2 Mart 2013

El Clasico Öncesi


İki takım da da forma giymiş hatta her iki takımı da çalıştırmış spor adamları...

1 Mart 2013

Miy Taraftarı Sosyal Medyada Buluşsun!

İlk Mersin İdman Yurdu maçına gittiğimde yeni yetişen bir gençtim. Yada moda tabirle ''Ergen'' idim. Tarihini ve hangi maç olduğunu hatırlamıyorum. Sırf bir tost, yanında da bir şalgam içebilmek içindi tüm gayem. Futbolu seviyordum ama izlemesini değil!

O dönemlerde hatırladığım bir maç vardı sadece. Babam ve kardeşimin Fenerbahçeli olmasından ötürü, Gaziantepspor'un cezası nedeniyle Mersin'de oynadıkları Fenerbahçe maçı! Stat full doluydu ve herkes çılgınca Fenerbahçe'yi destekliyordu. Ben ise o kalabalığın içinde ne işim var diyerek kendime isyan ediyordum. Hayatımın belki de o gün en önemli kararını vermiştim. Benim Fenerbahçe maçında işim yok dedim ve maçın ikinci yarısında stadı terk ettim.

Halamlar çok koyu Galatasaray'lıydı. Kuzenlerimde öyle. Dayımlar ve amcamlar da Fenerbahçeli. Yani etrafımdaki herkes ya Galatasaray yada Fenerbahçe taraftarıydı. Ben ise hala kimlik arayışında idim. 12 yaşında cebinde biriktirdiği harçlıkla Ahmet Kaya'nın yasaklı kasetlerini alan bir kişilikten başka ne beklenebilirdi ki? Bir ara Rasim Kara'lı Beşiktaş'a hayranlığım vardı. Ama kısa sürdü. Bir arada Raşit Çetiner'den dolayı Bursaspor'a sempati duydum. Fakat beni hiç bir şey derinden etkilemiyordu. Taki Mehmet ağabey elimizden tutana kadar.

Sağ olsun mahalledeki çoluk çocuk herkesi Mersin İdman Yurdulu yaptı. O'nun elinden tutup maça götürdüğü çocukların çoğu şimdi tribüncü. O'nun elinden tuttuğu şimdinin tribüncü çocukları, bugün başka çocukların elinden tutuyorlar. Geçmiş nesil elinden gelenin en iyisini yaptı ve görevi bizlere devretti. Bizler bugün paramparça bir halde çeşit çeşit gruplara bölündük. Stat da aynı anda tezaruhat yapmayı bile unuttuk. Bir olmayı, birlikte tepkimizi ortaya koymayı unuttuk. Takımımız da bizim unuttuğumuzu gördü O'da bize küstü!


Ve bugün...
Biz sonuncu sıradayız ve küme düşmenin en büyük adayıyız! Kalan 11 haftaya rağmen hemen herkesin kesin gözüyle baktığı takım biziz maalesef... Yönetimi suçluyoruz, teknik adamı suçluyoruz, hakemleri suçluyoruz, federasyonu suçluyoruz ama suçu kendimizde hiç aramıyoruz!

Beyler!
İş işten geçiyor farkında mıyız?

Bu takımın küme düşmesi asla ama asla dünyanın sonu demek değil. Elbette üzülürüz, ağlarız ama biz yine gider alt ligde de olsa takımımızı destekleriz. Asıl tehlike ise çok başka. Öncelikle takımımızın bir idman yapacağı tesisi yok! Altyapısı yok! Doğru düzgün futbolcusuna yemek yapacak ahçısı bile yok! Ligden düşmemek adına bilinçsizce yapılan transferlerin önümüzdeki senelerde başımıza nasıl işler açacağından kimsenin haberi bile yok!

Ben 2008 senesinde askerden geldiğim günden beridir bu kulübe üye olmak için uğraş veriyorum. Şu ana kadar bir netice alamadım. Ben 4-5 senedir uğraşıyorum ama bu üyelik için 10-12 senedir uğraşan abilerimiz var. Kulübümüz maalesef kurumsal bir yapıya sahip değil. Şehrimizde Mersinli olup ta kulübe sahip çıkacak doğru düzgün bir başkan adayı yok. Bunun neticesi de maalesef şuanda puan tablosunda net olarak görülüyor!

Şimdi ben diyorum ki, gelin tribünlerde birlik olamadık bari sosyal medyada birlik olalım. Ortak bir payda da buluşalım. Adı Mersin İdman Yurdu olsun, gönüller bir olsun, sesimiz duyulsun... Bir çatı altında toplanalım. Belki sayımız Galatasaray, Beşiktaş yada Fenerbahçe kadar çok olmayacak ama en azından gayemiz şehrimizin takımı olsun. Bundan sonraki mücadelemizi tek bir dille net olarak ifade edelim. Bu amaç doğrultusunda kimler öncülük edecek bilemiyorum ama tüm Mersin İdman Yurdu gönüllülerinden bir fikir, bir görüş bekliyorum. Cevaplarınızı buraya yorum kısmına isim belirterek lütfen paylaşın. Belki geç kalınmış bir çaba ama inanın denemeye değer. En azından Kırmızı-Lacivert sevdamız için!..

27 Şubat 2013

Mersin İ.Y.'da Saha İçi Sorunları...


Sezonun II. yarısına kadrosunda geniş çaplı revizyona giderek başlayan Mersin İdman Yurdu, II. yarıya iyi bir başlangıç yapmasına rağmen son üç haftada arka arkaya aldığı 3 mağlubiyet ile dibe vurdu.

Tevfik Sırrı Gür Stadyumu'nda oynanan Fenerbahçe maçı öncesi yaptığımız maç önü haberinde , maç günü Murat & Hakan ikilisinin oynatılması halinde rakibin Meireles,Emre,Cristian üçlüsü ile oyunu domine edeceğini belirtmiştik.Lakin öyle oldu.Fenerbahçe'nin orta sahada topa sahip olma oranı %54.90'dı.

Fenerbahçe maçında Ivan defansın solunda oynarken önündeki iki oyuncu Nduka ve Culio sürekli pozisyon değiştirerek maçı tamamladılar.Fenerbahçe sağ kanattan (MİY sol kanadı) 13 orta yaptı, 2'sinde gol girişimi oldu.İvan çıktığı zaman geri dönemiyor; Culio ve Nduka da defansa yardım etmiyor.Bu durumda da rakipler en zayıf halka olan takımın sol kanadını kullanıyor.Fenerbahçe karşısında hücumda da çok fazla bir varlık gösterilmedi.Rakip kaleye ceza alanı içerisinden gönderilen 5 şutun sadece 2'si kaleyi buldu.Nobre etkili olamadı çünkü istediği topları alamadı.Culio ve Burhan'ın Nobre'ye atacağı gol pasları ile etkili olunabilirdi ama Culio'nun pas başarısının %60'lar oranında kalması, Burhan'ın da yaptığı 4 ortanın sadece 1'inde isabet olması, takımın hücum hattında etkiliğini sağlayamadı.
Bu maçın saha dışı sorunlarının da takımın performansına doğrudan etkisi oldu ,Ben Yahia'nın henüz Afrika Kupası'ndan dönmemiş olması, taraftarın da bilet fiyatlarına olan tepkisinden ötürü yönetimi protesto ederek tribündeki yerlerini almaması, takımın itici güçten yoksun kalmasına ve rakibe baskı uygulayamamasına neden oldu.

Fenerbahçe'ye sahasında kaybettikten sonra Gençlerbirliği maçına sıkı hazırlanarak giden Mersin İdman Yurdu, Ankara deplasmanındaki bu maçtan da eli boş döndü.Giray Bulak Ankara'da sakatlıktan henüz yeni çıkmış olan Mustafa Keçeli'yi oynatıp , orta alanda da sezonun en istikrarlı oyuncusu Hakan'ın yerine İvan'ı oynatarak sürpriz bir kadro sahaya sürdü.Kadro sürprizdi ama sonuç normaldi.İvan'ın ofansif özellikleri her ne kadar yüksek olsa da, orta alanda Murat'a iyi bir partner olamayacağı ortadaydı. Murat Ceylan'ın da gözle görülür bir performans düşüklüğü vardı. Murat'ın Tomic ve Hurşut karşısında son derece zayıf kalması, Jimmy ve Wilemincks'in pozisyon zenginliğini arttırdı.Yenilen erken gol sonrası takım çok kopuk oynadı.Takım hücumda da Burhan ve Culio ile atak geliştiremedi. Mehmet Yıldız da maçı şut bile çekmeden tamamladı.

Bu maç ile aslında takımın forvetteki alternatifsizlik problemi de bir kez daha görüldü.Devre arası transferinde Mehmet Yıldız transfer edilerek forvet sıkıntısının çözüldüğü düşünüldü ama çözülmediği bu maçla pekişmiş oldu.Formda bir Nobre'ye ihtiyaç varken oyuncunun 1 hafta önce sakatlanarak deplasmana götürülememesi, takımın Mehmet Yıldız'a bel bağlamasına neden oldu.Maç boyunca hücum bölgesinde 4 kez top süren ve 1'inde başarılı olabilen Mehmet, 1.23'lük topla oynama süresi ve 1.21 oranındaki sürekliliği ile kariyerinin belki de en kötü performansını izletti.

Sonuca bireysel performanslarla gitmeye çalışan iki takımın karşılaşmasında, temposu giderek düşen Mersin İ.Yurdu kümede kalma umutlarını azaltacak bir yenilgi daha aldı.Mersin İdman Yurdu Giray Bulak döneminde Trabzonspor’a karşı oynadığı 3. resmi maçını da kaybetti.Ben Yahia'nın Giray Bulak döneminde ilk kez sahaya çıktığı maçta, tecrübeli oyuncuyu 10 numara pozisyonunda izledik.Forvet arkası oynadığında daha etkili olan ve takımın hücumda pozisyon üretmesindeki sıkıntıları azaltan top tekniği yüksek Ben Yahia'nın istatistiklerine özel bir yer açalım..

Toplam Pas: 54
Hücum Bölgesinde Paslar: 10 (9 İsabet)
Pas Yüzdesi: %94.44
Ceza Alanına Gönderdiği Top: 6


Bu rakamlar, Ben Yahia'nın hücuma katkılarını ve takımda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.

Mersin İdman Yurdu maça hızlı başladı.İlk 20 dakika baskılı oynamasına rağmen kapanan Trabzon savunmasını açamadı.Gol girişimlerinde ilk yarı 4, II. yarı da 3 pozisyon bulan Mersin İdman Yurdu, Celustka ve Mustafa Yumlu'nun savunmadaki hareket başarıları karşısında zayıf kalınca, golü bulamadı.

Bu maçta İvan,Murat ve Hakan'lı Mersin İdman Yurdu'nun direncinin ne kadar zayıf olduğunu bir kez daha gördük.Orta sahadaki Murat&Hakan ikilisi basit top kayıpları takımın hem topu ayakta tutmasını engelliyor, hem de rakibin merkezden ataklar geliştirmesini kolaylaştırıyor.Henrique'nin attığı golde önemli bir ayrıntı vardı.Mersin İ.Y. 35.dakikada korner kullanırken, Murat Ceylan kenarda Giray hoca ile konuşuyordu.Atış sonrası Henrique'ye atılan uzun pası geç fark eden ve atağı kesmek için hareketlenen Murat o kadar ağır kaldı ki, Trabzonspor'lu Henrique yaptığı sprinti ve çok rahat bir gol vuruşu ile takımına galibiyeti getiren tek golü kaydetti.

Mersin İdmanyurdu'nun Trabzonspor karşısındaki sıkıntıları, orta alan ve savunmadaki zaaflar ile sınırlı kalmadı.İlk devre bitmeden oyuna Hakan'ın yerine dahil olan Ozan, vasatı aşamadı ve hazır olmadığı net bir şekilde görüldü.Sağ ve sol kanatlardan toplam 5 orta yapan Ozan, bu ortaların hiçbirinde isabet yakalayamazken, rakip kaleye gönderdiği şutlarda da 2'de 0'lık istatistik ile beklentileri karşılayamadı.

Takımın skorda öne geçince uğradığı bir diğer değişim ise top kullanım biçiminde. Beraberlik anlarında en çok top kullanan oyuncu Culio iken, galip oynanan dakikalarda ilk sırayı Hakan Bayraktar alıyor. Bununla birlikte takımın pas yaparak oynama oranı da %56'dan %51'e geriliyor. Bu değişimi belki de en iyi anlatan veri ise kaleci ile oyun kuruluş biçimleri. Beraberlik anlarında skor ararken kaleci Bicik'in oyunu %54 oranında pas yaparak, %46 oranında da uzun topla başlatırken, galip oynanan dakikalarda Bicik'in pas yapma oranı %34'e düşüyor, uzun top tercih oranı da %66'ya çıkıyor.

Mersin İdman Yurdu'nun savunmada yaşadığı kadro istikrarsızlıkları ile denge problemleri takımın kolay gol yemesine neden oluyorken, oyun inisiyatifinin bu şekilde rakibe bırakılışı tehlikeye de davetiye çıkarma anlamı taşıyor.

Veriler, Mersin İdmanyurdu'nun sorunun öncelikli çözümünün hücum iştahını arttırmak yerine takım savunmasındaki ve orta sahadaki yapısal sorunları düzeltmekte yattığını gösteriyor. Sahada uygulanmaya çalışılan taktik anlayışın Mersin İdman Yurdu'na uygunluğu ise, alınan skorlardan bağımsız ve daha derin bir tartışma konusu olarak güncelliğini koruyor.

26 Şubat 2013

Spor Toto Süper Lig Düşme Hattı



23. Haftayı da geride bıraktık. 3 hafta kazananın Avrupa yarışına dahil olduğu kaybedeninse düşme hattına gerilediği sezonda bu hafta ateş hattını ele alacağız.



Bu hafta için ligin son 6 sırasındaki takımı aldık. Haftalar ilerledikçe adaylar değişebilir. Önümüzdeki hafta alınacak sonuçlarla beraber yavaş yavaş sıralamanın şekilleneceği ligde bu hafta takımları ele aldık:

Mersin İdman Yurdu

Kadrosu kalitesi olarak ilk 8’i zorlayacak bir Mersin İdman Yurdu neden bu halde sorusunu merak edenleriniz olmuştur? Artık günümüz futbolunda kadro kalitesinden çok sahaya yansıtılan mücadele çok daha önemli bir hal almaya başladı.  Eğer takım uyumu tutturamazsan kadro kalitesinin de hiçbir anlamı yok. Sene başında Nurullah Sağlam’ın yapmış olduğu hatalı transferler silsilesinin sonucunda Mersin İdman Yurdu bir türlü toparlanamadı ve ligin ilk yarısını hiç ummadığı bir noktada bıraktı. Daha sonra Nurullah Sağlam ile yollar ayrıldı ve bu enkazı Giray Bulak devraldı. İşe savunma hattına yaptığı takviyelerle başladı. Süper Lig deneyimi olan futbolcular takviye edildi. Ligde oynadığı Ordu, Eskişehir ve Sivas maçlarında özellikle savunmasıyla çok iyi görüntü verdi. Ancak Gençlerbirliği maçından sonra bir türlü ivmeyi yukarıya doğru çekemedi ve aldığı başarısız sonuçlarla dibe vurdu.

Taraftarın neredeyse çoğunda bir inanç kalmadı. Bunun üstüne Giray Bulak’ın yanlış oyuncu tercihleri ve oynanan oyun eklenince açıkçası Mersin’in geleceği pek de parlak görünmüyor.
Kadro kalitesi olarak sıkıntı yok ancak oyuncuların daha istekli olması lazım yoksa bu işin içinden çıkmaları çok ama çok zor.

Akhisarspor

Ayakta alkışlanması gereken bir takım varsa o da bu sene Akhisarspor’dur. Hamza Hamzaoğlu yönetiminde aslında en akıllı hamleleri onlar yaptı. Sürüsüne gereksiz transferle takımı ağır yükün altına sokmak istemediler. Bu ligden düşseler bile gelecek anlamında yaptıklarıyla geri dönüşlerinin sıkıntı yaratmayacağını gösterdiler bizlere.

Sene başından bu yana Akhisar’ın en büyük sıkıntısı kuşkusuz gol yollarındaki problemdi. Bunu devre arası aldıkları Gekas ile çözdüler. Gekas belki de gitmesi gereken en doğru takıma gitti. Mücadele eden dinamik bir orta saha Gekas’ın geçen sene Samsun’da gösterdiği performansı aratmayacaktı. Öyle de oldu. 
Akhisar eğer Gekas transferini ya da bu oyuncuya benzer bir santraforu sene başında alsaydı bugün belki de bu durumda olmazdı.

Akhisar bu mücadeleyi devam ettirirse belki de herkesin kafadan düşer dediği takımı ayakta alkışlatacaklar ve en önemlisi alttan gelen takımlara en güzel örnek olacaklar.

Elazığspor

Sene başında alt ligden Süper Lig’e çıkan her takımı yaptığı hataya düşenlerden biri de Elazığspor oldu. Mevcut kadronun kimyasını hatalı transferlerle bozunca bir türlü istenilen ivmeye ulaşılamadı. Daha sonra ligimizin renkli simalarından Yılmaz Vural ile anlaşıldı. Aslında devre arası Elazığ’ın iyi bir transfer politikası izlediğini söyleyemeyiz. Ancak Yılmaz Vural Elazığ’a gerçekten büyük bir inanç aşılamış. Gerek futbolcular gerek şehir bütünleşince Elazığ kazanmayı öğrendi. Özellikle iç sahada kadro kalitesinin sınırlı olmasına rağmen çok iyi mücadele ediyor ve bir şekilde kazanıyorlar. Aslında onlar açısından en gerekli nokta da buydu. Elazığ hızlı ve rakip savunmayı yıpratacak bir golcü alsaydı belki de beklenilenden çok daha iyi sonuçlara imza atabilirdi. Bu çıkış devam edecek mi hep beraber göreceğiz.  Fakat bir gerçek var ki Elazığ düşme hattındaki takımlar arasında istek ve arzu olarak rakiplerini sollamış durumda.

Orduspor

Sezona muhteşem bir giriş yapan Orduspor vardı karşımızda. Herkesin Orduspor’dan beklentisi bu sezon en azından ilk 8’ oynamalarıydı. Fakat öyle bir düşüş yaşadılar ki ne gelecek planlamasını düşünecek halleri kaldı ne de Avrupa. Hector Cuper maalesef Ordu’da iyi bir kadro kuramadı. Özellikle aldığı oyunculardan beklenen verimi hiçbir şekilde alamadı. Buna Barral’ın formsuzluğu da eklenince gol yollarındaki sıkıntı da nüksetti. Açıkçası Stancu-Hasan Kabze-Barral üçlüsünün olduğu bir takımda gol sıkıntısı yaşanacağını hiç düşünmemiştim fakat Cuper özellikle bu sene oyunu okuma konusunda büyük sıkıntılar yaşadı Maç içerisindeki neredeyse çoğu hamlesi fayda etmedi. Orduspor’da dikkat çekmek istediğim bir nokta da kaleci Fornezzi. Eğer bugün kalede Fornezzi olmasaydı Orduspor şu an daha da aşşağılarda olabilirdi. Orduspor için dünkü Galatasaray maçıyla artık tehlike çanları iyiden iyide çalmaya başladı. Eğer bu şekilde devam ederlerse sezon sonu hiç istemediği bir noktada ligi bitirebilirler.

İstanbul Büyükşehir Bld

Doka-Holmen gibi iki önemli silahı bulunan İBB’nin puan durumunda burada olmasına insan şaşırmadan edemiyor. Webo’yu sattıktan sonra gol yollarındaki sıkıntıları ise bariz şekilde göründü. Haftasonu Eskişehir karşısında en dikkat çeken oyuncuları ise bir türlü istenilen performansa ulaşamayan Zenke’nin devam eden çıkışıydı. Fakat ikinci yarıda 10 kişi kalan Eskişehir hücumda İBB’den daha etkindi. Son anlarda kazandıkları penaltıyla 1 puanı kurtardılar.  Bülent Korkmaz yönetiminde yoluna devam eden İBB hücumdaki bu sıkıntıları gideremezse onlar da puan durumunda dipleri görebilirler.  

Gaziantepspor

Şehrin yönetimi ile büyük sıkıntı yaşadığı Gaziantep düşme adayları arasında görülse de son 2 haftada oynadığı oyun ve aldığı sonuçlarla bir anda yukarıya doğru tırmandı. Kadro derinliği olarak şu an ligin en zayıf takımlarından olsa da sahada gösterdiği mücadele bunu bir anlamda unutturuyor. Özellikle Bülent Uygun’un gelişinden sonra bunu sahada gördük. Cenk Tosun’un önderliğinde yollarına şu an için emin adımlarla devam ediyorlar. Yalnız kadro derinliğinin sıkıntısını ileriki haftalarda yaşayabilirler. Şu an için düşer mi düşmez mi sorusunun en zor cevabı olan takım sanırım Gaziantepspor’dur.


Mersin İdman Yurdu bu hafta deplasmanda Kayserispor ile karşılaşacak. Akdeniz ekibi eğer umutları yeşertmek istiyorsa kazanmaktan başka çaresi yok.Kaybetmeleri durumunda ise artık gerek şehir gerek oyuncular inançlarını yitirecektir.

Haftanın hayati maçı kuşkusuz Akhisar ile Elazığ arasında oynanacak mücadele olacak. Bu maçın önemini sanırım anlatmaya gerek yok. 6 puanlık maçtan çok daha öte. İki takım da moralli, iki takım da muhteşem bir mücadele sergiliyorlar. Bakalım neler olacak.

Orduspor evinde son haftaların düşüş gösteren takımı Karabük ile oynayacak. İki takım için de bu maç bir başlangıç karşılaşması. Çok zor bir karşılaşma olacağından şüphem yok.

İBB ise bu hafta deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaşacak. Onlar açısından çok zor bir maç olacak.

Gaziantepspor ise istediği sonuçları alamayan ve zirveden uzaklaşan Antalyaspor ile oynayacak. Antalyaspor taraftarına kendini affettirmesi için 3 puan için saldıracağı düşünüyorum Gaziantep’in işi hiç kolay olmayacak.

Bakalım bu hafta düşme hattı bu karşılaşmalardan sonra nasıl şekillenecek hep beraber göreceğiz.

Ahmet Selim KAHRAMAN
@Ahmet_Selim

24 Şubat 2013

Olmasaydı Sonumuz Böyle


                Her galibiyette sonra bir zafer şarkısı çalarsın ya, hani iki dudağının arasında yer edenlerden. Biz o şarkıyı söylemeyi unuttuk. Ne aklımızda zafer çığlıkları, ne de yeşeren umutlarımız kaldı.

                Bize her yeni başlayan umudun ardından sadece Ahmet Kaya’nın “Göğsüm daralıyor yüreğim kanıyor olmasaydı sonumuz böyle” kaldı.

                Oysa 29 sene bu umutla yaşamıştı insanlar. 29 sene boyunca Ege’de, İç Anadolu’da otobüs durağından bozma statlarda inadına desteklemişti bu takımı. 29 sene şampiyonluk sonrası ne de güzel atılmıştı ya o başlık: “Hanginiz sevdiğini 29 sene beklediniz?”  O insanların el bebek gül bebek büyüttüğü İdman Yurdu hayallerinin odak noktasında bir kere daha dibe vurdu.

                Dünden beri nutkum tutuluyor, dört duvar üzerime üzerime geliyor. 29 senelik hayallerimiz 2 senelik zulüm için miydi? Bunun için mi bekledi bu insanlar bu günleri? Keşke diyor insan keşke böyle olmasaydı keşke hep orada kalsaydık da bu kadar üzülmeseydik. Keşke siyasetin malzemesi olmasaydı da biz yine Beykozlarla,Kırıkkalelerle,Tokatsporlarla maç yapsaydık.

                Olmadı önce koca çınarı rantçılara,kamyonculara,işbilmez şeref yoksunlarına teslim ettik. O insanların kulübü babalarının malı gibi görmesine göz yumduk. Bir baktık ki x parti il başkanlığına dönmüş.

                Şimdi her şey bitti.  Düşerek istifa ederim diyordun ya Ali Kahramanlı bence o kadar bekleme. Lig bittiğinde o kadar borçla kimse orada duramaz zaten. Allah’tan ümit ediyorum ki bu kulübe yaptıklarınız inşallah malınızdan çocuğunuzdan bütün sevdiğiniz değerlerden çıkar.

                Çünkü sizler bölünmüş olmasına rağmen çoğu Süper Lig taraftarından daha fazla inanmış bu taraftarlara layık değilsiniz.

                Bir taraftan yüreğim kan ağlıyor diğer taraftan “olsun be” diyorum. Olsun, bu takımı 2.liglerde tanımadık mı? En azından siyasete kamyoncuya bulaşmamışken tanımamış mıydın? Bu kadar borçla belki oraların çok daha altını göreceğiz ama biz bunu maalesef hak ettik. Göğsümüz daralıyor yüreğimiz kanıyor olmasaydı sonumuz böyle…