13 Ekim 2016

Bir Sandviç ve Kolanın Yücelttiği Adam

Kuzey Rosario'da sıradan bir günde öğleden sonra tesadüfen fotoğrafçının objektifine yakalanan çocuk birazda photoshop yardımıyla bir dergi kapağını süslemişti. O tarihten tam 9 yıl sonra aynı çocuk bu defa gençlik yıllarının başında Barcelona alt yapısına seçiliyordu. 2001 yılında Arjantin'de ki o kriz olmasa kasap olan babası Kanarya Adaları'na iş bulmak için hiç gitmeyecekti ve bugün belki de O'nu konuşmuyor olacaktık.


Sampdoria'ya gelmesiyle A takıma çıkması, akabininde Inter gibi bir deve gitmesi çok çabuk süre geliyordu ama O'nun hayatındaki dönüm noktası bir sandviç ve kolaydı. Evet... Bildiğiniz bir sandviç ve kola! Kuzey Rosario'nun mütevazi kulübü Sarratea'nın Mauro'yu keşfetmesindeki detay Mauro'nun annesi Analia'nın seçmelere katılmak istemeyen oğlunu sandviç ve kolayla ikna etmesiydi. Hayat böyle enteresandı. Bir sandviç ve kola bugün sizi almak isteyen kulübe sözleşmenizdeki110 milyon avroluk fesih bedelini ödetmeye mecbur kılıyordu.

Bir ekonomik kriz, arkasından Kanarya Adaları ve bu hikayenin başlamasına sebep olan en önemli başlangıç noktası sandviç ve kola... Tabi İspanya yolcuğunun ana nedeni Icardi'nin babası Juan Carlos'un aynı zamanda İtalya pasaportuna da sahip olmasıydı. Başlarda kaleci olan Icardi sonrasında Vecindario'ki hocasının şimdilerde Roma'da sıkça eleştirilere maruz kalan teknik adam Spaletti'den esinlenerek 4-2-3-1 taktiğinde forvette Icardi'ye yer vermesiyle bambaşka bir boyuta taşınıyordu. Yaklaşık 5 sene kalecilik yapan Icardı Kanarya Adaları'nda 400 gol barajını aşınca hemen devreye Real Madrid gözlemcisi Sixto Alfonso devreye giriyor ve bu yeteneği Madrid'e götürmeyi kafasına koyuyordu. Icardi'nin peşinde bir tek Real Madrid yoktu. Sevilla, Deportivo La Coruna, Valencia, Atletico Madrid, Espanyol ve Barcelona... Arsenal, Liverpool ve Manchester City'de Icardi transferi için yoğun mesai harcıyordu.

 Tabi bu yarıştan galip çıkan Katalanlar olmuştu. Icardi La Masia'yı istiyordu çünkü orada hem idolü hemde memleketlisi Leo Messi vardı. Rosario'da Messi'nin ismini sıklıkla duyuyor ve tıpkı onun gibi futbolu Newell's Old Boys'ta bırakmak istiyordu. Icardi için zor bir yol başlamıştı ve Katalonya'da günler istediği gibi geçmiyordu. Kanarya Adaları'nda bıraktığı kız arkadaşını özlüyor ve Barcelona A Takımı'na çıkmak içinde sabırsızlanıyordu. Bu sabırsızlığı ve babası Juan Carlos'un sayesinde aldığı İtalyan pasaportu Mauro'ya Sampdoria kapılarını açıyordu. Yazının ikinci paragrafının başında da dediğim gibi Sampdoria serüveninin başlamasıyla Inter serüvenin başlaması arasında çok büyük bir zaman dilimi yoktu. Tabi bunda kendisinden 9 yaş büyük olan eşi Wanda'nın da payı büyüktü. Cenova'da kendisine en büyük desteği veren vatandaşı, abisi sayılan Maxi Lopez'in eşi Wanda'ya gönlünü kaptıran Icardi, olayı bir tık daha ileriye taşıyarak Maxi Lopez'in çocuklarının resmini koluna dövme yaptırıyordu.

Lopez bu büyük ihaneti hazmedemedi elbette.. Inter le karşılaştıkları ilk maçta vatandaşı Icardi'nin uzattığı eli sıkmadı. Tepkisini medenice ortay koydu. Ama bu olaylar Icardi'yi pek etkilemedi. O, futbolunu bir level daha yukarı çıkardı ve bugün Icardi'yi almak isteyen kulüp masaya sözleşme fesih bedeli olarak 110 milyon avro koymak zorunda. Yaz transfer sezonunda Atletico Madrid ve Chelsea'nın tekliflerini ret eden Icardı kulübü Inter ile 4 yıllık yeni bir sözleşmeye imza attı. Futbol severler bugün futbolculara ödenen astronomik rakamlara alıştı belki ama Icardi mevcut formunu devam ettirdiği taktirde o rakamları çok başka boyutlara taşıyacak gibi duruyor. Futbola annesinin sandviçle kandırdığı bir çocuk olarak başlayan bu genç Arjantinli, kalecilik yıllarından kalan bilgisini Maxi Lopez'den aldığı mastırla başka şekilde çevirdi ve gittikçe ilginin azaldığı Serie A'ya başka bir heyecan kattı. Tabi onun heyecanına tek kapılan bizler değiliz... 

Hiç yorum yok: