15 Ekim 2016

Balotelli neden asıl adam olmaz!


Bir gurme, şefin menüsünün tadını size söz ile ne kadar açıklayabilir ki? Anlatır anlatmasına ama yüzüne vuran ifadedir asıl olan. Futbolda da bazı anlar vardır ki bir fotoğraf karesi bütün olayı açıklar. 1.91'lik Schmeichel'in şu kurtarışını bir yere kadar anlatabilirsiniz. Oysa bu fotoğraf karesine futboldan anlamayanlar bile iç çekerek bakacaktır. Peter için kullanacakları tek cümle; ''Sen neymişsin be Schmeichel'' olacaktır.

Bazen sizin anlatacaklarınızı fotoğraf kareleri anlatır dedik ya işte buna çok güzel bir örnek daha... Bu akşam Favre'nin Nice'i Lyon'u konuk etti Alianz Riviera'da. Maçtan önce günlerce Mario Balotelli konuşulmuştu. Lorient maçında gördüğü kırmızı kartın hatalı oluşu ve Balotelli'nin cezasının kaldırılması için Lyon Başkanı Aulas bile fikrini Mario lehine beyan etmişti. Sözüm ona Mario Nice transferinden önce bitik bir oyuncu olarak lanse edilmeye başlanmıştı. Öyle ki Liverpool onun için Nice'den herhangi bir kiralama bedeli talep etmemişti.

Beklenen gelişme reele dönüşmüş ve Balotelli'nin cezası iptal edilmişti Fransız Disiplin Kurulu'nca. Fransa'da Nice forması ile etkili bir giriş yapan Gana asıllı İtalyan'ı herkes sahada görmek istiyordu. Oldu da. 1 saat kadar önce biten maçtan Nice 2-0 galibiyetle ayrıldı ve Ligue 1'de bu haftayı lider olarak kapatmayı garantiledi. Gollerde Bayse ve Seri'den geldi. Senenin modası 3-5-2 varyasyonlarını da izledik her iki takımdan. Keyifliydi elbette.

Foto 1 Balotelli kaleciyle karşı karşıya.
Fotoğraf 1'de dakika 70. Lyon 190 kişi kalmış ve maçı 1-1'e getirmek için mücadelesini sürdürüyor. Hücumdayken topu kaptırdılar ve hızlı gelişen atakta Balotelli kaleciyle karşı karşıya kaldı.

Foto 2 Balotelli vuruşunu yaptı.
Foto 3 Balotelli'nin vuruşunu kaleci Lopes kurtardı.
Foto 3 Lopes'in kurtarışının yakın çekimi.


Sırasıyla Inter, Manchester City, Milan ve Liverpool'da forma giydi Mario Balotelli. Kaleci yakın direkte pozisyonunu almış ve uzak direğe yapılacak vuruş için hazır vaziyette. Lakin vuruş o kadar basit ki...

Şimdi bir diğer görsele geçelim. Dakika 75. Golü atan Seri sağ kanattan sol kanata paralel bir pas attı. Top ceza sahası yakınında Belhanda ile buluşturuldu. Açılar ve uzaklık biraz farklı ama Balotelli'nin ki ile benzer bir pozisyon sayabiliriz.

Foto 4 Belhanda'nın topla buluştuğu an.

Foto 5 Belhanda vuruşunu yaptı.

Foto 6 Belhanda'nın şutu direkten döndü.

Belhanda top ayağına gelir gelmez vuruş pozisyonunu aldı ve uzak direğe çok klas bir vuruş yaptı. Bana göre Balotelli'nin pozisyonun hem daha uzak hem de golü yapmak için daha zor bir kare. Önünde de vuruş açısını kapatmaya çalışan 2 defans oyuncusu var. Top uzak kale direğinden döndü ve atağı olgunlaştıran adam olan Seri'nin önüne düştü. Günün başarılı ismi Seri'de boş kaleye klas bir vuruşla golü atmayı başardı. 

Foto 7 Seri boş kaleye topu gönderirken.

Belhanda kariyer olarak belki Balotelli seviyesine ulaşamadı ama kumaş ve kalite olarak Gana asıllı İtalyan'ın çok önünde. Hani derler ya form geçici klas kalıcıdır diye. Gelelim asıl meseleye.

Foto 8 Penaltı öncesi Balotelli ceza sahasına girmeden Mammana'yı egale etti.

Foto 9 Gaspar'ın Balotelli'ye müdahalesi.

Foto 10 Balotelli'nin Mammana'yı egale edişini farklı bir açısı

Bu karede de gördüğümüz üzere Balotelli'nin topu alışı, alan hakimiyeti ve pozisyona girmesi A sınıf bir santrfor işi. Lakin;

Foto 11 Balotelli'nin kötü penaltı vuruşu.

Bu penaltı atışıda bir o kadar kazma forvet işi. 

Foto 12 Nice taraftarının Lyon Başkanı Aulas'a göndermesi.

Son bir şey daha...

Nice taraftarları Lyon Başkanı Aulas'a göndermede bulunmuş; ''Balotelli ile oynamak için FIFA 17 al.'' 
Çok ince ve naif bir mesaj... Nice taraftarı Mario'yu o kadar gözlerinde büyütmesinler derim...

14 Ekim 2016

Siftah...


Aslında proje bana 2012 yılında gelmişti... Konseptin ana teması süper lig maçlarının yorumlanması ve haftanın gelişen olaylarının analizlerini yapmak üzerineydi. Yayın mecrası olarak radyo düşünülmüştü ama sonrasında gelişen olaylar hem konseptin hem de yayın platformunun değişmesine yol açtı. Akabinin de programın isim telaşı başladı. Sağ olsun Ali Ece beni kırmadı ve bu soruna çözüm buldu. Önlibero...

Program ismi tamamdı, yayınlanacak kanal tamamdı lakin çağın gereksinimi değişmişti. Eskiden elle gösterilen evlerde bulunan uydu platformu şimdilerde hemen her yerde boy gösteriyordu. Bizde ise durum farklıydı. İçel Tv'de program yapacaktık ama kanal karasal yayın yapıyordu. Teknoloji çağındaydık ve kitlelere ulaşmak çok zor değildi lakin karasal yayın yapan bir kanalda işimiz pek kolay görünmüyordu. Önceleri sosyal medyadan adımızı duyurmaya çalıştık. Derdimiz para kazanmak ya da maddi getirilerle alakalı değildi. Sevgili Vedat Serin'le bir yola çıkmıştık ve şehrimizde futbolun konuşulmasını istiyorduk.

2013 Eylül'ün de başladık bugünlere geldik. Kimleri ağırlamadık ki... Levent Arıkdoğan, Nasır Belci, Vedat Yüksel, Mehmet Nacir, Volkan Toslak, Hasan Çadırcı, Esat Durak, Hüseyin Çalışkan daha aklıma gelmeyen bir çok isim. Vedat Serin'le başladık sonrasında kadro değişti bugün Muharrem Çağatay ve Mahmut Altunbakır'la yolumuza devam ediyoruz. Zaman bize Mersin İdman Yurdu'na iki yönetici transfer ettirdi. Muharrem abi Mersin İdman Yurdu Basın Sözcüsü, Mahmut abi ise kulübün altyapı koordinatörü oldu. Ve Önlibero'da değişmeyen tek şey Mersin İdman Yurdu ve Mersin'in futbolunu konuşmak oldu.

Ve dün bir telefon geldi. Arayan Erdemli Belediyesi Basın Sorumlusu sevgili Adem Bey'di. Bizi Erdemli Belediyesi'nin gelenekselleşen ödül törenine davet etti. Bölgede yayın yapan spor programları içinden Önlibero'yu ödüle layık görmüşler. Ödüle layık görülmek çok güzel de esas güzellik bu ödüle bizi layık gören jürinin akademisyenler ve basın emekçileri gibi değerlerden oluşması. Yani öyle rica ve maddi güçle alınan ödüllerden değil... Tamamen alın teri!

Davet bize dün ulaştı. 3 günlük bir program hazırlamışlar. Bugün akşam 19:00 itibariyle başlıyor pazar günü saat 12:00 itibariyle sona eriyor.  Bu akşam Erdemli Klikya Otel'de Yeni Medya ve Nitelik Sorunu üzerine bir çalıştay olacak. Cumartesi günü de Erdemli Kültür Merkezi'nde CNN Haber Sunucusu Gazeteci Burak Törün'ün söyleşisi olacak.. Akşam saat 21.00 itibariyle Barbarossa Otel'de ödül töreni gerçekleşecek. Bizde 4. yılımıza girerken ilk ödülümüzü kısmetse orada alacağız. 

13 Ekim 2016

Bir Sandviç ve Kolanın Yücelttiği Adam

Kuzey Rosario'da sıradan bir günde öğleden sonra tesadüfen fotoğrafçının objektifine yakalanan çocuk birazda photoshop yardımıyla bir dergi kapağını süslemişti. O tarihten tam 9 yıl sonra aynı çocuk bu defa gençlik yıllarının başında Barcelona alt yapısına seçiliyordu. 2001 yılında Arjantin'de ki o kriz olmasa kasap olan babası Kanarya Adaları'na iş bulmak için hiç gitmeyecekti ve bugün belki de O'nu konuşmuyor olacaktık.


Sampdoria'ya gelmesiyle A takıma çıkması, akabininde Inter gibi bir deve gitmesi çok çabuk süre geliyordu ama O'nun hayatındaki dönüm noktası bir sandviç ve kolaydı. Evet... Bildiğiniz bir sandviç ve kola! Kuzey Rosario'nun mütevazi kulübü Sarratea'nın Mauro'yu keşfetmesindeki detay Mauro'nun annesi Analia'nın seçmelere katılmak istemeyen oğlunu sandviç ve kolayla ikna etmesiydi. Hayat böyle enteresandı. Bir sandviç ve kola bugün sizi almak isteyen kulübe sözleşmenizdeki110 milyon avroluk fesih bedelini ödetmeye mecbur kılıyordu.

Bir ekonomik kriz, arkasından Kanarya Adaları ve bu hikayenin başlamasına sebep olan en önemli başlangıç noktası sandviç ve kola... Tabi İspanya yolcuğunun ana nedeni Icardi'nin babası Juan Carlos'un aynı zamanda İtalya pasaportuna da sahip olmasıydı. Başlarda kaleci olan Icardi sonrasında Vecindario'ki hocasının şimdilerde Roma'da sıkça eleştirilere maruz kalan teknik adam Spaletti'den esinlenerek 4-2-3-1 taktiğinde forvette Icardi'ye yer vermesiyle bambaşka bir boyuta taşınıyordu. Yaklaşık 5 sene kalecilik yapan Icardı Kanarya Adaları'nda 400 gol barajını aşınca hemen devreye Real Madrid gözlemcisi Sixto Alfonso devreye giriyor ve bu yeteneği Madrid'e götürmeyi kafasına koyuyordu. Icardi'nin peşinde bir tek Real Madrid yoktu. Sevilla, Deportivo La Coruna, Valencia, Atletico Madrid, Espanyol ve Barcelona... Arsenal, Liverpool ve Manchester City'de Icardi transferi için yoğun mesai harcıyordu.

 Tabi bu yarıştan galip çıkan Katalanlar olmuştu. Icardi La Masia'yı istiyordu çünkü orada hem idolü hemde memleketlisi Leo Messi vardı. Rosario'da Messi'nin ismini sıklıkla duyuyor ve tıpkı onun gibi futbolu Newell's Old Boys'ta bırakmak istiyordu. Icardi için zor bir yol başlamıştı ve Katalonya'da günler istediği gibi geçmiyordu. Kanarya Adaları'nda bıraktığı kız arkadaşını özlüyor ve Barcelona A Takımı'na çıkmak içinde sabırsızlanıyordu. Bu sabırsızlığı ve babası Juan Carlos'un sayesinde aldığı İtalyan pasaportu Mauro'ya Sampdoria kapılarını açıyordu. Yazının ikinci paragrafının başında da dediğim gibi Sampdoria serüveninin başlamasıyla Inter serüvenin başlaması arasında çok büyük bir zaman dilimi yoktu. Tabi bunda kendisinden 9 yaş büyük olan eşi Wanda'nın da payı büyüktü. Cenova'da kendisine en büyük desteği veren vatandaşı, abisi sayılan Maxi Lopez'in eşi Wanda'ya gönlünü kaptıran Icardi, olayı bir tık daha ileriye taşıyarak Maxi Lopez'in çocuklarının resmini koluna dövme yaptırıyordu.

Lopez bu büyük ihaneti hazmedemedi elbette.. Inter le karşılaştıkları ilk maçta vatandaşı Icardi'nin uzattığı eli sıkmadı. Tepkisini medenice ortay koydu. Ama bu olaylar Icardi'yi pek etkilemedi. O, futbolunu bir level daha yukarı çıkardı ve bugün Icardi'yi almak isteyen kulüp masaya sözleşme fesih bedeli olarak 110 milyon avro koymak zorunda. Yaz transfer sezonunda Atletico Madrid ve Chelsea'nın tekliflerini ret eden Icardı kulübü Inter ile 4 yıllık yeni bir sözleşmeye imza attı. Futbol severler bugün futbolculara ödenen astronomik rakamlara alıştı belki ama Icardi mevcut formunu devam ettirdiği taktirde o rakamları çok başka boyutlara taşıyacak gibi duruyor. Futbola annesinin sandviçle kandırdığı bir çocuk olarak başlayan bu genç Arjantinli, kalecilik yıllarından kalan bilgisini Maxi Lopez'den aldığı mastırla başka şekilde çevirdi ve gittikçe ilginin azaldığı Serie A'ya başka bir heyecan kattı. Tabi onun heyecanına tek kapılan bizler değiliz... 

7 Ekim 2016

Sıradanlaşan Hollanda




Bundan 2 sene evvel bir Hollanda macerasına başlamıştık. Güzel bir projeydi. Winonbet.com sitesinde Hollanda Eredevisie editörlüğü görevini üstenmiştik. Proje ilk senenin ardından devam eden sezonda sekteye uğradı. Yaklaşık 1 yıllık bir sürenin ardından dün itibariyle tekrar start aldı. Yeni isim Taraftarturk.com. Bir yerde Winonbet.com'un devamı. Malumunuz önceki proje bahis üzerineydi ama şimdiki oluşum tüm sporları kapsayan haber içerikli ve detay yazılarının olduğu bir mecra olacak. Bende kaldığım yerden Eredevisie'den devam ediyorum.  Merak edenler bir göz atabilirler.

Hollanda'ya bir yerde görev icabı merak sarmışken yakından izleyince gerçekten çok beğendiğim bir lig oldu. Maç yayınları şuanda Tivibuspor tarafından sağlanıyor. PSV, Ajax ve Feyenoord öncelikleri. 3 takımdan ikisi birbiyle karşılaşırlarsa diğer takımların içinden haftanın kalibresi en yüksek maçını yayınlıyor Tivibuspor. Yani hafta da 3 maç dışında diğer takımları izlemek isterseniz epey bir çaba göstermeniz gerekiyor. Link gibi, DNS ayarı değiştirmek gibi. Bir yerde de ekran çözünürlüğü de devreye girebiliyor.

