30 Ağustos 2019

Kluivert sendromu



Danimarkalı Christian Rasmussen; ''Ajax tarihine adımı yazdırmak burada güzel anılarla hatırlanmak istiyorum.'' diyordu yeni takımına imza atarken. Vatandaşı Dolberg'de 4 yıl önce aynı hissiyatla gelmişti bu futbolcu fabrikası bereketli coğrafyaya. Bu kulüp için özel oyuncu olmak o formayı terleten her futbolcu için değerlidir elbette. İşte o değerlerden biri olan Bergkamp; ''O'nu ilk Jong AZ maçında izlediğimde yanımda Frank de Boer vardı. Göz göze geldik. Ceza sahası içinde gol hissi çok yüksek, vücudu çok güçlü ve bir o kadarda teknik bir oyuncuya Kluivert sonrası rastlamamıştım. Dolberg, Kluivert sonrası 9 numaranın mirasını taşıyabilecek oyuncudur.'' diyordu.

O yeteneği Dolberg'e forma şansını geciktirmedi. Polonyalı Milik'in Napoli'ye transferi sonrası Mateo Cassierra'da hayal kırıklığı yaratınca Danimarkalı 9 numaraya erken yerleşti. Frank de Boer etkisini de unutmayalım. Dolberg Arsenal efsanesi Iceman ile antrenman yapıyor ve Bergkamp'tan futbolu adına çok şey öğreniyordu. Frank de Boer sonrası göreve gelen Peter Bosz ile de uyum içinde çalışıyordu. Kluivert sonrası yaşanan sendroma çare olmuş gibiydi. Manchester United'a kaptırılan Avrupa Ligi Kupası final maçından hemen sonra Monaco Ajax'ın kapısını çalıyor ve 50 milyon euro ile Danimarkalı'yı kadrosuna katmak istiyordu.

İdari Direktör Marc Overmars bu teklifi yeterli görmüyor ve oyuncusunun değerini çok fazla katlayacağını düşünüyordu. Monaco'ya ret cevabı verildi. Bosz Bundesliga yolunu tutarken takımın başına altyapıdan Marcel Keizer getirilmişti. Dolberg antrenman verileri incelendiğinde hep ön sırada yer alıyordu. Bu arada kadro derinliği ve Dolberg'i yedeklemesi için eski dost Huntelaar'da takıma katılmıştı. Sezon içinde ise işler tersine dönmeye başladı. Önceleri Huntelaar'la girdikleri forma yarışında yerini kaybetti. Sonrasında hayatının akışını değiştirecek olan sakatlığını. 

Ligin ilk yarısının bitimiyle Kaizer takımdan ayrılıyor ve yeni teknik patron Erik ten Haag oluyordu. Sezonun ikinci yarısına sakatlıkla başlayan Dolberg uzun süre forma giyemedi. Sezon başında antrenman verilerinde birinci sıradaki Danimarkalı sakatlığı nedeniyle hazırlık kampını kaçırmış ve yeni teknik direktör tan Haag'ın da bu notları arasında yer almıştı. Ligde 11 maçta formasından uzak kalan Dolberg bu esnada Huntelaar'ın da artan formu sonrası iyice kızağa çekilmişti. 2016/17 sezonunda 48 maçta 23 gol 8 asistlik performansı, 2017/18 sezonunda ise 30 maç 9 gol 2 asistle sınırlı kalıyordu. Geçtiğimiz sezon ise Şampiyonlar Ligi'de dahil 39 maç 12 gol 2 asist.



Dolberg'in düşen performansı ve Huntelaar'ın da yaşını göz önünde bulunduran ten Haag takıma yeni bir hücum oyuncusu alınması gerektiğini rapor edince sahneyi bu defa Dusan Tadic alıyordu. Dolberg için sonun başlangıcı start almıştı. Sırp forvet, Ziyech ve Neres ile müthiş bir uyum sağlamış ve takım lig şampiyonluğunun yanı sıra Şampiyonlar Ligi'nde finalin eşiğinden dönmüştü. Ayağından yaşadığı sakatlık sonrası performansını yeterli görmeyen ten Haag'ın gözünden iyice düşen Dolberg içinde ayrılık vakti gelmişti. Bu defa kapıyı çalan ise Monaco'nun ezeli rakibi Nice idi. Ödenen bonservis bedeli ise 20 milyon euroda kalmıştı. Oysa Overmars O'nun için 3 haneli rakamları hayal ederken... 

Geçtiğimiz günlerde Serie A ekibi Genoa'nın yolunu tutan Lasse Schöne Dolberg için '' O sakatlık olmasaydı bugün çok başka yerlerde olurdu. Unutmayalım ki o hala 21 yaşında ve önünde başarması için çok uzun yıllar var.'' diyor. 

Dolberg için Fransa Ligue 1 ve Nice yeni bir başlangıç, O'nun ayrılığı ise Ajax için sendromun devamı gibi. Bugünler de Tadic bu sıkıntıya çare olmuş gibi ama onunda yaşının 32'ye doğru gittiğini unutmayalım. 34 maçlık Eredevise, Hollanda Kraliyet Kupası ve Avrupa maçları. Tadic'i yedekleyen Huntelaar'da 37'ye merdiven dayamışken... Belkide çare 18'lik Lassina Traore'dir. Kim bilebilir ki?

14 Haziran 2017

Tarih seni de yazar...


Madrid'e son zamanların en durağan futbolunu oynatan ama sezonu Laliga ve Şampiyonlar Ligi'nde zirvede bitiren Fransız, Madrid'in şaşalı tarihinde bir köşede yerini almasını bildi. Futbol her zaman netice oyunudur. Tarih iyi futbol oynayanı değil kupa kazananları yazar!