9 Şubat 2013

Akıl Oyunları


Mersin İdmanyurdu haftasonu sahasında ligin önemli takımlarından Fenerbahçe'yi konuk edecek.Karşılaşma öncesi Mersin'deki maç havası ve maç önü istatistik bilgilerinden yola çıkarak bir yazı yazmak istedim.

Maç Önü..

Mersin İdmanyurdu Süper Lig'e çıktığı günden bugüne başkan ve yöneticiler, stadyuma dizili her bir koltuğu ticari bir çıkar aracı olarak gördüler.Tevfik Sırrı Gür Stadı ticarethane olarak görüldüğü için de kombine fiyatlarından maç biletlerine kadar akıllara zarar fiyatlar açıklandı.Taraftarlar şimdiye kadar sessiz kaldılar.Kimileri takıma küslük olmaz düşüncesi ile iyi günde kötü günde cebindeki son kuruşa kadar verip maç günü staddaki yerlerini aldı; kimileri evinde ya da kıraathane köşelerinde LİG TV'ye mahkum edildi.Fenerbahçe bu ligin üst düzey takımı olabilir.Bu tip maçlarda kazanç düşünülerek yüksek fiyat tarifesi uygulanabilir fakat ikinci sınıf bir stadyumun kale arkası bilet fiyatlarını "75 TL" olarak belirlemeyi benim mantığım almıyor.Bu abartı tarifyeyi bu ligde hiçbir Anadolu takımı yapmadı bugüne kadar.Mersin İdmanyurdu ligde bu kadar sancılı bir dönemden geçiyorken, yönetimin böylesine önemli maçlarda böyle mantık dışı politikalarla taraftarı küstürmeye ve takımı kendi sahanda deplasmandaymış gibi oynatmaya hakkı yok.Daha önceki yazımda da belirttim.Zamanında taraftarla beslenen yönetimler, yine taraftarla giderler.

Ali Kahramanlı bir röportajda Fenerbahçe'yi yendikleri takdirde tarih yazılacağını söyledi.Belli ki Fenerbahçe maçı şov maçı olarak görülüyor. Başkan hala bu işin ciddiyetinin farkında değil.Bundan sonra her maçın kader maçı olarak görülmesi gerçeğinin farkında bile değil.Artık birileri bu yönetimi rüyadan uyandırmalı.Artık birileri bu kulübü rant kapısı olarak görmekten vazgeçip elini gerçekten taşın altına koymalı.Takım II. yarıya bu kadar güzel bir başlangıç yapmışken, antrenörler ve futbolcular yaptıkları işin hakkını veriyorken taraftarı arkanıza alıp tarihin en kötü Fenerbahçesine bir toprak da Mersin'in atması çok zor değil !

Maç Günü..

Teknik direktör Giray Bulak, zorlu maç öncesi rakiplerinden korkmadıklarını söyledi.Bunu sadece Fenerbahçe'nin istikrarsız sonuçlar almasından dolayı değil, takımının geride kalan 3 haftalık performansını göz önünde bulundurarak söyledi.Güçlenen yedek kulübesinin maç içinde oyunu artı yönde etikeleyeceğini öngörerek söyledi.Maç günü Mersin İdmanyurdu defans dörtlüsü Ordu,Sivas ve Eskişehir maçlarından farksız bir başarı tablosu çizerlerse, Mersin İ.Y. Webo-Sow-Kuyt üçlüsüne net pozisyonlar vermeyecektir.Ortasahada Hakan Bayraktar'ın yanında Murat Ceylan'ın yerine yeni transfer Lawal ya da Ben Yahia oynamalı.Hakan&Murat ile başlamak, Meireles-Emre-Cristian üçlüsüne teslim olmak anlamına gelir.

Bu sezon Fenerbahçe'de en çok atağa çıkan oyuncu Gökhan Gönül (261 kez).Fenerbahçe'nin en çok sağ kanattan gol yemesi de Gökhan'ın hücuma çıktığında geriye dönüşlerde sıkıntı yaşamasına neden olduğunu gösteriyor.Giray hoca'nın sol kanadı etkin kullanması gerekiyor.Bunun için de Culio'nun yerine o bölgede Ozan İpek oynatılmalı.Defansif hareketlerde Fenerbahçe'nin en başarılı isimleri Yobo ve Volkan olarak göze çarpıyor.Yobo Afrika Kupası'nda olduğu için Aykut Kocaman Mersin'de de Bekir&Egemen ikilisine şans verecek.Bu sezon Bekir ve Egemen ligin en kötü defans ikilisi oldular.Hareket başarıları oldukça düşük.Giray hoca Nduka,Burhan ve Nobre'yi iyi hazırlamalı.Bu oyuncular Fener savunmasını boğmayı başarabilirlerse, ilk golü Mersin İdmanyurdu bulabilir.Fenerbahçe'nin geriye düştüğü maçlarda maç çevirme başarısının oldukça düşük olduğunu göz önünde bulunduracak olursak da,ilk golü Mersin İdmanyurdu'nun bulmasının skora doğrudan etkisi olabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Volkan Demirel bu sezon Süper Lig kariyerinin en kötü gol yeme ortalamasına ulaştı (Maç başına 1.35 gol). Sivasspor geçen hafta deplasmanda 2-1 kazandığı Fenerbahçe maçında rakip kaleye sadece 3 şut attı. ( 3 şut 3 isabet 2 gol ) Bütün bu rakamlar, bu sezon her takımın diş geçirebildiği Fenerbahçe'yi, temsilcimiz Mersin İdmanyurdu'nun da yenebileceğini işaret ediyor.

Belki abartı olarak yorumlayacaksınız ama ben Fenerbahçe'nin Mersin'den puan ile ayrılabilmesine ihtimal vermiyorum.Ne kadar başkan ve yönetimin saçma bilet politikaları olsa da, taraftarlar tribünde yerlerini alamayacak olsa da Giray Bulak takımı bu maça iyi motive edecektir ve Mersin İdmanyurdu hak edilmiş bir galibiyet elde edecektir.

Futbol eylemdir; laf değildir.Eylem getirmeyen tüm sözler de sahtedir..

Giray hoca ve ekibine, futbolculara Fenerbahçe maçı öncesi başarılar diliyorum.

DeepNot:Karşınızdaki insanın size olan tepkisi çok büyük oranda sizin kendinize olan tavrınızın bir yansımasıdır.Mersin İ.Y. yönetimi yine kendisine yakışanı yaptı.Taraftarı bu kadar karşınıza alabiliyorsanız, sonuçlarına katlanmanız kaçınılmazdır...

6 Şubat 2013

Mersin İdman Yurdu - Fenerbahçe Maç Öncesi ve Bilet Fiyatları


Malum, bu Pazar her iki takım için de kritik bir sınav olacak. Bir tarafta kâbus gibi bir ilkyarı geçiren ancak yaptığı takviyelerle ilk yarıdaki görüntüsünden uzaklaşan, 3 maçta 1 gol yiyen Mersin İdman Yurdu, diğer yanda taraftarın bir türlü yıldızının barışmadığı Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’si.


Fenerbahçe’nin son Sivas maçını izlediğimizde hücumda daha etkin bir takım gördük. İlk yarıda özellikle topu 3.bölgeye taşımakta zorluk çeken Fenerbahçe’nin ardından bu görüntü olumluydu. Maç sonunda Rıza Çalımbay da “ Fenerbahçe’nin bu kadar baskılı oynayacağını düşünmemiştik.” dedi. Fenerbahçe’de Yobo’nun olmayışı savunma düzenindeki aksaklığın baş sebeplerinden biri haline geldi. Peki bu bir bahane miydi? Tabi ki değildi. Keza Fenerbahçe’nin savunma düzenindeki sıkıntı her maç gol yemesinden anlaşılıyor. Buna bir de Volkan’ın formsuzluğunu eklediğimizde aslında Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belliydi.

 Aykut Kocaman’ın bu maç öncesi kadroda revizyona gitmesi bekleniyor. Özellikle Christian’ı kesip artık Salih’e şans vermeyi ve Kuyt’ı yedek kulübesine çekmeyi plandığını okuduk.



Gelelim Mersin İdman Yurdu cephesine. Devre arasının en hareketli takımlarından Mersin İdman Yurdu ikinci yarıdaki futboluyla herkesin takdirini kazandı. Özellikle 3 maçta 1 gol yiyen geri savunma dörtlüsü harika işler çıkarıyor. Mersin İdman Yurdu’nda en büyük problem kuşkusuz sakatlar.  Yeni transferler Lawal’ın takımla idmanlara çıkmaya başladı, 2 haftaya Yattara ve Gosso’nun da takıma dahil olacağını belirtildi. Bu hafta kadroda büyük değişiklikler beklenmiyor.

Bu hafta kale arka biletlerinin 75 lira belirlenmesini ardından iki taraftar grubu da ortak tepkiyle stada girmeme kararı aldı. Üstelik yönetim tarafından sınırlı sayıda bedava bilet önerilmesine rağmen…

Bu kararı alan iki taraftar grubunu da kutluyorum.  Verilmesi gereken en doğru tepki verildi. Şimdi en önemli soru şu: “ Acaba bu tepki tam anlamıyla uygulanacak ve ses getirecek mi ?” Bu tepki bilet fiyatları 5 lira olduğunda da devam edecek mi yoksa 1 maçlık bir tepki mi ? Açıkçası ikinci sorunun cevabını daha fazla merak ediyorum.



Hep söylemekten bıktığımız konuya geliyoruz yine: “KURUMSALLAŞMA”

Eğer sezon başında kombine fiyatları uygun fiyatta satılaydı ve taraftarın alması için teşvik edilseydi belki bu fiyatlar çok da tepki çekmeyecekti. Ancak kombine fiyatlarının yüksek olması yüzünden maalesef bu konuda hala kurumsallaşmış değiliz. Ayhan Erdem 1000 civarında kombine satıldığını söyledi ki bu çok komik bir rakam. Kendisine bu konuyu ilettiğimde "haklısınız, bununla ilgili çalışma yapacağız dedi." İnşallah bu sözler lafta kalmaz.

                Açıkçası Anadolu takımlarının evsahipliğindeki Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarındaki fahiş fiyat uygulamasına TFF tarafından bir standart getirilmeli diye düşünüyorum. Bunun adı resmen“SOYGUN”. Üstelik bu durumdan hem ev sahibi takımın taraftarları etkileniyor hem de deplasman takımının taraftarları. Keza, 1 hafta önce 5 liralık biletin 15 kat artmasının mantıklı bir açıklaması olamaz. Bakalım Pazar günü stadın doluluk oranı nasıl olacak.

                   Son olarak umarız bu sefer ceza sahası içine EL İLE MÜDAHELE EDİLEN TOPLARA penaltı çalınır. Umarız maçı zorla Fenerbahçe cephesine kazandırmak için karaktersiz müdahalelerde bulunulmaz. Herkesin temennisi adaletli bir maç ve güzel oyun.

Spain & Uruguay


Bu yaz Brezilya'da düzenlenecek Konfederasyon Kupası'nda karşı karşıya gelecek iki ekip bugün akşam da Katar'ın başkenti Doha'da bir hazırlık maçı yapacaklar. Yukarıda gördüğünüz bilet bu maça ait. Bu akşam oynanacak maça hem İspanya hem de Urugay ideal kadrolarıyla çıkacaklar. Bilindiği üzere 2022 yılında düzenlenecek Dünya Kupası'nın ev sahibi ülke Katar. Bu bilette bir  Katarlıya yani Hamyasa Muhammad'a ait. Bu Katarlı yıllar geçse dahi bu maçın kadrosunu ve bu iki ülkeyi asla unutmayacak. Çünkü Katarlı heyecanlı! Çünkü Avrupalı işi biliyor. Hazırlık maçını bile fırsata çeviriyor. O insanları küçümsemiyorlar ve aksine onlara görsel bir şölen hazırlamaya çalışıyorlar. Uzak diyarlardan gelip onların ülkesinde bir maç yapıyorlar. Onların hafızasına kendilerini aşılıyorlar. 

Ve...
2022 Dünya Kupası'nda bir Katarlının üzerinde İspanya ya da Urugay forması görürseniz şaşırmayın diyorlar...

John Terry


O'nun ismini duyduğumda ben daha çocuktum. Defans oyuncusu olmasından dolayı mahalle maçlarında kimse ben Terry'im demezdi.  Şeytan Rıdvan'dan aşina olduğumuz 8 numaradan ötürü Marcel Desailly bile Terry'den daha fazla ilgimizi çekerdi. Hiç stoper adam 8 numara giyer mi diye...

Mavililerin en çok gurur duyduğu adam oldu kaptan. Ne de olsa altyapılarının bir ürünüydü. Yeni yeni yapılanmaya başlayan alt yapılarının...Hani Miroslav Stoch'un da kariyerine yön veren akademi!

2009 yılında ülkesinde yılın babası seçildi. Arkasından 2010 yılında takım arkadaşının Wayne Bridge'nin nişanlısıyla haşır neşir oldu. Milli takım kaptanlığı elinden alındı. Takım arkadaşı Wayne Bridge apar topar takımdan yollandı. Ama Terry hala oradaydı. Ve orada kalacaktı. Çünkü Terry bir simgeydi. Hem kaptandı hem de bu kulübün alt yapısının bir ürünüydü. Emsal teşkil ediyordu ve adı Mavililerle eşleşmişti! Belkide ölümsüzleşecekti...

Oysa gerçekte Terry, West Ham United'in Ada futboluna armağan ettiği bir yıldızdı. Hem de West Ham'da oynarken orta sahanın bir bireyiydi. İki ezeli rakip ve bir futbolcu. Biri pişirirken diğeri kendi ismiyle ölümsüzleştiriyor.

Şimdi bu fotoğrafta gördüm. Terry gerçekten ihtişamlı bir kaptan. O'nun varlığı dahi takımın özgüvenini fazlasıyla artırır. Belkide Chelsealiler O'nun talihsiz skandalına bu sebepten ötürü kayıtsız kaldılar. 
Kim bilir...

Tello & Lorena


Cristian Tello ve kız arkadaşı Lorena Lopez...

Cristian Tello


Soğuk kış günlerinde içinizi ısıtacak bir fotoğraf...

Isaac Cuenca


''O büyük bir oyuncu. O'nun futbol tekniği Overmars'tan daha iyi. Frank de Boer ve Overmars'la beraber kendisini daha fazla geliştirecektir.''

Ajax'ın, Barcelona'dan sezon sonuna kadar  kiraladığı kanat oyuncusu Cuenca için Henk ten Cate'den övgü dolu sözler...

5 Şubat 2013

Nurullah Sağlam Göreve!..


Fatih Terim'in Galatasaraylı'lığı, Samet Aybaba'nın Beşiktaşlı'lığı, Şenol Güneş'in Trabzonsporlu'luğu, Aykut Kocaman'nın Fenerbahçeli'liği nasıl tartışılmazsa Nurullah Sağlam'ın da Gaziantepsporlu'luğu tartışılmaz. Malumunuz üzere Hikmet Karaman'da hazır görevi bırakmışken, ayrıca Hoca'nın tabiriyle Antepspor zor durumdayken görevden kaçılmaz...

Sağlam ile bir kaç gün önce telefonda görüştüm. Şimdilik renk vermedi. Önümüzdeki hafta sanırım yurt dışına çıkma planları var. Futbolcu izleme ve data edinme gibi bir program hazırlamış kendine. Lakin bunları bir süre daha erteleyecek gibime geliyor...

Hayırlısı...

Geliyorlar!

Sizlere Nastasic, Lukaku, Oxlade-Chamberlain, Pogba yada Varane gibi oyuncuları anlatmayacağım. Bunlar "Geliyorlar" kategorisinde değil. Bunlar "Geldi" artık. Hepimiz yada birçoğumuzun bildiği adamlar. Tüm dünyanın gözü üzerlerinde. Ben size henüz bu patlamayı yapmamış ama her an yapabilecek olan futbolcuları anlatmak istiyorum. Twitter fenomeni bir laf ile açılışı yapayım... "Bunlar benim görüşüm, Scoutları bağlamaz!"

GERARD DEULOFEU / BARCELONA B


La Masia'nın Dünya futboluna sunmaya hazırlandığı yeni keşfi, Gerard Deulofeu. 1.75 boyunda ve hücumda her bölgede oynayabilen 18 yaşındaki genç İspanyol, klasik bir Barcelona stili oyun yapısına sahip. Topa hakim, çabuk düşünebilen, teknik bir oyuncu. Barcelona B takımının maçlarının özet görüntülerini izleme sebebimiz o. Thiago Alcantara, Cuenca yada Tello gibi gelmiyor. Çok acaip geliyor! Oynadığı futbolla şimdiden İspanyol futbol severlerin gözlerini kamaştırmaya başladı bile. Yakında dünyanın da gözü onun üzerinde olacak.

JESE' / REAL MADRID B (CASTILLA)


Barcelona'dan bir oyuncu tanıtmışken Real Madrid altta kalmamalı değil mi! Barcelona'nın Deulofeu'su varsa Real Madrid'in de Jesé 'si var! 19 yaşındaki genç İspanyol, son dönemde oynadığı futbolla yetenek avcılarının dikkatini çekmeyi başardı. Castilla'nın sol kanadının sağ ayaklı genç Madridista'sı, U19 İspanya Milli Takımı ile Avrupa Şampiyonası'nda ortaya koyduğu futbolla parladı. 4 maçta attığı 5 golle bir anda dikkatleri çekti. Castilla'da bu sezon 21 maçta 13 gol ve 5 asist rakamlarına ulaştı. Kanattan bindirmeler yapıp, bol orta yapan bir oyuncu tipi değil. Daha gole dönük bir stili var. Yeni nesil kanat adamlarından. İçeriye kat etmeyi seven, defansı zayıf ayağı üzerinde kalmaya zorlayan bir yapıya sahip. Bu sebeplerle oyun stilini Cristiano Ronaldo'ya benzetmek yanlış olmaz.  Ronaldo Abisi kadar full donanım ile donatılmamış olsa da, yapması gerekenleri çok iyi yapan bir futbolcu. Tek sıkıntısı onun bölgesinde Cristiano Ronaldo'nun varlığı. Jose Mourinho'nun onu kiralık verip, neler yapabileceğini görmesi lazım. Tabi Mourinho takımda kalabilirse!

MATEO KOVACIC / INTER


Hırvatların yeni harika çocuğu, Mateo Kovacic. Aslında net olarak Hırvatların dememek lazım çünkü Linz, Avusturya doğumlu. 1.79 boyunda, 18 yaşındaki Avusturya asıllı Hırvat, orta sahanın ortasında yada forvet arkası olarak görev yapabiliyor. Yeni nesil orta saha tiplemesine uyan bir yapısı var. Topla haşır neşir olduğu kadar, alan savunmasında pozisyon bilgisi de barındırıyor. İki ayağına da hakim. Bir ayağını sadece yürümek için kullanan futbolculardan değil. Teknik ve pasör özelliğinin yanında baskı ve pres yeterliliği de var. Dinamo'nun Şampiyonlar Ligi maçlarında izlediğimiz ve "Bu takım bu adama dar geliyor" dediğimiz futbolcu. Dinamo Zagreb'in geçen sezonki başarısında büyük pay sahibiydi. 25 maçta 4 gol 7 asistle oynadı. Üstelik 17 yaşındayken! Şampiyonlar Ligi'nde 2 sezonda oynadığı 12 maç sonrası artık  büyük bir takıma transferi için gerekli birikime sahip olduğunu düşünüyordum ki, Inter geçtiğimiz günlerde Dinamo Zagreb'e 11 milyon euro ödeyerek imzayı attırdı Mateo'ya. İmza attırmakla kalmadı, Galatasaray'a giden Sneijder'in 10 numaralı formasını genç futbolcunun sırtına geçirdi. Genç Hırvat futbolcuların parlaması ne kadar kuvvetliyse, sönmeleri de bir o kadar çabuk olabiliyor. Herkes Modric kadar başarılı olamıyor. Kranjar ve Rakitic örneklerinde bunu görmüştük. Ama bu adam başka sanki! Dikkatle izleyin.

Javier Macherano & Thiago Alcantra


Guardiola'nın pas fantezisine kurban gitmese belki bugün Thiago'yla halef-selef ilişkileri olacaktı ama...

Es Es Maçı Futbolcu Performansları

Eskişehir maçında futbolcuların bireysel performanslarını merak edenler için...


David Bicik: Ordu ve Sivas maçlarında olduğu gibi, Eskişehirspor maçında da temkinli davranan ve doğru zamanlamalar ile önemli pozisyonların gole dönüşmesini engelleyen Bicik, iyi bir maç çıkarttı.

Ivan de Souza: Karşısında Causic gibi etkili bir isme karşı oynamasına ve Veysel Sarı'nın kanattan yaptığı ani çıkışlara rağmen görevini kusursuz yaptı diyebiliriz.Maçın ilk yarısında hücumda kanattan getirdiği toplarla Nobre,Culio ve Nduka'yı gol pozisyonlarına sokarak da ofansif oyun karakterini ortaya koydu.Maçın kinci yarısında Eskişehir'in baskılı oyunundan dolayı fazla ileriye çıkamamasına rağmen , zor bir deplasmanda iyi işler başardı.

Mitrovic: Mersin İdmanyurdu'nun II.yarının başlaması ile göze çarpan sağlam defans anlayışı, Eskişehir deplasmanında da kendini gösterdi.Takıma geldiğinde kısa bir süre içerisinde uyum sağlayan ve Stepanov ile iyi bir ikili olmayı başaran Mitrovic, ilk yarıda Nuhiu'ya, ikinci yarıda da Kamara'ya çok fazla pozisyona girme fırsatı vermedi.İstikrarlı çizgisini devam ettirmesini umuyoruz.

Stepanov: Takımın deneyimli defans oyuncusu Stepanov da tıpkı Mitrovic gibi oyuna iyi konsantre oldu ve neredeyse sıfır hata ile oynadı.Bu defans ikilisi eğer bozulmaz ve istikrarlı oyunlarını ilerleyen haftalarda da sahaya yansıtabilirlerse, takımın puan kayıpları en aza inecektir.

Serkan: Maçın tartışmasız en iyi oyuncusuydu.Türkiye'nin en formda hücum oyuncusu Erkan Zengin'e karşı oynamasına rağmen, Erkan'ı sezonun en kötü maçını oynamaya zorlamayı başardı.Zaman zaman Dede ve Diego'nun sol kanattan yaptığı çıkışlarda da doğru hamleler ve zamanında müdahaleler ile takımını rahatlatan isim olan Serkan, kusursuza yakın bir performans ortaya koydu.

Murat Ceylan: Çok koşup iyi mücadele etmesine rağmen bire bir pozisyonlarda etkili olamadı.Murat Defansa daha fazla yardım etmeli; hücuma da zaman zaman katkı sağlamalı.Lawal'ın takıma transferi sonrası MuratCeylan'ı ilerleyen haftalarda kulübede görebiliriz.

Hakan Bayraktar: Alper Potuk ve Tello ile girdiği ikili mücadelelerde başarılı olamadı.Buna rağmen iyi mücadele etti.Bazı önemli Eskişehir kontra ataklarını keserek defansını rahatlatmayı başardı.Maçın ikinci yarısında oyundan düştüğü bir gerçek; fakat bunda oyuncunun yaşının doğrudan etkisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Culio: Giray hoca eğer bu yazılanları okuyorsa, ona açık mektup: Culio'dan faydalanmak istiyorsan onu forvet arkasında oynat hocam.Culio Galatasaray'da da, Orduspor'da da hücumun solunda görev yapan değil, "10 numara" pozisyonunda yani forvet arkasında oynayan bir oyuncuydu.Culio kanatta birebirde adam geçemez.Diyelim ki bunu bazı pozisyonlarda başardı.Sürekliliği olmaz..Culio'yu Alex modeli gibi kullanırsanız hem gol atar, hem gol attırır.Kaleyi daha iyi görür, şut çeker, pas dağıtır.Eskişehir'de Veysel ile Cauisic'in rahat vermediği Culio'ya, pazar günü Gökhan Gönül ile Meireles birebir pozisyonlarda hiç kaybetmezler..

Nduka: Nduka aldığı topları iyi kullanamadı.Oyunun iki yarısında da bulduğu pozisyonlarda başarılı olamadı.Topla çok hızlı çıkmasına rağmen verdiği paslarda zamanlama hatası yapan, zaman zaman da şahsi oynayan Nduka, Eskişehir'de beklentilerin altında bir performans sergiledi.

Burhan Eşer: Maça farklı duygular ile çıkan Burhan, oyun genelinde vasatı aşamadı.Bazı oyuncularda zaman zaman form düşüklüğü görülebilir.Eskişehir deplasmanında Burhan'da da bir form düşüklüğü söz konusuydu ama kendisini çabuk toparlayacağından eminim.

Mert Nobre: Ligin en deneyimli golcüsü Nobre, maçın ilk yarısında bulduğu 2 3 net gol fırsatını değerlendiremedi.Eskişehir defansını bu kadar kötü yakalamışken, Nobre girdiği bu pozisyonlardan en az birini gole çevirebilseydi, bugün daha farklı şeyleri konuşuyor olabilirdik.Nobre'nin Fenerbahçe maçında gol ya da goller atarak kendisine gelmesini umuyorum.

4 Şubat 2013

Mehmet Demirkol ve Diğerleri

Az çok futbolla alakası olan bir adam anlar futboldan. Aslında çok da komplike bir oyun değildir. Mesela basketbol daha karışık gelir bana gerek oyun sistemi gerekse sistem farklarından. Futbol öyle midir oysa? 7’den 70’e herkesin dilindeki tutkudur. Hep kahvede konuşulur deriz de en lüks toplantı odalarında da konuşulur, bir inşaatta çalışan işçiler arasında da…

Olmazsa olmazımızdır yorumlarımızı yapmak. Herkesin bir doğrusu vardır. Fenerbahçe’nin kötü gidişatı kim deseniz birisi çıkar Aykut Kocaman der diğeri yönetim bir başkası da oyuncular. Merak etmeyin ama hiçbiri Lua Lua’ya Huawei diyecek kadar saçmalamaz.  

Bir de televizyondaki yorumcular vardır. Aslında ben onlara yorumcudan şok futbol magazincisi kelimesini daha doğru buluyorum. Odakları tamamen reyting üzerine kurulu, cümleleri birbirinin kopyası beceriksizler ordusu. Uzaktan yakından futbolda alakası olmayanları yorum yaparken görebilirsiniz. Gün geçtikçe geriye giden Türk Futbolunu bu isimlere yorumlatmaya şaşırmamak lazım aslında.

Bir de gerçek yorumcular vardır hani herkesin “abi adam çok doğru konuşuyor.” dedikleri.  
Rıdvan Dilmen bir tanesi.  Onu aslında bu kategoriye sokmak istemiyorum.  Devre arası ve maç sonu değerlendirmeleri konusunda onun kadar iyisi olmadığını düşünüyorum.


Bir de Mehmet Demirkol var.  Futbolu bütün yüzüyle iyi analiz edip, kimsenin göremediğini gören adam…  Mehmet Demirkol’u benim nazarımda başarılı kılan da bu. En can alıcı tespitleri yapıyor ve bunu önümüzde en doğru halde servis ediyor.  Kayırmadan araya iğneleyici laf sokmadan direk söylüyor. NTV Spor’da 1 saatte onun gündemdekileri ele alıp yorumlayışını gece saatinde malum futbol programı yapamaz mesela. Mehmet Demirkol’un 10 dakikada vurguladıklarını o programlar 4-5 saatte dahi yorumlayamaz.

“Bir Diyarbakirli cocuk gelsin orada Milli takimda Kürtçe konuşsun  ortalik birbirine girer. Sercan Türkce konusamiyor. Almanca konusuyor, cevirmen ceviriyor. Kimse birsey demiyor. Türk takimlarinda oynayan yabanci futbolcular da Türkce bilecek. Türk milli takiminda oynayan oyuncular Türkce konuşacak. Üzerinde Türk formasi varken basin toplantisinda bir oyuncu Almanca konusamaz. İnsani zorla irkci, milliyetci yaparlar.”

Böyleydi bugünkü açıklamaları. Kendi altyapısından uzak Almanların hazırına konan Türk Futbolu’na bir kere daha değindi. Devşirmeleri gördük, Almancılığı gördük bakalım daha neler göreceğiz.  Zenci futbolcu getirip beyazlatır mıyız ? Beklerim valla

Gerard Deulofeu


La Masia'nın son ürünlerinden... Real Madrid'in B takımı olan Castilla maçından önce...

Nesli Tükenen Forvet

 
Galatasaraylıların Brezilyalı forvet Jardel için kullandıkları Süper Mario lakabını, Bavyeralılar'da O'nun için kullanıyor. Aslında Bavyeralılar'ın iki tane Süper Mario'ları var. Mario Gomez ve Mario Mandzukic! Hırvat olanı için  sezon öncesi düşünülen yer ''yedek kulübesiydi'' ama İspanyol olanın beklenmedik sakatlığı Mandzukic'i birden vitrine taşıdı. Türk futbol severler Mandzukic'i Arena'da yakından tanıma fırsatı yakaladılar. O'nun golleri bizim için çokta yabancı değil aslında. Şu sıralar da Bundesliga'da atıyor gollerini! 

Şu sıralar dediğime bakmayın siz herif sezon başından beridir fırsatını bulunca tabelaya yazıyor!

Hakan Şükürlü, Elberli, Morientesli düzen yavaş yavaş tükeniyor. Artık pivot santrfor tabiri kullanılmayacak gibi. Bakın Trabzonspor bile sezon başında aldığı Janko'yu kaç maçta kullandı ki? Klose, Gomez, Kisling daha ismi aklıma gelmeyen bir çok pivot santrfor 4-6-0 taktiğine yenik düştüler. Belki de Barcelona Torres'i bu sebepten ötürü düşünmüyor kadrosunda... 

Düzene yenik düşme durumu bu olsa gerek!

Del Bosque'nin Fabregas'tan yarattığı orta sahadan devşirme forvet modeli günümüz modern futbolunda  yavaş yavaş yeni trend haline gelirken, Alper Potuk'tan, Oğuzhan Özyakup'tan, Salih Uçan'dan, Soner Aydoğdu'dan da yakın zamanda bu şekilde faydalanmak isteyen teknik adamlara da çokta şaşırmamamız gerekli. Zira gözlerimizi ve futbol seyir zevkimizi buna şimdiden alıştırmak lazım.

Futbolun oynanmaya başladığı ilk yıllarda da buna benzer sistemler varmış. Mesela o dönemlerde 1-3-6 gibi bir diziliş epey yaygınmış. Ve 4-4-2'nin mimarı İngilizler tarafından kullanılmış! Macarların da toplu hücum-toplu defans üzerine bir kurgusu varmış. Almanların olaya el atması gecikmemiş ve onlarda kendilerince bir düzen kurmuşlar. Aslında Almanlardan önce İsviçreliler kullanmış 3-5-2 düzenini. Beckhanbauer etkisi ile 3-5-2 Almanların üzerinde bir etiket olmuş sadece. Yani futbol yüzyıllardır evrim içerisinde olmuş.

Her dokunuşta farklı rol modellerinin sahne olmasına vesile olan futbol sahnesinde İspanyolların dokunuşu ise pivot santrfor tabirinin kaybolmasına neden olacak gibi. Yakın zamanda kıtlık alarmı veren sol bek mevkisi ise nasıl bir dokunuşla hayat bulacak onu da ziyadesiyle merak ediyorum...


3 Şubat 2013

Eskişehirspor - Mersin İdman Yurdu Maç Analizi



Yazıma başlamadan önce bizi üzen bir haberi paylaşmak istiyorum:

Eskişehirspor - Mersin İdman Yurdu maçına gitmek için Mersin'den özel araçlarıyla yola çıkan taraftarlar kaza geçirdi. Eskişehir'e 40 km kala talihsiz kaza geçiren taraftarlarımıza gönülden geçmiş olsun.


                
En büyük tesellimiz taraftarlarımızın 5 takla atmış bu araçtan hafif yaralanarak kurtulmaları oldu. Allah tekrarını göstermesin diyelim ve yazımıza başlayalım.

Bitmek bilmeyen Türkiye Kupası zulmünü atlattıktan sonra bizim için en kritik maçlardan birini daha yaşadık. Malumunuz artık hemen hemen her maç bizim için bir final niteliğinde. Kayseri’nin yükselen çizgisi, Elazığ’ın Fenerbahçe ve Kasımpaşa deplasmanları ile içerde Trabzon maçlarından toplam 5 puan çıkardığını düşünürsek işimizin kolay olmadığını görmek hiç de zor değildi.

Eskişehir ise son dönemde ciddi anlamda büyük çıkışa geçen takımlardan biri. Ersun Yanal’ın gelişinden sonra ilk başta tutuk görünseler de hocanın bol hücum varyasyonlu sistemine çabuk ayak uydurdular. Lig ve kupa yolunda kaliteli bir kadroyla devam ediyorlar. Onlar için kupa her ne kadar ilk planda olsa da lig için de aynı hassasiyeti gösterdiklerine şahit olduk. Keza geçen haftaki Ordu maçında daha ilk dakikalardan itibaren oyunu yıkıp Ordu’yu bunalttılar bir penaltı kaçırmalarına rağmen hak ettikleri 3 puan ceplerine koydular. Orada her ne kadar Necati kart görüp cezalı duruma düşse de Eskişehirli taraftarların dikkatini çektiği Nuhiu’yu es geçmemek gerekiyordu. Keza Necati son haftalarda fazlaca gol kaçırarak az da tepkileri üzerine çekmeye başlamıştı.

Eskişehirli taraftarlar dün tesisleri ziyaret ederek Mersin İdman Yurdu maçı öncesi takıma ve hocaya moral vermeye gittiler ve ortaya çok güzel görüntüler çıkmış:




Giray Hoca Sivas maçının 11’ini bozmamış, Eskişehir’de ise en bariz değişiklik ilerde Nuhiu’yu görmemiz oldu.

Maçın başlarından itibaren rakip kaleye yüklendik ve ilk 20 dakikada tamı tamına 3 net pozisyon bulduk. Özellikle 10.dakikada Ivan’ın içeriye taşıdığı topa Nobre’nin vuruşu tam saç baş yolacak cinstendi. Eskişehir’in ilk yarıdaki tek tehlikesi 12. Dakikada Tello’nun uzaktan vuruşuydu o kadar.  İlk yarı 20 dakikada 3 net pozisyon harcayan Mersin İdman Yurdu vardı. İkinci yarı öncesi taraftardaki tedirginlik normaldi. Çünkü atamayana atarlar kuralının işlediği takımlardan biridir.

Eskişehir’de Kamara ve özellikle Necati’nin yokluğu bariz belli oluyordu. Nihui ne kadar etkili olmaya çalışsa da hatasız savunmamız buna izin vermedi. Buna ayrı olarak değineceğim. İkinci yarı oyunu kendi sahamızda kabullendik. Atamadık bari yemeyelim mantığı işledi. Eskişehir son dakikadaki pozisyon ve duran top haricinde etkili olamadı diyebiliriz. Ve maç başladığı gibi sona erdi.




Günü kötü isimleri: Culio-Burhan-Nduka-Nobre

Eğer şu maçtan galibiyet alamadıysak Nobre kadar bu oyuncular da suçludur. Culio bu takımın ilk 11’inde oynamayı haketmiyor. Tek temennim Ozan İpek’in bir an önce formayı kapıp Culio’yu kulübeye sene sonunda da geldiği yere göndermesi. Bu kadar basiretsiz ve bencil top oynanmaz, yeter artık.  Burhan bu maçta kötüydü, kendisine yakışan topu oynamadı keşke bu maç Eskişehir maçı olmasaydı belki o zaman daha farklı yazabilirdik ya neyse. Nobre ise bu sistemde özellikle ileriye çıkarken bize sıkıntı yaşatacağını gösterdi. Devre arasında hızlı bir forvet alınmayışına muhtemelen teknik heyet üzülebilir. Nobre her ne kadar iyi olsa da maalesef bütün takımlar maçlarda ona göre önlemini alıyor, bugün Servet ve Diego’dan bir türlü kurtulamadı. Net pozisyonları değerlendirseydi çok daha farklı satırlar yazabilirdik.

Günün iyileri: Bicik – Stepanov – Mitroviç- Ivan – Hakan Bayraktar

Eğer buraya Serkan Yanık’ı yazmıyorsam kimse kusura bakmasın o bugün birazdan yazacağım kategoriye dahil olduğu içindir. Defans hattımız artık oturdu diyebiliriz ve ilginçtir bu 2 maçta oldu. Mersin İdman Yurdu taraftarları belki de uzun bir aradan sonra ilk defa kalede bu kadar güven bir kaleciyle tanıştı. Artık top kaleciye geldiğinde yüreğimiz hoplamıyor.  Benim takımda en sevdiğim isimlerden birisi de Stepanov. Bursa’dan bize geldiğinde Bursasporlular; “size adam gibi adam gönderiyoruz” demişlerdi. Stepanov hem burada ivmesini arttırdı hem de Mitroviçle muhteşem bir uyum yakaladı. Mitroviç’i konuşmadan da olmaz. Giray Bulak’ın en iyi hamlesidir. Hava toplarında çok iyiydi ve en önemlisi riske girmiyor tam bir disiplin içinde oynuyor. Ivan ise her zamanki gibiydi bölgesini iyi savundu bu sefer ileriye fazla çıkmadı. Hakan Bayraktar yine elinden geleni yaptı koştu kovaladı top yaptı. Onun yanına Murat değil de Gosso veya Lawal geldiğinde yükü daha da hafifleyecek.



Günün adamı, muhteşem ismi: Serkan Yanık

Eğer bugün Erkan Zengin ismi etkili olamadıysa bunun sebebi Serkan Yanık’tır. Tanju ilk 11’de olmalı demiştim ama Serkan’a bu sefer kendi bölgesinde şans verdi Giray Hoca. O şansı iyi kullandı Serkan. Öyle mücadele gösteriyor ki bu takımın armasına en fazla ben yakışırım diyor. Söyleyecek söz yok helal olsun, umarız nazar değmez.

Eskişehir tribünleri gerçekten çok güzeldi., takımlarına olan desteği asla esirlemiyorlar. Eskişehir sanırım dikkatini daha çok kupaya vermiş. Necati’nin olmayışı da onları etkiledi. Hala ligin en iyi kadrolarından birine sahipler. Yolları açık olsun.

Son olarak oraya kadar gidip 90 dakika destek veren Kırmızı Şeytannların ayaklarına sağlık. Ara ara taraftarlarımızın da sesi geldi.



Haftaya maçın analizini yapmaya gerek yok, kazanmak zorundayız ve Allah’ın izni ile kazanacağız.