımın oyun kurmasını engellemek ve ribaundları olabildiğince toplamak olacaktır. 

Topu ayağına aldığında bir Fernandes olmasa da, genellikle olumlu paslar ile sürekli hücumu düşünmeye meyilli, sürekli geriye yana oynamayan bir oyuncu. Fiziği itibariyle de genel olarak süratli bir oyuncu. Uyum sürecini aşarsa ki, geçen yıl birlikte oynadığı Culio ne kadar iyi anlaşırsa Mersin İdman Yurdu adına o kadar iyi olur.  

Taraftarlarınızın aklında sorular kalmış olmuş olabilir. Aylardır oynamıyor bize ne katabilir gibi. Orduspor'dan ayrıldıktan sonra, Monaco ve Brest ile antrenmanlara çıktığını ve çok şey kaybetmediğini söyleyebilirim.  Kısa sürede Mersin İdman Yurdu'na katkıda bulunabileceğini söyleyebilirim. 

Ayriyetten, Orduspor'dan neden ayrıldığını da ekleyelim. 

Bu konuda bir tarafı haklı çıkarmak bana göre yanlış olur. Orduspor Gosso'nun bonservisi için iyi bir para bekledi, ancak o beklenen para gelmedi. Gosso ise kulüpten ayrılmak istedi ve kampa katılmadı. Kısaca özetleyecek olursak; Gosso sözleşmesini tek taraflı fesh etti ve kulüpten ayrıldı. Orduspor ise FİFA'ya kadar gitti. 

Bir de not ekleyerek yazıyı bitireyim. Nedim Türkmen geçtiğimiz günlerde bu transfer ile ilgili bir açıklama yapmıştı... Nedim Türkmen: Gosso'nun durumunu FİFA’ya bildirdik. Bu futbolcuyla mahkemelik durumdayız ve Mersinli idarecilere de bunu ilettik. Eğer Gosso'yu oynatacaklarsa, Orduspor'a 2.250.000 € ödemek zorunda kalacaklar. Fazla yoruma da gerek yok. Her şey ortada...

16 Ocak 2013

Mersin İdman Yurdu - Trabzonspor Maç Analizi


              Yazıma başlamadan önce geçen haftaki Eskişehir maçı analiz yazıma eleştiri yapan arkadaşa çok teşekkür ediyorum. Keşke bütün eleştiriler böyle olsa da biz de yanlışlarımızı daha net görebilsek.Geçen hafta sahada yer alan 2 genç oyuncumuzdan bahsetmeyişimi eleştirmişti okuyucumuz, haklıydı da. Hala acemilik dönemlerinde olduğumdan dolayı unutmuştum, o ve bloğun sahibi Hasan Doğan bana maç esnasında not almamın daha isabetli olacağını hatırlattılar.

                İlk defa bir Türkiye Kupası maçı öncesi bu kadar meraklıydım. Neydi bu merakın sebebi? Alınacak puan ya da puanlar değildi elbet, biliyoruz ki kupada hedefsiziz. İlk 11’de yer alacak oyunculardı tabi ki. Kadroda nasıl bir değişim olacak ve bu değişim sahaya nasıl yansıyacak sorusunun cevabını almak için ekranın başına not defterimizle beraber kurulduk.


                  Çıkarılan kadroyu gören A Haber yorumcuları da kadroyu as kadro olarak tanıttılar. Halbuki Nobre ve Culio harici neredeyse aynı kadroyla sahadaydık. İlginç olan maçın Giray Bulak-Şenol Güneş çekişmesine mahal vereceği idi. Ancak maçtan önce Giray Bulak maçtan 1 gün önce Şenol Güneş ile beraber tatlı yiyip muhabbet ettiklerini, ve spekülasyonlara cevap vermek istemediğini söyledi. Yine Giray Hoca mecburiyetten böyle bir kadroyla çıktığını ifade etti. Keza bek Ivan’ı stoperde, asıl mevkisi sağ bek olan Serkan’ı stoperde gördük. Kanat oyuncuları olan Nduka ve Culio da orta dizilişte kendilerine yer buldular.

                İlk yarısı başa baş geçen bir mücadele olsa da beklenildiği gibi özellikle savunmada çok ciddi hatalar yaptık. Orkun ve savunmanın iletişimsizliği sonucu duran toptan golü yedik. İkinci yarı özellikle 60-65’den sonra takım ciddi anlamda çöktü.  Yine hücumda üretkenlik sıkıntısı vardı. İlk yarıda yaşadığımızı benzer problemleri bu maçta da gördük.  Peki karamsar olmalı mıyız? İşte burası herkesin kafasındaki soru işareti. Takımımız hazırlık maçı yapmadı 2 kupa maçıyla kamp dönemini tamamladı. Muhtemelen ligin ilk yarısındaki 4-5 maçta alınacak kötü sonuçlardan sonra Giray Bulak’tan “Uyum sorunu yaşıyoruz” açıklaması da gelebilir ancak bizim ne uyum sorununa ne diğer sorunları mazeret olarak görecek zamanımız kalmadı. Ligin ilk 3 maçı bizim açımızdan çok ama çok kritik. İyi sonuçlarla bir ivme yakalarsak geri kalan haftalara daha moralli girip iyi bir takım görüntüsü verebiliriz. Trabzon maçını ölçüt alarak almasak da en azından Burhan Eşer ve Tanju Kayhan gibi isimlerin bize ikinci devrede fayda sağlayacağını gördük.


                Oyuncu analizlerine Culio ile başlayalım. Hemen hemen ilk yarıda  herkes Culio’dan beklediğini bulamadı. Ne kadar aynı görüşte olsam da eleştiri oklarının hedefindeki tek isim olmasına karşıyım. 10 numara pozisyonunda oynatılsa çok daha verim alacağımız Culio’dan beklenen verimi alamadık doğru, fakat nedense kimse ilk yarının en formsuz ismi Ben Yahia’dan bahsetmiyor ya da geçen seneyi mumla aratan Joseph’i. Evet bu oyuncular tıpkı benim gibi İdman Yurdulunun gönlüne taht kursa da çıkıp gerçekleri söylememiz lazım. Dünün mücadele eden isimlerindendi, topu kaptırma huyundan vazgeçmese de mücadeleyi asla bırakmadı. Duran topları çok kötü kullandı.

                Nduka kendi bölgesinden farklı bir bölgede oynamasına rağmen her zamanki gibi elinden gelen mücadeleyi bırakmadı. Genel olarak vasat gözükse de fena değildi.
                Murat Ceylan eski formuna dönmeye başladığının sinyallerini verdi ama hala eski Murat değil. Oynadıkça performansını hırsıyla birleştirecektir inanıyorum.
               
                Burhan Eşer kesinlikle maçın en iyisiydi. Maç eksiği olmasına rağmen beklediğimden çok daha iyiydi. Özellikle ataklara yön vermesi ve araya etkili toplarla Trabzon savunmasına yer yer yaşattığı sıkıntı gözlerden kaçmadı. Burhan Eşer bu ligde her Anadolu takımında olması gereken oyunculardan biri. Bu sezon belki de bizi bu girdaptan kurtaracak önemli isimlerden biri olacağına yürekten inanıyorum.


                Nurullah Kaya elinden gelen mücadeleyi sergiledi, iyi niyetliydi. İdman Yurdu çocuğu olmasına rağmen maalesef bu takım için yeterli değil.


                Tanju Kayhan Burhan’dan sonra en dikkatimi çeken oyuncu oldu. Eskişehir maçında da kendisinden bahsetmiştim, Tanju ilk 11 oyuncusu olmalı. Bu sezon sağ kanattan doğru düzgün atağımız olduğu kaç maç olduğunu hatırlamıyorum bile. Fakat Tanju yer yer bindirmelerinde etkili oldu ve özellikle Eren’e çok şık bir ara pası verdi. Bunları tekrarlarsa Tanju’dan sadece savunma anlamında değil hücum anlamında da yararlanmış oluruz.


                Orkun’un zamanlamaları iyiydi, fakat ilk golde savunmayla iletişimsizliği ona pahalıya patladı. Onun haricinde net pozisyonlar çıkardı, zamanlamaları iyiydi.

                Serkan ve Ivan uyumsuz ve hatalıydı, muhtemelen lig maçında böyle bir uyum görmeyeceğiz . Serkan iyi niyetliydi ancak çok hata yaptı. Nobre elinden geleni yapsa da pozisyonla buluşturulamadı, Eren’i ben bu maç beğenmedim. Mahmut son anlarda oyuna girip elinden geleni yaptı.Geri kalan kupa maçlarında ilk 11’de denenmesi gerektiğini düşünenlerdenim.

                Tribünler hafta içi olmasına rağmen doluluk anlamında iyiydi lakin tezahürat anlamında yine iki grup ayrı telden çalınca etkisizlik hem sahaya hem televizyona yansıdı. Bu kavga devam ettikçe iç sahada baskımı “0” olmaya devam edecek.

                Yeni bir yazıda görüşmek üzere.
               
                

Fabricio Coloccini


6 sezondur aralıksız olarak St James 'Park çimlerinde Newcastle United forması terleten ve geçtiğimiz sezon başında takımıyla 4 yıllık yeni bir sözleşme imzalayan Arjantinli artık ülkesine dönmek istiyor. Newcastle United takımında kaptanlığa kadar yükselen Arjantinli'nin ayrılma nedeni ise tamamen kişisel ve ailevi nedenler. Yaklaşık bir ay önce Newcastle yönetimine ülkesine dönmek istediğini belirten Coloccini'nin talebi geri çevrilmişti ama Arjantinli'nin son günlerdeki huzursuzluğu her an ayrılabilir yorumlarına neden oldu.

Benim Avrupa'da en çok sevdiğim kulüp olan Deportivo La Coruna'dan 2008 yılında 10.3 milyon euroya Newcastle takımına transfer olan Coloccini, yeni takımında bayrak adam olmuş ve premier ligden düştüklerinde dahi takımını bırakmamıştı. Coloccini, İngiltere'nin en ateşli taraftar gruplarından olan Newcastle taraftarlının adeta sevgilisi olmuştu. Kıvırcık saçlarıyla büyük sempati toplayan Arjantinli'nin ayrılık isteğini bir türlü kabullenemeyen Newcastle taraftarı ise son oynadıkları maçta oyuncuyu tribünlere çağırıp bunu net bir dille ifade etmişlerdi. Lakin buna rağmen Coloccini bir an evvel ülkesine geri dönme isteği bir türlü bitmedi. Sanırım en geç hafta sonuna kadar sözleşmesini de fesih edecek.

Ne diyelim... Her ayrılık hüzünlüdür. Birde gemiyi terk eden kaptan olursa...

14 Ocak 2013

Kedi ve Ciğer İlişkisi


Büyük topçu ama adam değil vesselam. Müslüman mı değil mi tartışmaları yapar dururuz sürekli... Adı hep skandallarla ve imkansıza yakın attığı gollerle anılır. Yine ve bildik bir skandala imza attı. Spor sitesi Canchallena’ya Ballon d'Or ödüllerinde Messi, Ronaldo ve İniesta'nın epey uzağında kalan İsveç'li sanırım hazımsızlığından ötürü biraz saçmalamış.

Ödülü kazanan Lionel Messi için;
“Messi’nin belki dört Altın Top ödülü olabilir ama benim otomattan çikolata almak için altıma kutu koymama gerek yok”

Messi'nin gölgesinde kalan Cristiano Ronaldo için;
“Bence Cristiano Ronaldo, tüm ödülleri Lionel Messi’nin almasını seyreden seçkin bir izleyici. Cristiano, ’en iyi üç futbolcu’ yer almayı hak etmiyor. En az ondan daha iyi 10 tane oyuncu var”

Acaba Arap patronları mı İbrahimovic'i dolduruşa getiriyor. Zira ne kadar gündem de kalırlarsa, raytingleri o kadar yükseliyor gibisinden mi düşünüyorlar? 
Buna biraz daha kafa yormam gerekecek gibi...

 

Emir Kujovic ve Doğru Tercihler

Hali hazırda Nuri Şahin gibi bir örnek var karşımızda. Yetenekli ama sistemli takımlarda forma giyebilecek bir isimken ve kariyerinde tırmanışta iken sırf isminden ötürü Real Madrid'e imza atarak belki de ilk yanlışın fitilini ateşledi. Oysa Barcelona gibi bir takımla yada daha geniş tanımla sistemli bir takımla anlaşsaydı her şey Nuri için farklı gelişebilirdi. Sonraki Liverpool tercihi ise sanırım geceleri uykusunda bile rahatsız ediyordu Nuri'yi... Daha fazla dayanamadı ve kendisi için tüneldeki ışığı tekrar yakmak adına evine döndü. Döndü dönmesine lakin önünde de çok ciddi rakipleri var. Bakalım hayırlısı...

Nuri'nin tersine kariyerinde çok önemli ve doğru adımları atan futbolcularda var. Mesela 1.94 boyuna rağmen Tore Andre Flo. Hem de o dönemlerde alt yapısı olmayan ve zirveden çok uzaklarda olan Chelsea gibi bir takıma imza atma başarısı göstererek...

Kendisine ülkemiz futbol severleri yabancı değiller aslında. Zira an azından Galatasaraylılar. Uefa Kupası'nı aldıkları sezonda kendi evlerinde Chelsea'dan 5 gol yemişlerdi ve bunun 3'ünü Flo kaydetmişti. 1 golün de asistini yapmıştı. Aynı sezon içerisinde Chelsea ve Norveç Milli Takımı'yla harika işler çıkaran Flo, bir sonraki sezon Mavililer'in şampiyonluk politikası uğruna heba edildi. Tore Andre Flo takımdayken Gudjohnsson ve Jimmy Floyd Hasselbaink'i alan Chelsea ardından Flo'nun takımdaki en iyi arkadaşı Zola ile yollarını ayrınca bizim dev Norveç'li de Ada'nın İskoçya tarafının yolunu tuttu.


Bizim dev Norveç'liye ligimizde de çok benzeyen bir isim var. Fizik olarak benzemekle beraber futbol stili olarakta çok benzerlikleri var. Kayserispor'da forma giyen bu genç isim Emir Kujovic. Aslen Boşnak olmasına rağmen İsveç'te büyümüş ve futbol hayatına burada başlamış. Tabi keşfedilmesi geç olmamış. Lakin O'nu keşfeden futbolu bir ticaret olarak gören Kayserispor olunca kariyeri zirvelere değilde PTT 1. Lig'e doğru ilerlemekte.

Tore Andre Flo, Premier Lig'i sırf ismi olduğundan ötürü tercih etti diyenler yanılacaktır çünkü Chelsea'dan sonra bir çok İtalyan ve İspanyol takımı kendisini isterken O, futbol stiline daha uygun olan İskoçya'yı tercih etmiştir. İskoçya'dan sonraki durağı ise tekrar Premier Lig takımı olan Sunderland olmuştur. Sunderland'tan sonra kısa bir süre İtalya macerası yaşasa da futbol hayatına yine Ada'da devam etmiştir. Emekliliğine yakın zamanlarda ise ülkesinin yolunu tutmuştur.

Flo, uzun boyuna rağmen güçlü bilekleri olan çevik bir futbolcu. Futbolcu diyorum zira halen ülkesinde kariyerine devam etmekte. Kariyerinin en iyi zamanlarını yaşadığı Chelsea'da onu çok iyi besleyen kanat oyuncularının ( Dennis Wise, Dan Petrescu, Celestine Babayaro, Graeme Le Saux ) ve arkasında Didier Deschamps ve Zola gibi iki beyin adamının olması tercihindeki en önemli etkendi.

Flo'ya futbol stili ve fizik olarak çok benzerlik taşıyan Emir Kujovic'in Kayseri tercihindeki etken neydi çok merak ediyorum. Belki de buraya gelirken takımda daha fazla süre alacağını ve kariyerini daha büyük bir takımda devam ettireceğini düşündü ama kestiremediği konu sanırım Kayserilinin hayattaki ticaret anlayışıydı.

Son yıllarda adeta futbolcu değirmenine dönen Kayserispor, o çok övündüğümüz proje takımı olmaktan artık iyice uzaklaşıyor. Kalitesinden kesinlikle ödün vermediğim bir çok oyuncu şuanda serbest piyasa kurulunda! Bir çoğu bonservisi elinde kapı kapı takım arıyor. Türk futbolu adına adeta bir balta görevi gören Kayserispor'un, futbolcuların tercihlerinde artık iki kere düşünülmesi gereken bir kulüp olması artık çok manidar.


Güçlü fiziği ve pivot santrfor özelliği olan oyuncuların artık çok az kaldığı günümüzde, Kayserispor'un Emir Kujovic'ten faydalanmak yerine bir an önce elden çıkarma mantığı eşine az rastlanır bir durum. Son yıllarda bu kadar çok oyuncunun kıyıma uğradığını göz önünde bulundurursak artık futbolcuların da kulüp tercihlerinde daha dikkatli davranmaları ve daha opsiyonel olmaları kendi menfaatlerine olacaktır. Aksi taktirde gittikçe endüstriyelleşen ve işin artık ticarete döküldüğü şu zamanda futbolcular alınıp-satılan birer ticaret malzemesi olacaklar...

Bizim açımızdan ise hayranlık duyduğumuz ve gelecek nesillere aktarmaya gayret gösterdiğimiz '' kariyer mevzusu'' eşine az rastlanır bir hal alacak...


İstatikler ve Mini Etek Meselesi

 "Futbol istatistikleri mini eteğe benzer. Birçok şeyi gösterir ancak asıl merak edileni göstermez."

Ligin ilk yarısında, şuanda ligde 2. sırada olan Beşiktaş'tan 2 gol, 8. sırada bulunan Karabükspor'dan ise sadece 1 gol fazla yedik. Yediğimiz gol sayısı 27. Oysa geçen sezon ilk yarı bittiğinde bu rakam 16 idi. Demek ki sezon başı planlama yapılırken bir hata yapılmış. Geçen sezon bu dönemde 20 gol atmışken bu dönem de ise sadece 18 gol atabildik. Oysa topla oynama oranımız ise % 57,6. Yani Galatasaray'dan sonra ligin en fazla topla oynayan takımıyız. 

Alex Ferguson'un bu sözü sanırım bizim şuanda ligdeki konumumuzu anlatır cinsten. Oynayan ve topa sahip olan bir takım görüntüsündeyiz ama ligde 17. sıradayız ve ligin en fazla gol yiyen 2 takımından biriyiz.Oysa kümede kalmak için lig sonunda en az 40 puan barajında olmamız gerekir. Şuanda 15 puanda olduğumuza göre bize en az 24 puan daha lazım. Buda demek oluyor ki kümede kalmak için ligin ilk yarısında 24 puan toplayan Trabzonspor kadar puan toplamamız gerekiyor. Biraz daha açacak olursak ligin ikinci yarısında en az ligin ilk yarısındaki Trabzonspor kadar performans sergilememiz lazım. 6 galibiyet, 6 beraberlik, 5 mağlubiyet. Veriler değişken olabilir ama neticede ihtiyacımız olan total rakam aynı. En az 24 puan ve üstü!

Trabzonspor demişken onlar adına bir ayrıntıyı da sizinle paylaşmak istedim. Ligin ilk yarısında Trabzonspor'da topların %53'ü kaleci, savunmacılar ve defansif orta saha oyuncuları tarafından oynanmış. Kalan %47 kısım ise; kanat oyuncuları, ofansif orta saha oyuncuları ve forvetler tarafından oynanmış. Ayrıca Trabzonspor rakip ceza alanına gönderdiği topların %61,4'ü uzun pas olarak gerçekleşmiş. Bu şekilde atılan 5 toptan 4'ü rakibe gitmiş. Ceza alanına pasla yapılan 55 kontrollü girişin %13'ü Marek Sapara'dan gelmiş. Sapara bu toplarda %69,2 başarı sağlamış. Yani tek başına bir Sapara takımı taşımış görüntüsü var ortada. 

Bizim ise topların % 54,43'ü kaleci, savunmacılar ve defansif orta saha oyuncuları tarafından oynanmış. Kalan %45,57 kısım ise; kanat oyuncuları, ofansif orta saha oyuncuları ve forvetler tarafından oynanmış. Rakip ceza alanında topla oynama oranımız ise 10,13! Burada öne çıkan oyuncular ise sol-sağ bek Mustafa Keçeli ve joker adamımız Ivan De Souza. Yani sol bek orijinli iki adamımız olmasa takımı taşıyacak oyuncu yok. Hakan Bayraktar şuanda takımda en çok eleştiri alan isim ama takımda topla en fazla isabetli oynayan ve topu en fazla takımda tutan isim görünümünde.

Şimdi istatiklerin dışına çıkıp gözlemlerimize dönecek olursak; benim seyrettiğim 17 maçta takımı hucuma taşıyacak bir isim maalesef yok. Var ama yok. Defanstan topu Stepanov çıkaracak, Ben Yahia oyunu kuracak Culio ise hucumsal zenginlikleri hazırlayacaktı ama bu plan tutmadı. Dönüp dolaşıp Hakan Bayraktar'a muhtaç kalındı. Tabii burada kimse Culio'nun bu kadar formsuz olabileceğini kimse tahmin etmemişti ama asıl vurgunu ise takımın kemik adamları Joseph Boum ve Ben Yahia'da yiyeceğimizi de kimse tahmin etmedi. Geçen sezonun iki flaş ismi bu sezon nedense bir türlü takıma motive olmadılar. Buda bizi ve takım kurgusunu maksimum seviyede etkiledi.

Daha uzun uzadıya yazılacaklar var ama okuyucu sıkılır diye kısa tutmaya çalışıyorum. Yapılan mevcut transferler eksik görünen mevkilere ama hala takımı taşıyacak taze bir kan maalesef ortalarda yok. Şu aşamada böyle hazır bir oyuncuyu bulmakta çok zor. Kadrodaki mevcut isimler içerisinden bir çare aranıyor ve bu çare Eskişehir maçında bulunamadı maalesef. Vakit daralıyor ve ihtiyacımız olan 24 puan için yönetiminde biraz daha fedakarlık yapmazı gerekiyor.


 

Ergin Keleş

Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında üst üste aldığımız seri mağlubiyetlerinin fitilini ateşleyen adamdı Ergin Keleş. Ligin ikinci devresinin ilk maçında iki güzel gol attı ağlarımıza... Her nedense bize gelince fazla bir varlık gösteremedi. Gaziantepspor maçının devre arasında tesadüfen görüştüm kendisiyle. Cezası nedeniyle tribündeydi. Yanına gittim biraz sohbet ettik. Koleksiyonum için bir forma istedim kendisinden... Hallederiz dedi ama kısmet olmayacakmış. Göztepe için ter dökecek artık. Aşağıdaki fotoğrafta kendisinden bir anı kalacak benim için...


"Spor bahisleri hakkında  "Nasıl bahis oynanır" ,"Nerede güvenli bahis oynanır" gibi sorularınızın hepsinin cevabına buradan 
ulaşabilirsiniz.

Afrika Uluslar Kupası 2013


2013 Afrika Uluslar Kupası, Güney Afrika'nın  ev sahipliğinde 19 Ocak  - 10 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek. 16 takımın mücadele edeceği turnuvada,  ligimizden de bir çok futbolcu sahne alacak. Bizimde gözümüz kulağımız bu turnuvada olacak zira oyuncumuz Ben Yahia Tunus Milli Takımı adına mücadele edecek. Ligimizden bu turnuvada boy gösterecek diğer isimler ise;

Angola: Djalma (Kasımpaşa)
Fas: Nordin Amrabat (Galatasaray)
Fildişi Sahili: Sol Bamba, Dider Zokora (Trabzonspor), Emmanuel Eboué (Galatasaray)
Gana: Jerry Akaminko (Eskişehirspor)
Kongo: Larrys Mabiala, Lomana LuaLua (Kardemir Karabükspor)
Nijerya: Joseph Yobo (Fenerbahçe)

Gruplar ve Takımlar

B

Ülke

1 Mali Mali

2 Nijer Nijer

3 Kongo DC Kongo DC

4 Gana Gana

C

Ülke

1 Zambiya Zambiya

2 Nijerya Nijerya

3 Burkina Faso Burkina Faso

4 Etiyopya Etiyopya

D


Gruplardaki takımların kadroları ve bu turnuvaya nasıl geldiklerini öğrenmek için takımların üzerine tıklamanız yeterlidir. Ayrıca şuanda ülkemizde bu turnuvayı yayımlayacak bir yayıncı kuruluş henüz yok. En azından ben böyle bir bilgiye ulaşmadım.

"Spor bahisleri hakkında  "Nasıl bahis oynanır" ,"Nerede güvenli bahis oynanır" gibi sorularınızın hepsinin cevabına buradan 
ulaşabilirsiniz.