14 Ekim 2014

Yeni Bir Sayfa Açabilmek!



Milli Takım bir maçtan daha hüzünle döndü. Maalesef yine beklenen sevinç yumağını oluşturamadılar. Oysa ülke son aylarda gerçek bir kaosun içinde. Milli Takım ile alacağımız galibiyetler bir nebzede olsa ülkemize nefes aldıracaktı. Olmadı.. Maalesef...

Olmaması dünyanın sonu değil elbette. Zaten son aylarda da ciddi anlamda bir milli destek kaybı var. Son 6 turnuvaya katılamamış bir milli takım ve sürekli beklenen ama bir türlü gerçekleştirilemeyen yapılanmalarımız mevcut. Ersun  Yanal ile başlayan süreç daha sonra Fatih Terim'in 2. kez teknik adam olmasıyla bitti. Ardından Guus Hiddink'le yeni bir süreç başladı. Ardından Abdullah Avcı bu yapıyı bir nebze olsun yukarı taşıyacakken bir Selçuk İnan krizi onunda sonunu getirdi. Ersun Yanal'ın sonunu hazırlayan süreç ise şimdilerde ''Paralelci'' diye adlandırılan Hakan Şükür idi.

Abdullah Avcı gitti. Tekrar Fatih Terim geldi. Geldiği dönemde kısa vadede başarı sağladı. Son Hollanda maçını kazanmış olsak bir ihtimal Brezilya 2014'de biz olacaktık. Kısa vadede gelen başarı bizleri ümitlendirdi ama maalesef son 3 maçta bu ümidimiz yine kayboldu. İzlanda maçı ile başlayan yeni süreçte gördük kü biz kendimizi gerçekten çok büyütmüşüz. Medyasından taraftarına... TFF Başkanı'ndan Futbol Direktörü'ne... Hemen her hattıyla...

Almanlar evlerinde düzenledikleri 2006 Dünya Kupası'nda çeyrek finale çıktıklarında çocuklar gibi şenlerdi. Oysa Almanlar sayısız final oynamış, 4 kez Dünya Kupası'nı kaldırmış, 3 kez Avrupa Şampiyonu olmuştu. Ama o günkü Alman Milli Takımı 2002 Dünya Kupası'nda final oynamış Euro 2004'de ise dibe vurmuştu. 2000'li yıllarında başında kendilerini bekleyen hazin sonu gören Almanlar hemen yeni bir yapılanmaya gidip kulüplerden başlayarak kendilerini revize ettiler. 2006'da çeyrek finali başarı görüp üstüne koyarak gittiler. Futbolcu yetiştirip havuzlarını genişlettiler. Hatta bizim için bile yetiştirdiler. Şimdi ise zirvedeler. Ve asla hiç bir takımın galibiyetini TESADÜF görmüyorlar.

Biz ise sürekli konuşuyoruz. Önlem almıyoruz. Proje geliştirmiyoruz. Futbolcu yetiştirmiyoruz. Oysa futbolumuz için öyle büyük dönüm noktaları oluşmuştu ki... Mesela Bursaspor bir tabuyu yıkıp bu ligde şampiyon oldu. Olmaz denileni gerçekleştirdi. Mesela şike süreci çok önemli bir dönüm noktasıydı. UEFA acımadan cezayı keserken biz sürecin üstünü örttük. Şike var ama sahaya yansımamış! dedik olayı bitirdik. Temizlenmedik. Temizlenemedik! Maalesef... Oysa yeni bir sayfa açmamız için gereken bütün konjöktür oluşmuşken...

Dün maçtan sonra ki Letonyalı olduğunu düşündüğüm gazeteci bizi kısaca özetledi. ''Bu beraberlikte mi tesadüftü'' derken Sinyor Terim'e...

Hayattaki en büyük ilim ''kendin bilmektir.'' Biz kendimizi bilmiyoruz. Maçtan önce dev aynasında görüyoruz kendimizi maçtan sonra ise acımasızca eleştiriyoruz. Oysa çare basit. Kanayan yarayı bulmak. Sahaya çıkan ilk 11'imiz nerede hata yaptı diye tartışacağımıza sorunun kökenine inmek. Marka kaletisi gibi zırvalıklardan çıkıp gerekirse kazma küreği elenize alıp stat zeminlerinden başlayarak bu soruna el atmak...

Maalesef kendimizi dahi tanımıyoruz. Önce kendimizi bilsek bi farkına varsak sonra hatalarımızı bulacağız ama biz hangi boyutta yaşadığımızı bile bilmiyoruz...