23 Ekim 2015

"il Messi dell'Adriatico''


Brezilyalılar'da gelenektir her yeni parlayan futbolcularına Yeni Pele damgası vururlar... Tıpkı dillerini aldıkları Portekizliler gibi pazarlama işini de iyi yaparlar. Zamanın da Ümit Karan'ı istemeye gelen Mehmet Cansun'dan 20 Milyon $ istemişti İlhan Cavcav Başkan... Gidin Ümit'in muadili bir topçuyu Güney Amerika'dan almaya kalkın sizden bu fiyattan aşağı istemezler demişliği de varmış Mehmet Cansun ve ekibine...

Avrupalı Kulüpler'inde ise Güney Amerikalılar'a oranla pek aranmaz klişecicilik. Portekizliler pazarlama işini bilirler ama illa bir topçuya benzetme hevesine pek girmezler... Zira bir örnek teşkil edecek olursak; Cruyff'un oğlu Jordi babasının gölgesi olmamak adına Cruyff ismini kullanmamaya dahi özen göstermiştir. Hoş babasının çeyreği kadar futbolculuğu da yoktur ama zamanında UEFA Kupası Finali'de kartvizitinde yazar Hollandalı'nın... Zira Zidane'da daha düne kadar çocuklarını bu konuda korumuştur. Yeni Platini, yeni Zidane, yeni Raul vb yakıştırmalar illa oluyor ama Güney Amerika'daki yeni Maradona-Pele klişesi gibi değil...

Konuyu kahramanımız İnsigne'ye getirecek olursak, yeni yeni parladığı dönemde "il Messi dell'Adriatico" ismiyle anılmıştır 1991 doğumlu yıldızımız. Yani: Adriyatik'in Messi'si! Olabilir mi? Fizik olarak benziyorlar... Az biraz da futbol tarzları benzer... Bundan bir kaç yıl evvel de İtalya'nın Futbolcu Oscar Ödülü olan AIC Gran Gala del Calcio'yu kazanmışlığı da vardır elemanın...  Pescara'yı Serie A'ya taşıdığı dönemde,  Zdenek Zeman'a yeniden Serie A yolunu açan Şeytan Üçlüsü'nün bir üyesidir... Treo'yu tamamlayan diğer iki kahramanımız; Ciro Immobile ve Marco Verratti ile Pescara'nın unutulmazları arasına çoktan isimlerini altın harflerle yazdırmıştır.

Gelgelelim Pescara ile muhteşem bir çıkışa imza atan Adriyatik'in Messi'si Zeman'la yollarını ayırıp en büyük hayali olan Napoli formasına kavuştuğunda karşısında rotasyon düşkünü Rafa Benitez'i buldu. Oysa Zeman O'nu orta sahada Verratti'nin bölgesinden alıp hücum bölgesinde görev vermiş ve futbolunu geliştirmesinde baş aktör olmuştu. Başlarda İspanyol Hoca ile daha iyi yerlere geleceği düşünülürken Insigne rüzgarı hafiften kesilmeye yüz tuttu. Öyleki Lavezzi'nin ayrılışından sonra O'nun makamına gelmesi beklenen Insigne gol rakamlarını çift haneden tek haneye düşürüyor ve her sezon görev yaptığı maç sayısı da inişe geçiyordu.

Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu İspanyol Hoca'nın Real Madrid'e imza attığı gün sanırım Insıgne'de anlamıştı. Sarri günleri başlıyordu Napoli için... Yeni hoca yeni bir başlangıç demekti. Adriyatik'in Messi'si tıpkı kendisi gibi sıska olan eski Parmalı, Juve'li Giovinco gibi ''aceba buda olmayacak'' dedirtecek mi derken bu sezona şahlanarak başlıyordu. Serie A'da 9 maçın 8'inde ilk 11 başlayan Insigne 6 gol 3 asistlik performansa imza atıyordu. Deplasmanda aldıkları 4-0'lik Milan galibiyeti ile Teknik Direktör Sarri'de doğduğu şehre hizmet etmenin keyfini yaşıyordu. Tıpkı Insigne gibi Sarri'de asıl çıkışını Serie B'de Empoli'yi Serie A'ya taşıyarak yapmıştı. Bir yerde kader birlikteliğiydi bu.... Napoli'nin evlatlarıydı her ikiside... İkisininde en büyük hayaliydi Partenopei'ye yeni bir şampiyonluk yaşatmak...


Galatasaraylılar'da bu minik adama yabancı değillerdir... Zira 2013-14 sezonu hazırlıkları kapsamında İtalya'daki hazırlık maçında Insigne'nin de futbol resitaline şahit olmuşlukları vardır... Hatırlamak isteyenler şuraya tıklayabilirler...

Hiç yorum yok: