30 Kasım 2015

Mourinho, Labbadia, Bülent Korkmaz ve Mesut Bakkal



Takip edenler bilirler Jose Mourinho'nun Chelsea'si geçtiğimiz sezon müthiş bir performans göstermiş ve ligi de şampiyon kapatmıştı. Aynı kadro ve aynı teknik adamlı Chelsea bu ise sezon küme düşme hattının hemen üstünde ve çok tartışılıyor. Kimileri bu kötü gidişi bayan doktorları Eva'nın kovulmasına bağlarken kimileri de Portekizli'nin tıpkı ilk Chelsea macerasındaki gibi ''3. yıl sendorumu''na bağlıyorlar. Şüphesiz tartışmaya açık bir konu ve ucunun nerede kopacağı aşikar.

Gelelim İngizler'in pek hazzetmediği Almanlar'ın 1. Bundesliga'sına. Orada da Bayern ve diğerleri olarak kümelendireceğimiz 2 ayrı lig var. Bayern'den sonrakilerin oynadığı ligde şüphesiz Dortmund favori. Wolsburg, Leverkusen, M.Galdbach, Herta Berlin hatta Schalke takımları Dortmund'un peşinden gelenler... Bu zirve adayı takımların haricinde öyle bir takım daha var ki şüphesiz hemen herkesin beklemediği sürpriz çıkışı yaptı. Kim mi onlar? Bruno Labbadia'nın talebeleri. Son iki sezonu play-out oynayarak geçiren, Doğu Almanya'nın en iyi takımlarından biri olan Hamburg'un futbolcuları...

Bu sezona hemen hemen aynı kadrolarla yola çıkan, biri geçtiğimiz sezonu şampiyon bitiren diğeri play-out maçında son dakikada bulduğu golle maçı uzatmaya götüren ve uzatmalarda bir frikik vuruşu sonrası ligde kalan takımlar. Günümüze baktığımızda Chelsea 15 puanla küme düşme hattından sadece 5 puan uzaktayken, Hamburg 21 puanla 3. Wolsburg'un sadece 4 puan gerisinde. Yani:Futbolcu isterse durumu.

Ülkemize gelelim. Malum bizde hemen her sezon bir çok takım kadrosunu yeniler. Kadro istikrarı nadir görülen detaydır bizde. Teknik adamlarda çok sık değişir kadrolar gibi. Gönderilmesi en kolay isim teknik adamdır. Sonrasında transfer dönemlerinde futbolculara gelir sıra... İşin sırrı da tazminattır! Verirsin gider. Olay budur kulüp başkanları için...

Mersin İdman Yurdu'da bu sezona zorunluluktan dolayı kadro istikrarını koruyarak başladı. Ama yaşadığı transfer yasağının getirisi olan futbolculara bağımlılık ise maalesef başını fazlasıyla ağrıttı. Öyle ki futbolcu arkadaşlar maçların belli bölümlerinde oynar gibi yaparak yönetime dolaylı olarak mesajını iletti: ''Para varsa bizde oynarız!''

Yukarıda iki örnek vererek başladım yazıma. Son bir kaç yılda elle tutulur tek başarısı ligde kalabilmek olan Hamburg ve son 2 sezonun birinde şampiyon olmuş diğerinde ise şampiyonu belirleyen takım olan Chelsea örnekleriyle. Kendini özel adam olarak gören Jose Mourinho takımına olan hakimiyetini kaybettiği an hiç olan adam olma yolunda hızla ilerlemeye başladı. Sosyal medyada izlemişsinizdir dün Tottenham Derbisi'nde Diego Costa'nın yedek kulübesinde hocasına doğru yeleğini attığı videoyu. Maalesef takım üzerindeki hakimiyetinin bittiğinin resmiydi o video. Diğer tarafta Almanya'nın kuzeyinin en iyi takımlarından Hamburg ise onca yönetim hatasına rağmen Labbadia'nın takımına olan hakimiyeti ile belkide son yıllardaki en rahat sezonunu yaşayacak bu yıl. Belkide önümüzdeki sezon Avrupa Kupaları'nda izleyeceğiz Doğru Almanlar'ı.

İşin özü futbolcu gurubu isterse Hamburg örneğindeki gibi sizi zirveye taşıyabiliyor, yada tam tersine Chelsea örneğindeki gibi milyonların önünde rezil edebiliyor. Geçmişinizdeki yakaladığınız başarıların pek bir önemi kalmıyor. Sanırım Eskişehirspor maçı sonrasında da Bülent Korkmaz'ın kafasından bu geçti. Açıklamaları da bu yöndeydi. Futbolcuların maçı kazanmak istemediğini söyledi ya da söylemeye çalıştı.  Oysa futbolcuya dayalı sistemi kırmak adına sezon başında çok çalışan biri vardı. Osmanlıspor maçı sonrası istifasını sunmak zorunda kaldı...

Hiç yorum yok: