9 Mart 2013

Yedek Kaleci Mevzusu


Asıl ismi Jordi Lopez ama köklerinden gelen bir mevzudan dolayı Masip ailesi olarak adlandırılıyorlar. Kendisi de bu ismi kullanıyor. La Masia'ya biraz geç katılmış bir kaleci. 15 yaşında kapısından içeri girdiği kulübüne A takım bazında fazla hizmet edememiş bir isim. Bugün 24 yaşında ve belki de beklediği fırsat kapısına dayanmış durumda. Valdes cezalı, Oier'in ise sakatlığı söz konusu... Bugün Deportivo La Coruna karşısında Pinto'nun yedeği olarak yedek kulübesinde bekleyecek gibi.. Tabiki Oier'den gelecek habere göre...

Barcelona Zubizeratta'dan sonra kaleci konusunda dikiş tutturamamış bir kulüp. Detaylı bir anlatıma gerek yok zaten. Ezeli rakibi Madrid ise bu konuda bir hayli şanslı olanlardan. Yada doğru tercihi yapanlardan... Casillas sakatlandı hemen gidip çok hazır bir Diego Lopez'i kadrolarına kattılar. Öyle uzaklara gitmediler ve burunların ucunu çok erken gördüler. İmrenerek izlediğim bir kalecidir Lopez. Şu sıralarda bir hayli formda! Barça cephesinde ise bir arayış hakim. Valdes ile çokta mutlu oldukları söylenemez!

Borissia Mönchenglagbach'dan Marc-Andre ter Stegen ile bir hayli ilgililer. Kendileri ve total futbol felsefeleri için çok önemli bir hamle yapıyorlar. Stegen Barça'nın oyun formatına uyan, ellerini ve ayaklarını çok iyi kullanan bir kaleci. Pique'nin yokluğunda oyun kurma işini bile layıkıyla yapacak bir kaleci...

Burada Almanya'ya da ayrı bir parantez açmak lazım. Özellikle yıllarca Oliver Kahn'a mahkum kalan ve arkasından kaleci yetiştirmekte bir hayli zorlanan Almanlar, çareyi liglerde yabancı kaleci oynamasını yasaklayarak aradılar. Çok eleştirilen bu kararları başlarda çok meyve vermemiş gibi görünse de önceleri Tim Wiese, Timo Hildebrand, Rene Adler, sonrasında Manuel Neuer, Robert Zieler, ter Stegen ve Kevin Trapp ile devam etti. Şu sıralar ellerinde birbirinden kaliteli ve hazır kıta 5 kaleci var.

Neyse tekrar asıl mevzuya dönelim. Günümüzde futbol kulüpleri yedek kaleci tercihlerinde dahi çok titiz davranırken Barcelona'nın bu konuda çokta telaşlı olduğu söylenemez. Bir hayli rahat davrandılar yıllardır. Valdes her ne kadar istikrarlı olsa da asla kalede güven vermemiş bir isim. Arkasında bekleyen Pinto ise yedek kulübesinde bile oturtmaya tereddüt edilecek bir isim. Her sezon 4-5 kulvarda mücadele eden bir kulüp için kaleci ve yedeği bana kalırsa üstüne ilk kafa yorulması gereken konu ama Katalanlar sanırım kendilerince bir teknik geliştirmişler. 

Masip ise yıllardır Barcelona B takımında oynayan bir isim. Ne yapacağı ise aşikar. Bugün olası bir sakatlık yada kırmızı kartta O'na forma verilirse kariyerinde ilk kez A takım forması giyecek. Rakip bugün ligin çok zayıf ekiplerinden ama bu maç bir şampiyonlar ligi yarı final ikinci maçı olsaydı? Barcelona belkide bu kadar rahat davranmanın bedelini fazlasıyla ödeyecek ti...





Total Futbol!


Fotoğraf, Pakistan'ın Sind Eyaleti'nin yönetim merkezi olan Karaçi şehrinden... Fotoğrafta gördüğünüz vasıta ''çekçek''. Bizim dilimizde bu kelime anlamına geliyor ama pratikte o vasıta bir taksi. Burada dikkatimizi çeken detay ise bir futbol kulübüne ait olan amblem!

Endüstriyel futbol dedikleri hadisenin taa kendisi...

8 Mart 2013

Hakan Kutlu ve Mersin İdman Yurdu Geleceği


Giray Bulak’tan boşalan teknik direktörlük görevine bugün itibariyle Hakan Kutlu getirildi. Öncelikle kulübümüze hayırlı olmasını temenni ediyorum. Umarım onunla birlikte hasret kaldığımız oyun ve başarılara bir an önce kavuşuruz.

Nurullah Sağlam’ın gidişinden sonra olduğu gibi Giray Bulak’ın gidişinden sonra da “Sizce kim gelmeli?” anketleri yapıldı. Açıkçası bu anketin anlamsız olduğunu düşündüm. Keza ligin dibine demir atmış bir takıma gelecek standartlar hocalar az çok bellidir: “ Güvenç Kurtar, Ziya Doğan, Giray Bulak, Yılmaz Vural” Biz ilk tercihimizi Giray Bulak’tan yana kullandık ve beklediğim gibi de onunla başarı sağlayamadık.




Bir de bu kategorinin dışında bir isim var: “Hakan Kutlu” Burada şu soru akıllara gelebilir:

-Hakan Kutlu çok mu iyi durumda olan takımları çalıştırdı?

Hakan Kutlu’nun Ankaragücü dönemini eğer başarısızlık olarak algılayan varsa futbol bilgisini sorgulamalı derim. Kendinden öncekilerin bıraktığı enkazı sırf Ankaragücü’ne olan bağlılığı sebebiyle devralan bir isimdir Hakan Kutlu. Takımdaki bütün oyuncuları altyapıdan kurulu bir takımı çalıştırıp küme düşürmek Hakan Kutlu’nun suçu değildir.

Peki bu süreçte takımın başında olmalı mıydı? Hem evet hem hayır sorularının da gerekçesi haklıdır.
                
Hayır, bu kulübü daha iyi tanıyan ve tecrübeli bir isim olmalı diyene de katılırım.
                
Evet, Hakan Kutlu adam gibi adamdır, bu saatten sonra takıma hava katacak bir isim anlamında en iyi seçimdir. Çünkü bu saatten sonra ne kadro kalitenizin önemi var ne de taktik meselelerinin. Bu saatten sonra bu takıma inanç aşılayacak bir isim gerekiyordu ve bu Hakan Kutlu olmalıydı.
                
Bir de şunu düşünmek lazım. Acaba tecrübeli isimlere teklif götürülseydi kabul ederler miydi? Ben buna da pek ihtimal vermiyordun açıkçası.
                
1.5 yıllık anlaşma yapılması her anlamda isabetli olmuş. Hakan Kutlu ile geleceğe dönük bir yapılanma yapılabilir ve bunun için de ideal isimlerden kendisi.
               
Umarız bir mucizeyi gerçekleştiririz. Mucize diyorum çünkü son 18 yıldır ligde son 10 haftaya girilirken sonuncu olan hiçbir takım ligde kalmamış.
               
Dilerim hakkımızda hayırlısı olur, esen kalın.

İstatistiklere Göre Küme Düşme Hattı

Trabzonspor’un yüzde 23 gibi düşük bir oranda da olsa alt lige düşme ihtimalinin bulunduğunu gösteren veriler ışığında, Mersin İdmanyurdu’nun kümede kalma ihtimali bulunmazken, Akhisarspor’un PTT 1. Lig’e düşme olasılığı yüzde 89, Sanica Boru Elazığspor’un ise yüzde 55 seviyesinde bulunuyor.
 
Süper Lig’in 18 takımlı son 18 sezonunu kapsayan verilere göre, son 10 haftaya girilirken lider ile küme düşme potasının ilk sırasındaki takım arasındaki puan farkının en az olduğu sezon, 20 puan ile bu sezon yaşanılıyor. (Lider Galatasaray 47 / 16’ıncı Sanica Boru Elazığspor 27 puan) Bu sezona en yakın puan farkı 23 puan ile 2006-2007 sezonunda oluşmuştu. 2006-2007 sezonunda son 10 haftaya girerken, 48 puanlı Fenerbahçe’nin lider olduğu Süper Lig’de, 31 puanla 11’nci sırada bulunan Antalyaspor küme düşmüştü.
 
ORTA SIRALARDAN BİR TAKIM DA DÜŞEBİLİR
 
Süper Lig’in son 10 haftasına girilirken küme düşme potasında yer alan takımların yüzde 84’ünün alt lige düşmekten kurtulamadığını, ilk 8 içinde yer alan hiçbir takımın ise küme düşmediğini gösteren verilere göre, 10’uncu sıradaki Trabzonspor dahil, puan tablosunun ikinci yarısında yer alan takımların tamamı düşme korkusunu yakından yaşıyor.
 
Şu an orta sıralarda bulunan bir takım da PTT 1. Lig’e düşerek futbolseverleri şaşırtabilir. Örneğin, son 10 haftaya girilirken, 1996-1997 sezonunda 11’nci sırada bulunan Sarıyer; 1999-2000 sezonunda 9’uncu sırada bulunan Altay ve 12’nci sırada bulunan Çaykur Rizespor alt lige düşmekten kurtulamamıştı.
 
DÜŞME HATTINA BU KADAR YAKIN OLMAMIŞTI
Trabzonspor, 27 puanlı Sanica Boru Elazığspor'un sadece 3 puan üzerinde yer alarak da düşme hattının ateşini adeta ensesinde hissetmeye başladı. Bordo-mavili takım, 24'üncü haftalar itibarıyla son 19 yılda düşme hattına hiç bu kadar yakın konumda bulunmamıştı.Trabzonspor, düşme hattına en fazla 2006-2007 sezonunda 8 puan yakınlaşmıştı.
 
İŞTE İSTATİSTİKLER
 
Son 10 haftaya girilirken:
 
18’inci sırada bulunan bütün takımlar küme düştü.
16’ıncı sıradaki takımların kümede kalma ihtimalleri yüzde 45.
17’inci sıradaki takımların kümede kalma ihtimalleri yüzde 11.
Sıralamada 9’uncu sıranın üstünde yer alan hiçbir takım küme düşmedi.
 
19 YILIN EN KÖTÜSÜ
Kasımpaşa'ya 2-0 yenilen Tolunay Kafkas ve öğrencileri, son 19 sezonun en kötü performansına imza attı. Süper Lig'in 18 takımla oynanmaya başlandığı 1994-1995 sezonundan bu yana geçen son 19 sezonun 24'üncü haftaları itibarıyla yapılan değerlendirmede, bu sezonki performans, 'en kötü' olarak istatistiklere girdi. 8 galibiyet, 6 beraberlik ve 10 mağlubiyetle 30 puan toplayan Trabzonspor, 2007-2008 ve 2001-2002 sezonunda alınan 32 puandan bile kötü bir performans ortaya koydu.

Tünelin Ucundaki Işık!


Çok geç kalınmış bir hamle oldu bu... İkinci yarının başındaki 5 puana aldandılar ve gereksiz yere 3 hafta daha sabrettiler. Sonuç ise büyük bir hüsran oldu. Teknik adam kıyımına karşıyım ama Giray Bulak gibi bir ismin bu takıma bir şey veremeyeceği o kadar belliydi ki...

Maalesef kötü bir yönetimimiz var. Niyetleri kötü değil ama futboldan anlamadıkları gün gibi aşikar. İşi bilmedikleri bir yana bunu kabul etmemeleri ise diğer bir üzücü hadise. Bu takımı süperlige 29 sene sonra biz çıkardık gazıyla bir yere kadar gelinebildi.

Aslında ikinci yarıdaki transferlerle kadro biraz ehlileşti ama şansızlıklarda bir türlü yakamızı bırakmadı. Üstüne birde hakem hataları eklenince son 10 haftada atılacak tek bir kurşunumuz kaldı. Ve bu tek kurşunu atacak en iyi isim ile anlaşıldı.

Neden mi?

Çünkü Hakan Kutlu daha önce çalıştırdığı takımlarda benzer pozisyonlarda görev  aldı. Yani en zor zamanlarda görevi kabul etti. Sonuç onlar için belki hüsran oldu ama bu konuda yeterli bir tecrübeye sahip. Ayrıca Hakan Kutlu ile Nurullah Sağlam görevi bıraktığından beridir görüşüyorum. Takımı ve seyircimizi çok iyi biliyor. Potansiyelimizin O'da farkında. Edindiği tecrübelerle en azından ligin son haftasına kadar bizim adrenalimizi yüksek tutacaktır. 

Birde; ''Hakan Kutlu bu zamana kadar ne yaptı ki şimdi bize ne verecek'' diyenler var. Ben onlara puan tablosuna bir bakmalarını öneriyorum. Şu konumda hangi teknik adam bu işe soyunur? Ligden düşmesi %80 oranda kesinleşmiş bir takımı hangi teknik adam çalıştırmak ister? Aslında bizim Hakan Kutlu'yu bu cesaretinden ötürü bir kez daha kutlamamız gerekli.

Şimdi kalan maçlarımıza bir göz atalım; Kasımpaşa, İBB(D), Beşiktaş, Galatasaray(D), Bursaspor, Karabükspor(D), MP Antalyaspor, SB Elazığspor, Akhisar(D), Gaziantepspor. 

Şuanda ligde 20 puanla son sırada bulunuyoruz. Üstümüzde 22 puanlı Akhisar(17.) ve 27 puanlı Elazığspor (16.) var. Onların hemen üstünde ise 28 puanla Gaziantepspor (15.) ve İBB (14.) hemen üstünde ise 29 puanlı Karabükspor (13.), Sivaspor (12.) ve Orduspor (11.) var.

Bizim ligdeki direk rakiplerimiz bu takımlar. Kalan maçlarımızda bunlardan 4 ile oynayacağız. Sırasıyla İBB, Karabükspor, Elazığspor ve Akhisarspor. Belki biz lig sonuncusuyuz ama rakiplerimizin de çok iyi bir istikrar yakaladıkları söylenemez. Burada Elazığspor'u ayrı tutmamız lazım ama ben hala onların düşeceğini tahmin ediyorum. Son haftalarda aldıkları seri galibiyetler var ama 2 hafta üst üste mağlup olmaları durumunda çok çabuk çözülecekler. 

Ligden düşmesini beklediğim bir diğer takım ise İBB. Şöyle bir fikstürleri var; Kayserispor, MİY, Galatasaray(D), Karabükspor, SB Elazığspor(D), Gaziantepspor, Sivasspor(D), Fenerbahçe, Trabzonspor(D), Kasımpaşa. Yani direk olarak gördükleri rakiplerinden 5 ile karşılaşacaklar. Ayrıca ligde iddiası bulunan takımlara karşıda maçları olduğunu unutmamak gerek. 

Diğer takımlar hakkında uzun uzadıya  analizler yapmak şuanda çok gereksiz. Küme düşme hattı aşağı yukarı belli. Bu hafta Beşiktaş karşısında alacakları mağlubiyet ucundan azıcık Trabzonspor'u da potaya sokacak. Yalnız git-gel yaşayacak takımlar ise bizim haricimizde, Orduspor, Elazığspor, İBB ve Karabükspor olacak gibi. Sivasspor ve Gaziantepspor diğer takımlara göre hem daha tecrübeli hem de iki takımda güzel bir hava yakaladı.

Sezon başındaki düşecek takımlar hakkındaki ön görüm Elazığspor, İBB ve Karabükspor'du. Hatta bunu sosyal medyada Dişi Şeytanlar Grubu lideri Gülşah Filik sorduğunda cevaplamıştım. Bizim takım hakkında da endişelerim fazlasıyla vardı. Ama düşmeyi kendimize asla yakıştırmıyordum. Bugün baktığımızda karşımızda çok acı bir tablo var. Bunu kabullenmemiz gerekir. Yalnız düne kadar sönük olan ışığımız bugün yeni bir hamle ile tekrar yanacak gibi.

Hakan Kutlu'yu beğenmemek ya da eleştirmek için çok geç. Şu saatten sonra teknik analiz konuşmak yada bunları düşünmek çok saçma. Hakem hatası ile alınacak 1 puana bile razı olunacak bir dönemece girdik. Şimdi taraftarımız sabırlı olmalı ve takımımızdan güzel futbol beklentisine girmemeli. Her maç bizim için final ve alınacak her puan bizim için altın değerinde. 

Unutmayalım ki; 1982-83 sezonunda Antalyaspor'dan 1 gol fazla atmış olsaydık tekrar bu lige dönmek için 29 sene beklemeyecektik!..


7 Mart 2013

Kısa Kısa Wayne Rooney


Ada'da son zamanlarda en çok konuşulan konuların başında geliyor Rooney-Fergusson çekişmesi... Zira Sir bir çok oyuncusunu bir kalemde silmiş-silebilecek bir isim! Ronoey'i de silmesi çok enteresan gelmiyor bizlere. Lakin Rooney'in gidişi Kırmızı Şeytanlar'a gönül verenleri epey üzecek gibi. Nedeni ise; taliplileri arasında Arap sermayesinin etkili silahlarıi, City ve Psg geliyor. Telegraph, bunu ciddi ciddi irdelemiş ve Rooney hayranları için 8 yıllık macerasını kısa pasajlarla sayfasına taşımış...

6 Mart 2013

Altın Ayak; Yok Artık!


 Uzaylı olup olmadığı tartışıla dursun, asıl hamle Japon bir kuyumcudan geldi. Messi'nin sol ayağından bir ''Altın Ayak'' yapan Japon kuyumcu, saf altından yaptığı bu eserini 4 milyondan satışa çıkardı. Ne kadar talep geleceğini bilemiyorum ama Messi'nin bu ticaretten epey kar ettiği söyleniyor...


Tito Vilanova


Tito Vilanova'nın Real Mallorca günlerinden...

Cüneyt Çakır


Aslında fena maç yönetmiyordu... Taki 55. dakikaya kadar! Pozisyonu süzemedi ve sarı kartın dahi ağır olabileceği bir anda kırmızıyı çıkarıverdi. Daha önce İngilizler alehine 4 kırmızı kart daha çıkaran Çakır için, uzun bir süre ''Avrupa'daki gururumuz Cüneyt Çakır'a dev bir görev verildi'' nidalarını duyamacağız gibime geliyor. Zira İngiliz lobisi çok güçlüdür ve bunu kolay kolay hazmedemezler.

Geçen sezon devler liginde yarı finalde Barcelona karşısında Chelsea'li Terry'ye de kırmızı kart çıkaran Çakır, maç sonunda Chelsea'nin tur atlaması ve John Terry'nin olumlu açıklamalarından dolayı fazla konuşulmamıştı ama dünkü maçtan sonra tüm ada basını Çakır'ı yerden yere vurmuş durumda. Hatta maç sonunda Mourinho bile ''Bugün haksız bir galibiyet aldık'' açıklamasında bulundu.


Ligimizde maç başına ortalama 32 düdük çalan Çakar, dünkü maçın temposuna ayak uydurmuş ve maç sonunda toplam 19 düdük çalmıştı. İyi götürdüğü maçı bir anlık yanlış kararla alehine çeviren Cüneyt Çakır'ın formsuzluğu uzun zamandır vardı. Sezon başındaki Süper Kupa finalinden bu yanadır kendini bir türlü toparlayamayan Cüneyt Çakır son oynanan Akhisarspor-Elazığspor maçında da çok kötü bir yönetim ortaya koymuştu. Maçın spor basınımız adına küçük çaplı ve kayda değer olmadığını bildiğimiz için fazla konuşulmadı ama İlahi adalet tecelli etti.

Eee... Ne demişler; Alma mazlumun ahını...

5 Mart 2013

Alex Song


Ruyol ve Cuenca


Aslında olay bu kadar da basit değil. Çünkü siz çocukluğunuzda hayranı olduğunuz bir futbolcuyla yıllar sonra yan yana oynama şansına varabiliyorsanız bu önemsenmesi gereken çok büyük bir hadisedir. Buna ben ''kültür'' diyebilirim ancak. Hani bizim ülkemizde olmayan! Kimi zaman Yugoslav akımına, kimi zaman Çekoslav akınına, kimi zaman Brezilyalı akınına, şimdilerde ise gurbetçi akımına uğrayan futbolumuzda olmayan bir şeydir ''kültür'' !

Sana kupa kazandıran, başarıdan başarıya taşıyan futbolcunu, gün gelir ıslıklarsın! Çünkü sen bu ülkede büyüklerinden bunu öğrenmişsin. ''Parasını alıyorsa oynayacak arkadaş!'' argümanı bizde meşhurdur! Ama kimse de başarının çıtası nedir yada başarı neye göre endekslidir bilinmez. Bizde bir seviye yada sınır yok çünkü... Bizde başarı şampiyonluktan geçer. Öyle alışmışız çünkü. Senin şehrinde yeni yetme futbol sevdalıları hep şampiyon olan takımları tutar. Neden mi? Çünkü gözünü dünyaya açtığında babası ya da dayısı veyahut ağabeyi onun elinden tuttuğunda direk İstanbul takımlarının maçına götürür. O çocukta büyüğünden gördüğünü tüm hayatı boyunca uygular.
Maalesef...

Kültür, bizde olmayan hatta olsa bile çokta önemsenmeyen bir maneviyattır! Şehir takımcılığı bizde gelişmemiştir. Bir Katalan doğduğunda hedefi bellidir. Barca yada Espanyol forması giyebilmektir gayesi... Yada bunu gerçekleştiremiyorsa, gidip bu takımları tribünde desteklemektir bir diğer hayat felsefesi. Çünkü onların yaşadığı kültür bunu gerektirir. Bizde ise hangi kanalı açsan İstanbul büyükleri konuşulur, tartışılır ve hatta deyim yerindeyse resmen o programda yaşanır. Müptela olmuş bizlerde... Varsa yoksa Galatasaray-Fenerbahçe! ucundan kıyısından da Beşiktaş!

Bu hafta bana göre Akhisarspor-Elazığ maçında tam bir kıyım yaşanmıştır. Belki alacağı puan yada puanlar Akhisarspor'u ligde tutacaktı ama hakem Cüneyt Çakır tarafından resmen maç katledildi. Akhisarspor'un hakkı yenildi. Ve kimse bunu çıkıp ekranlarda saatlerce konuşmadı. Saati geçtim dakikalarca hatta dakika bile ayırmadılar. İstanbul beylerinin maç önü, sonrası, arkası, yani her şeyi haber yapılırken, haksızlığa uğrayan taraf konuşulmadı hiç!

Bu ülkede iki yada iki buçuk aktör var ve diğerleri onlara sadece argümanlık yapıyor. Öncelik Galatasaray-Fenerbahçe vakit kalırsa Beşiktaş. Sonrası ise lüzumsuz takımlar... Konuşmaya bile değmezler..

Puyol ve Cuenca'dan girdik konu nerelere geldi. Aslında çok güzel ve anlamlı bir fotoğraf. Bir yerde hayatın ta kendisi. Çocukken hayranlık duyduğun futbolcu, gün geliyor senin kaptanlığını yapıyor. İşin özeti budur!
Gerisi ise teferruattan ibaret!.. 

4 Mart 2013

Kalite


Hangisi diğerinden daha iyi diye tartışacak değilim. Ligde 26 hafta geçmiş ve takımları adına; biri 39 diğeri 24 gol atmış. İkisi de kalite ve ikisi de Dünya Futbol Tarihi'ne isimlerini altın harflerle yazdırmış. Bu iki isim İspanya futbolu adına büyük şans! İşte gerçek olan bu. Ötesi ise boş tartışmadır bana göre...

Neden mi?

Öncelikle bir kıstas yapmak için bu iki ismin yerlerini değiştirmemiz gerekir. Yani Ronaldo Messi'nin yerine, Messi'de Ronaldo'nun yerine geçecek ve rollerine aynen devam edecekler. İşte hangisinin daha kaliteli olduğunu bu testi gerçekleştirdikten sonra karar verebiliriz...

Sabırda Bir Yere Kadar!

Maalesef bir haftayı daha ayak oyunları nedeniyle kaybederek kapattık. Ve  maalesef dün Kayseri'de futbol adına hiçte hoş olmayan görüntülerle şahit olduk. İki taraftarın aralarındaki çekişmenin haricinde artık Demirspor, Konyaspor, Altay ve Adanaspor'dan sonra yeni bir düşman belirledik kendimize.


Kusura bakmayın düşman kelimesini kullanıyorum ama bu sadece terim olarak görülmüyor artık Kırmızı Şeytanlar Grubu'nda! Açık açık düşman kategorisine girmiştir Kayserispor.

Benim en sevdiğim deplasmandır aslında Kayseri. Hem yakın olması hem de o şehirde sevdiğim insanların yaşamasından dolayı... Güzel bir statları var, çok güzel bir şehirleri var, çok güzel tesislere sahipler ve ayrıca para deseniz gırla ama gel gelelim potansiyel yok! Top toplayıcıların eline bakan bir Kayserispor vardı dün sahada. Prosinecki'nin şampiyonluk hayalleri bu yoldan geçiyorsa eğer vay hallerine!

Güvenlik görevlisi, polisi, top toplayıcısıyla dün her türlü sinir bozucu ve tahrik edici unsurlara başvuran Kayserispor'u aldıkları 3 puandan dolayı kutlamamız gerekli. Ayrıca hakeminde hakkını yemeyelim. O'da üzerine düşen görevi fazlasıyla yaptı. Peki biz sahada ne yaptık? Sadece top toplayıcı çocuklar yüzünden 6 tane sarı, bir tanede kırmızı kart yedik.

Maçı kaybetmemiz önemli değil. Gerekirse gider 1. Lig'de oynarız. Yabancısı olduğumuz bir kategori değil. Ama bize oynanan ayak oyunlarına da artık boyun eğecek değiliz. Son 4 haftadır üzerimizde oynanan oyunların fazlasıyla farkındayız ve bu takımı aç kurtlara bırakacak da değiliz. Ne bu şehir sahipsizdir ne de bu takım. Bunu herkes böyle bilmeli!

Ve sayın Ali Kahramanlı! Bu takımı bu hale sen getirdin ama yiğidin hakkını yememek lazım. Dün kü "Çok isteniyorsa takımı ligden çekmeye hazırım" çıkışınızı sonuna kadar destekliyorum. Bizim de bu konuda artık bir şeyler yapmamız gerekli. Artık şehir olarak uykudan uyanma vaktidir. Artık tek ses olma, tek vücut olma, tek yürek olma vaktidir. Sen bugün birlik olamıyorsan yarın sen diye bir şey kalmayabilir!