Şartların zorluğunu bahane olarak görmeden son 3 sezondur severek takip ediyorum ve seyir açısından oldukça zevkli bir lig. Bazen mantık sınırlarını zorlayan bireysel hatalar olsa da -gol- sayılarının ve gollerin estetik açısından güzelliği bende farklı bir lezzet bırakıyor. Son zamanlarda da epey potansiyelli ismi Avrupa futboluna sundular. Sürekli futbolcu sirkülasyonu olsa da futbol felsefesinin aynı kalması kalitenin düşmesine rağmen seyir anlamında ''futbol''çok fazla erezyona uğramıyor. 

Bugünde Eredevisie'nin çatısı olan Hollanda Milli Takımı'nın maçı var. Rakipleri Belarus. Yada diğer adıyla Beyaz Rusya. Portakallar 2016'dan sonra 2018'i de es geçmek istemiyor. Zira tarihlerinde 3 kere Dünya Kupası finali oynamışlıkları var. Lakin istemeleri finallere gitmek için yetmiyor. Biraz da çaba ve becerikli olmaları ziyadesiyle elzem görünmekte. Benim bu konuda fikrim net ve değişek gibi durmuyor. Danny Blind'le bu işin uzak ihtimal olduğu...

Burda bir diğer ayrıntı da Portakallar'ın son zamanlarda ki kadro mühendisliği. 2018 Rusya yolundaki ilk rakipleri İsveçti. Zlatan İbrahimovicsiz epey bir suradan görünen İsveç karşısında Hollanda'da pek olağanüstü değildi. Öyleki yedek kulübesinde tabelayı değiştreceğine inandığı oyuncu olmayınca Blind son değişiklik hakkını dahi kullanmadı. Tabi buradaki insiyatif teknik adama ait. Oyuncu seçme konusunda ülkemizinde yaşadığı ikilem ortada. Lakin oyuncu havuzu ne kadar geniş olursa olsun oynadıkları liglerin zorluk derecesini gözönünde bulundurunca Blind'e bir yerde kızamıyorsunuz.

Blind'in bugünkü açıklamalarını Hollanda'nın iyi haber sitelerinden olan AD'den okudum. Zoet mi Cillessen mi sorusuna Cillessen cevabını vermiş. Yani kafasında bir kadro var. Lakin soruyu soran gazeteci Skatelenburg ve Zoet'in sürekli oynadığını ama Cillessen'in oynamadığını da hatırlatmış... İşte bamtelinn koptuğu yerde burası olmuş. Zira Hollanda takımının en büyük dezavantajı mevcut oyuncularının big five dediğimiz (İngiltere, İspanya, Almanya, İtalya ve Fransa) liglerde çok fazla forma giymemesi.

İsveç maçının kadrosuna bir göz atalım;

  • Zoet (PSV)
  • Janmaat (Newcastle United)
  • Jeffrey Bruma (Wolsburg)
  • Virgil van Dijk (Southampton)
  • Daley Blind (Manchester United)
  • Kevin Strootman (Roma)
  • Davy Klaassen (Ajax)
  • Wijnaldum (Liverpool)
  • Wesley Sneijder (Galatasaray)
  • Promes (Spartak Moskova)
  • Vincent Janssen (Tottenham)
İlk 11'den 9 oyuncu Hollanda dışında forma giyiyor. Sağbek Janmaat'ın İsveç maçındaki performansı geçer not almadı. Yerine Feyenoordlu Karsdorp'un forma giymesi kesin gibi. Tandemde Bruma ve van Dijk olacak. Bruma Wolsburgla lige çok iyi başlamadı. 2-1 kaybettikleri Werder Bremen maçında da izleme şansım oldu. Partneri Wollscheid'le tam bir uyum yakalayamadı. Milli takımdaki partneri van Dijk ise kulübü Southampton'un ligdeki ilk 9 maçında da forma giydi. Ronald Keoman'dan sonra Hollanda adına oyunu geriden en iyi kuran oyunculardan biri oldu lakin defans hattında yerini kaybetmesi ve kademelerde yavaş kalması en büyük eksikliği. Sol bekte ise oğul Blind var. Luis van Gaal ile 2014 Brezilya'da harika bir performans göstermişti. Ama öncesinde Ajax ile de ligde çok iyi bir grafik yakalamıştı. Takip eden sezonda Manchester'a geç gelen transferinden ötürü Eredevisie'de ilk 3 maçta resmen dökülmüştü. Ve bugün hala toparlanmış görünmüyor. Ajax ve Hollanda Milli Takımı'nda ortanın sol içinde oynadığında çok iyiydi ama sol bekte sanki hapsolmuş gibi. 

Orta sahaya baktığımız da ise Klassen Ajax'ta ayakta kalan isimlerden. Bu sezon başında Ajax'tan ayrılmasını beklediğim isimlerdendi. Takımı Peter Bosz ile yeni bir maceraya başladı ama Şampiyonlar Ligi'ne kalamadılar. Krosnadar maçlarında da sahada yoklardı. Ligde son haftalarda toparlandılar belki ama Eredevisie'nin kolay bir lig olduğunun altını çizmeyi de unutmayalım. Strootman ise Roma'da iyi gidiyor ama İsveç maçında yedikleri goldeki hatası çok büyüktü. Son iki sezonda yaşadığı büyük sakatlıklar sanki oyuncunun çehresini değiştirmiş gibi. Wijnaldum ise Liverpool'da Kloop'un istediği bir isimdi. Çok ciddi bir bonservis ödediler ve oyuncu da hakkını şuana kadar verdi. İsveç maçında 66. dakikada oyundan alınması da tamamen teknik adamın taktik değişikliğe gitmesiden ötürüydü ama çıkarttığı isim Wijnaldum olmamalıydı.

3.bölgeye geldiğimizde ise Twente ile çıkış yakalayan ama tercih ettiği lig Rusya olan Promes, Galatasaray'dan Sneijder ve Tottenham'da Harry Kane'nin yedeği olan Janssen İsveç maçında oynayan isimlerdi. Bu maçta da aynı isimler boy gösterecek. Yetenekleri tartışılmaz ama Şampiyonlar Ligi'nde en az yarı final hedefleyen takımların hiç birinde asıl adam olmayacak isimler. Maalesef durum bu. Dünya Kupası'na Avrupa Kıtası'ndan 14 takım katılacak. 9 grupta toplam 54 takım mücadele ediyor.  Bunlardan Rusya ev sahibi kontenjanından katılacağı için sayı şampiyonaya gidecek takım sayısı 13'e düşecek. Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya'yı da düşersek kalıyor 8 takım. O meşhur sekiz olabilmek için 49 takımdan 41'ini geçmeniz gerekli. İsviçre, Portekiz, Sırbistan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Ukrayna, Macaristan, Turkiye, Belçika... Liste uzayıp gidiyor. 

İhtimaller dairesinden baktığınız da 54 takım içinden 14 takım arasına girme şansınız %3,8. Bugün %3,8 içine girmesi garanti olan en az 10 takım sırlayabiliriz ama o 10 takım içine Hollanda'yı direk yazma ihtimalimiz bir hayli düşük. Uluslarası kalitede bir çok oyuncusu olan ama gitgide sıradanlaşan bir Hollanda izlemeye başladık. Tarihlerinde böyle düşüş yaşadıkları dönemler var ama bugün geldikleri noktada ilerisi için tünelin ucundaki ışık bir hayli az...

Son bir anektod daha ekleyelim... Hollanda adına şuanda en fazla gol atan oyuncu Fenerbahçeli van Persie. Bununla ilgili bir analizde daha sonra yaparız...